Sıcak Haberler

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'u Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nde kabul etti. Görüşmede yerli otomobil üretimi konusunun gündeme geldiği öğrenildi. Saat 15:40'da başlayan görüşme yaklaşık 40 dakika sürdü. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, görüşmenin ardından dışarıda bekleyen gazetecilere açıklama yapmadan ofisten ayrıldı. Basına kapalı gerçekleşen görüşmeye ilişkin başbakanlıktan da herhangi bir açıklama yapılmadı. Ancak görüşmede yerli otomobil üretimi konusunun gündeme geldiği öğrenildi. Rahmi Koç, ameliyatında sonra evinde dinlenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mektupta, sağlığın demokrasi gibi olduğu ve elden gitmeyince kıymetinin bilinmeyeceğini, çok önemli olduğunu ve dikkat etmesi gerektiğini yazmıştı.

Ada’nın en saygın gazetelerinden The Guardian’ın internet sitesinde düzenlediği, “Premier Lig’in gelmiş geçmiş en güzel golü” anketinde birincilik Galatasaray'ın İsveçli yıldızı Elmander'in oldu. İngiltere 1. Ligi’nin, Premier Lig ismiyle 1992-93’teki başlangıcından itibaren bugüne kadar atılan 19 bin 964 golün arasından en güzel 50’si aday goller olarak belirlendi. Birbirinden güzel gollerin yer aldığı ankette Guardian okurları Elmander’in 2010-2011 sezonunda Bolton formasıyla Wolves’e attığı golü yüzde 27’lik oranla ilk sıraya yerleştirdi. İkinciliği Arsenalli Bergkamp’ın 2001-02’de Newcastle’a attığı gol alırken, 3.’lük ise Wayne Rooney’nin geçen sezon Manchester City’ye attığı röveşata golüne gitti. Elmander, Premier Lig’in zirvesine çıktığı golde, sırtı dönük aldığı topu, zarif bilek hareketleriyle rakiplerinden sıyrıldıktan sonra ağlarla buluşturmuştu.

Diyarbakır’ın Dicle İlçesi kırsalında sayıları 50’yi bulduğu belirtilen PKK’lı teröristlere yönelik başlatılan hava destekli operasyonda PKK'lılar Kobra helikopterleri tarafından yoğun ateş altına alındı. Operasyon sürerken, Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, "Kesin olmamakla birlikte 15-20 teröristin etkisiz hala getirildiğini düşünüyoruz" dedi. Karadan komandoların sevkedildiği Görese Dağı’nda PKK’lıların kullandığı bir çok sığınağın ele geçirildi. Komandoların ile PKK’lılar arasında çatışma sürürken, güvenlik güçlerinin PKK’lıların kullandığı ana sığınağı da hedef aldığı kaydedildi. Yetkililer, bölgede operasyonların sürdüğünü ve henüz sonuçlanmadığını belirterek, operasyon sonunda açıklama yapılacağını belirtti. 20 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ Diyarbakır’ın Dicle İlçesi kırsalındaki Görese Dağı’nda PKK’lı teröristleri etkisiz hale getirmek için başlatılan hava destekli operasyon sürdürülürken; Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, "Kesin olmamakla birlikte 15-20 teröristin etkisiz hala getirildiğini düşünüyoruz" dedi. Diyarbakır’ın Dicle ile Elazığ’ın Arıcak İlçeleri arasındaki Görese Dağı’na kış üstlenmesine gelen yaklaşık 50 PKK’lıyı etkisiz hale getirmek için 3 gün önce başlatılan ve Özel Harakat Polis timlerinin de katıldığı hava destekli operasyon kötü hava koşullarına rağmen sürdürülüyor. Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, operasyonun sonuçları ve kaç teröristin etkisiz hale getirildiği konusunda şu aşamada açıklama yapmalarının doğru olamayacağını da söyledi. Toprak, "Bölgede sığınaklar ve mağaralar var. Bölgenin mayınlandığını biliyoruz. Bu nedenle arazi arama ve tarama faliyetlerine şu aşamada henüz başlamadı. Bölgeye çevre bölgelerden kış üstlenmesi için gelen 40-50 teröristin olduğunu tahmin ediyoruz. 3 gündür süren çatışmalardan kesin olmamakla birlikte 15-20 teröristin etkisiz hala getirildiğini düşünüyoruz. Ama kesin sonuç, operasyondan sonra arazi arama ve tarama faliyetlerinde ortaya çıkacaktır. Çünkü teröristlerin ölen ya da yaralanan arkadaşlarını kaçırdıklarını ve sakladıklarını biliyoruz. Operasyon hava destekli olarak katılan bütün birliklerin uyum ve koordinasyon içerisinde devam ediyor. Zaiyat vermemek için operasyona katılan birlikler büyük bir titizlik gösteriyor. Operasyon bittikten sonra sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır" dedi. BDP’LİLERİN GİDİŞİNE İZİN VERİLMEDİ Görese Dağı’nda güvenlik güçlerinin PKK’lıları etkisiz hale getirmek sürdürdüğü operasyonları protesto etmek isteyen BDP’lilerin dağa gitmek istemelerine, güvenlik güçleri izin vermedi. Sabah saatlerinde BDP Diyarbakır il başkanlığı önünde toplanan ve aralarında Demokratik Toplum Kongeresi (DTK) Genel Başkan Yardımcısı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zendellioğlu’nunda aralarında bulunduğu partililer, 30 araçlık konvoy ile Dicle İlçesi’ne doğru hareket etti. Ancak konvoyun önü Diyarbakır çıkışındaki Üçkuyular Mevkii’nde polis tarafından kesildi. Burada yapılan kontrollerde 5 aracın evrakları eksik olduğu gerekçesiyle geçişine izin verilmedi. BDP’liler daha sonra BDP Dicle ilçe teşkilatı önüne gelerek burada toplandı. Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu yaklaşık 1000 kişi Görese Dağı’na doğru yürüyüşe geçti. Önlem alan güvenlik güçleri yürüyen grubun önünde 1 kilometre sonra keserek geçişlerine izin vermedi. Polis, milletvekillerine bundan sonraki bölgenin güvenlikli olmadığını ve tehlikeli olduğunu belirterek geçişlerine izin veremeyeceklerini bildirdi. Bunun üzerine milletvekili Aysel Tuğluk, "Biz oraya yürümek için geldik. Sizinle karşılaşmak ya da konuşmak için gelmedik, operasyonların durması ve insanların ölmesini engellemek amacıyla buradayız. Bize izin verin oraya giderek kendi gözlerimizle orada neler oluyor görmek istiyoruz. Beni operasyonu yapan komutanla görüştürün, ben ne yaptıklarını öğrenmek istiyorum" dedi. Polis, Tuğluk’u dinledikten sonra sadece milletvekillerinin geçişine izin verebileceklerini söyledi. Milletvekili Tuğluk ve Hüsamettin Zendellioğlu’nun da aralarında olduğu 15 kişi yaya olarak dağlık alanı doğru yürülmeye başladı. Bu sırada Dicle’de bekleyen protestocular ile güvenlik güçleri arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Milletvekilleri Tuğluk ve Zendelioğlu’nun aralarında bulunduğu grup yaklaşık 2 saat süren yürüyüşün ardından dağlık bölgeye geldi. Uzaktan Görese Dağı’nın göründüğü bölgede polis yeniden gruban yolunu keserek bundan sonra 'can güvenlikleri' olmadığı gerekçesiyle kesinlikle gecişlerine izin verilmeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine Tuğluk, "Tamam operasyon bölgesine izin vermiyorsunuz ama oradaki köylülerle görüşelim. Son durumu onlardan öğrenelim" dedi. Ancak güvenlik güçleri bu talebi de kabul etmeyince, grup Dicle’ye geri döndü. YOĞUN ASKERİ HAREKETLİLİK VAR Milletvekilleriyle gazetecilerin de gittiği bölgede yoğun askeri hareketlilik göze çarptı. Sikorsky helikopterlerin yoğun uçuş yaptığı bölgede Görese Dağı’ndan da dumanların yükseldiği görülürken, yer yer top ve silah sesleri duyuldu

İstanbul serbest piyasada dolar 1,90 liraya ulaştı. Dolardaki yükselişte yabancı kurumlardan gelen sat tavsiyeleri ve yılbaşı öncesi kapatılan pozisyonların etkili olduğu belirtiliyor. Piyasadaki hacmin düşük olması da doların yükselişini destekliyor. Kapalıçarşı'da 1.8850 liradan güne başlayan dolar açılışın ardından önce 1.8880 liraya, gün ortasında da 1.8910 liraya çıktı. Dolardaki artışın gün sonuna doğru devam ettiği izlenirken, dolar kuru saat 17.00'de 1.90 liraya dayandı ve 1.8985 TL'yi gördü. Dolar saat 17.50'de de 1.90 TL'den el değiştirdi. Cuma kapanışta 1.8805 lira olan dolar böylece 4 Ekim'den tarihinden bu yana en yüksek seviyesini görmüş oldu. Dolardaki yükseliş borsayı da olumsuz etkiledi. İMKB ulusal 100 Endeksi gelen satışlarla günü yüzde 1.79 kayıpla 50 bin 742 puandan noktaladı. TELEKONFERANS BEKLENTİLERİ ABD'Yİ YUKARI ÇEKTİ ABD borsaları, Avrupalı liderlerin euro krizini çözmek amacıyla gerçekleştirdikleri telekonferansın ardından borç krizini çözme yolunda daha somut adımlar geleceği yönündeki beklentilerle, Pazartesi gününe yükselerek başladı. ABD'nin gösterge endekslerinde yüzde 1 seviyesinde artış görüldü. Avrupa borsaları ise Cuma günü kıtanın ekonomik görünümüne yönelik kötümser raporun etkisiyle Pazartesi günü düştü. Borsaların düşüşünde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin ECB'nin devlet tahvili alımını devam ettiremeyeceği ve parasal gevşemenin banka için bir seçenek olmadığını söylemesi de etkili oldu. DOLAR 2 LİRAYA ÇIKABİLİR Global Yatırım Finansal Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, piyasadaki esas sıkıntının Avrupa kaynaklı olduğuna dikkat çekti. Avrupa'nın yeni bir kurtarma fonu açıklaması gerektiğini belirten Uskuay, "Eğer açıklamazlarsa birçok Avrupa ülkesinin kredi notları indirilebilir. Zaten kuruluşlar her gün bunların işaretlerini veriyor. Şu anda Avrupa piyasalarında yılbaşı rehaveti olsa da biz bu not baskısının esas etkilerini Ocak ve Şubat'ta görebiliriz" dedi. Bugün borsada yaşanan düşüşte dolardaki çıkışın etkili olduğunu anlatan Uskuay, "Piyasalarda stres yüksek. Avrupa tarafındaki sıkıntı devam ederse dolarda ocak ayında 2 lirayı görebiliriz. Hatta Avrupa resesyona girecek düşüncesi ile Merkez Bankası faiz indirirse 2 liranın bile üzerine çıkabilir" diye konuştu. MERKEZ BANKASI TETİKTE OYAK Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Alper Erginol, İMKB'nin aşağı yönlü hareketinde yurtdışından ayrıştığına dikkat çekerken, dolarda Merkez Bankası'nın tetikte olduğunu, talebin geçici olmaması durumunda 2 TL seviyesinin mümkün olduğunu söyledi. Erginol şöyle konuştu: "Borsa tarafındaki hareket yurtdışından bir ayrışmayı gerçekleştirdi. Yabancı bankaların, Türk varlıkları için verdiği sat tavsiyeleri bunda etkili oluyor. Ayrıca, yılbaşının yaklaşmasıyla yabancı fonlar da Türk varlıklarındaki pozisyonlarını kapatıyor. Avrupa'daki sıkıntılar da devam ediyor. Bu bölgede güven tesis edilmediği ve borçlanma maliyetleri aşağı gelmedikçe bu bizi de vuracaktır. Borsada 50 binin altına gelinirse 48 bin tutmayabilir ve 45 bin seviyesine doğru bir hareket olabilir. Yaşanan sıkıntılardan dolayı Türkiye'ye kaynak girişi azaldı. Kur tarafında talebi Merkez Bankası karşılıyor. Bu da kurda TL aleyhine bir baskı oluşturuyor. Bu şu anda kur tarafında yaşanan yükselişte de kısmen etkili. Ancak bugünkü yükseliş, bir kamu kurumunun talebiyle gerçekleşmiş geçici bir durum olabilir. Eğer öyle değilse 2 TL'ye doğru bir hareket mümkün olabilir. Ama yine de Merkez Bankası da meydanı boş bırakmayacaktır."

Irak’tan son ABD askerinin çekilmesiyle birlikte patlak veren siyasi krizde, bugün Cumhurbaşkan Yardımcısı Tarık el Haşimi için "teröristler gruplarla bağlantısı olduğu" gerekçesiyle önce yurtdışına çıkış yasağı getirildi, ardından da tutuklama emri çıkarıldı. Haşimi merkezli yaşanan siyası krizin, Irak'ta çoğunluktaki Şiiler ile Sünniler arasındaki gerilimi artırmasından endişe ediliyor. Gündüz saatlerinde üst düzey bir güvenlik yetkilisi, “Beş üyeli yargı komitesi, Tarık el Haşimi’nin ve korumalarından bazılarının terörle ilgili meseleler dolayısıyla yurtdışına çıkmasını yasakladı” dedi. Akşam saatlerinde de günlerdir yalanlanan tutuklama kararının bugün alındığı yönündeki açıklama geldi. Irak İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Adil Daham düzenlediği basın toplantısında, "terörist faaliyetlerle" ilişkisinden dolayı Haşimi hakkında tutuklama emri çıkarıldığını söyledi. Daham, Haşimi'nin koruması olduğunu belirttiği yakalanan bazı zanlıların Haşimi ile son dönemde meydana gelen bazı saldırıların bağlantılı olduğunu itiraf ettiklerini vurguladı. Haşimi’nin korumalarından bazıları “terör faaliyeti şüphesiyle” gözaltına alınmıştı. Daham'ın açıklamasına göre, yakalama emri, beş yargıç tarafından imzalandı. Haşimi’nin ofisinden daha erkan saatlerde yapılan açıklamada, Cumhurbaşkan Yardımcısı’nın evinin çevresinde günlerdir güvenlik güçlerinin barikat kurduğu, bunun taciz niyetiyle atılmış bir adım olduğu ifade edildi. SÜNNİ-Şİİ ÇATIŞMASINDAN ENDİŞE EDİLİYOR Her ikisi de Sünni Irakiye bloğunun üyeleri olan Haşimi ve Başbakan Yardımcısı Salih el Mutlak üzerinde, 28 Kasım’da Irak parlamentosuna düzenlenen ve bir milletvekilini hedef alan bombalı saldırıyla ilgili oldukları iddiasıyla son günlerde yoğun bir baskı kuruldu. Ancak Haşimi ve Mutlak'ın çevresindeki isimlerden yapılan açıklamalarda bu iddialar kesin bir dille yalanlanırken, bu girişimlerin, Sünnileri sindirmek isteyen Şii Başbakan Nuri el Maliki'nin bir oyunu olduğu öne sürüldü. Yönetim kademesindeki bu gerginlik, ülkedeki Sünni ve Şii gruplara da yayılırsa, Irak'ın çok kanlı çatışmalara sahne olabileceğinden endişe ediliyor. Irak’taki Sünni Arap azınlığın oylarının büyük bir bölümünü alan Irakiye bloğu 325 sandalyeli Irak parlamentosunda 82 sandalyeyle en büyük ikinci grup ve elinde dokuz bakanlık bulunduruyor. Maliki seçimlerden sonra bir başka blokla koalisyon kurarak, Irakiye’yi aradan çıkarmış ve başbakanlığı ele geçirmişti. 28 KASIM SALDIRISI ŞÜPHESİ Haşimi, dün akşam, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüşmek üzere Süleymaniye’ye gitmek isterken Bağdat Havaalanı’nda durduruldu. Kafileye Maliki’nin emri doğrultusunda Bağdat’tan ayrılamayacakları bildirildi. Daha sonra korumaların bazıları havaalanında alıkonurken, Haşimi ve beraberindekiler uçakla Erbil’e gitti. İSLAMCILARI O MU YÖNLENDİRDİ? Haşimi hakkında da 28 Kasım’daki saldırının planlayıcılarından biri olduğu gerekçesiyle tutuklama emri çıkarıldığı iddia edilmişti. Saldırıyla ilgili olarak tutuklanan dört İslamcı Parti üyesinin ifadelerinden Haşimi’nin olayın arkasında olduğu sonucunun çıktığı öne sürülmüştü. Ancak bu iddialar dün akşam yalanlandı. Haşimi, 2004’ten 2009’a kadar, Müslüman Kardeşler’in Irak’taki kolu olarak görülen Sünni İslamcı Parti’nin başkanlığını yapmıştı. Ancak 2009’da partiden ayrılarak Irakiye bloğunun bel kemiğini oluşturan Tacdid hareketini kurmuştu. “SADDAM’DAN BETER” Dün de Başbakan Maliki, parlamentodan, yardımcısı Mutlak'a verilen güven oyunun geri çekilmesini talep etti. Irak meclisi yetkilileri 3 Ocak’ta konunun gündeme alınacağını ifade etti. Mutlak, Mart 2010’da yapılacak seçimler öncesinde Saddam Hüseyin liderliğindeki Baas Partisi’ni desteklemekle suçlanmıştı. Mutlak, kısa bir süre önce, sahibi olduğu Babiliye televizyonuna çıkarak Maliki’nin “Saddam’dan beter” olduğunu söyledi. IRAKİYE PARLAMENTODAN ÇEKİLMİŞTİ Hafta sonu bu gelişmeler yaşanmadan birkaç saat önce Cumartesi günü, Irak’taki Sünni Arap azınlığın oylarının büyük bir bölümünü alan Irakiye bloğu, parlamento oturumlarına katılmayacağını açıklamıştı. Eski Başbakan İyad Allavi’nin liderliğindeki blok, bu hamlenin Maliki’nin bütün kararları kendi kendine almasına bir tepki olduğunu belirterek, “Devletin yönetilişi hakkında daha fazla sessiz kalamayız. Bu durum ülkemizi bir bilinmeyene sürüklüyor” açıklamasını yapmıştı

Sık sık silahlı baskın haberlerinin geldiği ABD'de bu kez de California'da kuaför salonuna silahlı saldırı gerçekleştirildi: 8 ölü, 1 ağır yaralı ABD’nin California eyaletinde bir kuaför salonuna düzenlenen silahlı saldırıda 8 kişinin öldüğü, 1 kişinin de ağır yaralandığı bildirildi. Polis yetkilisi Çavuş Steve Bowles bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Güney California’da yaklaşık 25 bin nüfuslu bir sahil kenti olan Orange County’de, 1 kişinin saldırı alanından yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta trafik durdurma noktasında tutuklandığını söyledi. Bowles, tutuklunun üzerinde çok sayıda silah ele geçirildiğini de sözlerine ekledi. ESKİ KARISI KUAFÖRDE ÇALIŞIYORMUŞ Şüphelinin neden böyle bir olayı gerçekleştirdiği, kuaförle nasıl bir bağlantısı olduğu ve ne tür silah kullandığı henüz bilinmiyor. Ancak işyerinin eski çalışanlarından biri, şüphelinin eski karısının bu kuaförde çalıştığını ve olayda onun da hayatını kaybettiğini söyledi.

Bazı mallarda uygulanan Özel Tüketim Vergisi'nde (ÖTV) değişikliğe gidildi. Değişikliğe ilişkin karar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Aralarında motorlu araçlar, alkollü içkiler, cep telefonu ve tütün mamullerinin de olduğu bazı mallarda uygulanan ÖTV ile ilgili kararın yürürlüğe konulması, Maliye Bakanlığı'nın yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu'nca kararlaştırıldı. Buna göre, motor hacmi 1600 cm3'ü geçmeyenlerin vergisi artırılmazken, motor silindir hacmi 1600-2000 cm3 arasında olan araçlarda vergi oranı yüzde 60'tan yüzde 80'e, motor silindir hacmi 2000 cm3'ün üzerinde olan araçlarda, yüzde 84'ten yüzde 130'a yükseltildi. Değişikliğe gidilen mallar arasında tütün ürünleri de yer aldı. Buna göre, tütün içeren purolar, uçları açık purolar ve sigarilloların vergi oranları yüzde 30'dan yüzde 69'a, asgari maktu vergi tutarları ise 0,1325 liradan 0,1450 liraya çıkarıldı. Tütün içeren sigaraların ve tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaraların da vergi oranı yüzde 63'ten yüzde 69'a, asgari maktu vergi tutarı da 0,1325 liradan 0,1450 liraya yükseltildi.

Hatay'ın İskenderun ilçesine bağlı Denizciler Beldesi'nde polis karakoluna PKK'lı teröristlerin saldırısında 1 polis şehit oldu, 3 polis yaralandı. Çıkan çatışmada 'canlı bomba' olduğu belirlenen 1 terörist başından vurularak öldürüldü Denizciler beldesinin İskenderun-Adana karayolu üzerindeki Şehit Polis Kazım Şengül Polis Merkezi Amirliği’ne saat 17.00 sıralarında 34 BD 080 plakalı otomobil ve 06 BD 154 siyah ciple gelen PKK’lı teröristler, uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Saldırıyı erken fark eden polisler de anında teröristlere karşılık verince çatışma çıktı. Bu sırada cipin birinden atlayan ve ’canlı bomba’ olduğu belirtilen bir terörist karakola doğru koşmaya başladı. Yol üzerine karakolun kapısına yaklaşık 1 metre kala terörist başından vurularak öldürülüp büyük bir facia önlendi. Çıkan çatışmada 4 polis memuru yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren teröristler, geldikleri araçlarla kaçtı. Yaralı polisler İskenderun Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen 1 polis memuru şehit oldu. Başından vurulan canlı bomba karakol önünde yatarken, üzerindeki bomba düzeneği nedeniyle uzun süre müdahale edilemedi. Polis, çevre güvenliği alırken, karakolun bulunduğu cadde ve çevredeki bağlantı yolları araç ve yaya trafiğine kapatıldı. VALİ: TERÖR SALDIRISI ÜZERİNDE DURUYORUZ İskenderun’a geçerek olayla ilgili bilgi alan Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, İskenderun-Adana karayolu üzerinde bulunan Şehit Kazım Şengül Polis Karakolu’na düzenlenen saldırıda 1 polis memurunun şehit olduğunu, 3 polis memurunun yaralandığını 1 teröristin ise ölü olarak ele geçirildiğini bildirdi. Lekesiz, "Terör saldırısı üzerinde duruyoruz. Olayda 1 şehit, 3 yaralı polis var. Çıkan çatışmada 1 terörist ölü ele geçirildi. İçinden ateş açılan aracın plakasını belirledik. Görevliler aracı bulmaya çalışıyorlar" dedi. İskenderun Kaymakam Ali İhsan Su, İlçe Emniyet Müdürü Kamil Yıldızkaya ile İlçe Jandarma Komutanı Mustafa Aygen, olay yerine gelerek yetkililerden bilgi aldı. TATBİKATIN YAPILDIĞI BİRLİĞE 1 KİLOMETRE Saldırının gerçekleştirildiği polis karakolu ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ’Yıldırım-2011’ tatbikatının yapıldığı 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Şehit Teğmen Ahmet Tor Kışlası’na yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta olması dikkat çekti. Tatbikat, bugün sona erdi. İSİMLERİ BELİRLENDİ Denizciler Beldesi’ndeki polis karakoluna düzenlenen saldırıda şehit olan polis memurunun Kahramanmaraş’ın Türkoğlu İlçesi nüfusuna kayıtlı Kadir Avcıoğlu olduğu bildirildi. Aynı saldırıda yaralanan polis memurları Ali Zeytin ve Hasan Yılmaz ile sivil memur Halil Kara’nın ise tedavisi İskenderun Devlet Hastanesi’nde sürüyor. Şehit polisin Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaptığı ve 10 gün önce yeni atandığı Denizciler Beldesi’nde göreve başladığı bildirildi. Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Göllühöyük Köyü’nde oturan şehit polis Kadir Avcıoğlu’nun babası Ali Avcıoğlu’na da acı haber de polis yetkilileri tarafından bildirildi. Bu arada öldürülen teröristin cenazesi İskenderun Devlet Hastanesi morguna götürüldü.

A Milli Futbol Takımımız, EURO 2012 Eleme Grubu son maçında Türk Telekom Arena Stadı'nda Azerbaycan'ı 1-0 mağlup ederken Almanya da rakibi Belçika'yı 3-1 yendi.

Böylelikle Türkiye zor da olsa play-off'ta oynamaya hak kazandı Türk Telekom Arena Stadı'nda oynanan mücadelede Millilerimize galibiyeti getiren golü 59. dakikada Burak Yılmaz kaydetti. Grubumuzda oynanan diğer maçta Almanya, Mesut Özil'in 1 gol atıp 2 de asist yaptığı maçta Belçika'yı 3-1'lik skorla mağlup etti. A Grubu'nda oynanan bu maçlar sonrasında Almanya 10'da 10 yaparak 30 puanla direkt UERO 2012'ye katılmaya hak kazandı. A Milli Takımımız ise 17 puan ile A Grubu'nu 2. tamamlayarak play-off'lara katılmaya hak kazandı. 7 Ekim Cuma günü TT Arena'daki maçta A Milli Takımımız'a karşı forma giyemeyen Mesut Özil, bu gece 1 gol atıp 2 de asist yaparak Milli Takımımız'a play-off yolunu açtı. Andre Schürrle 33, Mario Gomez 48. dakikada attıkları gollerle durumu 3-0’a getirirken, Belçika’nın tek golünü 86. dakikida Marouane Fellaini kaydetti. Grupta oynadığı 10 maçın tamamını kazanarak büyük bir başarıya imza atan Almanya, 30 puanla grubu lider tamamlarken, bugün Azerbaycan’ı 1-0 yenen Türkiye 17 puanla ikinci sırada yer aldı. Belçika ise 15 puanla 3. sıranın sahibi oldu. 5. KEZ PLAY-OFF'TA 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde A Grubu’ndaki 10. ve son maçında Azerbaycan’ı 1-0 yenerek play-off biletini alan A Milli Takım, tarihinde 5. kez play-off’ta mücadele edecek. Türk Milli Takımı, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası finallerine katılabilmek üzere daha önce 4 kez play-off maçları oynarken, 2 kez final bileti aldı, 2 kez de finallere gidemedi. PLAY-OFF TAKVİMİ Play-off eşleşmelerinin kura çekimi 13 Ekim Perşembe günü Polonya'nın Krakow kentinde TSİ 14.00'de yapılacak. Bütün gruplar arasındaki en iyi ikinci hariç, 8 grup ikincisinin katılacağı ve finallere gidecek son 4 takımın belli olacağı play-off'ta ilk maçlar 11 veya 12 Kasım'da, rövanşları ise 15 Kasım'da oynanacak. Şampiyonaya katılacak 16 takımın belirlenmesinin ardından 2 Aralık'ta Ukrayna'nın başkenti Kiev'de grup kuraları çekilecek. Dörder takımın 4 ayrı grupta mücadele edeceği 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda maçlar 8 Haziran-1 Temmuz 2012'de oynanacak. SİNAN BOLAT İLK KEZ Azerbaycan karşısında A Milli Futbol Takımı'nın kalesini koruyan Sinan Bolat, ilk kez resmi bir maçta milli formayı giydi. Daha önce 10 Ağustos 2011'de yine Türk Telekom Arena'da Estonya ile yapılan özel maçta ilk kez A milli formayı giyen Sinan, Volkan Demirel'in yokluğunda Azerbaycan karşısında ise ilk kez resmi bir maçta kaleyi korudu. Milli takım tercihini Türkiye'den yana kullanan ve konuyla ilgili FIFA'dan onayı gelen gurbetçi futbolcu Ömer Toprak, Azerbaycan karşısında 18 kişilik maç kadrosunda yedekler arasında bulundu. TRİBÜNLER DOLMADI Almanya maçında dolan Türk Telekom Arena'nın tribünleri, Azerbaycan mücadelesinde dolmadı. Millilerin Almanya ile yaptığı maçta tribünleri tamamen dolduran futbolseverler, Azerbaycan maçına aynı ilgiyi göstermezken, 50 bin kişilik statta 30 bine yakın seyirci yer aldı. TÜRK VE AZERİ TARAFTARLAR TRİBÜNDE BİR ARADA Karşılaşmayı Türk ve Azeri taraftarların tribünlerde birlikte izledikleri görüldü. Türk Telekom Arena'da misafir seyirci tribünü boş kalırken, Azeri taraftarlar Türk taraftarların bulundukları tribünlerde yer aldılar. Tribünlerde Türk bayraklarının yanı sıra çok sayıda Azerbaycan bayrağı da yer aldı. İki ülke taraftarları, milli maç coşkusunu aynı tribün sıralarında yer alarak birlikte yaşadı. AZERBAYCAN FEDERASYONU'NA YEMEK Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), milli maç öncesi Azerbaycan Futbol Federasyonu'na resmi yemek verdi. Yemeğe, TFF Başkan Vekili Lutfi Arıboğan, milli takımlardan sorumlu yönetim kurulu üyesi Cüneyt Tanman ve genel sekreter vekili Ali Parlak ile Azerbaycan federasyonu yönetim kurulu üyelerinin katıldığı bildirildi. TÜRK GAZETECİLER 7-4 KAZANDI Türkiye-Azerbaycan maçı öncesi iki ülke gazetecileri halı saha maçında karşı karşıya gelirken, Türk gazeteciler Azeri gazetecileri 7-4 yendi. Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin Levent'teki tesislerinde gerçekleştirilen maçta, Türk gazeteciler Azeri meslektaşlarına karşı 7-4'lük üstünlük sağladı. KADINLAR VE ÇOCUKLAR ÜCRETSİZ İZLEDİ Türkiye Futbol Federasyonu'nun Almanya milli maçından sonra Azerbaycan maçı için de statta yer ayırdığı kadın ve 16 yaş altı çocuklar karşılaşmayı ücretsiz izledi. Azerbaycan karşılaşması için kadın ve 16 yaş altı çocuklara doğu tribününden toplam 3 bin 270 bilet ayrıldı. Kadın ve 16 yaş altı çocuklar biletlerini Biletix gişesinden alarak stada girdiler. Stat: Türk Telekom Arena Hakemler: Peter Rasmussen xx, Henrik Sonderby xx, Niels Hoeg xx (Danimarka) Türkiye: Sinan Bolat xx, Sabri Sarıoğlu xx, Gökhan Zan xx, Egemen Korkmaz xx, Hakan Balta xx, Kazım Kazım x (Dk. 58 Selçuk İnan xx), Mehmet Topal xx, Emre Belözoğlu xx (Dk. 78 Gökhan Töre x), Hamit Altıntop xx, Arda Turan xx, Burak Yılmaz xx (Dk. 88 Umut Bulut ?) Azerbaycan: Agayev xx, Shukurov xx, Levin x, Rashad Sadigov xx, Ufuk Budak xx (Dk. 90 3 Amirguliyev ?), Ismayilov x (Dk. 46 Mammadov x) (Dk. 86 Isayev ?), Huseyinov xx, Abishov xx, Nadirov xx, Chertoganov x, Subasic x Gol: Dk. 60 Burak Yılmaz (Türkiye) 89. dakika: 4. Hakem Lars Christoffersen maçın sonuna 3 dakika eklendiğini gösteren tabelayı kaldırdı. 87. dakika: Almanya - Belçika karşılaşmasında 90 dakika bitti ve maç 3-1 Almanya üstünlüğü ile sona erdi. 82. dakika: Gooll !!! Belçika Fellaini'nin attığı golle durumu 3-1 yaptı. 80. dakika: A Milli Takımımızın atağında Gökhan Töre ceza sahası önünden kaleye sert vurdu ve kaleci Agayev son anda topu kornere çeldi. 79. dakika: A Milli Takımımız'da Burak Yılmaz ofsayt pozisyonunda kaldı. 75. dakika: A Milli Takımımızın atağında Emre sağ kanattan ceza sahası içine uzun oynadı, Burak Yılmaz topu aldı şut vurmak istedi ama savunma son anda araya girerek topu kornere gönderdi. 72. dakika: A Milli Takımımızın atağında Arda kaleci Agayev'in önde olduğu görünce aşırtma vuruş denedi ama kaleci Agayev son anda topu üstten kornere çeldi. 71. dakika: A Milli Takımımızın atağında Arda sağ kanattan çizgiye indi, ceza sahası içine yerden oynadı ama savunma araya girerek topu uzaklaştırdı. 66. dakika: Azerbaycan atağında Subasic topla birlikte ceza sahası içine yöneldi ama savunma araya girerek topu uzaklaştırdı. 59. dakika: GOOOOOLLLLL!!!!! GOOOOOLLLLL!!!!! Türkiye Burak Yılmaz'ın attığı gol ile 1-0 öne geçiyor.Selçuk İnan ceza sahası içine doğru arapasını verdi, Burak Yılmaz iki kişi arasından sıyrıldı ceza sahası içine girer girmez kaleye yerden sert vurdu ve top kaleci Agayev'in altından ağlarla buluştu. 56. dakika: A Milli Takımımızın atağında Arda topla birlikte ceza sahası içine girdi ama savunma müdahele ederek tehlikeyi önledi. 54. dakika: A Milli Takımımızın atağında Emre ceza sahası önünde şut açısı aradı ama savunma araya girerek topu uzaklaştırdı. 53. dakika: A Mili Takımımızın atağında Kazım Kazım altıpas önünde yaşanan karambolde şutunu vurdu ve top savunmaya çarparak uzaklaştı. 52. dakika: A Milli Takımımızın atağında Arda sol kanattan topla ilerlemek istedi ama kontrolü iyi olmayınca top auta çıktı. 50. dakika: A Milli Takımımız'da Sabri sağ kanattan serbest vuruş kullandı, ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunma topu uzaklaştırdı. 47. dakika: Almanya - Belçika karşılaşmasında 53. dakika oynanıyor ve maç 3-0 Almanya üstünlüğü ile devam ediyor. İLK YARI 0-0 BERABERE SONA ERİYOR. 43. dakika: Almanya - Belçika karşılaşmasında ilk yarı 2-0 Almanya üstünlüğü ile tamamlandı. 41. dakika: A Milli Takımımız'ın atağında Arda sol çaprazdan kaleye şut denedi ama top kaleci Agayev'de kaldı. 40. dakika: A Mill Takımımız'ın atağında Hamit sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunma topu uzaklaştırdı. 36. dakika: Almanya - Belçika karşılaşmasında 40. dakika oynanıyor ve maç 2-0 Almanya üstünlüğü ile devam ediyor. 31. dakika: A Milli Takımımızın atağında Arda topla birlikte ceza sahası içine girmek istedi ama savunma araya girerek topu kazandı. 29. dakika: Azerbaycan atağında Ruslan Abışov sol kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ve kaleci Sinan çıkarak topun sahibi oldu. 28. dakika: Gooollll !!!!! Mesut Özil'in golüyle Almanya 1-0 öne geçiyor. 25. dakika: A Milli Takımımızın atağında Burak Yılmaz topla birlikte ceza sahası içine girmek istedi ama savunma araya girerek topu kazandı. 23. dakika: Türkiye atağında Kazım Kazım sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunma kafayla topu uzaklaştırdı. 18. dakika: Azerbaycan'da Shukurov sağ kanattan serbest vuruş kullandı, ceza sahası içine ortasını yaptı ama top kaleci Sinan Bolat'ta kaldı. 16. dakika: Türkiye atağında Arda sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ama kaleci Kamran Agayev çıkarak topun sahibi oldu. 14. dakika: A Milli Takımımız gole çok yaklaştı. Kazım Kazım penaltı noktası üzerinde bomboş pozisyonda savunmadan seken topa sert vurdu ve top az farkla yandan auta çıktı. 12. dakika: Azerbaycan atağında Chertoganov ceza sahası dışından kaleye sert vurdu ve top kaleci Sinan Bolat'ta kaldı. 9. dakika: Türkiye atağında Mehmet Topal orta alandan ileriye doğru uzun oynadı ama top doğrudan auta çıktı. 7. dakika: Türkiye atağında Sabri sağ kanattan hızla çizgiye indi, içeriye çevirdi ama top auta çıktı. 4. dakika: Türkiye atağında Sabri sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunma araya girerek topu uzaklaştırdı. 3. dakika: Türkiye atağında Sabri sağ kanattan ceza sahası içine yerden oynamak istedi ama savunma araya girerek topu uzaklaştırdı. 2. dakika: Türkiye atağında Kazım Kazım ceza sahası içinde topun gelişine şut vurmak istedi ama top savunmaya çarparak uzaklaştı.

Rumlar adına Akdeniz'de doğal gaz arayan Noble Energy şirketine ait platformun, 'doğal gaz kabarcıklarına ulaştığı' iddia edildi Kıbrıs Rum yönetimin, sözde "Münhasır Ekonomik Bölge" (MEB) içerisinde bulunan ve Rumlar tarafından Afrodit olarak isimlendirilen 12. parselde doğalgaz arama çalışması yapan Amerikan Noble Energy şirketine ait platformun,"doğalgaz kabarcıklarına ulaştığı" iddia edildi. Fileleftheros gazetesinin haberine göre, doğalgaz yatağı bugüne kadarki en iyimser hesaplamalardan yüzde 30-40 daha büyük ve sondaj kuyusundan doğalgaz buharı çıkmaya başladı. Gazete, deniz tabanının altında daha bin metre inilecek olmasına rağmen, dün yüzeye doğalgaz kabarcıkları çıktığını bildirdi. Habere göre, son üç gündür yüksek hassasiyete sahip planlı ek araştırmalar yapılıyor ve bunlar doğalgaz yatağının kabuğunun, deniz tabanının yüzeyine 700-1000 metre daha yakın olduğunu gösteriyor. Bu, doğalgaz yataklarına girmek için sondaj makinesinin ulaşması gereken derinliğin, daha önce hesaplandığından yaklaşık 700 metre daha az olduğu ve bu da araştırma sondajı çalışmalarının, daha kısa zamanda tamamlanacağı anlamına geliyor. Habere göre, yataklara ulaşılması için geriye, deniz tabanından bin metre daha derine inilmesi kalıyor, ancak sondajdan ilk doğalgaz ortaya çıkmaya başladı. Bu durumun, çok iyimser mesajları beraberinde getirdiğini ifade eden gazete, ancak tüm bunlara rağmen Noble Energy şirketinin, atılacak bir sonraki adımla ilgili karar alınmamasından dolayı endişeli olduğunu aktardı. Habere göre, Noble Energy şirketi, doğalgaz üretiminin değerlendirilmesiyle ilgili olarak, Rum hükümetiyle yaptığı anlaşmalarda hiçbir gelişme yaşanmaması konusunda kaygılı. Bu arada, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın bu hafta sonunda, "Homeros" olarak adlandırılan platforma gideceği belirtildi. Rumlar, sondaja 18 Eylül akşamı başlamıştı.

CHP Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri'ndeki köstebeğin dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay olduğunu ileri sürdü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beklenen ‘köstebek’ açıklaması yaptı. CHP lideri, Deniz Feneri e.V. soruşturmasında sanıkların işyeri ve evlerinde yapılacak polis aramasının önceden haber verildiğini ve bunun, dönemin İçişleri Bakanı (şimdiki Başbakan Yardımcısı) Beşir Atalay tarafından yapıldığını öne sürdü. İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları:

Geçen hafta Deniz Feneri köstebeğini açıklayacağımı söylemiştim. Aslında herkes biliyor ama birisinin çıkıp açıkça söylemesi lazım. Ama önce Deniz Feneri ile ilgili biraz geçmişe bakmakta fayda var. Köstebek olmanın nerelere dayandığını toplum çok iyi görmeli. Kamu yararına çalışan dernek statüsü vermek istediler. Danıştay reddetti. Deniz Feneri’ne izinsiz para toplama yetkisi verdiler. TBMM’de Deniz feneri’ne üstün hizmet ödülünü verdiler. Almanya’da hapiste yatan adam burada vekaletname çıkardı. Bunu ortaya çıkardık kıyamet koptu ama kimse bu nasıl oluyor diye sormadı. YÜZYILIN SOYGUNUNUN ÜZERİ ÖRTÜLMEK İSTENİYOR Almanya’da açılan dava 1 yıl 5 ayda bitti. Burada 2008’de açılan davadan hala sonuç yok. Yüzyılın soygununun üzeri örtülmek isteniyor. Geçmişte İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve RTÜK Başkanın Zahid Akman’ın kurdukları film şirketi ile ticari ortaklığını gündeme getirmiştim. Film işini çok iyi yapıyorlar gerçekten. Geçmişteki ortaklığın tarafsızlığını koruyamayacağını göstermez mi diye Başbakan’a sormuştum. 21 Ekim 2008’de bu soruları sormuştum. Şimdi ekim 2011’deyiz. 3 yıl geçmiş hala yanıt yok. Meclis içtüzüğüne göre 15 gün içinde yanıt verilmesi lazımdı. 'KÖSTEBEK DOSYASI' Haklılar tabi nasıl yanıt verecekler. Hepsine evet diyecekler. Öyle olunca bütün filmler ortaya çıkacak. Köstebek’in dosyasını özet olarak size sunacağım. İçişleri Bakanlığının özel kaleminden bakanın koruma müdürü Kırıkkale Belediye Başkanı’nı arıyor. Bu görüşme 134 saniye sürüyor. Aynı akşam 14 10 2009 saat 22:22:35’de yani 3 saniye sonra. Kırıkkale Belediye Başkanı hemen telefona sarılıyor Mustafa Çelik’i arıyor. Asıl fail o. Veli Korkmaz Mustafa Çelik’e üstadım diye sesleniyor. Veli Korkmaz diyor ki acele bana ev telefonunu ver diyor. Ve sabit telefondan Mustafa Çelik’i arıyor. Mustafa Çelik arama kararını İsmail Karahan’a bildiriyor. "KÖSTEBEK BEŞİR ATALAY'DIR" İçişleri Bakanı’nın koruma müdürü, gecenin o saatinde saniyelerle dakikalarla açıkladığım telefon trafiği. Bu yapı demokrasiye yakışan bir yapı değildir. Bu yapı tüyü bitmemiş yetimin cüzdanına tüy dikmek demektir. Tapeler önümüze geliyor diyordu ya Başbakan. Savcılar görevden alınıyor. Ne yaptı o savcılar namuslarıyla çalıştılar.

Merhaba geçen gün okey oyna sitelerini az buz dolaşma kararı aldım ve gerçekten güzel okey siteleri var bunların içerisinde en güzel gördüklerim siteleri arasın da başlıça okeyoyna.org adresi ve okeyoyna.gen.tr ama turktavla.net adresinden hem tavla hem okey oyunu oynayabilirsiniz.. sizlere burada okey oyna adresleri buldukca burada tanıtım yaparız ama şuhana kadar gördüğümüz en iyi okey siteleri bunlar görünüyor iyi eğlenceler dileriz

Güncelleme : 15 Ağustos 2011 21:44 Osmaniye'de, güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada 1 asker şehit oldu, 1 asker yaralandı. Alınan bilgeye göre, Osmaniye'nin Zorkun Yaylası Haçbel mevkisinde güvenlik güçleriyle teröristler arasında arasında çatışma çıktı. Çatışmada bir asker şehit oldu, bir asker yaralandı. Yaralı asker Osmaniye Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Vali Celalettin Cerrah yaralı askerin durumu hakkında bilgi almak için hastaneye geldi. Çıkışta gazetecilerin sorularını kısaca yanıtlayan Cerrah, şunları söyledi: ''Operasyon yapan timlerimiz pusu halindeyken, yaklaşan teröristler ateş etmişler. Bir askerimiz şehit bir askerimiz de yaralı. Arazide operasyon devam ediyor. Diğer timlerimiz de çatışma bölgesine çok yakındaydı. İnşallah sonuç alacağız. Yaralı askerin durumu iyi.'' Polis ekipleri de Osmaniye şehir giriş ve çıkışlarında kimlik kontrolü yapmaya başladı. KİMLİKLERİ BELİRLENDİ Osmaniye'de teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada şehit olan ve yaralanan askerlerin kimlikleri belirlendi. Çatışmada Jandarma Er Rıfkı Damar'ın (21) şehit olduğu, Jandarma Er Ramazan Koçu'nun ise yaralandığı bildirildi. Bölgede operasyon devam ederken, güvenlik güçleri kentin giriş ve çıkışlarını kontrol altına aldı. Bu arada, Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, hastaneye giderek yaralı askeri ziyaret etti. BAŞBAKAN ERDOĞAN, ORGENERAL ÖZEL'E BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Osmaniye'de terör örgütüne yönelik operasyonda bir askerin şehit olması dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e başsağlığı diledi. Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, Erdoğan'ın gönderdiği mesajda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'e üzüntülerini bildirdiği ve operasyonda yaralanan bir asker için de acil şifalar dileğinde bulunduğu kaydedildi.

Danıştay 5. Dairesi, Sağlık Bakanlığının ''Tam Gün Kanunu'' ile ilgili işleminin, ''Kamuda görevli hekimlerin muayenehane açamayacaklarına'' ilişkin bölümünü iptal etti. Güncelleme:07 Nisan 2011 13:19

Daire işlemin,''Kamuda görevli hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığına'' ilişkin bölümünün iptal istemini ise reddetti. Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı'nın internet sitesinde 16 Temmuz 2010'da yayımlanan ''Tam Gün Kanunu ile İlgili Basın Açıklaması'' ile, 5947 sayılı Yasa ve bu Yasa hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına göre, üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığı ve bu uygulamanın 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacağının duyurulmasına ilişkin işlemin iptalini ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştı. Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay Nöbetçi 5. Dairesi, işlemin yürütmesini durdurmuştu. Davalı Sağlık Bakanlığı, bu karar itiraz ederek kararın kaldırılmasını istemiş, itirazı görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Sağlık Bakanlığının itirazını kabul etmiş ve üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açamayacakları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışamayacaklarına ilişkin işlemi, hukuka uygun bulmuştu. Davayı esastan görüşen Danıştay 5. Dairesi, Sağlık Bakanlığının ilgili işleminin, ''Kamuda görevli hekimlerin muayenehane açamayacaklarına'' ilişkin bölümünü iptal etti. Daire işlemin, ''Kamuda görevli hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığına'' ilişkin bölümünün iptal istemini ise reddetti.

Batıya karşı terör savaşında yeni taktikler denemeye çalışan El Kaide’nin son silahı zehirli hayvanlar Terör örgütü El Kaide, artık Batı’ya karşı terör savaşında yeni metotlar bulmak peşinde. Havaalanlarında, güvenlik noktalarında, gelişen teknolojiyle bomba ya da silahların uçaklara sokulması imkânsızlaşırken, teröristler bu kez de zehirli hayvanlarla terör yaratmayı planlıyor. El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in yardımcısı Eymen El Zevahiri, yeni saldırılar için “yeni yollar” bulunması konusunda çağrıda bulunurken, Ebu Yakin el Askeri adlı El Kaide üyesi, terör örgütüne ait bir internet sitesindeki yorumunda şunları yazdı: “Akrepler, plastik torbalarda, şişelerde ya da küçük bir el çantasında metal dedektörlerin arasından geçirilerek, uçağa götürülmeli. Bir keresinde onları serbest bıraktınız mı, uçak cehenneme dönecektir.” YILANLAR DA OLABİLİR Habertürk'te yer alan habere göre El Askeri, uçağa zehirli örümcekler, eşek arıları ya da yılanların da sokulabileceğini vurgularken, Abdullah el Anbari adlı kişi ise, “Bunlar uçağın tuvalet kabinindeki hava boşluğuna bırakılmalı. Böylece kokpite de ulaşabilir. Pilotlara direkt ulaşırsa daha iyi olur, ancak bunu yapan da bu hayvanlar tarafından ısırılıp, sokulabilir” yorumunda bulundu. El Kaide en kanlı eylemini 11 Eylül 2001’de ABD’de yolcu uçaklarıyla düzenlediği intihar saldırılarıyla gerçekleştirmişti.

Bursa’nın merkez Nilüfer İlçesi’nde 20-30 yaşları arasında parçalanmış bir kadın cesedi bulundu. Güncelleme:01 Mart 2011 14:11 Bacakları olmayan göğüs kafesi kesilmiş, boynunda kesikler bulunan ceset, jandarmanın incelemesi sonrası otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Merkez Nilüfer İlçesi’nde Deri Organize Sanayi’nin bulunduğu Badırga Köyü yakınlarında köylüler tarafından yarısı dere içinde bir kadın cesedi bulundu. Köylülerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri çevrede inceleme başlatırken, üzerinde giysi bulunmayan ceset yakınlarında kimliğinin belirlenmesine yaralayacak bir bulguya da rastlanmadı. 20-30 yaşlarında ve 10-15 gün önce dere kıyısına atıldığı sanılan kadının bacaklarının kesildiği, göğüs kafesinin kesildiği ve boynunda kesikler bulunduğu belirtildi. Belden aşağısı olmayan cesedin kesik bacakları çevrede bulunamadı. Ceset, ilk incelemenin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili çok yönlü soruşturmaya başlandı. ÖLDÜRÜLEN ÜNİVERSİTELİ SEMA MI? Badırga Köyü yakınlarında bulunan cesedin 16 Şubat'ta kaybolan 19 yaşındaki Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi Sema Karakoca'ya ait olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Sema Karakoca'nın Ankara'da yaşayan ailesi, Adli Tıp Kurumu'nda bulunan cesedi teşhis etmesi için Bursa Emniyet Müdürlüğü'ne çağrıldı. DOĞUM GÜNÜ KAYBOLDU Üniversite öğrencisi Sema Karakoca 16 Şubat akşamı arkadaşlarıyla birlikte Kent Meydanı'ndaki bir barda doğum gününü kutladıktan sonra kayboldu. Görükle'deki özel bir yurtta kalan Karakoca'nın arkadaşları kendisinden haber alamayınca, girdikleri odasında cep telefonu ile aldığı hediyeleri yatağının üzerinde buldu.

PKK, Libya ve Mısır'da yaşanan olayları bahane ederek, Iraklı Kürtleri KDP ve KYB bölgesel yönetimleri aleyhine ayaklandırarak bölgede tutunmaya çalışıyor... Güncelleme:01 Mart 2011 14:52 Türkiye, İran ve Suriye'nin etkili operasyonları nedeniyle bölgede yalnızlığa mahkum olan terör örgütü PKK, Libya ve Mısır'da yaşanan olayları bahane ederek, Iraklı Kürtleri KDP ve KYB bölgesel yönetimleri aleyhine ayaklandırarak bölgede tutunmaya çalışıyor. Irak'ın Süleymaniye kentinde geçen hafta KDP ve KYB'nin il örgütü binalarına yönelik saldırıları organize ettiği belirlenen terör örgütü üst düzey sorumlusu Faik Gulpi'nin tutuklandığı bildirildi. Halepçe İdari Mahkemesi tarafından yargılanan ve tutuklanmasına karar verilen terör örgütü sorumlusu Faik Gulpi'nin, Süleymaniye'de KDP bürosuna yönelik silahlı saldırının yanı sıra, Mısır ve Libya'da yaşanan olaylardan hareketle, Iraklı Kürtleri KDP ve KYB yönetimleri aleyhine kışkırtan protesto eylemlerini de organize ettiği gerekçesiyle tutuklandığı kaydedildi. PKK tarafından geçen hafta KDP ve KYB yönetimleri aleyhine organize edilen protesto eylemlerinde 4 kişi ölmüş, 200'e yakın kişi de yaralanmıştı. KDP ve KYB'ye bağlı yerel güvenlik birimlerinin, Süleymaniye dışında, Ranya, Kelar, Kifri, Derbendihan, Koysancak, Pencevin, Çarkorna, Halepçe, Helbet'te Iraklı Kürtleri bölgesel yönetimler aleyhine ayaklanmaya yönelik eylemleri organize ettikleri belirlenen terör örgütü sorumlularından Fatma S, Pervin A, Zana R, Fuat M, Mahmut A. ve Hevi H'nin yakalanarak cezaevine konuldukları bildirildi. KYB Siyasi Büro Sözcüsü ve Basın Bürosu Sorumlusu Azad Cundiyani, geçen ay Süleymaniye'de neşredilen ''Kürdistani Nwe'' gazetesine yaptığı açıklamada, PKK'nın eylemsizlik kararını uzatmasının ve koşulsuz silah bırakmasının, hem Kürtler, hem de örgüt için en doğru karar olduğuna dikkat çekmişti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Erbakan İstanbul'da öğlen namazı sonrası aile mezarlığında toprağa veriliyor. İSTANBUL (ANKA) - Milli Görüş'ün lideri Necmettin Erbakan, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlanıyor. Erbakan'ın Fatih Camii'nde kılınacak cenaze namazı için on binler camiye akın etti. Yüzbinlerce kişinin katıldığı törende devletin zirvesi de ezilme tehlikesi yaşadı. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve bakanlar Fatih Camii'ne geldiklerinde ve cenaze namazının ardından tabutun götürülüşü sırasında izdiham yüzünden güç anlar yaşadı. Öğle namazını Fatih Camisi'nde kılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, daha sonra Erbakan'ın cenazesinin bulunduğu avluya çıktı. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Şahin ve Başbakan Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu protokol, saf tuttu. Erbakan'ın cenaze namazı, yoğun izdiham altında eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan tarafından kıldırıldı. Bu arada Erbakan'ın defnedileceği Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Mezarlığı'nda bulunanlar da burada cenaze namazı kıldı. Bazı kişilerin civardaki surların üzerinde namaz kılması dikkati çekti. Cenaze camiiden helallik için evine götürüldü. TABUTU DÜŞÜRECEKLERDİ! Necmettin Erbakan'ın cenazesinde kavga çıktı Necmettin Erbakan'ın cenazesinde tabutun taşındığı sırada kavga çıktı. Devrilme tehlikesi geçiren tabutun üstündeki örtüler de sıyrıldı.. SUBAYLAR CENAZEDE! Cami avlusunda yer alan çelenklerden biri de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne aitti. Ayrıca bazı subayların da camiye geldikleri görüldü. Erbakan'ın cenazesi, omuzlar üzerinde cenaze aracından çıkarılarak, cami avlusundaki izdiham nedeniyle ellerin üzerinde taşınarak, musalla taşına konuldu. Erbakan’ın tabutuna dokunmak isteyen kalabalık ise izdihama neden oldu. Fatih Camii'nde ve diğer camilerde şu anda Erbakan için sela verildi. Cami avlusunda büyük bir kalabalık var. Sela seslerinin yanı sıra sık sık yapılan anonslarla vatandaşlar sakinleşmesi için uyarılar yapıldı. Camiden slogan atmayın uyarılarına rağmen zaman zaman "Mücahit Erbakan" sloganları yükseldi. Erbakan'ın kızı Elif Erbakan Altınöz eşi Mehmet Altınöz'le, kızı Zeynep Erbakan Baykoç eşi Faruk Baykoç'la, oğlu Fatih Erbakan da eşi Beyza Erbakan ile birlikte musalla taşına konulmasıyla birlikte cenazenin başında beklemeye başladı. Cenaze merasiminde, 2003 yılındaki Kuran-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nda birinci olan Ahmet Karalı, Kur'an-ı Kerim okudu. Caminin avlusunda kadın ve erkekler ayrı ayrı bölümlerde saf tutmaya başladı. Erbakan'ın cenazesinin de bulunduğu avlunun birinci bölümü protokol için ayrılırken, diğer iki bölüme de vatandaşlar alındı. TSK ÇELENK GÖNDERDİ Cami avlusunda yer alan çelenklerden biri Türk Silahlı Kuvvetleri'ne aitti. TSK'nın çelenginin yanında CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun gönderdiği çelenk yer aldı.Ayrıca cami avlusunda bazı subayların da olduğu görüldü. DEVLETİN ZİRVESİ CAMİDE Cenazeye şu isimler katıldı: Cenazeye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Başbakanı İrsen Küçük, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Bülent Arınç, Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir, Tarım Bakanı Mehdi Eker, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdulkadir Aksu, Kürşat Tüzmen, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, 1. Ordu Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu ve askeri erkan, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Deniz Baykal, eski başbakanlardan Tansu Çiller, DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Eski Bakanlardan Hüsamettin Özkan, Mehmet Ağar, Yaşar Okuyan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ali Müfit Gürtuna CHP’li Akif Hamzaçebi, BDP’li Sırrı Sakık, İlhan Kesici, Prof. İlber Ortaylı, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz. 10 BİN POLİS GÖREV YAPIYOR İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından cenaze töreni bölgesine katılım noktalarında arama tarama işlemleri için 3 bin 500, çevre ve yol güvenliği için de yaklaşık 10 bin polisin görev yaptı. İSTANBUL'UN TÜM CAMİLERİNDE SELA OKUTULDU Erbakan'ın Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Mezarlığı'nda bulunan aile kabristanlığındaki mezarı, partililer tarafından sırayla kazıldı. Erbakan'ın kabrinin, 2005 yılında vefat eden eşi Nermin Erbakan'ın yanına kazıldığı görüldü. Aile kabristanlığında, Necmettin Erbakan'ın babası Sabri ile annesi Kamer Erbakan'ın da mezarları bulunuyor. Öte yandan, İstanbul'daki tüm camilerde Erbakan'ın vefatı dolayısıyla sela verildi. İstanbul Müftülüğü'nden edinilen bilgilere göre, İstanbul'da bulunan yaklaşık 3 bin caminin bir kısmının sabah saatlerinde, bir kısmının da öğle namazından önce Erbakan'ın vefatı dolayısıyla sela verdi. VATANDAŞLAR SABAH SAATLERİNDE AKIN ETTİ Fatih Camii'nde sabah namazının ardından Erbakan'ı uğurlamak için vatandaşlar akın etmeye başladılar. Sabah namazından sonra camiden ayrılmayan vatandaşların yanısıra Fatih Camii'ne giden yol üzerinde de on binlerce vatandaş Erbakan'a son görevlerini yerine getirmek için camiye doğru yürüyorlar. Fatih Camii'nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazı için geniş güvenlik önlemleri alındı. Camiye giden güzergahlar trafiğe kapatılırken İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çevik Kuvvet ekipleri güvenlik kordonu oluşturarak vatandaşların cami avlusuna güvenli bir şekilde girişlerini denetliyor. Caminin çevresindeki alana Necmettin Erbakan'ın sözleri ve "Seni unutmayacağız" pankartları asıldı. Cami avlusunda bekleyen vatandaşlar da "Mücahit Erbakan" sloganları attı. -"SLOGAN ATMAYIN" UYARISI- Fatih Camii'nin avlusuna cenaze öncesi büyük bir platform ve ses düzeni kuruldu. Erbakan'ın cenazesi 100'ü aşkın basın kuruluşu tarafından canlı yayınlandı. Kurulan platform üzerinden görüntüler dağıtılırken cami avlusunda bulunan vatandaşlara da "Slogan atmayın" uyarısı yapıldı. -KORTEJ EŞLİĞİNDE DEFNEDİLECEK- Erbakan'ın naaşı, cenaze namazının ardından Merkez Efendi mezarlığına geniş bir kortej eşliğinde götürüldü. Merkez Efendi mezarlığına defnedilecek Erbakan'ın cenazesi Fevzi Paşa Caddesi, Akdeniz Caddesi, Vatan Caddesi ve Onuncu Yıl Caddesi üzerinden mezarlığa götürüldü. Bu güzergahlar cenazenin taşınması esnasında trafiğe kapatıldı. İLK TÖREN ANKARA'DAYDI Necmettin Erbakan'ın cenazesi İstanbul'a getirilmeden önce, vasiyeti doğrultusunda Hacı Bayram Camii'ne getirildi. Enerji Bakanı Taner Yıldız , Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, Ankara Valisi Alaattin Yüksel, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, Merkez Bankası Başkanı Dursun Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala ve Radyo Televizyon Üst Kurulu'ndan Oğuzhan Asiltürk'n de hazır bulunduğu cenaze töreni cenaze namazının kılınmasının ardından sona erdi

“Torba yasa”ya eklenen öğrenci affının kapsamına Abdullah Öcalan da girdi Güncelleme:04 Ocak 2011 16:18 Üniversitelerden atılmalara son veren ve son 30 yılda yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilmiş tüm öğrencilere af getiren yasa, içine konulduğu “Torba Kanun Tasarısı” ile birlikte Meclis’te kanunlaşma yolunda ilerlerken, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da bu yasadan yararlanabileceği ortaya çıktı. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Öcalan, 1 yıl sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümüne geçiş yapmıştı. Üniversitede çeşitli eylemlere katılan ve bildiri dağıtan Öcalan, 1972 yılında bir süre Mamak Askeri Cezaevi’nde kalmıştı. Öcalan 1978 yılında okuldan ayrılarak PKK’yı kurmak üzere Diyarbakır’a gitmişti. Ancak SBF’de 993 nolu öğrenci olan Öcalan’ın okulla ilişiğinin devamsızlık nedeniyle tam 8 yıl sonra yani, 1986 yılında kesildiği öğrenildi. TBMM’deki affın “Her ne sebeple olursa olsun” 12 Eylül 1980’den sonra atılanları kapsaması, Öcalan’ın da aftan yararlanma olasılığını gündeme getirdi. KILAVUZ ŞAŞIRTTI Öte yandan üniversiteye girişte ilk aşama Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için başvurular dün başladı. Son başvuru tarihi 19 Ocak olarak açıklanan sınava ilişkin kılavuzda, “öğrenci affı”na yönelik dikkat çekici bir ifade de yer aldı. ÖSYM tarafından yayımlanan ve YÖK’ün de onayladığı kılavuzda, disiplin cezası alarak üniversitesinden uzaklaştırılan adayların 2011-ÖSYS’ye başvurabilecekleri ancak yükseköğretim kontenjanlarına ‘yerleştirilemeyecekleri’ yazılı. ‘OKULDAN ATILANLAR DÖNSÜN’ YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan affa ilişkin yaptığı yorumda “Af siyasilerin kararıdır. Her nedenle olursa olsun okuldan atılanların dönmesini istiyoruz. Genişletip terör suçunu da alabilirler. Rasyonel olanı 2008’den bu yana olanı içine almasıdır. Açılım politikası gereği 80’lerin politikalarını düşünürseniz pek çok insan sistemden zarar gördü” demişti. Bu nedenle “Okuldan atılanların dönmesini istiyoruz” diyen YÖK Başkanı Özcan’ın açıklamalarını yok sayan YGS Kılavuzu kurum içinde de şaşkınlık yarattı. Konuya ilişkin ÖSYM Başkanvekili Prof. Ali Demir’e ulaşılamazken YÖK üyeleri söz konusu ifadede “hata olabileceğini” savundu.

 

kaynak:http://haber.mynet.com/detay/guncel/af-ocalani-da-kapsadi/549200?utm_source=mynet&utm_medium=www&utm_campaign=home_haber_thumbnail_3

Birini öldürdüğüm ikizler, evli kızımın oturduğu evin duvarına çiş yapıyorlardı, bira şişelerini atıyorlardı. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Yakalanmasaydım son öldürdüğüm Ziya Akın'ın oğlu Orhan Akın'ı öldürecektim, en sona ise sevdiğim için ikizlerden Mehmet Sadık Toprak'ı öldürecektim. Ancak ikizler birbirine benzediği için yanlışlıkla Mehmet Emin Toprak yerine daha önce yaraladığım Mehmet Sadık Toprak'ı öldürmüşüm. Bunu da sela verilirken öğrendim." Bu dehşet ifadeler Eskişehir'de altı kişiyi öldürdükten sonra yakalanan İhsan Doğu'ya ait. Yakalanmasaydı iki kişiyi daha öldürecekti. NASIL YAKALANMADI? 25 Ağustosta Toprak ailesinden 4 kişiyi öldürdükten sonra kaçarken üzerinde 11 bin lira para bulunan Doğu, yakalanıncaya kadar hazır yemekler yiyerek yaşamını sürdürdü. Üzerini cami tuvaletlerinde değiştiren ve yakalanmamak için her gün değişik bir elbise giyen Doğu, temiz giyinmeye dikkat etti. CAMİ AVLULARINDA YATIP KALKTIM Siyah kaban, siyah gözlük ve şapka takarak kent merkezindeki Bayat Pazarı civarlarındaki camilerin avlusunda geceleri yatıp kalktığını, cami tuvaletinde Bayat Pazarı'nda satın aldığı ikinci el giysileri her gün değiştirdiğini ve traş olduğunu anlatan İhsan Doğu, gündüz saatlerinde esi kalabalık yerlerde dolaştığını, lokantalardan aldığı yiyecekleri yediğini söyleyerek, "Ben hiç kadın kıyafeti giymedim. Çarşafla dolaşmadım" dedi. "FİLMLERDE İZLEDİĞİM GİBİ DAVRANDIM" Jandarma ekiplerince suç aletleriyle yakalanan zanlı İhsan Doğu'unun sorgudaki ifadesi tüyler ürpertti: "Bir yıl önce kent merkezindeki bir kişiden 2 bin liraya iki tane otomatik pompalı tüfek aldım. Tabanca ise baba yadigarı. Filmlerde izlediğim gibi davrandım. Aileme, akrabalarıma haber vermedim. Keşke evimi satıp gitseydim. Ancak gururuma yediremedim. Ya kafama sıkacaktım ya da onları öldürecektim." İKİZLER KIZIMIN EVİNİN DUVARINA ÇİŞ YAPIYORDU Yaklaşık 3 yıl önce komşusu Yusuf Toprak'ın kendisi av tüfeğiyle yaraladığını, sağ gözünde bu yüzden görme kaybı oluştuğunu ancak olayın büyümümesi için şikayetçi olmadığını kaydeden Doğu, "Toprak ailesinin büyükbaş hayvanları sürekli olarak evimizin önünü pisliyor ve duvarını sürtünerek aşındırıyordu. Bu yüzden aramızda hüsumet oluşmuştu. Beni yaraladıktan sonra araya girenler bizi barıştırdı. Ancak Toprak ailesi ve yakın akrabaları sürekli olarak bana hareket ediyor ve tehditte bulunuyordu" dedi. Son olarak Yusuf Toprak'ın 35 yaşındaki ikiz oğulları Mehmet Emin Toprak ve Sadık Toprak'ın, evli olan kızı Hatice Uluşkan'ın evinin duvarına çiş yaptıklarını öne süren İhsan Doğu, "İkizler cinsel organını eve doğru çıkarıp çiş yapıyor ve içtikleri bira şişelerini kızımın bahçesine atıyorlardı. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Psikolojim bozuldu. Tedavi de gördüm. Aspiren bile içmezken bu olaylar nedeniyle yatıştırıcı haplar kullanmaya başladım" diye konuştu. OĞLU GELSEYDİ ONU DA ÖLDÜRECEKTİM İlk olarak geçen Ramazan ayında Yususf Toprak, eşi Fatma Toprak, büyük oğlu Selahattin Toprak ile yeğini Zeynep Ruhan Toprak'ı öldürdüğünü belirten İhsan Doğu, "Geride ikizler ile Yusuf Toprak'ın eniştesi Ziya Akın ve onun oğlu Orhan Akın kalmıştı. İkizlerdin Mehmet Sadık Toprak'ı en sona bırakmıştım. Ancak birbirlerine benzediği için yanlışlıkla Mehmet Emin Toprak diye Mehmet Sadık Toprak'ı öldürdüm. Bu olayın ardından cinayetleri işlediğim evin karşısında daha önce damadımın oturduğu ve boş olan eve girdim. Pencereden Ziya Akın ve oğlu Orhan Akın'ın gelmesini bekledim. O sırada sadece Ziya Akın geldi. Ben de ateş ederek onu öldürdüm. Oğlu da olsaydı onu da öldürecektim. Daha sonra da son kalan ikizi öldürüp teslim olacaktım" dedi. Bir yıl önce 2 bin liraya 2 adet pompalı tüfek aldığını ve babasından kalan tabancayı da yanında taşıdığını anlatan İhsan Doğu 6 kişiyi öldürdükten dolayı pişman olduğunu söyleyerek, "Olayların böyle olmasını istemezdim. Pişmanım ama pişmanlık fayda etmiyor" dedi.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde maytap patlama nedeniyle iki grup arasında çıkan kavgaya müdahale eden ekipteki bir polis memuru vurularak yaralandı. Olayda vurulan bir kişi de öldü. TAŞLI SOPALI KAVGA Edinilen bilgiye göre, Lalebey Sokak'ta oturan iki aile arasında, kapı önüne maytap atıldığı gerekçesiyle başlayan tartışma, kısa sürede taşlı sopalı kavgaya dönüştü. Silahların da kullanıldığı kavgayı ihbar alan motorize ekipler, olay yerine gelerek, tarafları ayırmaya çalıştı. Bu sırada kavga edenlerden Cuma Ertugay'ın açtığı ateş sonucu polis memuru Erdinç Karagöl yaraladı. Açılan ateş sonucu Ertugay da vurularak yaralandı. Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralı Ertugay ile polis memuru Karagöl, ilk müdahalenin ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. YARALI KURTARILAMADI Ertugay hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yaralı polis memuru Karagöl ise ameliyata alındı. Hastane yetkilileri, Karagöl'ün sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu belirtti. KAN VERMEK İÇİN HASTANEYE GİTTİLER Arkadaşlarının yaralandığını duyan polis memurlarının bir kısmı, kan vermek için hastaneye geldi. Bu arada, olay yerine takviye ekiplerin gelmesiyle yapılan aramalarda değişik çap ve markalarda 3 adet tabanca ve bu tabancalara ait şarjörler ele geçirildi. Olaya ilişkin çok sayıda kişi gözaltına alınarak, soruşturma başlatıldı.

NATO'nun, Portekiz'in başkenti Lizbon'da düzenleyeceği zirve, dünya tarihi bakımından da önemli bir dönemece evsahipliği yapacak. Zirveye, tarihî özellik kazandıran etken ise Genel Sekreter Andres Fogh Rasmussen'in masasında duran sıcak gündem maddeleri... Rasmussen, zirveyi dört önemli gündem maddesi başlığı altında toplantıya çağırdı. Birincisi, NATO'nun yeni stratejik konsepti. İkincisi, Füze Kalkan Projesi. Üçüncüsü çıkmaza giren Afganistan Sorunu... Son önemli madde ise NATO ve Rusya ilişkileri. Hiç kuşkusuz ki, NATO'nun yeniden değerlendirilerek ortaya konulacak yeni savunma konsepti, diğer bütün gündem başlıklarını da doğrudan ilgilendirip, şekillendirecek. Girizgâhı uzatmayalım. Bu başlıklar içinde Türkiye'yi en çok ve doğrudan ilgilendiren konu, Füze Savunma Sistemi. Belli ki bu konu, uzun süre Ankara'nın ayaklarını ateşte tutacak. NATO, füze kalkan projesini Türkiye'ye kurmayı planlıyor. Bunun için Ankara-Washington hattında aylardır yoğun temaslar yapılıyor. FÜZE KALKAN PROJESİ TAMAM GİBİ NATO, iç hukukuna dayanarak, dışarıdan gelecek saldırılar için üye bir ülkenin toprağına savunma gücü yerleştirmeye çalışıyor. Görünen o ki, Türkiye bir NATO üyesi ve müttefiki olarak, alınan bu karara direnemeyecek. Olsa olsa, pazarlık yaparak, füze sisteminin teknik ve hukuki yönleriyle ilgili bir takım taleplerde bulunacak. NATO da füze savunma sisteminin Türkiye'yi kurulacağından emin görünüyor. Gerek Rasmussen'in yaptığı açıklamalar gerek Beyaz Saray sözcülerinin değerlendirmeleri, Ankara'nın dış politika kulislerinde de 'Bu iş bitti' yorumlarına yol açıyor. Zaten, Türkiye'nin, NATO hukukuna karşı çıkarak, bu sistemin Türkiye'ye yerleştirilmesine itiraz etmesi, ciddi bir krize yol açabilir. Ve bu çıkacak kriz, NATO'nun arkasındaki asıl ve yegâne güç olan ABD ile Ankara'yı karşı karşıya getirebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin direnmesi, deyim yerindeyse 'beyhude' görünüyor. BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN HAKLI İTİRAZLARI AK Parti iktidarı, Türkiye'nin sahip olduğu 'zor coğrafya'daki geleceğini yakından ilgilendiren bu konuda, çok yoğun bir mesai yürütüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Barack Obama ile füze savunma sistemi konusunda yaptığı görüşme basına yansıdı. Peki, Erdoğan ABD'den ve NATO'dan nasıl bir güvence istiyor? Erdoğan, füze savunma sisteminin kuruluşuyla ilgili bildirgeye, 'İran tehdidi' ibaresinin konulmasına kesin olarak karşı çıkıyor. BAŞBAKAN'IN İRAN HASSASİYETİ Türkiye'nin İran ile uzun yıllardır süren komşuluk ilişkilerinin sarsılmaması için Başbakan kesin bir tavır koydu. Bildiğimiz kadarıyla Erdoğan'a bazı NATO üyelerinden de bu konuda destek geldi. Başbakan'ın balistik füzelerden gelebilecek muhtemel saldırılar konusunda da çözüm talebi var. Yani, füze sistemi Türkiye'ye kurulduğunda, doğudan gelecek düşman füzeler, Türkiye semalarında parçalandığında ne olacak. Serpintiler meselesi nasıl çözülecek? Ankara'nın Hariciye koridorlarında da kafa karıştıran bu sorulara yarınki zirvede yanıt aranacak? PROJE Mİ KALKAN TÜRKİYE Mİ? Ama asıl yanıt aranması gereken soru şu mu acaba? Füze sistemi aslında İran'ın nükleer silah tehdidine karşı bir baraj olarak kuruluyor. Bu proje ile, 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana sınırları bile değişmeyen İran ile Türkiye'nin ilişkileri nasıl bir seyir izleyecek. NATO müttefiki olarak Türkiye, İran'a karşı bir kalkan mı olacak? NATO KANDİL'E NEDEN MÜDAHALE ETMİYOR? Soğuk Savaş'ın bitiminde savunma konseptini, yok olan 'Komünizm Hayaleti' yerine 'Radikal İslam' ile mücadele olarak değiştiren NATO, Türkiye'ye nasıl bir rol biçiyor? Osmanlı dönemindeki 'Hasta adam' 21'inci Yüzyıl'da Batılı müttefiklerin 'füze rampası' mı oluyor? NATO, Kuzey Irak'ta Kandil Dağı'ndaki kamptan, Türkiye'ye sızarak kan döken terörist PKK'ya neden 5. maddeye dayanarak müdahale etmiyor? Komşu bir ülkeden NATO üyesi bir ülkeye saldırı yapıldığında 5. madde işletilir ve NATO saldırgan ülkeye müdahale eder. Neden, bu durumda 5. madde işletilmiyor da füze kalkanı Türkiye'ye kurulurken, NATO'nun iç hukuku Ankara'ya dayatılıyor? Bu çifte standardın sebebi ne? Galiba, 'Yeni dünya düzeni'nde, Ankara açısından cevap bekleyen en temel sorular bunlar.

Sanatçı Tarık Akan'ın Selanik Türküsü söyleyen bir kişiye ait ses kaydının, Ulu Önder Atatürk'e ait olduğunu iddiası boş çıktı. Tarık Akan'ın bu iddiasına, Can Dündar'dan "Bunun neresini düzelteceğimi bilemiyorum. Bu ses, bizim kameraman Mustafa Özcan'ın sesi" cevabı geldi. 12 yıl önce belgesel filmde kameraman Özcan, Atatürk'ün çok sevdiği o türküyü seslendirmiş. CNN Turk'te yayınlanan Bayram Lezzetleri adlı programa katılan Akan'ın bu iddiası 'Mustafa' isimli filmiyle Atatürk'ün hayatını anlatan Can Dündar tarafından yalanlandı. "GÜLEYİM Mİ AĞLAYIM MI?" TRT'ye konuşan Dündar, 'Bunun neresini düzelteceğimi bilemiyorum. Bu ses bizim kameraman Mustafa Özcan'ın sesi. 1998 yılında 'Yükselen Bir Deniz' belgeselinde Atatürk'ün sevdiği bu şarkıyı arkadaşımız Mustafa Özcan seslendirdi. Kaldı ki bunu 1 milyon kişinin izlediği 'Mustafa' filminde de Atatürk'ün sevdiği türkü olarak kullandık. Bunun arşivlerde Atatürk'ün sesi olarak atfedileceği hiç aklımıza gelmedi. Bu konularda özellikle Atatürk'ün hayatıyla ilgili iddialarda artaştırma gerekir. Tarık Akan neden böyle bir iddia ortaya attı bilemiyorum. Güleyim mi ağlayım mı?' dedi.

Devlet adamı değilsin devlet memurusun İlker Başbuğ" diye yazan Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’ya 301’den dava açılmasına Adalet Bakanlığı onay verdi. Türk devleti ve kurumlarını aşağıladığı ileri sürülen Kütahyalı'nın 2 ile 5 yıl arasında hapsi isteniyor. Önümüzdeki günlerde başlayacak yargılama Kütahyalı'nın sert tepkisini çekti. Kararı "skandal" olarak nitelendiren Küthyalı şunları söyledi: "Bir devlet memuruna devlet memuru dediğim için onun nezdinde bütün orduyu aşağılamış olarak kabul ediliyorum. Böyle bir şey yok. Bu tarihe skandal olarak geçer. Bu davada hüküm giyersem hem Türkiye Cumhuriyeti hem Genelkurmay hem de Türk yargısı rezil olacaktır." Davaya nedeniyle yaşadığı şaşkınlığı gizlemeyen Kütahyalı şöyle devam etti: "Sayın Başbuğ devlet memuru değil de nedir? Başbakan'a sorumlu olmayan bir adam mıdır? Eğer böyleyse bunu öğrenelim. Ben Genelkurmay Başkanlarını devlet memuru olarak biliyorum. Ben yanlış biliyorsam bunu bana söylesinler." TARAF'TAN DESTEK Taraf gazetesi Kütahyalı'nın sözlerinin arkasında durdu. Adalet Bakanlığı'nın yargılama için verdiği izin gazetede, "301 kere Memursun" başlığı ile verildi.

İşçilerin tam maaş tutarında ikramiyesi, memurların da sendika sözleşmesinden doğan haklarının hesaplarına yatırıldığı belirtildi. Emeğin en yüksek değer olduğunu ifade eden Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, "Bizim inancımızda alın teri kurumadan karşılığı verilir. Personelimiz mutlu olursa, ben de mutlu olurum. Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır." diye konuştu.

Narenciyede 2010-2011 hasat döneminin başladığını bildiren Finike Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Uygun, portakalın dalında 70 kuruşa alıcı bulmakta zorlandığını söyledi. Finike'yi dünyanın en tatlı portakalının üretildiği bölge olarak tanımlayan Finike Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Uygun, özel toprak karakterinin yanı sıra sulama suyunun güzelliği ve havası nedeniyle ilçe portakalının diğer bölge portakallarından farklı bir tada sahip olduğuna dikkati çekti. Turunçova Treşe bölgesindeki portakalın olgunlaştığını ve iç pazara gönderilmeye başlandığını ifade eden Uygun, bu yıl narenciye rekoltesinin 300 bin ton olduğunu kaydetti. Portakalın şu an iç piyasaya pazarlanmak üzere hasat edildiğini vurgulayan Uygun, ihracat için henüz kıpırdanma olmadığına dikkati çekti. 10 YIL ÖNCENİN FİYATLARI Uygun açıklamasında şu görüşlere yer verdi: ''Üreticiler olarak 10 yıl önceki günlerin fiyatına portakal hasat ediyoruz. 2001 yılında üretici olarak o zamanki para birimiyle 800 bine portakalımı satmışken, bugün 70 kuruşa alıcı bulmakta zorlanıyorum. Dalında 70 kuruşa alıcı bulmakta zorlanan üretici, aradığını bulamadı.'' İhracatın teşvik edilmesi gerektiğini kaydeden Uygun, Mısır'da ton başına 140 dolar teşvik verildiğini duyduklarını, dolayısıyla Mısır üzerinden ihracatını yapan bir firmayla Türkiye'den ihracatını gerçekleştiren firmanın Rusya pazarında rekabet etmesinin mümkün olamayacağını söyledi. Uygun, ''Çünkü bizden daha ucuza Rusya pazarına mal indirebiliyorlar. Dolayısıyla ihracatçı için Türkiye çok cazip bir ülke değil. İhraç edemediğimiz için de iç piyasada fazla ürün yığılmasından fiyatlarda bu şekilde seyretmektedir'' diye konuştu.

Ilıca beldesi Kumköy mevkiinde 5 yıldızlı otel sahibi Mehmet Tuluk ve Adem Tuluk kardeşlerin 29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi Ilıca Belediye Başkanı Rafet Ünal ve Muhasebe Müdürü Kemal Gökalp hakkında Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi'nde açtığı dava sonuçlandı. Mahkeme Belediye Başkanı Rafet Ünal ve Muhasebe Müdürü Rafet Ünal'a 5 yıl ceza verdi. Rafet Ünal, mahkemenin verdiği karara bir hafta içinde avukatlarının üst mahkemeye itiraz edeceğini söyledi. Mahkemenin verdiği kararın 'kesin' bir karar olmadığını belirten Ünal, üst mahkemenin Manavgat Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararı bozacağına inandıklarını söyledi. Ünal, "Mahkemenin verdiği karara itiraz edeceğiz. Kesin karar yok. Üst mahkemenin kararı bozacağına inanıyorum. Hukukçularla görüştük, ceza alınacak bir durumun olmadığını belirtiyor. Bir hafta içinde üst mahkemeye itirazımızı yapacağız. Hukuka güvenimiz sonsuz. İnancım tam." diye konuştu. Şikayetçi Mehmet Tuluk ve Adem Tuluk kardeşlerin avukatı Ertekin Kök yaptığı açıklamada, sanıkların irtikap suçundan aldıkları mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde memuriyetten süresiz yasaklı hale geleceğini ifade etti. Kök, sanıklara verilen cezayı az bulduklarını, artırılması için bir üst mahkemeye itiraz edeceklerini kaydetti. Adem Tuluk ve Mehmet Tuluk kardeşler 29 Mart yerel seçimleri öncesi turizmcilerden rüşvet aldığı iddiasıyla Başkan Ünal ve Muhasebe Müdürü Gökalp hakkında suç duyusunda bulunmuştu. Suç duyurusu üzerine jandarma Ilıca Belediyesi'nin muhasebe kayıtları olan dosya ve bilgisayarlarını incelemeye almıştı. Başkan Ünal, 3 dönemdir Ilıca beldesinde belediye başkanı seçiliyor. İlk dönem CHP'den belediye başkanı seçilen Ünal, 2004 ve 2009 seçimlerinde AK Parti'den başkan seçildi.

Vatandaşlar, kurbanlıklarını hijyen koşullarında, ANET'in usta kasaplarına ücretsiz olarak kestirdi. Büyükşehir Belediyesi'nin Meltem LPG'li araç istasyon yeri, Yeşilbahçe Mahallesi Kapalı Halk Pazarı'ndaki kurban kesim yerlerinde ANET'in yaklaşık 30 kasabı ile 40'a yakın temizlik görevlisi vatandaşlara hizmet etti. Büyükşehir veterinerleri de vatandaşların kurbanlıklarını sağlık açısından kontrol etti. Görevliler tarafından şeker ve kolonya ile karşılanan vatandaşlara bekleme yerlerinde çay servisi yapıldı. Kesimler ANET'in usta kasapları tarafından, hijyen koşullarında, kurbanlıkları eziyet edilmeden kısa sürede gerçekleştirildi. Kesilen kurbanlar vatandaşlara parçalanıp, poşetlenerek teslim edildi. Temizlik görevlileri de kesim yerlerini aralıksız temizleyerek, deri ve iç organları konteynırlarda muhafaza etti.

Hacılar, yağan rahmet altında şeytan taşlama alanına girerken Kabe'de de hacılar yağan yağmur altında veda tavafını yaptı. Gündüz sıcaklığın 35 derecelerde seyrettiği kutsal topraklarda akşam saatlerinde yağmur yağdı. Suudi Arabistan şartlarında nadir görülen yağmurda hacılar şeytan taşladı. Öte yandan Harem-i Şerif'te de hacılar yağmur altında veda tavafı yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı rehberde, Doğu ve Güneydoğu'da görev yapacak öğretmenlere tavsiyeler de bulunuldu. Rehberde Türkçe bilmeyen öğrencilere sabırla yaklaşılması istenirken "Kürtçe öğrenebilirsiniz" denildi. Milli Eğitim Bakanlığı hazırladığı bir kitapçıkla genç öğretmenleri, protokol kurallarından kılık-kıyafete, sosyal yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlardan okul, öğrenci ve çevreleriyle kuracakları ilişkilere kadar pek çok konuda bilgilendiriliyor. Kitapçığın önsöz kısmı, öğretmenlere ''mektup'' ile başlıyor. ''Belki 22, belki de 25 yaşlarındasın... Üniversiteyi bitirdin, öğretmen oldun. Annen ve baban çok gururlu, biraz da hüzünlü. Arkandan yoluna bir tas su dökerek seni yeni bir yolculuğa gönderiyorlar... Bu yolculuk belki bir şehre, belki de bilmediğin uzaktaki bir köye... Hoş geldin öğretmenim'' ifadelerine yer verilen mektupta, yeni öğretmenlere şöyle sesleniliyor: ''Şu an göreve yeni atanan her öğretmen gibi, sen de belirsizliklerden kaynaklanan bir huzursuzluk yaşıyor olabilirsin. Sabırlı olmalısın... Çevreni tanıdıkça kaygılarının, sıkıntılarının günbegün azaldığını göreceksin. Yeter ki insanlara karşı doğal ve samimi ol. Ancak tüm bunları yaparken öğretmen kimliğini unutma... Aksi halde çevreyi geliştirme misyonundan uzaklaşır, çevreye olması gerekenden daha fazla uyum sağlar ve kendini bile tanıyamaz hale gelebilirsin... Köye gittiğinde öncelikle köy muhtarıyla diyalog kurman senin yararına olur, ne de olsa ikiniz de kamu görevi yapıyorsunuz. Köy muhtarı barınma, ulaşım, ısınma vs. ihtiyaçlarını karşılamanda yardım alabileceğin ilk kişi olsun. Bu konularda sana yardımcı olması hem onun görevleri arasındadır, hem de geliştirdiğiniz bu diyalog köy halkının seni benimsemesine yardımcı olacaktır. Şunu asla unutmamanı tavsiye ederim; köyde, köy halkına rağmen başarıya ulaşman neredeyse imkansızdır, bu yüzden ne yapıp edip onları kendi safına, yani eğitim-öğretim mücadeleni desteklemeye çekmelisin, aksi halde düşünemeyeceğin derecede yıpranır, tükenmişlik duygularına kapılır, zamanını heba etmiş olursun.'' Kırsal kesimde görev yapacak öğretmenler için önerilerde bulunulan kitapçıkta, öğretmenlerin ''özellikle de muhtarlık seçimlerinde tarafsızlıklarını'' korumalarının yararlı olacağı anlatılarak, şöyle devam ediliyor: ''Köyde kan davası, aile anlaşmazlığı, etnik gruplaşma ya da inanca dayalı gruplaşmalar varsa yapacağın şey, tıpkı muhtarlık seçimlerinde olduğu gibi onlara da eşit mesafede durmak, onların durumları hakkında yorum yapmamak olmalıdır. Ayrıca bazı köylerde var olan ağalık, seyitlik, şeyhlik gibi oluşumları benimsemesen bile anlamaya çalışmalı, onların o yörenin gerçekliği olduğunu bilmeli ve onları karşına almak yerine potansiyellerinden yararlanma yollarını aramalısın. Aynı zamanda gücünün devlet memuru olmandan kaynaklandığını herkese hissettirmelisin. Fakat gereksiz kibir ve gururdan da uzak durmalısın. Yoksa bu duygular seni insanların gözünde sevimsizleştirir ve senden uzaklaşmalarına neden olur... Bahçesinde çalışan bir köylüye selam vermek, kolay gelsin demek, sırtında ot taşıyan bir teyzeye 'teyzeciğim, sana nasıl yardım edebilirim?' demek onların gönüllerinde önemli bir yere sahip olmanı sağlayabilir. Gerek özel, gerekse meslek yaşamında elinden geldiğince tevazu içinde olmak seni manevi anlamda da güçlü kılacaktır. Onların düğününe, cenazelerine katılman, sevinçlerini ve acılarını paylaşman, 'sevinçler paylaşıldıkça artar, üzüntüler paylaşıldıkça azalır' sözünü hayata geçirmen adına çok önemli bir fırsat. Bu sayede çevreyle diyaloğun daha da gelişebilir ve insanların ilgisini okula yöneltmek konusunda daha iyi sonuçlar alabilirsin...'' Mektupta, köyün gençleriyle vakit geçirilmesi tavsiyesi de yapılarak, ''Zaman zaman gidip kahvede gençlerin çaylarını içip oyunlarını izleyebilirsin ama bu durumu alışkanlık haline getirmemeli, zorunluluk yoksa birlikte oyun da oynamamalısın. Köyde lojmanda kalıyor, köylülerle de aşırı samimiyet kuruyorsan lojman giderek kahvehaneye dönebilir ve huzurun kaçabilir. Bunu önlemenin yolu aşırı samimiyet kurmadan, arada bir mesafe koymak olabilir'' denildi. Köyün imamının da önemli bir görev yaptığı vurgulanan mektupta, ''Köyün imamı senin için çok önemli biridir ve köylüler üzerinde etkisi yadsınamayacak düzeyde fazladır. İmamla geliştireceğin diyalog hem köy halkının seni benimsenmesini kolaylaştıracak hem de halkın okula olan ilgisini artıracaktır. Sadece imam değil ayrıca köyün ileri gelenleri ya da toplum liderleri de misyonunu yerine getirmende sana destek olacaklardır. Yeter ki insanlarla nasıl diyalog kurabileceğini bil. Bunu yaparken sadece kendi çıkarını ön planda tut'' ifadelerine yer verildi. Kaynak :

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak'ta 10 Kasım törenlerinde saat 09.05'te işini bırakarak ayağa kalkan boyacı 10 yaşındaki Aykut Keskin'i telefonla arayarak, bayramlarını kutladı. Sosyalist Enternasyonal Konseyi toplantılarına katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, kaldıkları otelde Türk gazeteciler ve vatandaşlarla bayramlaştı. Kılıçdaroğlu, 'Bütün vatandaşlarımın bayramını kutluyorum, herkesin dostları, yakınları ve akrabalarıyla huzurlu bir bayram geçirmesini diliyorum' dedi. CHP'de koşulların gereğini yaptıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Şu an gelinen noktada tabanın desteğini aldık. CHP artık iç çekişmesi olan bir parti değil" diye konuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu "Ağaçlar budandıkça daha hızlı gelişir" dedi. Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilere ve vatandaşlara bayram çikolatası ikram etti. BOYACI ÇOCUĞA TELEFON CHP lideri ayrıca İstanbul'da kanser tedavisi gören 24 yaşındaki Gül Baydar'ı ve Zonguldak'ta 10 Kasım törenlerinde saat 09.05'te işini bırakarak ayağa kalkan boyacı 10 yaşındaki Aykut Keskin'i telefonla arayarak, bayramlarını kutladı. Kılıçdaroğlu, bugün Sosyalist Enternasyonal Başkanı ve Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ile ikili bir görüşme yapacak. CHP lideri ayrıca, Paris'te ünlü ressam Abidin Dino'nun eşi, edebiyatçı ve çevirmen Güzin Dino'yu evinde ziyaret edecek.

Finansal aracılık şirketleri tarafından ''taşıt tanıma, müşteri tanıma, akıllı kart'' gibi elektronik sistemlerle yapılacak akaryakıt satışları önümüzdeki dönemde yaygınlaşacak. Akaryakıt dağıtıcıları ile tüketiciler arasında akaryakıt ticaretiyle ilgili aracılık hizmeti veren şirketlerin oluşmaya başlaması üzerine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) bir düzenlemeye giderek, bunların usul ve esaslarını belirledi. Buna göre, finansal aracılık hizmetinin petrol piyasası faaliyeti olarak kabul edilmemesine rağmen petrol piyasası ile ilgili olduğu, ilgili mevzuatta bu hizmetin verilmesini yasaklayan bir hükmün bulunmadığı, hizmetin piyasanın kayıt altına alınmasına ve gelişmesine katkı sağlayacağı tespitinde bulunan Kurul, söz konusu hizmetin petrol piyasası mevzuatı çerçevesinde icrasının izlenmesi, yönlendirilmesi ve denetlenmesi gerektiğine, bunun için de finansal aracılık hizmetleriyle ilgili olarak bir düzenleme gerektiğine karar verdi. HİZMET ALIMI YAYGINLAŞACAK Yapılacak bir düzenlemenin Kuruma, bu faaliyetleri izleme, yönlendirme ve denetleme imkanı sağlayacağı ve hizmet vermek isteyen şirketler ile hizmet almak isteyen lisans sahipleri için de yol gösterici olacağı değerlendirmesinde bulunun Kurul, bu kapsamda, kurul toplantısında ''Petrol Piyasasında Elektronik Sistemlerle Kullanıcılara Yapılacak Akaryakıt Satışları İçin Sunulacak Finansal Aracılık Hizmetlerine İlişkin Usul ve Esaslara Dair Kararı'' kabul etti. Karar uyarınca, dağıtıcı ve istasyonlu kategorili bayilik lisansı sahipleri, elektronik sistemlerle kullanıcılara yapılacak akaryakıt satışları için belirlenen yükümlülükleri yerine getiren sermaye şirketlerinden finansal aracılık hizmeti alabilecek. Böylelikle şirket ve akaryakıt tüketimi yüksek olan vatandaşlar nakit ya da kredi kartı kullanmadan, özel bir kartla akaryakıt temin edebilecek ve yakıt tüketimlerini kolay takip edebilecek. Sistem ile piyasada sınırlı sayıda faaliyet gösteren finansal aracılık hizmeti yaygınlaşırken, akaryakıt ticaretinin muhasebeleştirmesinde kolaylık sağlanacak. Sistem piyasanın kayıt altına alınmasına ve gelişmesine de katkıda bulunacak. İŞTE DÜZENLEMENİN AYRINTILARI Düzenlemeye göre, finansal aracılık hizmetleri sadece, elektronik sistemlerin kullanıldığı, ikmalin bayilik lisansına sahip akaryakıt istasyonlarından yapıldığı ve karayolu araçlarının enerji ihtiyacının karşılandığı akaryakıt satışları için alınabilecek. Karar uyarınca finansal aracılık hizmeti verecek sermaye şirketleri; - Faaliyetlerini, genel hükümlere ve petrol piyasası mevzuatına uygun olarak, lisans sahipleri ve kullanıcılarla akdedilecek yazılı sözleşmeler çerçevesinde yürütmek, -Akaryakıt alım-satımı yapmamak ve akaryakıt bedelini, kullanıcılara aynen yansıtmak, -İlgili mevzuata göre lisans sahiplerince belirlenen akaryakıt fiyatlarına müdahale etmemek, -Fatura tanziminde ve tahsilâtlarında mali mevzuata uygun hareket etmek, -Hizmet bedeli tahsil edilecekse, bu bedeli ayrıca faturalandırmak ve akaryakıt fiyatına eklememek veya akaryakıt fiyatından indirmemek, -Lisans sahipleri ve kullanıcılarla yapılacak sözleşme örneklerini ve bunlarda yapılacak değişiklikleri yürürlüğe koymadan önce Kuruma bildirmek, -Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri vermek, tutanakları imzalamak ile görevlilerin inceleme yapmasına müsaade etmek ile yükümlü kılındı. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa göre petrol piyasasında kullanıcılara akaryakıt ikmali, kural olarak bayilik lisansı sahiplerince yapılıyor. Ancak, yıllık fuel oil veya motorin kullanımı 5 bin ton ve üzerinde olan Serbest Kullanıcı lisansı sahipleri akaryakıtı doğrudan dağıtım şirketlerinden temin edebiliyor. Dağıtım şirketlerinin elektronik sistemlerle, Özel Tüketim Vergisi Kanunu kapsamındaki müstesnalıklardan yararlanan kişiler de dahil olmak üzere, kullanıcılara bayileri aracılığı ile akaryakıt satabilmelerine imkan tanınıyor. Taşıt tanıma, müşteri tanıma, akıllı kart gibi elektronik sistemlerle yapılan akaryakıt satışları ise dağıtım şirketleri ile kullanıcılar arasında faturalandırıyor ve bayiler sadece dağıtım şirketi nam ve hesabına akaryakıt teslim ediliyor. SİSTEM NASIL İŞLEYECEK? Finansal aracılık hizmeti vermek isteyen bir şirket öncelikle bir dağıtıcı lisansı sahibiyle ve/veya istasyonlu bayilerle üye işyeri sözleşmesi yapacak. Şirket ayrıca, araçlarının akaryakıt ihtiyacını taşıt tanıma, müşteri tanıma, akıllı kart gibi sistemleri kullanarak karşılamak isteyen kullanıcılarla hizmet sözleşmesi yapacak ve araç ya da kullanıcı adına düzenlenen kartları ve özel elektronik cihazları kullanıcılara teslim edecek. Kart hamili kullanıcı akaryakıt ihtiyacını, bu şirketin üye işyeri sözleşmesi yaptığı dağıtıcının bayilik teşkilatını oluşturan bayiler veya diğer sözleşmeli bayiler tarafından işletilen akaryakıt istasyonlarından, nakit veya kredi kartıyla herhangi bir ödeme yapmaksızın sadece elindeki kartı özel bir pos makinesine okutmak suretiyle karşılayabilecek. Finansal aracılık şirketi de bayi veya dağıtıcıya ödediği akaryakıt bedelini, kart sahipleri müşterilerinden kullanımları oranında tahsil edecek. Lisans sahipleri müşterilerine ikmal edilen akaryakıtın bedelini belli dönemlerce finansal aracılık şirketine topluca fatura edecek. Şirketler, verdiği finansal aracılık hizmeti karşılığında dağıtıcı ve/veya bayiler ile kart tahsis ettiği kullanıcılardan hizmet bedeli alacak, kullanıcılardan kart bedeli de tahsil edebilecek. AMAÇ KAYITLI EKONOMİYE KATKI Finansal aracılık hizmetlerinin ''faaliyetin kayıtlı ekonomiye katkı sağlaması, lisans sahiplerinin pazarlama giderlerini azaltması ve bunlara müşteri garantisi sağlaması, kullanıcılara yakıt tüketimlerini takip kolaylığı ve nakit ya da kredi kartı kullanmaksızın üye işyerinden akaryakıt temin etme imkanı getirilmesi, modern teknoloji kullanımı ve akaryakıt ticaretinin muhasebeleştirmesinde kolaylık sağlaması, piyasanın işlem hacminin artırılması'' gibi faydaları bulunuyor.

Akdeniz Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, günde iki bardaktan fazla meyve suyu tüketen 2-6 yaş grubundaki oyun çağı çocuklarında boy kısalığı ve şişmanlığın daha sık görüldüğünü iddia etti. Prof. Dr. Artan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meyve suyunun bebekler ile 2-6 yaş grubundaki oyun çağı çocuklarının beslenmesi üzerinde etkileri olduğunu ifade etti. Bebeklerde meyve suyuna altıncı aydan önce başlamanın beslenme açısından hiçbir yararı olmadığını belirten Prof. Dr. Artan, tüketicilerin içeriği yüzde yüz meyve suyu olan ürünleri tercih etmesini istedi. Şeker ve su katkılı meyve sularının bebek beslenmesinde yeri olmadığını, hatta sakıncaları bulunabileceğini vurgulayan Artan, ''Yüzde yüz meyve suyunu altı aydan büyük bir bebeğe ancak günde 120-150 mililitre yani 1.5 çay bardağı verirsek dengeli bir beslenmenin yerini alabilir'' dedi. BEBEKLER İÇİN ÜZÜM SUYUNU TERCİH EDİN Türkiye'de annelerin ek besin olarak meyve suyunu tercih ettiklerini anlatan Artan, meyve sularının beslenme için kötü bir yönü bulunmadığını ancak yüzde yüz doğal olmaları gerektiğini vurguladı. Marketlerdeki kutularda satışa sunular meyve sularından üzüm, nar ya da elmanın katkısız olduğunu dile getiren Artan, diğerlerinde şeker ve su katkısı bulunduğunu kaydetti. Prof. Dr. Artan, ailelerin taze ulaşabilmeleri durumunda bebeklere ek besin olarak verilecek meyve sularında tercih sırasının üzüm, şeftali, narenciye suları, elma, muz ve armut olabileceğini ifade ederek, altıncı aydan sonra ek besin için fruktoz ve glikoz oranı düşük üzüm suyunun tercih edilmesi gerektiğini söyledi. ''Fruktoz ve glikoz oranı yüksek olan elma ve muz suyuna göre üzüm suyu daha üstün. Bir de sorbitol oranı yüksek olan erik suyuna göre daha iyi tolere edilen bir içecek'' diyen Artan, şunları kaydetti: ''Meyve suyu fenadır demek istemiyorum. Meyve suyu özellikle bölgemizde bebekler için ilk başlanan ek besin oluyor. Anneler, anne sütünden sonra genellikle meyve suyu ile başlamayı tercih ediyorlar. Meyve suyu kötü anlaşılmamalı ama yüzde yüz meyve suyu tercih edilmeli. Eğer yüzde yüz meyve suyu veremiyorsak o zaman alternatif seçenek süt, ayran, kefir gibi içecekler olmalı ama asla gazlı, karbonatlı içecekler, çay ve meyveli içecekler dediğimiz belli bir oranda meyve, şeker ve su içeren içecekler olmamalı. Bunlar iyi seçenek sayılmaz.'' -BOY KISALIĞI VE ŞİŞMANLIK RİSKİ- Meyve suyunun gece yatmadan önce verilmemesi gerektiğini dile getiren Artan, gün içinde öğünlerle birlikte tüketilmesi gerektiğini bildirdi. Gece yatmadan önce içilen meyve suyunun içerdiği asitler nedeniyle dişteki mine tabakasına zarar vereceği için diş sağlığı açısından sakıncalı olabileceğini belirten Artan, şöyle konuştu: ''Yapılan araştırmalara göre günde iki su bardağından fazla meyve suyu tüketen oyun çocuklarında (2-6 yaş) boy kısalığı ve şişmanlık daha çok görülüyor. Günde iki su bardağından fazla meyve suyu içen çocuklar içmeyenlere göre 2 yaşında 3 santimetre, 5 yaşında ise 5.5 santimetre daha kısa boy ortalamasına sahip oluyorlar. İki su bardağından az içenlerin ancak üçte birinde, iki bardaktan fazla içenlerin ise yarısında şişmanlık görülüyor. Bebeklere ek besin olarak verilen yüzde yüz meyve suyu günde 1.5 çay bardağını, oyun çağında da iki su bardağını geçmemeli. Eğer 2 su bardağını aşarsa boy kısalığı ve şişmanlık riskini arttırıyor.'' Prof. Dr. Artan, bebeklere ve oyun çağı çocuklara verilecek aşırı meyve suyunun beslenme bozukluğunun yanı sıra ishale, karında şişkinliğe ve diş çürüklerine de neden olabileceğini sözlerine ekledi.

Antalya'nın Alanya ilçesinde sahne alan Bülent Ersoy, sahnenin önünde bulunan masada bulunan izleyicilerle yaptığı diyalogda askerlere ve AK Parti'lilere çattı. ASKERİ SEVMEM Masada oturanların birinin jandarma komutanı olduğunu duyan Bülent Ersoy, "Askerleri sevmem zaten" derken, diğer kişinin ise Tosmur Belediye Başkanı olduğun öğrenen Ersoy, "AK Parti'den mi? Bunun abdesti bozulmuştur. Vah yazık. Bir de inat olsun diye adamın karşısında rakıyı diktim. Görüyor musun başımıza gelen felaketi? İyi ki burada yaşamıyorum. Adamın bana yapmadığı kalmazdı. Gelmem buralara. Ben buraya gelirsem bu benim başıma dert olur" dedi. Sanatçının sözleri salondakilerin gülüşmelerine neden oldu. Kaynak: İnternet Haber

500 milyonu aşkın üyesiyle dünyanın en büyük sosyal ağ sitesi olan Facebook'ta ortaya çıkan bir açık, sahte profil olarak gördüğü hesapları kullanıcılardan habersiz kapatıyor. Facebook'un uzun zamandır sahte hesaplara karşı savaş açtığı ve bu açıdan on binlerce hesabın kapatıldığı biliniyor. Ancak kullanıcıları canından bezdiren bu açık, sahte olmayan hesapları da engelleyince kullanıcılar Facebook'u eleştiri yağmuruna tuttu. Facebook'tan yapılan açıklamada söz konusu açığın kapatılması için çalışmaların başlatıldığı belirtildi.

Bolu'da 9 önce kaybolan kuzenler Banu Aydınatay ile Dilan Yenigün'ün Bitlis'in Tatvan ilçesinde bulundukları bildirildi. AA muhabirinin yetkililerden aldığı bilgiye göre, bulunduktan sonra Tatvan Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen kuzenlerin ifadelerinin alınacağı belirtildi

Bayram tatili için ailesiyle geldiği Şile'nin Oruçoğlu köyünde kaybolan 3 yaşındaki Berat Coşkun bulundu. Alınan bilgiye göre, Şile'nin Oruçoğlu köyünde dün sabah kaybolan Berat Coşkun'u bulmak için arama-kurtarma ekipleri tarafından bölgede çalışma yürütüldü. Köye yarım saatlik mesafedeki ormanlık bölgede çocuğun ayak izlerini gören avcılar, bu izleri takip ederek, Berat'a ulaştı. Aileyi arayarak çocuğu bulduklarını ve sağlık durumunun iyi olduğunu söyledikleri öğrenilen avcıların, çocukla birlikte köye dönmek üzere yola çıktıkları kaydedildi.

Yanına oturduğu lise öğrencisinin cep telefonuyla etek altı görüntüsünü çekmiş...

Manisa'da, minibüste yanına oturduğu lise öğrencisinin cep telefonuyla etek altı görüntüsünü çekerek tacizde bulunduğu ileri sürülen 36 yaşındaki M.B. gözaltına alındı.

Güzelyurt Mahallesi'nde oturan Dündar Çiloğlu Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Y.K., dün saat 08.00 sıralarında okuluna gitmek üzere Kuşlubahçe- Yeni Manisa hattında sefer yapan 45 D 215 plakalı minibüse bindi. Y.K., minibüste kitaplarını çıkartarak, ders çalışmaya başladı. Bu sırada yanına oturan M.B., “İsterseniz kucağınızdaki kitaplarınızı bana verin. Daha rahat ders çalışırsınız” dedi. Y.K., M.B.'nin bu isteğini geri çevirdi. Bir süre sonra iddiaya göre, bilerek cep telefonunu yere düşüren M.B., almak için eğildiğinde bir flaş patladı. Y.K., M.B.'nin cep telefonuyla kendisinin etek altını görüntülediğini fark edip, “Sapık var. Kurtarın beni” diye bağırmaya başladı.

ŞOFÖR, POLİSE TESLİM ETTİ

Bunun üzerine minibüs şoförü Ali Çalışkan, hiçbir yolcuyu indirmeyip, güzergahının dışına çıkarak Karaköy semtindeki Şehit Öztürk Polis Merkezi'ne gitti. Polis merkezinin önünde geldiklerinde Y.K.'den olayı dinleyen Çalışkan, M.B.'yi polise teslim etti. Çalışkan, genç kızın babasına da telefon edip, durumu bildirdi.
Polis, genç kız ve ailesinin şikayeti üzerine evli, 2 çocuk babası M.B.'yi gözaltına aldı. Şüpheli, polisteki sorgusunda kötü bir niyeti olmadığını ileri sürerek, “Telefonu dün almıştım. Birkaç deneme çekimi yaptım. Zaten görüntüleri silecektim” dedi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen M.B. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Minibüs şoförü Çalışkan, kendisinin yerinde kim olsa aynı şeyi yapacağını belirterek, “Bu insanlık görevimiz. Hepimizin annesi, kardeşi, kızı var. Umarım bu kişi, hak ettiği cezayı alır” dedi.

Hürriyet

BDP Van Milletvekili Özdal Üçer’den polise tehdit
BDP Milletvekili Üçer, tartıştığı polise bağırdı: Kafanı patlatırım.

Diyarbakır’da terör örgütü PKK’nın gizli şehir yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasında, avukatların bir aylık sürenin dolduğu gerekçesiyle yaptıkları tahliye talepleri, reddedildi. Duruşmayı izleyen BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, adliyedeki görevli polislerle tartıştı. Üçer’in bağırdığı polis memuru, “Bana böyle bağıramazsınız” deyince Üçer, “Ben milletvekiliyim bana saygı göstereceksiniz, göstermezseniz bağırırım, kafanı da patlatırım” dedi.

POLİS SIKI GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALDI
KCK/TM ana davasınını kapsamında aralarında BDP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 104’ü tutuklu 152 sanığın yargılanmasına Diyarbakır adliyesi içinde özel salonda devam edildi. Her gün olduğu gibi sanıklar yine sıkı güvenlik önlemleri altında adliye binasına getirildi. Duruşmayı izleyecek olan aralarında avukat, gazeteci ve sanık yakınları üst aramasından sonra adliye binasına alındı. Polis, aldığı sıkı güvenlik önlemlerini bugün de sürdürdü.

Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 12’inci duruşmada, tutuklu 96 sanık hazır bulunurken, 8 sanık rapor aldığı gerekçesiyle katılmazken, tutuksuz sanıklar gelmedi. Sanıklar, yoklama sırasında yine Kürtçe “buradayım” diye yanıt verdi. Duruşmayı BDP milletvekilleri Emine Ayna, Şerafettin Halis, Özdal Üçer ve Sebahat Tuncel izledi.

1 AY DOLDU TAHLİYEYİ DEĞERLENDİRİN
Duruşmada söz alan sanık avukatları, bir aylık tahliye talebinin değerlendirme aşamasının dolduğunu belirterek, mahkemenin her bir sanık için geniş bir karar yazarak tahliye taleplerini karara bağlamasını talep etti.

Sanık avukatları adına söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, “Mahkemenin Kürtçe savunma talebimize ilişkin verdiği kararın gerekçesi yeni elimize ulaştı. Mahkemenin bu kararına itiraz etmek için süre talebinde bulunuyoruz. Bu nedenle duruşmanın Pazartesi gününe ertelenmesini ve tutuklu sanıkların tutuklululuk hallerinin geniş biçimde ele alınmasını talep ediyoruz” dedi.

BDP BERTARAF EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Avukat Mesut Beştaş ise, hukukun toplumsal barışa hizmet etmesi gerektiğini söyledi. Beştaş, “Bugüne kadar Kürt sorunundan kaynaklı bir çok yargılama yapıldı. Bu davada bunlardan biri. Bu mahkemenin vereceği karar toplumsal sorunların çözümüne hizmet etmelidir. 18 aydır müvekkillerimiz tutukludurlar. Seçilmiş insanlardır. Üç siyasi ayak olduğunu düşünürsek, bunlardan biri AKP hükümetinin politikaları, biri devletin resmi politikası, bir de BDP. Burada BDP ayağı bertaraf edilmek isteniyor. Toplumsal barışın gereği olarak müvekkillerimizin tahliye edilsinler. Tahliye edilirlerse yargılama daha sağlıklı yürüyecektir. Adil bir yargılama için müvekkillerimiz tahliye edilsin” dedi.

SEÇİM YAKLAŞIYOR TALİYE EDİN
Avukat Meral Danış Beştaş da, halkın tutuklu olduğunu ileri sürürek, “vekillerimize kefil olabiliriz. Kendileri siyasi partinin temsilcileridir. Yakında seçim de var. Korkarım, seçimde tutukluluk haline gerekçe olmaz. Dışarıdaki barış ortamına katkı sunmak için tahliye talep ediyoruz”edi.

Sanık avukatları asında söz alan Tufan Gürses ise müvekilli Diyarbakır’ın Çınar İlçesi kapatılan DTP’nın eski yöneticisi Rahmi Özmen’in yanlışlıkla tutuklandığını iddia etti. Gürses, müvekillinin tahliye edilmesini talep etti.

TAHLİYE YOK
Bugün yaklaşık 1 saat süren duruşmaya 10 dakika ara verildikten sonra mahkeme heyeti taleplerle ilgili kararını açıkladı. Heyet, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve kaçma ihtimalleri olduğu gereksiyle tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, sanık avukatlarına Kürtçe savunma talebinin reddine ilişkin itirazda bulunmak üzere süre verilmesi için duruşmayı Pazartesi gününe erteledi.

BDP’Lİ MİLLETVEKİLİ POLİSE BAĞIRDI: KAFANI PATLATIRIM
Bu arada duruşmaya verilen ara sırasında salon dışına çıkan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, görevli polislerle tartıştı. Duruşma salonuna izleyicilerin alındığı kapıdan dışarı çıkan Üçer, polis bariyerlerini görünce, “Nereden çıkacağım dışarı?” dedi. Görevli polis memurlarının sessizce birbirlerine bakmaları sonucu sinirlenen Üçer, “Bariyerleri açın dışarı çıkacağım” dedi. Bir polis memurunun “Şu kenardan çıkabilirsiniz” demesi üzerine, sinirlenen ve bağıran Üçer, “Hayır oradan çıkmayacağım. Ortayı açın ortadan çıkacağım” dedi. Üçer, daha sonra “Ben milletvekiliyim böyle davranamazsınız” diyerek yeniden polise bağırdı. Bir polis memuru ise bu tepki üzerine, “Bana böyle bağıramazsınız” demesi üzerine daha da sinirlenen Üçer, “Ben milletvekiliyim bana saygı göstereceksiniz, göstermezseniz bağırırım, kafanı da patlatırım. Adını ver bana, hesabını soracağım” dedi.
Gerginlik avukatlar ve polis amirlerinin araya girmesiyle son buldu.

WikiLeaks, internet sitesinin kurucusu Julian Assange, Irak savaşıyla ilgili gizli belgeleri dün bir basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıyla birlikte belgeler internet sitesinde de yayınlandı. Irak’ta görev yapan Amerikalı askerlerinin tuttuğu raporlarda, Iraklı güçlerin tutuklulara işkence yaptığı, ABD ordusunun bilgisi olduğu halde bu insanlık suçunu görmezden geldiği görülüyor.

1 Ocak 2004 - 31 Aralık 2009 arasındaki dönemi kapsayan 400 bin gizli belgede, Iraklı asker ve polislerin Iraklı tutuklulara uyguladığı birçok işkence vakaları bulunduğu, Irak devletinin izin verdiği bu işkenceden ABD’nin haberi olduğu, ancak birliklerine buna müdahale etmemeleri emri verdiği belirtiliyor. Belgelerde, Amerikan ordusunun Irak’taki kontrol noktalarında çok sayıda sivili öldürdüğü, ölen Iraklı sivillerin istatistiklerini tuttuğu da ortaya çıktı. Belgelerde birçok hassas bilgi ve kişilerin isimlerinin silinmesi dikkat çekiyor.

HILLARY’DAN SERT ELEŞTİRİ

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, WikiLeaks’ı sert bir şekilde kınadı. Clinton, bu tür gizli ibareli dokümanların kamuoyuna açıklanmasının ABD askerlerinin hayatını tehlikeye attığını söyledi. Irak’ta Başbakan Nuri El Maliki’ye muhalif en büyük siyasi grup Irakiye de belgelerin, “tek bir lidere fazla yetki verildiğinde neler olabileceğini gösterdiğini” vurguladı.

BELGELERDE NELER VAR?

* Iraklı asker ve polisler Iraklı tutuklulara işkence yapıyor. Irak devletinin izin verdiği bu işkenceden ABD’nin de haberi var.
* Kontrol noktalarında çok sayıda sivil öldürüldü.
* ABD’nin kamuoyuna açıkladığı raporlara göre Irak’ta 66 bin 81 kişi çatışmalarda hayatını kaybetti. Ancak Wiki Leaks 15 bin sivilin daha öldüğünü ve bu ölümlerin gizlendiğini ortaya çıkardı.
* Şubat 2007’de teslim olmak isteyen iki Iraklı, Amerikan askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.
* Irak’taki Amerikan kayıplarının 4’te 1’inden İran sorumlu tutuluyor. İran teröristleri eğitip Irak’a göndermiş. İran’da gelen militanlar çok sayıda kaçırma olayına da karışmış.
* Türkiye’nin çabalarıyla 1’i İran tarafından geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan 3 Amerikalı İran askerlerince Irak topraklarında yakalanarak gözaltına alındı. Belgelerde ABD istihbaratının buna inandığı öne sürülüyor.

TÜRKİYE’NİN DE ADI GEÇİYOR

SİLAH YÜKLÜ KAMYONU TÜRKİYE’YE SOKMADILAR

WikiLeaks’teki belgelerde Türkiye’nin adı da sık sık geçiyor. Belgelerde ABD ordusunca Felluce’de yapılan bir operasyonda Türklerin gözaltına alındığı kaydedilmiş. Irak sınırından Türkiye’ye girmek isteyen çok sayıda makineli tüfek, mayın, çeşitli ağır silahlar ve 5 bin işaret fişeğinin bulunduğu bir kamyonun da 25 Haziran 2004’te yakalandığı belirtiliyor. Ancak belgelerde birçok kelime silindiğinden tutanakların detayları anlaşılmıyor.

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında ölmeden önceki son kareleri yayımlandı. Fotoğralar son günlerde ortaya atılan karbonmonoksitten zehirlendiler iddialarını da çürütür nitelikte.

Vatan gazetesinin haberine göre, aynı olayda hayatını kaybeden İHA muhabiri Güneş’in helikopter düşmeden önce çektiği fotoğraflar, görüş mesafesinin neredeyse sıfır olduğunu gösteriyor. Ayrıca fotoğraflardaki saat bilgileri de helikopterin rotasından sapmadığını ortaya koyuyor.

Geçen yıl 25 Mart’ta BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu helikopter Kahramanmaraş üzerinde düştü. Enkaza uzun saatler ulaşılamayan acı olayda Yazıcıoğlu ile birlikte 6 kişi hayatını kaybetti.

Helikopterin düştüğü bilgisi yetkililere saat 15.55’te ulaştı. Dün ise o gün saat 14.51’de çekilen kareler ilk kez yayımlandı. Bu kareleri olayın ardından, cep telefonunun şarjı bitene kadar enkazın bulunabilmesi için büyük çaba harcayan İHA Muhabiri İsmail Güneş çekmişti.

TBMM Araştırma Komisyonu’nun incelemeye aldığı fotoğraflar, birçok iddianın ortaya atıldığı kazanın nedeniyle ilgili önemli ipuçları da verdi. Böylece Güneş, bu görüntülerle komisyonun olaya ilişkin bazı şüpheli konuları aydınlatmasına ölümünden sonra bile yardımcı oldu.

Rotadan çıktı’ iddiası çürüdü

İHA muhabirinin kaza öncesi anlarına ilişkin görüntülerini inceleyen komisyon, bu fotoğraflardaki dış görüntüler ile uydu görüntülerini karşılaştırarak helikopterin rotasında uçmadığı iddialarını çürüttü. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden kiralanan helikopterle helikopterin uçuş güzergahında inceleme uçuşu gerçekleştiren komisyon, rota boyunca yaklaşık 300 fotoğraf çekti.

Bu fotoğraflar ile Güneş’in fotoğraflarında yer alan saat bilgileri karşılaştırılınca rotada bir sapma olmadığını tespit edildi.

Komisyonun ‘kaza’ kanısı güçlendi

Güneş’in kazadan kısa süre önce helikopterden çektiği dış görüntüler ise, kaza bölgesinde hava koşullarının ne kadar kötü olduğunu ve sis nedeniyle görüş alanının neredeyse sıfıra düştüğünü belgeledi. Helikopter içinden çekilmiş fotoğraflar ise, helikopterde yol göstermeye yarayan GPS cihazı ile skymap cihazının bulunduğunu da ortaya koydu. Komisyon Başkanı AK Partili Veysi Kaynak, cihazların enkaz arasında bulunamadığını, olay yerinden çalınmış olabileceği ihtimali üzerinde durduklarını söyledi. Kaynak, İsmail Güneş’in çektiği fotoğrafların kendilerine olayla ilgili önemli ipuçları verdiğini belirterek, olayın kaza olduğu kanısına vardıklarını söyledi.

Milano'da prestijli katolik okulu San Carlo Lisesi'nde görev yapan üç üniversite diplomalı 28 yaşındaki Ileana Tacconelli'nin çok seksi olduğu gerekçesiyle öfkelenen veliler çocuklarını okuldan aldı.

Velilerin eski güzellik kraliçesi öğretmene öfkelenme nedeni ise, Tacconelli'nin seksi fotoğraflarının ve görüntülerinin internette yayınlanması. Sonuç olarak bazı öfkeli veliler, çocuklarını okuldan almaya karar verdi.

Bazı veliler ve okul müdürü Tacconelli'yi savunurken, olay bir annenin 'öğretmenin dikkat dağıtacak kadar çekici kısa güldürüde üzerinde sutyenle rol yapıyor. Fotoğraflarda ise bir Amerikan polisi üniformasıyla poz vermiş.

İtalya'nın bir bölgesindeki güzellik yarışmasını kazanamayınca eğitimine ağırlık verip üç diploma alan Tacconelli'nin hikayesi İtalya Başbakanı Berlusconi'nin sahibi olduğu gazetenin baş safyasını da süsledi.

Tacconelli ise kendini, "Tek söyleyeceğim şu; eğer bir model ya da şov kızı olmak isteseydim, daha genç ve güzelken bunu yapardım. Üç yıldır öğretmenim ve hiç sorun yaşamadım. Söyleyecek bir şeyim yok, okul yönetimi ve veliler arkamda" sözleriyle savundu.

Lise öğrencisini defalarca kaçırma girişiminde bulunan kişi hakim karşısına çıktı.
Güncelleme:15 Ekim 2010 01:15

Antalya'da yaşayan lise öğrencisi E. A.’yı (16) tehdit ettiği ve defalarca kaçırmaya kalkıştığı iddiasıyla Antalya 4’üncü Asliye Mahkemesi’nde yargılanan, çeşitli suçlardan 3 sabıkası bulunan Abdullah Minaz(25), önceki gün hâkim karşısına çıktı.

Antalya'da 2 yıl önce kendisine aşık olan Abdullah Minaz'ın tehditleri yüzünden lise öğrenimini bırakmak zorunda kalan 16 yaşındaki E.A.'ya devlet sahip çıktı. Antalya Valiliği, E.'nin tekrar okula dönmesi için çalışma başlattı.

Kentin Emek Mahallesi'nde oturan 25 yaşındaki Abdullah Minaz, aşık olduğu liseli E. A.'ya aşık olunca genç kızın hayatı karardı. Çılmfın aşığın tahditleri nedeniyle korkan ve 2 yıl önce lise öğrenimini bırakmak zorunda kalan E.A., bu kişinin kaçırma girişimleri nedeniyle açılan davada ifade vermek üzere ailesiyle adliyeye gelince haber oldu ve yaşadığı dram gazetelerde geniş yer alınca çığlığı duyuldu.

NEREDE OKUMAK İSTİYORSA OKUYACAK

Antalya Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay  E.A.'nun babası Cuma A.'nın 30 Ekim 2008 tarihinde çocuğunu okuldan almak için dilekçe verdiğini söyledi.

Velinin neden bildirmeden kızını okuldan aldığını belirten Gülay, "Bugün 2 yıl sonra, bırakma nedenini gazetelerden öğrendik. Kız çocukları benim için çok önemli. Benim 372 bin evladım var Antalya'da. Kızımız nerede okumak istiyorsa orada okutacağız" dedi.

DIŞARI ÇIKINCA HEMEN SALDIRIYOR

Liseyi bıraktıktan sonra 2 yıl süren ev hapsini gözyaşları içerisinde anlatan E.A., ise yaşadığı korku dolu günleri şöyle anlattı: "Bu adam yüzünden okulumdan oldum. Öğretmen olmak istiyordum. Hayalim vardı. Akşama kadar evdeyim. İnternet yok, bilgisayar yok. Dışarı çıkamıyorum. Dışarı çıkınca hemen ortaya çıkıyor ve saldırıyor. Bana 'Senin bacaklarımı keseceğim, yürüyemez hale geleceksin. Yüzüne kezzap atacağım' diyor."

"KIZIM İNTİHARA BİLE KALKIŞTI"

E.A.'nın annesi Hatice A. ise bu olay yüzünden kızının intihara kalkıştığını belirtirken, "O kadar psikolojisi bozuldu ki sonunda intihar edip ölmek istedi" dedi.

Kızını rahatsız eden Abdullah Minaz'ın ailesine defalarca gidip kızlarının peşini bırakması için yalvardıklarını anlatan Hatice A., "Babası bize 'Kurtulmak için siz öldürün' diyor. İşi yok, boynunun her tarafı jiletli. Psikopat, sapık bir oğlan. Çocuğum okumak istedi. Onu okutmaya çalışırken başımıza bunlar geldi. Pazara çıkmak istediğimiz zaman bile peşimizden gelmemesi için başka sokaklara giriyoruz" diye konuştu.

DHA

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılışını protesto eden eylemcilere polis müdahale etti.
Güncelleme:09 Ekim 2010 14:00

HAKKARİ (İHA) - Bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılışının 12'nci yıldönümünü protesto etmek için Hakkari, Şırnak Van, Batman ve Mardin'de kepenkler açılmadı. Şırnak ve Hakkari'de yollara barikat kuran protestocular ile polis arasında gerginlik yaşandı.

Sabah saatlerinden itibaren Cengiz Topel Caddesi üzerinde ateş yakıp eylem yapan göstericilere polis müdahale etti. Yüzlerini kapatan göstericiler polise taş, molotof ve havai fişekler atarken, polis de onlara biber gazı ve tazyikli su ile müdahale ediyor. Ara sokaklara kaçan göstericiler ile polis arasında yaşanan kovalamaca sürüyor.

HAKKARİ'DE KEPENK VE KONTAK KAPAMA EYLEMİ

MUŞ'TA KEPENK KAPAMA EYLEMİ

Polis ekipleri, daha önce çarşı merkezinde yapılan gösterilere müdahale ederken meydana gelen patlamada 8 polisin yaralanmasından dolayı bu kez güvenlik önlemlerini artırdı. Ara sokaklara kaçan kalabalığa müdahale eden polis ekipleri, olası bir patlamaya karşı ilk kez sinyal kesici jammer kullanmaya başladı. Ekipler kalabalığa müdahale ederken, çöp bidonları dahil her yeri didik didik kontrol ediyor.

Erol ŞENNUR/AHT

Adana’da Emel Ç. (34) adlı kadın, eşi Fatih Mehmet Ç.’nin (41), işyerinde başka bir kadınla ilişki yaşadığını ileri sürerek dün sabah eşinin çalıştığı yere baskın yaptı! Ancak eşiyle görüşmek için yukarı çıkmak isteyen Emel Ç., engellenince eşiyle ilişki yaşadığını iddia ettiği kadına sokakta bağırıp küfretti.

AYAKKABIYLA VURDU
Bunun üzerine aşağıya inen Fatih Mehmet Ç. ile eşi arasında kovalamaca yaşandı. Fatih Mehmet Ç. eşini yakalayıp sokak ortasında dövmeye başladı. Bunun üzerine Fatih Mehmet Ç.’nin bir arkadaşı araya girdi. Bu sırada ayakkabısıyla eşine vuran Emel Ç. polisi aradı. Polis, çifti gözaltına aldı.

Baykal, Nikah Şahitliği Yaptı

BAYKAL, NİKAH ŞAHİTLİĞİ YAPTI

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Antalya’nın Kemer İlçesi’ne bağlı Çamyuva Beldesi Belediye Başkanı CHP’li Ahmet Can’ın kardeşi Durmuş Can’ın düğününde nikah şahitliği yaptı.

CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken ile birlikte düğünün yapıldığı Limak Limra Otel’e gelen Baykal, salona girişinde davetliler tarafından uzun süre alkışlandı. Masasına geçerken kendisini alkışlayan kalabılığı selamlayan Baykal, davetlilerin hatıra fotoğrafı taleplerini geri çevirmedi.

MHP’li Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül’ün kıydığı nikahta Durmuş Can’ın nikah şahitliğini Baykal yaparken, Gonca Koyuncu’nun nikah şahitliğini ise CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken yaptı.

İKİ DEFA ADAYLIĞINI KABUL ETMEMİŞTİ

Bir dönem CHP’de belediye başkanlığı yaptıktan sonra, bir daha aynı partiden başkan adayı olamayan Mustafa Gül’ün, “Evlenmeyi kabul ediyor musun?” sorusuna Can’ın “Ediyorum sayın Başkan” demesi üzerine devreye giren Baykal, “Bir daha söyle” dedi. Bunun üzerine Can yalnızca “Evet” deyince, Baykal, “Sayın demedin. Oldu bu defa” şeklinde cevap verdi.

MHP’li Başkan Gül, çiftin nikahını kıydıktan sonra Deniz Baykal’ın Kemer’e yaptığı katkılardan övgüyle bahsetti. Gül, Baykal’ın konuşma yapması için mikrofonu uzattı. Ancak Baykal, konuşma yapmayarak genç çifte evlilik cüzdanlarını uzattı, hatıra fotoğrafı çektirdi.

Nikah töreninin ardından salonda bir süre daha kalan Deniz Baykal, ardından Kemer’de konakladığı otele geçti.

 

 

 


Mardin’de 2003’te 12 yaşındaki N.Ç.’ye tecavüz ettikleri iddiasıyla yargılanan 33 kişinden 28’i yıl sonra 9 yıl ila 1 yıl 8 ay arasındaki cezalara çarptırıldı. Karara göre N.Ç. kendi rızasıyla ilişkiye girdi.

7 YIL SONRA

Kararda N.Ç.’nin de istismarda rızası olduğu, zorla alıkonmadığı gerekçesiyle bazı sanıklarda ceza indirimine gidildi. Mardin’de 2003 yılında N.Ç.’ye 31 kişinin tecavüz ettiği, 2 kadının da erkeklere pazarladığı gerekçesiyle açılan davanın dün 35’inci duruşması yapıldı. 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz yargılanan 33 sanık katılmazken, sanık ve müdahil avutları hazır bulundu.

ARALARINDA YÜZBAŞI DA VAR

Mahkeme, o dönem Kızıltepe Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü olan R.S, Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli yüzbaşı E.E.’nin de aralarında bulunduğu 26 sanığa “Cinsel istismarda bulunmak” gerekçesiyle 1 yıl 8 ay ile 5 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Duruşmada N.Ç’yi erkeklere para karşılığı sattığı gerekçesiyle yargılanan Emine Akyol ve Türkan Temel’e de 6 yıl ceza verdi. Mahkeme daha sonra N.Ç.’nin yaşının 18’den küçük olması nedeniyle kadın sanıklarını cezalarını yüzde 50 artırarak, 9 yıla çıkardı.

15 YAŞIN ALTINDAKİ ÇOCUĞUN RIZASI OLABİLİR Mİ?

Duruşmanın ardından N.Ç.’nin avukatı İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, şöyle dedi:

"Oysa ki biz diyoruz ki bir çocuk 15 yaşının altındaysa onun rızası söz konusu olamaz, böyle bir yönelim için. Irza geçmek anlamında da bir çok sanık bakımından ciddi indirimlere gidildi. Bu da bizim mütalaya karşı verdiğimiz beyanların dışında bir karardı. Tecavüzün bir insanlık suçu olduğunu bir kez daha vurgulamak ve hatırlatmak istiyorum. Maalesef olmadı. Biz temyiz edeceğimize dair bir dilekçe sunduk. Ayrıntılı temyiz dilekçesini bir hafta içerisinde basına duyuracağız.”

KÜÇÜK KIZIN RIZASI VARMIŞ
Mahkeme, sanıklara eski TCK’nın 414. maddesinin 1. fıkrasından ceza verdi. Bu fıkrada, “Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur” hükmü yer alıyor. Bu fıkra, ancak küçük çocuğun rızası varsa işletilebiliyor. Mahkeme, bunun yerine, aynı maddenin ikinci fıkrasını uygulasaydı, sanıkların her birine en az 10 sene ceza verilecekti.

Dün 1,4750 liradan kapanan dolar 1,4660 liradan güne başladı. Dün de 1,4700 seviyelerini test eden Dolar/TL kuru bu sabah 1,4650 liraya kadar geriledi. Dolar ocak ayının ortalarında da 1,4500 lira seviyesine kadar gerilemiş, iki haftalık bir aradan sonra tekrar 1,5000 liranın üstüne çıkmıştı.

Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında fiyat, alışta en düşük 1,4590 lira, en yüksek 1,4620 lira, satışta en düşük 1,4650 lira, en yüksek 1,4680 lira olarak seyrediyor. İstanbul serbest piyasada ise açılıştaki seviyeler hala korunuyor. Dolar 1,4650 liradan, avro 1,9910 liradan satılıyor.

Uluslararası piyasalarda, saat 09.20 itibariyle avro-dolar paritesi 1,3588, sterlin-dolar paritesi 1,5831, yen-dolar paritesi de 83,65 düzeyinde bulunuyor.

Batı dünyası kansere yakalanan ateist İngiliz gazeteci Christopher Hitchens'i konuşuyor. 11 Eylül sonrası Irak'ın işgalini savunan Allahsız gazeteci kansere yakalanınca, hristiyan din adamlarının bedduasını aldı. Aykırı isim tepkilere yine aynı sertlikte karşılık verdi.

‘Tanrı Büyük Değildir’ kitabıyla inananları çileden çıkaran gazeteciyi Milliyet yazarı Mehveş Evin, köşesine taşıdı. Fransa'da hakkında çıkan yorum ve eleştirileri yazan Evin, gazetecinin kariyerini ve yazarın hastalığa bakışını kaleme aldı:

"Haziranda aniden rahatsızlanmış, temmuzda teşhis koyulmuş bu hızla ilerleyen hastalığa. Hitchens ise her zamanki acımasız mizahi üslubunu, kendi hastalığı hakkında da yazarken elden bırakmıyor.
Ne kadar ironik... Özellikle ‘Tanrı Büyük Değildir’ kitabıyla dindarları öfkeden çıldırtan Hitchens, hastalığının duyulmasıyla bu defa din adamlarının “Allah seni de kurtarsın” duaları ile “Cehennemde yanasın inşallah” diyenlerin arasında kalmış!

Acımasız entelektüel
Vanity Fair’in son sayısında Hitchens, ‘Cevabı olmayan dualar’ başlığıyla yine dindar insanları delirtmeyi başarıyor. 20 Eylül’ün kendisine dua günü ilan edildiğini duyan Hitchens, “Manasız haykırışlarınızla sağır gökyüzünü boşuna rahatsız etmeyin. Tabii, bu sizi iyi hissettirecekse ayrı” diye yazıyor.

Sırf ateist olduğu ve dinleri acımasızca, fütursuzca eleştirdiği için kansere yakalanmasını “Oh oldu” diye yorumlayanlar var, olacak da. Doğrudur, Hitchens, İslam başta olmak üzere bütün dinlerin savunduğu tezleri acımasızca sorguladı.
Çoğu dindar için bunların sorgulanması bile hakaret ve bağışlanamaz bir günah. Doğrudur, 11 Eylül sonrası Irak işgalinin en ateşli savunucularından oldu. Ancak Hitchens, hem çağın en büyük entelektüellerinden biri, hem de gazetecilik stiliyle mesleğin duayenlerinden sayılır.

Hitchens, ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonra insanın kendini ve sevdiklerini ölüme hazırlamanın epey bir zamanını aldığını yazmış son yazısında: “İlginç bir şekilde aynı anda hayatta kalabilme işiyle had safhada ilgileniyorsunuz. Sabah avukatlar, öğlen doktorlarla görüşmek, her zamankinden daha fazla yaşamakla ilgilenmeniz demek. Aynısı benim için dua edenler için de geçerli. Benim son anda ‘ışığı görmemi’ isteyen Katolik, Protestan hatta Müslümanlar var. Hani birini seçsem öteki alınacak. Benim için dua ettiklerini söyleyenlere şöyle diyorum:
Ne için?”

Dine dönecek mi
Hitchens, gırtlak kanserine yakalanmasını “Tanrı’nın bir cezası” olarak yorumlayanlara ters cevaplarını sıralıyor: “Sakın yaşam biçimim dolayısıyla gırtlak kanserine yakalanmış olmayayım. Hem başka cezalandıracak organlarım da var!” Kendi ifadesiyle “Bir katırı öldürebilecek kadar” çok alkol ve sigara tüketen, çılgınca yaşayan biriydi ne de olsa. “Böyle bir durumdayken bile niye kendisine dua etmek isteyenlere bu kadar sert tepki veriyor?” diye düşünebiliriz. Sanırım Hitchens’ın ateistliği de bir nevi din olmuş. Ölene kadar ateist kalmakta kararlı bir insanla uğraşmanın ne manası var?

Hem bakarsınız beddualara rağmen ölmez hemen! Emin olun kalemi daha da keskinleşecek. İnternet sitelerinde “Hitchens ölüme yaklaşırken dine dönecek mi?” iddiaları bile dönerken “Sesim gitse bile dini konularda polemik yazmaya devam edeceğim, en azından eski dostum karanlık gelene kadar. Sahi neden beyin tümörü çıkmadı ki bende?” diyecek kadar, nefesinin son anına kadar sinir etmeye devam edecek. ‘Diğer taraf’tan bildiremeyeceğine göre...

HERKESE ÇAKAN YAZAR
* 70’lerin başında, gazetecilik kariyerinin ilk yıllarında New Statesman’de çalışıp Vietnam savaşı, Kissinger ve Katolik Kilisesi’ni fena halde hedef alan yazılar yazdı.
* Yunanistan’daki askeri cunta haberi ilk kez kapağa çıktı.
* 80’lerde Amerika’ya yerleşti ve The Nation’a yazmaya başladı. Derginin Kıbrıs temsilcisiydi fakat Uganda’dan Sudan’a Irak’tan Kuzey Kore’ye, 60 ülkeyi gezip haberciliği kendi yorumuyla birleştirdi.
* Reagan, Baba Bush ve Amerika’nın özellikle Güney Afrika’daki dış politikalarını en sert eleştiren isimlerindendi.
* 11 Eylül sonrası ABD’nin Irak işgalini en çok savunan yazarlardan biri haline geldi.
* Yazar ve polemikçilerin şahı Gore Vidal bir zamanlar onu veliahtı olarak gösterirken Hitchens, Vidal’ın 9/11 komplo teorilerini bağrına basmasına dayanamayıp ona da bir salvo atmayı ihmal etmedi.
* 1992’den beri Vanity Fair dergisine düzenli olarak yazıyor. Sadece politika değil, kültür, edebiyat, yeme-içme üzerine de yazıyor. Kah Ortadoğu’da geziyor, kah sağlıklı bir yaşam merkezinde ağzında puroyla poz veriyor.
* Atlantic Monthly’ye ayda bir kitap eleştirisi yazıyor. ‘Unacknowledged Legislation: Writers in the Public Sphere’ adlı kitabını bu eleştirilerden derledi. En bilinen kitapları ‘Why Orwell Matters, “The Trial Of Henry Kissinger’ ve ‘God Is Not Great.’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TESK Genel Kurulu'na katılmak üzere geldikleri otelde bir araya geldi. Görüşme başbaşa yapılmadı. Erdoğan'ın yanında bakanlar Ali Babacan, Mehdi Eker ve Egemen Bağış, Kılıçdaroğlu'nun yanında ise Faik Öztrak, Akif Hamzaçebi ve Umut Oran vardı...

Başbakan Erdoğan, TESK Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin içeriğinden de bahsetti. Erdoğan, "Kılıçdaroğlu ile anayasayı konuştuk. Bir an önce yeni anayasa için çalışmalara başlayacağız. 'Türban konusunda bugünden itibaren adım atalım' dedim" açıklamasında bulundu.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede, "Bakın dedik meydanlarda bir şey konuşuyorsunuz, söylüyorsunuz nedir? Bir başörtüsü meselesi. Devamlı dillendirdiniz, söylediniz. Bugünden tezi yok hemen adımı atalım. Bununla ilgili ekipleri kuralım, hemen çalışmaya başlayalım" dediğini aktardı.

Başbakan Erdoğan'a soruları cevaplarken Ayten Bayram isimli bir kadın eylem yaptı.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise otelden ayrılırken basın mensuplarının sorusu üzerine, Başbakan Erdoğan ile aralarında bir randevulaşma olmadığını söyledi.

Yapılan bir araştırmaya göre damacanalarda bulunan Bisfenol A'nın (BPA) suya geçme riski “yok denebilecek düzeyde” çıktı.

Polikarbonat (PC) damacanalarda bulunan ve “endokrin bozucu” etkisi dolayısıyla kansere neden olabileceği belirtilen Bisfenol A'nın (BPA) suya geçme riski ile ilgili yapılan araştırma, bu riskin, insan sağlığına etkisi açısından “yok denebilecek düzeyde” olduğunu ortaya koydu.

Dünyada ilk kez Türkiye'de yapılan araştırmaya göre, polikarbonat (PC) damacanalarda bulunan BPA, damacana 35 derecede 60 gün bekletilse bile, uluslararası düzeyde belirlenen sağlık limitlerinin 200'de biri kadar suya geçiyor. Saptanan migrasyon (göç-suya geçiş) düzeyi ile bir insanın PC damacanalardan sağlığı tehdit eder düzeyde BPA alabilmesi için, günde 60 damacana, bir bebeğin de 6 damacana su içmesi gerektiği belirtildi.

Hacettepe Üniversitesi Gıda Araştırma Merkezi (HÜGAM), PC damacanalarda bulunan ve “endokrin bozucu” etkisi dolayısıyla kansere neden olabileceği belirtilen Bisfenol A'nın (BPA) içme suyuna geçme riskini araştırdı. HÜGAM Müdür Yardımcısı ve araştırma grubunun başkanı Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, yaklaşık 3 ayda tamamlanan ve piyasadan alınan örneklerin de kullanıldığı araştırma sonucunda, PC damacanalardaki BPA'nın suya geçiş oranlarını test ettiklerini belirterek, bu oranların, uluslararası sağlık limitlerinin çok altında kaldığını saptadıklarını söyledi.

Aynı zamanda HÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, damacanaların doğrudan güneş ışığına maruz kalma olasılığı dikkate alınarak 35 derecede depolanması halinde bile BPA migrasyonunu en çok 0,003 mg/kg olarak ölçtüklerini belirterek, “Bu oranın AB ve Türk mevzuatında günlük yasal sınır olan 0,6 mg/kg'ın 200'de birinden daha düşük olduğu dikkate alınırsa, bu oranlarda BPA varlığının sağlık açısından herhangi bir risk yaratmayacağı dile getirilebilir. Polikarbonat damacanalardaki BPA, insan sağlığı açısından risk oluşturmuyor” dedi.

Prof. Dr. Erdem, bu düzeyde BPA varlığı söz konusuyken, sağlık açısından bir risk oluşturabilmesi için bir yetişkinin günde 1200 litre (60 damacana), bir bebeğin günde 120 litre (6 damacana) su içmesi gerekeceğine işaret etti.

Dünyada yılda 2,5 milyon ton BPA kullanılıyor

Prof. Dr Erdem'in verdiği bilgiye göre, dünya genelinde 2,5 milyon ton BPA kullanımı var. Epoksi reçineler, konserve kutu lakları, PVC borular, PC ambalajlar, havacılık, otomotiv, yapı malzemeleri gibi çok yaygın bir alanda kullanılan BPA'nın zayıf östrojenik özelliğe sahip olduğu biliniyor ve bu nedenle endokrin bozucu olarak nitelendiriliyor. Bazı otoriteler, BPA'nın düşük dozlarının da sağlık açısından ters etki yaratabileceği görüşünü savunuyor.

AB mevzuatında ve Türk Gıda Kodeksi'nde, BPA bileşiğine ilişkin spesifik migrasyon (geçiş) limiti 0,6 mg/kg ile sınırlandırılmış. Yani polikarbonat (PC) ambalajlarda satışa sunulan veya ambalaj materyali içerisinde BPA bulunan, insan beslenmesine yönelik herhangi bir gıda maddesinde BPA migrasyonu söz konusu ise BPA derişiminin, o gıdanın kilogramında 0,6 miligramı geçmemesi gerekiyor. Vücuda alınabilecek miktarının da vücut ağırlığı başına 0,05 mg/kg'ı geçmemesi gerektiği için, 70 kg ağırlığındaki bir yetişkinin günde en fazla 3,5 mg BPA alması, sağlık açısından riskli görülmüyor.

Türkiye'de son yıllarda yiyecek ve içecek ambalajlarının büyük çoğunluğunda PET ve PC kullanılması nedeniyle, BPA migrasyonu, “kanser riski”ne dikkat çekilerek sık sık kamuoyunun gündemine getiriliyor. Özellikle 19 litrelik PC damacana ambalajlarda tüketime sunulan doğal kaynak suları ve mineralli sularda BPA varlığının saptanması, halk sağlığı, tüketici bilgilendirilmesi ve üretici sorumluluğu açısından zorunlu hale geldi.

HÜGAM Müdür Yardımcısı ve araştırma grubu başkanı Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, söz konusu ihtiyaçtan yola çıkarak, bu yıl Haziran ayında “19 litrelik PC damacana ambalajlarda tüketime sunulan doğal kaynak suları ve mineralli sularda BPA varlığının saptanması” amacıyla bir araştırma başlattıklarını ve araştırmanın Eylül ayı itibariyle sonuçlandırıldığını söyledi.

Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, Prof. Dr. Vural Gökmen ve gıda mühendisi Furkan Acar tarafından yürütülen araştırma çalışmaları hakkında şu bilgiyi verdi:

“Araştırma kapsamında alınan su örnekleri, 4 derece, 20 derece (oda sıcaklığı) ve 35 derecelerde 60 gün boyunca depolanarak bu sürelerde BPA migrasyonu (geçişi-göçü) test edildi. Ayrıca, Ankara ve İstanbul'da PC damacanalarda satışa sunulan markalardan örnekleme olarak piyasadan rastgele alınan 42 farklı marka üzerinde özellikle BPA taraması yapıldı. Bu örneklerin toplanması konusunda Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) de destek oldu.”

Araştırma yaparken, PC damacanalarının yarıya yakınının bu yıl imal edildiğini, toplamda ise en az yüzde 80'inin 2008-2010 yılı ürünü olduğunu belirlediklerini kaydeden Prof. Dr. Yaşar Erdem, sektörde 3 yıldan daha eski damacana kullanma oranının çok düşük olduğunun söylenebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Erdem, “damacana eskidikçe BPA migrasyonunda bir artış olmadığını” da belirlediklerini vurguladı.

Piyasadan toplanan örnekler üzerinde yapılan incelemede, örneklerin dolum tarihlerinin de 10 günü geçmediğinin saptandığına işaret eden Prof. Dr. Erdem, araştırma sonuçları hakkında şunları söyledi:

“PC damacana ambalajlarda satışa sunulan doğal kaynak suyu örneklerinde 4 derecede 60 günlük depolama süresince BPA migrasyonu gözlenmedi. Oda sıcaklığında, 20 derecede 60 gün bekletilen damacanalardaki BPA migrasyonu ise 0.6 mg/kg'lık yasal sınırın 450'de birinden daha az, 0,001 mg/kg olarak saptandı. Damacanaların doğrudan güneş ışığına maruz kalma olasılığı dikkate alınarak 35 derecede depolanması halinde ise BPA migrasyonu en çok 0,003 mg/kg oldu. Bu oranın AB ve Türk mevzuatında günlük yasal sınır olan 0,6 mg/kg'ın 200'de birinden daha düşük olduğu dikkate alınırsa, bu oranlarda BPA varlığının sağlık açısından herhangi bir risk yaratmayacağı dile getirilebilir.”

Bu kadar düşük oranlarda BPA varlığının risk oluşturabilmesi için PC damacanalardaki doğal kaynak ve mineralli suların 35 derecede yaklaşık 32 yıl depolanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, “Bu düzeyde BPA varlığı söz konusuyken, sağlık açısından bir risk oluşturabilmesi için bir yetişkinin günde 1200 litre (60 damacana), bir bebeğin günde 120 litre (6 damacana) su içmesi gerekecektir” dedi.

BPA'nın konserve kutularının iç laklarında da kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, bundan sonra HÜGAM'da, metal kaplarda satışa sunulan gıda maddeleri (konserveler, gazlı/gazsız içecekler vb.) konusunda ve tüketici sağlığı açısından riskleri tartışılan PET ambalajlarda satışa sunulan özellikle yemeklik yağlar, içecekler, süt vb. gıdalarda kanserojen madde migrasyonu konusunda araştırma planladıklarını açıkladı.

Sonuçlar uluslararası konferansta sunulacak

Araştırma sonuçlarının Aralık ayı başında Ankara'da yapılacak “Uluslararası Güvenilir Gıda Zirvesi”nde tebliğ olarak sunulacağını, konu ile ilgili uluslararası dergilerde yayımlanmasını sağlamak üzere de makaleler hazırlandığını belirten Prof. Dr. Yaşar Kemal Erdem, konunun bilimsel camiada tartışılmasının büyük önem taşıdığına işaret ederken, şunları söyledi:
“HÜGAM'daki altyapımızla, bu konularda analiz yapan Avrupadaki ve Türkiye'deki laboratuvarlardan yaklaşık bin kat daha duyarlı biçimde biz BPA'yı saptayabiliyoruz. Bizim açımızdan analiz yöntemimizin ve analiz duyarlılığımızın tartışılabilir bir yanı yok. Ama yine de camiada bunun tartışılması için makalelerimizi hazırladık. Analiz hassasiyeti konusunda Avrupa'daki laboratuvarlar ve örgütlerle de bağlantı kurduk. Onlar 0.01 mg/kg'ı saptayabilirken, biz 0.01 mikrogram/kg düzeyinde analiz yapabiliyoruz.”

Zayıf östrojenik özelliği nedeniyle “endekrin bozucu” etkisinden bahsedilen BPA hakkında en son bu yıl yapılan araştırmalarda, kobaylara var olan limitlerin 5 katı düzeyde oral olarak BPA verildiğini, vücut ağırlığı olarak günde 200 mikrogram/kg BPA almanın, farelerde özstrojenik yapısında, mental yapısında bozulmaya ve fiziksel durumunda bir değişikliğe neden olmadığının belirlendiğini anlatan Prof. Dr. Erdem, Almanya'da Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü'nün bu sonuçların EFSA'da kullanılabileceği görüşünün dile getirildiğini söyledi.

Prof. Dr. Erdem, “Dolayısıyla bu araştırmaların sonuçlarına göre, EFSA'nın konuyu yeniden değerlendirerek, günde alınabilecek BPA limitlerini bu yıl veya gelecek yıl değiştirebileceği kanaatindeyiz” dedi. BPA ile ilgili tartışmaların odağında biberonlar bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Erdem, bununla ilgili araştırmaların kendi çalışma konularının dışında olduğunu kaydetti. Bisfenol A, iki fenol ve polikarbonat moleküllerinin birleşmesiyle elde edilen bir tür organik bileşik ve özellikle plastik, naylon, polyester ve PVC gibi maddelerin üretilmesinde etkin rol oynuyor.

Kuaförde müşterisinin telefon konuşmasını dinleyip kocasını aldattığını öğrenen manikürcü kız, şantaj için plan yaptı. Manikürcü kız üç erkek arkadaşıyla birlikte suçüstü yakalandı.

ADANA’daki bir kuaföre giden evli N.Z. (39), evlilik dışı ilişki yaşadığı kişiyle konuşurken Ayşegül K.’ya (23) manikür yaptırdı. Müşterisinin telefon numarasını bulan Ayşegül K., kendisini Ahlak Büro Amirliği’nde çalışan bir polis gibi tanıtarak, N.Z. ile buluşmak istedi. N.Z.’nin yanına da arkadaşları Tamer Y. (32), Ali Y. (21) ve Tunay E.’yi (21) gönderdi. İddiaya göre birbirlerine “Amirim, komiserim” diye hitap eden şüpheliler, N.Z.’ye ilişki teklif ederek para istedi. Ancak N.Z., şüphelilerin kimlik göstermemesinden ve telsiz ile tabancaları bulunmamasından şüphelenerek, bir süre sonra yeniden buluşmak üzere yanlarından ayrıldı. Yaşadıklarını polise anlatan N.Z., ertesi gün ikinci buluşmaya Ahlak Büro Amirliği’nde
görevli polislerle gitti. Üç şüpheli ile manikürcü Ayşegül K. gözaltına alındı.

Terör örgütü PKK ile İsrail arasında bir bağlantı olduğu iddia ediliyor, hatta Türkiye'deki son eylemler de bu ilişkiye dayandırılıyordu. 3 teröristin İsrail ajanlığından tutuklanması bu iddiaları daha da derinleştirecek. İşte ayrıntılar: Lübnan güvenlik birimlerinin İsrail casus şebekelerine yönelik Eylül ayı başında başlatılan operasyonları kapsamında, Lübnan Askeri İstihbarat Teşkilatı, geçen hafta bir operasyon gerçekleştirdi. Başkent Beyrut'un yaklaşık 20 kilometre kuzeyindeki sahil kenti Jounieh'te gerçekleştirilen operasyonda 3 PKK'lının yakalandığı belirlendi.

Yakalanan terör örgütü mensuplarının sorgulanmaları sonrasında, ''Lübnan'da İsrail adına casusluk faaliyetleri yürüttükleri'' gerekçesiyle tutuklandıkları kaydedildi.

Bu arada, PKK terör örgütü elebaşılarından Murat Karayılan'ın, önceki gün İsrail'in Channel-2 televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Türkiye'nin İsrail'in düşmanları Suriye ve İran ile sıcak ilişkilerine atıfta bulunarak, ''Bizim düşmanlarımız İsrail'in de düşmanlarıdır'' demişti.

Geçen hafta terör örgütü PKK'nın Lübnan'daki faaliyetlerinden rahatsız olan Hizbullah mensuplarının, PKK'lıların ''PKK'ya yönelik operasyonlar ve idamlar'' nedeniyle başkent Beyrut'ta İran karşıtı düzenledikleri protesto gösterisine müdahale etmeleri nedeniyle yaşanan çatışmada 2 PKK'lı ölmüş, 8'i yaralanmıştı.

Terör uzmanları, Lübnan'da PKK ile ilgili yaşanan son gelişmeler ile terörist Murat Karayılan'ın İsrail televizyonuna yaptığı açıklamaların, İsrail-PKK ilişkilerinin boyutunu göstermesinin yanı sıra, PKK'nın İsrail tarafından ''taşeron'' olarak kullanıldığı iddialarının geçerliliği açısından önemine dikkat çekiyorlar.

AA

İsrail'in, Gazze Şeridi'ne gıda yardımı yapılması ve özel araç ithaline izin vermesiyle ilgili attığı adımlar, bugün İspanyol meclisinin AB Karma Komisyonu'nda görüşüldü.

İspanyol hükümeti adına konuşan AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Diego Lopez Garrido, İsrail'in attığı adımların "iyi bir işaret" olmasına rağmen, "Gazze halkının durumunu düzeltmekte kesinlikle yeterli olmadığını" ifade etti.

Garrido ayrıca, geçen mayıs ayında İsrail'in Gazze'ye uluslararası yardım götüren filoya yaptığı baskına da değinerek, bu askeri müdahaleyi "tolerans gösterilemez, kabul edilemez ve ölçüsüz" olarak tanımladı.

Garrido, "iki hafta önce İsrail ile Filistin arasında doğrudan görüşmelerin başlamış olmasının, geçen mayıs ayında yaşanan gerginliğin ardından, bölgedeki durumu daha iyileştireceğine inandığını" kaydetti.

AA

Türkiye siyaset tarihinde görülmemiş olay. 11 Temmuz’daki olaylı kongrenin usulsüz yapıldığı gerekçesiyle mahkemeye başvuran Oğuzhan Asiltürk öncülüğünde açılan dava karara bağlandı. Mahkeme, Saadet Partisi'nin yönetimini kayyuma devretti.

Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, Saadet Partisi'nde, Olağanüstü Kongre çağrısı yapmak üzere, Mustafa Kamalak, Hasan Bitmez ve Şerafettin Kılıç'ın görevlendirilmesine karar verdi.

Mahkeme, bu 3 üyenin, açılış, kongre divan teşkili, tüzük ve program tadil komisyonları teşekkülü, tüzük ve program tadil komisyonlarının raporlarının okunması, genel başkan, genel idare kurulu asıl ve yedek üyelerinin, yüksek disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi gündemi ile Saadet Partisi Olağanüstü Kongresini çağırmakla görevlendirilmelerini kararlaştırdı.

SP eski Genel Başkan yardımcılarından Mehmet Bekaroğlu SP yönetiminin kayyuma devredilmesinin ardından şöyle konuştu:

"Numan Kurtulmuş’la Hoca ve ekibin arasında öyle şeyler oldu ki. Bundan sonra herhalde beraber yola devam etmek pek mümkün olamayacak.

Sayın Kurtulmuş sanırım bundan soran kayyum eliyle yapılacak kongrede aday olmayacak diye düşünüyorum.

Hoca ne yapmak istiyor anlamakta zorlanıyorum. İlk seçimlerde çok rahat barajı geçecek bir parti konumunda olan bir partiyi neden sabote ediyorlar, kimlere hizmet ediyorlar, başka güçlere mi hizmet ediyorlar anlayamıyorum. Numan Kurtulmuş yola başka bir şekilde devam eder mi onu da bilemiyorum. Birkaç hafta içinde kongre toplanacak. Bu imzaları verenler gider kendi başlarına kongre yaparlar."

Saadet Partisi'nden yapılan açıklamaya göre, parti, kararın temyiz edilmesi için mahkemeye gidecek.

Osmaniye kırsalında, terör örgütü PKK mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çatışma çıktığı, ölen ya da yaralananın olmadığı çatışmanın ardından teröristlerin izlerini kaybettirmek için çıkardıkları orman yangınında 10 dönümlük alanın zarar gördüğü bildirildi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Osmaniye'nin Ürün Yaylası Gürdük mevkisinde, arama-tarama çalışmaları yapan güvenlik güçlerine teröristlerce ateş açıldı. Güvenlik güçlerinin de buna karşılık vermesi üzerine çıkan ve yaklaşık 10 dakika süren çatışma sonrasında, teröristler izlerini kaybettirmek için ormanı ateşe vererek kaçtılar.

Güvenlik güçlerinin ihbarı üzerine olay yerine gelen Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri, söndürme çalışmaları için Adana ve Kahramanmaraş'tan da yardım istediler.

Adana Orman Bölge Müdürü Mustafa Kara'nın yönettiği söndürme çalışmalarında, 2 helikopter, bir uçak, 8 arazöz, 100 orman işçisi görev aldı.

İşçilerin 750 metre uzunluğunda hortum da kullanarak müdahale ettiği yangın sırasında bir bomba patladı. Olay yerinde uzun namlulu silahlara ait çok sayıda mermi kovanları bulundu.

Osmaniye Vali Vekili Hüseyin Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yangının kontrol altına alınarak tamamen söndürüldüğünü, 10 dönümlük orman alanının zarar gördüğünü bildirdi.

Çatışmada ölen ya da yaralananın bulunmadığını belirten Doğan, jandarma birliğinin arama tarama çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.

Osmaniye Orman İşletme Müdürü Hasan Bozan ise, arazinin yapısı nedeniyle yangına müdahalenin zor olduğunu ancak, kısa sürede kontrol altına almayı başardıklarını bildirdi.

AA

Hilton'un temsilcisi Dawn Miller internet aracılığıyla yaptığı açıklamada, bir defile için Japonya'ya giden Paris'in, Tokyo'daki havaalanında göçmenlik yetkilileri tarafından saatlerce sorgulandığını ve bekletildiğini belirtti.

Aralarında Endonezya ve Malezya'nın da bulunduğu bazı ülkelere kendi moda ürünleri tanıtmak için turne düzenleyen Paris Hilton'un nerede olduğu ve turnesine devam edip etmeyeceği ise bilinmiyor.

Paris Hilton'un Uluslararası Narita Havalimanı'nda, geçen ay kokain bulundurmaktan tutuklanmasıyla ilgili olarak gözaltına alındığı ve 6 saat kadar sorgulandığı, bu yüzden de Japonya'ya girişine izin verilmediği bildiriliyor.

29 yaşındaki Hilton'un, kız kardeşi Nicky ile birlikte özel uçağıyla Tokyo'ya gittiği ve burada sonbahar-kış koleksiyonları sunmayı planladıkları kaydedilirken, gümrük yetkililerinin Hilton'a sorun çözülene kadar havaalanındaki otelde kalması gerektiğini söylediği kaydediliyor.

Paris Hilton geçen ay ABD'de bir miktar kokainle yakalanmış, dün de uyuşturucu bulundurduğunu kabul etmesi üzerine seyahat yasağını içermeyen 1 yıllık tecilli hapis cezası almıştı.

AA

Ortadoğu'da silah ticareti kızışıyor. Rusya'nın Suriye'ye Yakhont P-800 tipi füze satışına İsrail'den tepki yağıyor. İsrail, hassas bir bölgede stratejik dengeleri bozabilme riski taşıdığı iddiasıyla Rusya'ya tehditte bulundu. İsrailli yetkili, Rusya'nın Suriye'ye Yakhont P-800 tipi füze satışını kınadı.

Adının açıklanmasını istemeyen üst düzey yetkili, bu silahların hassas bir bölgede stratejik dengeleri bozabilme riski taşıdığını ve dolayısıyla yeni başlayan barış görüşmelerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Aynı yetkili, ''Bu karar, nüfuz sahibi olmak isteyen ve sözde bölge istikrarı yararına hareket ettiğini söyleyen bir ülkenin sorumluluk anlayışının bozuk olduğunun bir kanıtıdır'' diye konuştu.

Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov, Suriye ile savaş gemilerine karşı kullanılan füze sistemleri ''Yakhont'' satışıyla ilgili 2007'de yapılan sözleşmenin gereğini yerine getireceğini söylemiş, ''Suriye'ye benzer bir sistem daha önce verildi ve Yakhontlar ise daha önce verilen sistemin daha moderni. Önceki sistem teröristlerin eline geçmediyse bu vereceğimiz yeni sistem niye geçsin ?" demişti.

İSRAİLLİ YETKİLİLER DE RUSYA'NIN "DÜŞMANLARINA" SİLAH SATMA TEHDİDİNDE BULUNDU

İsrail'in uzun bir süredir engellemeye çalıştığı Rusya'nın Suriye'ye füze satma kararı, İsrail'de öfke ve tepkilere neden oldu.

İsrail'in Yedioth Ahranot gazetesi, Rusya'nın "Suriye'ye gelişmiş Cruise füzeleri sağlayacağını" manşetten duyururken, haberi, "Rusya ile Füze Krizi" başlığı altında verdi.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın 1.5 hafta önce Moskova ziyaretinin ardından gelen kararı, "İsrail'in yüzüne bir tokat" olarak nitelendiren gazete, Rusya'nın, donanma gemileri için tehlike yaratacak Yakhont füzelerini satış kararını açıkladığını belirterek, buna karşın İsrailli yetkililerin de "Biz de onların (Rusya) düşmanlarına silah sağlayacağız" tehdidinde bulunduğunu duyurdu.

İsrailli bir yetkili gazeteye, İsrail'in üçüncü dünya ülkelerine "stratejik", dengeyi bozacak silahlar satmaktan kaçındığını ifade edip, bu nedenle Rusya'nın da aynı şekilde davranması beklentisinde olduklarını kaydetti.

İsmi verilmeyen İsrailli yetkili, "Tam da Filistinlilerle barış müzakerelerine başlandığı sırada, (Lübnan'daki) Hizbullah'ın iki önemli destekçisinden biri olan Suriye'ye gelişmiş silahların sağlanması, Ortadoğu'daki ılımlı güçleri cesaretlendiren bir hareket olmamıştır. Bu daha çok aşırıcı devletlere bir ödüldür" dedi.

Rusya ile Suriye arasındaki anlaşma 2007'de imzalanmış, geçen ay İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile konuşup, silahların Hizbullah'ın eline geçeceği gerekçesiyle, anlaşmayı iptal etmesini istemişti.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak da geçtiğimiz günlerde aynı misyon doğrultusunda Moskova'ya bir ziyarette bulunmuş ve Putin'in yanı sıra Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov ile görüşmüştü.

Bazı İsrail basın organları, P-800 füzelerinin 2006'da Hizbullah'la girişilen ikinci Lübnan Savaşı sırasında bir donanma gemisini vuran füzeden çok daha tehlikeli olduğunu, bu füzelerin nihayetinde Hizbullah'a ulaşacağı iddiasında bulundu.

Yakhont füzelerinin hızı nedeniyle dünyanın en gelişmiş füzelerinden olduğu belirtilirken, 300 km'yi bulan menziliyle İsrail'in Akdeniz'deki gemileri için bir risk oluşturduğu savunuluyor.

Rusya Savunma Bakanı Serdyukov, resmi bir ziyaret için gittiği Washington'da, Suriye ile yapılan "Yakhont satışıyla ilgili sözleşmenin gereğini yerine getireceklerini" söylemiş, "Suriye'ye benzer bir sistem daha önce verildi. Yakhontlar ise daha önce verilen sistemin daha moderni. Önceki sistem teröristlerin eline geçmediyse, bu vereceğimiz yeni sistem niye geçsin ?" demişti.

AA

Irak ham petrolünün Suriye toprakları üzerinden Akdeniz'e ulaşmasını sağlayacak iki boru hattı döşenecek. Anlaşmaya göre, biri günde 1.5 milyon diğeri ise 1.25 milyon varil kapasitesinde iki boru hattı kurulacak

Bu amaçla Suriye ve Irak arasında ön anlaşmanın imzalandığı belirtildi.

Suriye resmi haber ajansı Sana'da yer alan habere göre, Irak ham petrolünün Suriye toprakları üzerinden Akdeniz'e ulaşmasını sağlayacak petrol boru hattının kurulması amacıyla Suriye ile Irak arasında bir ön anlaşma imzalandı. Anlaşma çerçevesinde biri günde 1.5 milyon diğeri ise 1.25 milyon varil kapasitesinde iki boru hattı kurulacak.

Suriye hükümet sözcüsü Ali Dabbağ, büyük hattın ağır hizmetler küçük hattın ise hafif hizmetler vereceğine ve projenin pompa istasyonlarında kullanılabilecek gaz taşıyan üçüncü bir hattı kapsadığına belirterek, Irak hükümetinin projeyi onayladığını duyurdu.

Irak Petrol Bakanı Yardımcısı Abdülkerim el-Luaibi geçen hafta petrol bakanlığının önümüzdeki iki ay içerisinde proje ihalesini duyuracağını açıklamıştı.

Irak hükümeti ham petrol üretimini arttırmak amacıyla uluslararası birçok petrol şirketiyle büyük anlaşmalar imzalamıştı. Bu anlaşmalarla günlük petrol üretiminin 12 milyon varile ulaşması bekleniyor.

MUĞLA’nın Marmaris İlçesi’nde, iki kişi tarafından motosiklete bindirilip ormanlık alana götürülerek tecavüz edilmek istenen 24 yaşındaki Rus turist T.O., çırılçıplak polise sığındı. Tecavüzcülerden birinin hayalarını eliyle sıkarak kurtulduğunu anlatan T.O., yeminli tercüman eşliğinde ifade verirken gözyaşlarına hakim olamadı.

10 günlük tatil için tek başına Marmaris’e gelen Rus T.O., dün saat 03.00 sıralarında Barlar Sokağı’ndan eğlendikten sonra kaldığı otele doğru yürümeye başladı. Bu sırada plakasız motosikletleriyle gezen A.Ç. (25) ve O.O. (23), yolunu kaybedip Marmaris’in Beldibi Beldesi yönüne doğru ilerleyen T.O.’nun peşine düştü. İkili, iddiaya göre laf attıkları Rus turisti, etrafta kimsenin bulunmamasını fırsat bilerek ellerini arkadan bağlayıp zorla motosiklete bindirerek kaçırdı. Beldibi’ndeki karayoluna yakın ormanlık bölgeye götürülen ve tokat darbeleriyle sersemletilen Rus turist, üzerindeki elbiseler yırtılarak çırılçıplak bırakıldı. O.O.’nun gözetleme yaptığı sırada, tecavüz etmeye çalışan A.Ç.’nin hayalarını elleriyle sıkan Rus turist T.O., koşarak çırılçıplak karayoluna çıktı. Şans eseri bölgede devriye görevi yapan Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Çarşı Polis Merkezi’ne ait ekipler, Rus turisti görüp müdahale etti. Polislerin üzerlerindeki montları çıkarıp sardığı çıplak Rus turist İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülürken, kaçmaya çalışan A.Ç. ve O.O. ise ormanlık bölgede yakalandı.

AĞLAYARAK İFADE VERDİ

Marmaris Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen T.O.’nun olayın şokunu üzerinden atamadığı ve konuşmakta güçlük çektiği görüldü. Ayak, bacak ve vücudunun çeşitli yerlerinde kesikler oluştuğu, boynunun altında, sağ kolunda ve göğüs kafesinde de morarmalar bulunduğu saptanan T.O.’da sperm izine rastlanmadı. T.O., tedavisinin ardından getirildiği polis merkezinde, yeminli tercüman eşliğinde ifade verdi, saldırganları teşhis ederken gözyaşlarına hakim olamadı. Tercümanın göğsüne başını dayayıp ağlayan T.O., kendisini döven ve tecavüze yeltenen iki kişiden şikayetçi oldu. Kaldığı oteline götürülen Rus T.O.’nun pazartesi günü ülkesine döneceği bildirildi.

Sorgularının ardından çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece ‘zorla adam kaçırmak’, ‘tecavüze yeltenmek’ ve ‘darp’ suçundan tutuklanan A.Ç. ve O.O. ise Muğla E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

 

Kamu Personeli Seçme Sınavı Eğitim Bilimleri Sınavı, kopya iddiaları nedeniyle iptal edildi. Sınavın bu yıl içinde yeniden yapılması bekleniyor... Kopya iddialarına ilişkin ÖSYM'de yapılan incelemeye ise Pazartesi gününe kadar ara verildi



ÖSYM tarafından 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan ve 280 bin öğretmen adayının girdiği KPSS Eğitim Bilimleri sınavı, kopya iddialarına ilişkin soruşturma nedeniyle iptal edildi.. İptal edilen KPSS-2010 Eğitim Bilimleri Sınavı'nın bu yıl içinde yapılacağı bildirildi. KPSS Eğitim Bilimleri sınavı için yeniden başvuru alınmayacağı, 10 Temmuz 2010 tarihinde sınava girenlerin, yeniden yapılacak sınava katılacakları bildirildi.. KPSS'de soru sızdırıldığı iddialarına ilişkin soruşturma nedeniyle Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, 12 sınavın ertelendiğini duyurmuş, bu sınavların bu yıl içinde yapılmasının planlandığını açıklamıştı. ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, "KPSS-Lisans Eğitim Bilimleri Testi, sınav sürecinde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından, telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasını engellemek için iptal edilmiştir. Bu sınav ve daha önce ertelendiği açıklanan diğer sınavların yeni tarihleri yakında açıklanacaktır" denildi.

Geçtiğimiz günlerde Müge Anlı'nın özel bir televizyon kanalında sunduğu programda silah sesleri duyulmuştu. Karısının canlı yayında olduğunu öğrenen Ahmet Ayyıldız silahla stüdyoyu basmış, 2 kişiyi yaralamıştı. Bu saldırı RTÜK'ü harekete geçirdi.  Kadın programlarını yeniden incelemeye alan RTÜK, programların banttan yayınlanması için çalışma başlattı.
Canlı yayınlanan "Müge Anlı ile Tatlı Sert" programında 2 kişinin silahlı saldırıya uğraması RTÜK'ü harekete geçirdi. Sabah kuşağı kadın programlarıyla ilgili ciddi bir çalışma başlatan RTÜK, bu tür programları yeniden değerlendirecek. Sunucuların hem hakim, hem polis, hem de savcı olduğunu söyleyen RTÜK Başkanı Davut Dursun, kadın programlarının canlı yayınlanmasının sıkıntı oluşturduğunu belirtti. Bunu önlemek için çalışma başlattıklarını kaydeden Dursun, kadın programlarının banttan yayınlanması gerektiğinin altını çizdi. Saldırganın yayıncı kuruluşa tehdit ile girdiğini, olayın stüdyo dışında yaşanmasının durumun vahametini azaltmadığını savunan Dursun, bu tür programların canlı yapılmasının tehlikeyi ve sıkıntıyı artırdığını vurguladı. RTÜK bu kapsamda, kadın programlarının olumsuzluklarını en aza indirmeye çalışarak, cannlı yayın meselesini özellikle tartışacak. Çalışmalar tamamlandıktan sonra, bu tür kadın programlarının canlı olması yasaklanacak.. Programlar banttan olacak.

Eskişehir'de bir kişi, eşinin başını duvara vurarak öldürdü. Cinayetin kıskançlık sonucu işlendiği iddia edildi.

Bunalıma girdiği iddia edilen Kadir Bozdağ (44), eşi Fatma Bozdağ (42)'ı da alarak Bursa'daki kardeşinin yanına gitti. Daha önce psikolojik sorunlar yaşadığı öğrenilen Kadir Bozdağ, bugün eşiyle beraber Eskişehir'e döndü.

Devlet Su İşleri'nde (DSİ) işçi olan zanlı Bozdağ, bankadan bin 300 lira çekip 3 atlet aldıktan sonra, Gültepe Mahallesi, Şehit Jandarma Mehmet Alp Caddesi'nde bulunan evine geldi. Evde bulunan 2 çocuğunu bakkala yollayan Bozdağ eşiyle tartışmaya başladı. Zanlı Bozdağ, banyoda yakaladığı eşini, kafasını duvara vura vura öldürdü.

"EŞİMİ ÖLDÜRDÜM BURAYA GEL"

Cinayeti işledikten sonra aynı mahallede oturan amcasının oğlu Erdem Bozdağ'ı arayan zanlı Bozdağ, ''Eşimi öldürdüm, buraya gel.'' dedi. Olay yerine gelen Erdem Bozdağ'ın araması üzere polis zanlının evine gelerek Kadir Bozdağ'ı gözaltına aldı. Fatma Bozdağ'ın cesedi ise savcının incelemesinden sonra otopsi için Osmangazi Tıp Fakültesi'ne kaldırıldı.

Bozdağ'ın lise son, lise 1, ilköğretim 6. sınıfa giden ve biri de bu sene ilkokula yeni başlayacak 3 kız 1 erkek çocuk babası olduğu öğrenildi.

CHA

Antalya'da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda podyuma çıkan  Nurcan Taylan, 48 kiloda silkmede 121 kilo kaldırıp, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı. Nurcan Taylan, koparma ve silkmenin ardından toplamda kaldırdığı 214 kilo ile altın madalya kazanırken, şampiyonayı 3 altın madalya ile dünya şampiyonu olarak tamamladı.

Antalya Expo Center'da düzenlenen şampiyonanın ilk gününde 48 kiloda podyuma çıkan Nurcan Taylan ve Sibel Özkan madalya için birbirleriyle yarıştı. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in de izlediği müsabakalarda Nurcan Taylan ilk hakkında 112 kilo kaldırırken, madalya almayı garantiledi. İkinci hakkında 116 kilo kaldıran Nurcan Taylan, üçüncü hakkında 121 kilo ağırlığı kaldırarak dünya rekoru kırdı. Nurcan Taylan, toplamda 214 kiloya ulaşarak şampiyonada 3 altın madalya kazandı. Taylan, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonu unvanlarının yanına dünya şampiyonu unvanını da ekledi.

Aynı kiloda yarışan diğer milli sporcu Sibel Özkan, ilk hakkında 110 kilo ağırlık kaldırarak madalya almayı garantilerken, ikinci hakkında 115 kilo ile bronz madalyayı garantiledi. Üçüncü hakkında 119 kiloyu deneyen Özkan, bu hakkında başarısız oldu. Özkan, toplamda 205 kiloya ulaşarak gümüş madalya aldı.

Başarılı halterci şampiyonayı 2 gümüş, bir bronz madalya ile tamamladı.

Çin'den Yuan Tian da silkmede gümüş madalya kazandı. Tian, silkmede ilk hakkında 106 kilo, ikinci hakkında 113 kilo, üçüncü hakkında ise 116 kilo ağırlığı kaldırdı. Genç sporcu toplamda 204 kiloya ulaşarak bronz madalya kazanırken, toplamda kendisine ait genç bayanlar dünya rekorunu kırdı.

Daha sonra düzenlenen madalya töreninde kürsüye çıkan Nurcan Taylan ile Sibel Özkan, madalyalarını TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in elinden aldılar.

"DEVAMI LONDRA'DA"
Antalya'da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda 48 kiloda silkmede dünya rekoru kıran ve 3 altın madalya ile dünya şampiyonluğunu kazanan Nurcan Taylan, ''Kendi ülkemde tarih yazdım'' dedi.

Olimpiyat ve Avrupa şampiyonluklarının ardından dünya şampiyonu unvanını da kazanan Nurcan Taylan, müsabakaların ardından Türk bayrağı ile podyumda tur atarak, sevincini salondakilerle paylaştı. Milli halterci Nurcan Taylan, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Olimpiyat tarihimizde altın madalya alan tek bayan sporcuydum. Dünya şampiyonasında da 3 altını dünya rekoruyla süsleyen bayan sporcu olarak tarihe geçtim. Kendi ülkemde tarih yazdım'' diye konuştu.

Kendisine inanlara ve güvenenlere teşekkür eden Taylan, 2012 Londra Olimpiyatları'nda da altın madalyayı hedeflediğini söyledi. Taylan, koparmada da dünya rekoruna yaklaştığını ancak heyecanına yenildiğini vurgulayarak, ''Gerçekten kendi halkımın önünde podyuma çıkmak beni çok heyecanlandırdı. İnşallah devamı Londra'da. Kolay kolay kırılacak bir dünya rekoru değil. Bana inanan herkese teşekkür ediyorum. Madalyalarımı aileme, Türk halkına armağan ediyorum'' dedi.

Şampiyonada 2 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Sibel Özkan da, ''İstediğim gibi bir derece çıkartamadığım için üzgünüm. Kendimden daha iyi dereceler bekliyordum'' diye konuştu.

"ALTIN BEKLİYORDUM AMA NASİP DEĞİLMİŞ"
Özkan, sağlık nedenlerinden dolayı vücudunda su kaybı oluştuğunu ve bunun kramplara neden olduğunu belirterek, ''Buna rağmen elimden geleni yapmaya çalıştım. Nurcan arkadaşımı tebrik ediyorum. Ben kendimden bir altın almayı bekliyordum ama nasip değilmiş'' dedi.

Başarılı milli sporcu bundan sonraki hedefinin Londra Olimpiyatlarından altın madalya ile dönmek olduğunu söyledi.{webgallery}{/webgallery}

Hakkari'nin Geçitli köyü yakınlarında dün meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 2 kişinin cenazesinin defnedildiği Yüksekova ilçesinde, güvenlik önlemi alan polis ekibinin yakınında bir patlama meydana geldi. Olayda, ilk belirlemelere göre 6'sı polis memuru 10 kişi yaralandı.

Hakkari Devlet Hastanesi'nden alınan cenazeler arasında bulunan 2 kişinin Yüksekova ilçesinde defnedilmesinin ardından toplanan bir grup, Cengiz Topel Caddesi üzerinde gösteri yapmaya başladı. Gruba basınçlı su ve göz yaşartıcı gazla müdahale edilirken, bu sırada caddede güvenlik önlemi alan polis ekibinin bulunduğu yol kenarında, daha önce yerleştirildiği sanılan bir bomba patladı.

Patlamada, ilk belirlemelere göre 6'sı polis 4'ü sivil vatandaşlardan 10 kişi yaralandı. Yaralılar Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, ilçe merkezinde gösterilerin halen devam ettiği bildiriliyor.

İHA

A.A      17 Eylül 2010
Antalya'nın Kemer ilçesinde bir apartmanın bahçesinde 6 aylık cenin bulundu.

Ceninin, hamile kalan bir lise öğrencisinin kürtajı sonucu apartman bahçesine atıldığı iddia edilirken, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Kemer'in Aslanbucak Mahallesinde bir apartmanın arka bahçesinde bir erkek bebek cesedi bulundu.
Polis tarafından başlatılan soruşturmada, bebeğin kafatasında kesik izleri saptanırken, ilk tespitlere göre, ceninin 6 aylık olduğu ve kürtajla alındığı belirlendi.

Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde polis tarafından genişletilen soruşturma kapsamında, ceninin, hamile kalan ve lise öğrencisi olduğu iddia edilen 17 yaşındaki E.E'nin evinin banyosunda kürtajla alındığı ve apartmanın penceresinden arka bahçeye atıldığı öne sürüldü.

Soruşturmayı genişleten polis ekipleri, bu sırada E.E'nin, ailesi tarafından kürtaja bağlı kanaması sebebiyle Kemer Devlet Hastanesine kaldırıldığını belirledi.

Polis, E.E'nin kimlikleri açıklanmayan annesi, ablası, üvey babası ve telefonunda resimleri bulundukları öne sürülen iki arkadaşını gözaltına aldı. E.E'nin tedavisinin hastanede tedavi ettiği, polislerin genç kızı da gözetim altında tuttuğu bildirildi.

E.E'nin hastanede alınan ilk ifadesinde, önce bebeğinin ölü doğduğunu söylediği, ancak daha sonra evinin banyosunda kesici aletle kendi kendisine kürtaj yaptığını, yaşadığı korkudan da bebeği 3. kattaki evinin penceresinden apartmanın bahçesine attığını söylediği ileri sürüldü.

Öte yandan, genç kızın, halen askerde bulunan bir kişiden hamile kaldığı iddia edildi.

Savcılık ve polis yetkilileri, soruşturmanın, kapsamı genişletilerek sürdürüldüğünü bildirdi.

Kemer'e tatile gelen Rus emniyet müdürü, çırılçıplak kaçan 17 yaşındaki kızı kovalarken yakalandı
Güncelleme:16 Eylül 2010 19:28

Antalya'nın Kemer ilçesine tatile gelen Rusya'nın Tula şehri Trafik Şubesi Emniyet Müdürü İgor Konavalov, 14 yıldır beraber yaşadığı polis memuru İrina Fomiocheva'nın kızı 17 yaşındaki Oxana Fomiocheva'ya cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.

Rusya'nın Tula şehrinin Trafik Şubesi Emniyet Müdürü İgor Konavalov, 14 yıldır beraber yaşadığı polis memuru İrina Fomiocheva ve kızı Oxana Fomiocheva ile tatil için Ağustos ayının son haftasında Kemer'e gelerek, 5 yıldızlı bir otele yerleşti.

29 Ağustos gece yarısından sonra otel odasından gelen çığlıkların ardından Oxana Fomiocheva, görgü tanıklarının ifadesine göre odaların bulunduğu koridorda çırılçıplak koşmaya başladı.

Genç kızın peşinden çıplak halde koşan İgor Konavalov, otelin güvenlik görevlileri tarafından güçlükle kontrol edilebildi.

‘KORKUDAN ŞİKAYETÇİ OLMADILAR’

Konavalov, otele gelen Kemer İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından ‘cinsel saldırıda bulunduğu’ iddiasıyla gözaltına alınırken, vücudunda morluklar ve darp izleri bulunan Oxana ile annesi İrina Fomiocheva, Konavalov'dan şikayetçi olmadı.

Görgü tanıkları ise kızın ve annesinin Konavalov'dan korktuklarını, bu nedenle şikayetçi olmaktan çekindiklerini öne sürdü.

Görgü tanıklarının ifadesinden yola çıkan polisin ‘cinsel saldırı’ suçlamasıyla Kemer Adliyesi'ne sevk ettiği Konavalov, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Hakkari'de Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki karayolunda seyir halindeki minübüste patlama meydana geldi. Patlamaya yolcu minibüsünün mayına çarpmasının neden olduğu öğrenildi. İlk belirlemelere göre 9 kişi hayatını kaybederken 3 kişinin yaralı olduğu bildirildi.

Patlamanın olduğu bölgeye karadan ambulans havadan da çok sayıda helikopter sevk edildi.

Hakkari Valisi Muammer Türker yaptığı açıklamada patlamada 9 kişinin öldüğünü 1'i çocuk 3 kişinin yaralandığını söyledi.

Öte yandan Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, BDP İl Başkanı Orhan Koparan, İl Genel ve Belediye Meclis üyelerinden oluşan 10 kişilik heyet patlama yerine inceleme yapmak üzere yola çıktı.

PATLAMA YERİNİN YAKININDA EL BOMBASI VE MERMİ BULUNDU
Geçitli köyüne 3 kilometre uzaklıkta meydana gelen patlamadan hemen sonra olay yerine giden köy halkı ve jandarma ekipleri çevrede yaptıkları çalışmada, mayının patlatıldığı alanın 100 metre ilerisinde bir çanta buldu. Yapılan çalışmada çantanın içinde çok sayıda el bombası ve Kalaşnikof marka piyade tüfeğine ait çok sayıda mermi bulundu. Çevrede yoğun güvenlik önlemi güvenlik güçleri, patlama mahallinde olay yeri incelemesi yapıyor. Saldırganların minibüsün yakınında bulunan el bombalarıyla, katliamdan kurtulanları öldürmeyi planladıkları belirtildi.

Bu arada Geçitli köyünde bulunan jandarma karakolu önünde kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Patlamadan sonra bir grup Geçitli Jandarma Karakolu'nun önüne gelerek, karakolu taşlamaya başladı. Karakoldaki askerler havaya ateş açarak köy halkını sakinleştirmeye çalıştı. Geçitli köyünde gerginliğin sona erdiği bildirildi.

Meydana gelen olayda yaşamını yitirenlerin Cani Dayan, Raife Çiftçi, Enes Erol, Abuzit İdem, Şirin Kurt, Nurullah Çiftçi, Umut Çiftçi, Eşref Gür, Aydın Erol ve Semiha Dayan olduğu öğrenildi. Patlamada; Berivan Dayan, Doğan Özgür İdem ve Sudenaz Kurt (3) isimli vatandaşlar da yaralandı.

VALİ TÜRKER: OLAY YERİ YAKININDA 3 SIRT ÇANTASI İLE 2 PATLAYICI DÜZENEĞİ BULUNDU
Vali Türker yaptığı açıklamada, kent merkezine 28 kilometre uzaklıktaki Geçitli köyü yakınlarında bir minibüsün geçişi sırasında meydana gelen patlamanın ardından Geçitli köyünde yaşayan çok sayıda vatandaşın olay yerine gittiğini belirtti.

Patlamanın ardından bölgede güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri ile vatandaşlar arasında kısa süreli gerginlik yaşandığını ifade eden Türker, şunları kaydetti: ''Olay yerinde yapılacak inceleme için kalabalığı bölgeden uzaklaştırmak isteyen askerler ile vatandaşlar arasında kısa süreli gerginlik yaşanmış. Yakınlarını kaybeden vatandaşların psikolojisi nedeniyle bu tür olaylar yaşanabilir. Kalabalığın güvenlik güçlerinin müdahalesiyle olay yerinden uzaklaştırılmasının ardından cumhuriyet savcımız da olay yerinde incelemelerine başlamıştır. Böylesine üzücü bir olayın bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.''

Vali Türker, patlamanın ardından bölgeye ilk giden vatandaşların olay yeri yakınında 3 sırt çantası ile poşette 2 adet patlayıcı düzeneği bulduğunu bildirerek, ''Düzenek jandarma ekipleri tarafından incelenmek üzere muhafaza altına alındı. İncelemeden sonra patlayıcının türü ve menşei belli olacaktır'' dedi. Bu arada, güvenlik güçleri ile vatandaşlar arasında yaşanan arbedede 2 askerin hafif yaralandığı, yaralı askerlerin helikopterle Hakkari Asker Hastanesine kaldırıldığı öğrenildi.

MİNİK ZEYNEP AMBULANS HELİKOPTERLE MALATYA'YA GÖTÜRÜLDÜ
Patlamada yaralananlardan 15 aylık Zeynep Kurt, ambulans helikopterle Malatya'ya getirildi. Sağlık Bakanlığına ait hava ambulansıyla Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine getirilen Zeynep Kurt, hastanenin çocuk acil bölümüne götürüldü.
Yoğun bakım ünitesine alınan bebeğin tedavisinin sürdürüldüğü bildirildi.

MAYINLAR RUS YAPIMI ÇIKTI
Hakkari Valiliği, sabah saatlerinde Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki yolda meydana gelen mayın patlaması ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "16 Eylül 2010 günü saat 09.05 sıralarında Geçitli köyünden Hakkari istikametine seyir halinde bulunan 65 EN 341 plakalı sivil vatandaşa ait minibüse yönelik terör örgütü mensupları tarafından yola döşendiği değerlendirilen uzaktan kablo düzeneği ile komutalı ve cinsi tespit edilemeyen patlayıcının patlatılması sonucu, ilk belirlemelere göre 9 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 4 vatandaşımız ise yaralanmıştır. Bölgede yapılan incelemede, patlatma düzeneğinin bulunduğu yerde içinde çeşitli yaşam malzemesi ve elektronik düzenek bulunan 2 sırt çantası, 2 adet Rus yapımı antitank mayın ve havan mühimmatının içine patlatma düzeneği ile tuzaklanmış C4 plastik patlayıcı madde bulunmuştur. Olayla ilgili inceleme ve soruşturma devam etmektedir" denildi.

Genelkurmay'dan yapılan açıklamada, olayla ilgili Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının tahkikat başlattığı belirtildi.

Kağıthane'de, park halindeki kamyonetin altında yeni doğmuş bir bebeğin cesedi bulundu. Kaldırımdaki kan izleri ve bazı parçaları inceleyen polis, kız olduğu belirlenen bebeğin kaldırımda doğduktan sonra kamyonetin altına bırakıldığı ihtimali üzerinde duruyordu. Soruşturmayı genişleten polis bebeğin annesi olduğunu belirlediği F.U'yu gözaltına alırken, genç kadının doğurduğu bebeği balkondan attığı ortaya çıktı.Anne Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine götürdü.

Seyrantepe İbrahim Karaosmanoğlu Caddesi Murat Sokak üzerinde kaldırımda kan izlerini gören çocuklar, park halindeki kamyonetin altına baktıklarında yeni doğmuş bir bebek cesedini gördü. Çocukların haber vermesi üzerine olay yerine gelen mahalle sakinleri, durumu polise bildirdi. Olay yerinde inceleme yapan polis, bebek cesedini torbaya koyarak morga kaldırdı. Kaldırımdaki kan izleri ve bazı parçalar ise yıkanarak temizlendi.

Özcan Nadir isimli görgü tanığı esnaf, "Sabah işe gelirken kaldırımda kan gördüm. Kedi falan ölmüş zannettim. Sonra benim çocuk geldi, 'baba bir bebek ölmüş' diye bana haber verdi. Gidip baktım, gerçekten de bebek cesediydi. Emniyete haber verdik." diyerek olayı anlattı.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatan polis, bebeğin annesi olduğunu belirlediği F.U'yu gözaltına alarak, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine götürdü.

İfadesinde, bekar olduğunu ve aylarca hamileliğini ailesinden gizlediğini ve sabaha karşı doğum yapınca panik yaparak bebeği balkondan attığını itiraf etti. F.U, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. F.U'nun sevgilisi olduğu öne sürülen oto tamircisi Y.K'nın da ifadesine başvurulacağı öğrenildi.

CHA

Demirtaş, yaptığı son açıklamayla dikkatleri üzerine çekti. Demirtaş Başbakan'a, "20 Eylül'de ateşkes bitebilir" uyarısında bulundu.
Güncelleme:15 Eylül 2010 06:38

Referandumda, Güneydoğu'da boykotla sonuç alan BDP, önümüzdeki dönemde Kürt sorununun çözümü için yeni anayasa çalışmalarına yönelecek.

Milliyet'e konuşan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisel çıkarları bir kenara bırakarak, Kürt sorununun çözümü ve şiddetin sona ermesine odaklanılmasını istedi. Demirtaş, 20 Eylül'de ateşkesin bitebileceği uyarısında bulunarak Başbakan'a çağrı yaptı.

20 EYLÜL'DE ATEŞKES BİTEBİLİR

Demirtaş, şöyle konuştu: "Referandum sonucunda kazanan yeni anayasa, Kürt sorununa çözüm isteyenler olmuştur. Yapılması gereken en acil konu yeni anayasa yapılmasıdır. Anayasa platformu oluşturulmalı. 20 Eylül’de son bulma ihtimali olan bir ateşkes var. Başbakan’ın ateşkesle ilgili değerlendirme yapmasını bekliyoruz. Ayakları havada bir açıklama olmamasını bekliyoruz. Kürtler bu sorunun müzakere ile çözümünü istiyor. Kürtler savaş istemiyor. Barış ve müzakerede BDP, PKK ve Öcalan muhataptır. Boykot da tabloyu ortaya çıkarmıştır. Artık yeni bir dil oluşturmak gerekir. BDP olarak yapıcı barışı açacak bir dil kurmaya hazırız. Başbakan ve muhalefetin de bu tutumu ortaya koymasını bekliyoruz. Yeni anayasa ve barış konusunda samimilerse görüşmeye hazırız."

BDP BOYKOTU KULLANACAK!

Kürt sorununun çözümü yönünde BDP’nin ortaya attığı “Demokratik Özerklik” talebinin hayata geçirilmesi için önümüzdeki dönemde kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilecek. BDP, bölge genelinde etkili olan boykotu sokaklara ve platformlara taşımaya hazırlanıyor.

Bu kapsamda geçtiğimiz hafta yoğun bir program çalışması yapıldı. BDP ve Demokratik Toplum Kongresi adına Ahmet Türk başkanlığındaki bir heyet, Kuzey Irak’a geçerek, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’den hükümetle diyalog kurulması yönünde katkı sunmasını istedi. DTP Eşbaşkanı eski Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un da, Abdullah Öcalan’la görüşmek için önümüzdeki günlerde İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

DEMOKRATİK ANAYASA

BDP’nin önümüzdeki dönemde iki ayaklı bir çalışma yürütmesi benimsedi. Demokratik bir anayasa yapılması BDP’nin birinci gündem maddesini oluşturacak. İkinci sırada ise terör örgütü PKK’nın silah bırakması ve Kürt sorununun çözümü yer alıyor. Bu kapsamda BDP hem batıda hem de bölgede barışcıl sokak eylemlerine yönelecek. Kürt sorununun çözümünde toplumsal mütabakat yaratmayı amaçlayan eylemlerle hükümet üzerinde baskı kurmaya çalışılacak. Ayrıca cezaevinde bulunan parti yöneticileri ve belediye başkanlarının serbest bırakılması için kampanyalar düzenlenecek.

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde bir kişi, aralarında husumet bulunan kişiyi köy kahvehanesinde pompalı tüfekle öldürdü. Katil zanlısı, maktulün yakınları ve köylüler tarafından linç edildi.

Susurluk'a bağlı Okçugöl köyünde oturan Şerafettin Tekin (58), aralarında yıllar öncesine dayanan husumet bulunan Cemal Esen'i (75) köy kahvesinin bahçesinde otururken pompalı av tüfeğiyle öldürdü.

Olayın hemen ardından kahvehanede bulunan Esen'in yakınları ve köylüler, gözleri önünde cinayeti işleyen Tekin'i döverek, linç etti.

Esen ve Tekin'in cenazeleri, Susurluk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri, geniş çaplı soruşturma başlattı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 12 Eylül akşamı halkoylaması sonuçları üzerine yaptığı teşekkür konuşmasında belki de en ilginç bölümlerden birisi, orada bulunan Meclis anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’ya 'Burhan Abi hazırlıklara başla' diyerek yeni Anayasa için çalışmaya başlama talimatı vermesi oldu. Erdoğan'ın, referandumdan yüzde 58'lik zaferle çıktığı gün verdiği yeni anayasa mesajı 'Başkanlık sistemi' tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimlerin ardından yeni modele geçiş sürecinin resmen başlayacağı belirtiliyor. Erdoğan daha önce yaptığı açıklamalarda, 2011 seçimlerinin ardından başkanlık sisteminin gündeme gelebileceğini söylemiş, referans olarak AK Partili TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'yu göstermişti. Kuzu, 'Akademisyen olarak kişisel görüşlerim' dediği, 'Türkiye'ye özgü karma başkanlık modeli'ni AKŞAM'a anlattı.

ASIL ADI KONGRE HÜKÜMETİ:
- ABD'de yıllardır uygulanan ve tüm dünyada 'Başkanlık sistemi' olarak adlandırılan modelin asıl adı, 'Kongre Hükümeti'dir. Bu modelde eyalet sistemi ve tam başkanlık uygulaması vardır.

ABD'DEKİ SİSTEMDEN FARKLI:
- Benim yıllardır üzerinde çalıştığım model, ABD'deki sistemden farklı. Ben Fransa'da uygulanan yarı başkanlık sistemiyle ABD'de uygulanan tam başkanlık sisteminin karması bir modelden yanayım. Bilindiği gibi Fransa'da eyalet sistemi yok. Ancak Fransa'daki başkanlık sisteminde, başkanın yetkileri ABD'deki kadar geniş değil. Orada başkanın yanı sıra başbakan da var ve üniter yapı korunuyor. ABD'de ise eyalet yapısı üzerine kurulu tam başkanlık sistemi uygulanıyor.

ÖNERİM KARMA MODEL:
- Bir akademisyen olarak, Fransa'daki yarı başkanlık sistemiyle ABD'deki tam başkanlık sisteminin karması bir modeli öneriyorum. Bu modelde, Fransız sisteminin üniter yapısıyla ABD'deki başkanın yetkileri buluşturuluyor. Yani hem üniter yapı korunuyor, hem de tam başkanlık yetkileri kullanılabiliyor.

EYALET MODELİ ŞART DEĞİL:
- Başkanlık sisteminden söz edince mutlaka eyalet modeli uygulanacakmış gibi bir önyargı var. Oysa sistem için eyalet modeli gerekmiyor. Üniter yapı devam ederken de sistem uygulanabilir.

BAŞBAKAN SICAK BAKIYOR:
- Bu modeli AK Parti milletvekili olarak değil, bir bilim adamı olarak dile getirdim. Bu yönde bir çalışma yapmam konusunda partimden herhangi bir görev verilmedi. Ancak Sayın Başbakan'ın benim adımı vererek yaptığı açıklamalar, kendisinin de bu modele sıcak baktığına işaret ediyor. Görev verilirse üzerime düşeni yaparım.

2011'DE UZLAŞMAYLA ÇIKAR:
- Ben böyle bir değişikliğin ancak 2011 seçimlerinden sonra uzlaşmayla yapılabileceği görüşündeyim. Bu konuda geniş tabanlı bir konsensüs gerekiyor.

ÖZAL BU SİSTEME GEÇECEKTİ:
- Türkiye'ye özgü karma başkanlık sistemini ilk kez 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile paylaşmıştım. Ömrü yetseydi, çoktan başkanlık sistemine geçilmiş olurdu.

MODELİN AVANTAJI
8. CUMHURBAŞKANI Turgut Özal'a danışmanlık yaptığı günden bu yana konu üzerine çalışan ve görüşlerini kitaplaştıran Kuzu, öne çıkan değerlendirmeleri şöyle:

- Başkanlık sistemi, başkanı yasama organından bağımsız kılmak, ona belli bir görev süresi tanımak ve halk tarafından seçilmek yoluyla yürütmenin istikrarsızlığı ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.

- Başkanlık modelinin bizce en olumlu yönü sorumlu ve yetkilinin kimde olduğunun açık olarak belli olmasıdır. Kısacası bir önceki dönemde yapılan işlerin sevabıyla, günahıyla faturasının kime kesileceği bilinmelidir.

Erdoğan ışığı gördü
- Referandumu genel seçimle kıyaslamak doğru olmaz. Geçmişe bunun örnekleri çok yaşandı. Referandumda alınan oyun tamamını o partiye ait sayamayız. Yüzde 58'in ne kadarının AK Parti'ye ait olduğu bilinmez. AK Parti başarılı bir kampanya yürüttü, oyunu artırdı bu kesin. Ama onun içinde ne kadarlık bir oranda 'sadık seçmen' yarattı henüz göremeyiz. Evet, Erdoğan'ın oyu artıyor ama milletvekili seçimine nasıl yansıyacak? Bugün seçim yapılsa Erdoğan'ın oyu yüzde 58 de çıkabilir yüzde 40'a da düşebilir. Bir kere katılımın yüzde 77 olduğunu ve BDP boykotunu da önemli faktörler olarak saymak lazım. AK Parti'nin güçlü bir rüzgar aldığını ve erken seçim için avantaj sağladığını kabul ediyorum. Erdoğan da halkın seçeceği cumhurbaşkanı için ışık gördü. Kişisel kanaatim AK Parti şimdi 'Gül'ün görev süresi 2012'dir' diyecek. Aksi halde Köşk seçimi 2014'te yapılır ki, rüzgar çok değişebilir. 2012 Erdoğan için uygun görünüyor.

Atv ekranlarında yayınlanan Müge Anlı'yla Tatlı Sert programında canlı yayın esnasında silah sesi duyuldu. Sefaköy stüdyolarında çekilen programda yaşanan olayın ardından hemen reklam arası verildi.

Reklam dönüşü programın sunucusu Müge Anlı "Arkada bir şıngırtı oldu. Buradakiler telaş yaptı ama bir şeyimiz yok." dedi ve programa kaldığı yerden devam etti. İlk alınan bilgiye göre, stüdyonun bulunduğu binada bir kişi silahla ateş etti...

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uğradığı saldırıda hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink'in ailesinin yaptığı başvuruda Türkiye'yi suçlu buldu.

AİHM, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2,10 ve 13. maddelerini ihlal ettiğine hükmetti. Karar gereği Türkiye, Dink'in yakınlarına mahkeme masrafları da içinde olmak üzere 133 bin avro ödeyecek.

AİHM, Dink'in ve ailesinin farklı tarihlerde yaptıkları beş ayrı başvuruyu birleştirerek ele aldığı davada ortak bir karar verdi.

Dink'in ailesi yaptığı başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşama hakkıyla ilgili 2, ifade özgürlüğüyle ilgili 10 ve etkili başvuru hakkıyla ilgili 13. maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiği suçlamasında bulunmuştu.

Ailenin başvurusunda, "devletin, Hrant Dink'in yaşam hakkının korunmasıyla ilgili sorumluluğunu yerine getiremediği ve saldırının faillerini etkili bir şekilde soruşturmadığı" ve Dink'in, "Türkiye'de yargılanıp mahkum olmasıyla aşırı uçların hedefi haline getirildiği" şeklindeki iddialar yer almıştı.

Kocaeli'de bir köyde referandumda 144 kişiden 143'u evet verdi, sadece 1 kişi hayır verdi. Köylü şimdi hayır verenin kim olduğunu bulmaya çalışıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu'nun akrabalarının da oturduğu Başisekele İlçesi'ne bağlı Servetiye Köyü'nde 12 Eylül'de yapılan referandumda 144 kişi oy kullandı.

Köylü, sandıkta ful evet beklerken, bir sürprizle karşılaştı. Sandıktan 143 evet ve 1 hayır çıktı. Köylüler şimdi 'hayır' oyu kullanan kişiyi merak ediyor. Herkes birbirine hayır oyunun kimin kullandığını soruyor.

Köylünün tek merakı, hayır oyunun kimin verdiği. Köylerinde hayır oyu çıkmasının sürpriz olduğunu belirten Halil Kahraman, hayır oyunu bir yaşlının yanlışlıkla vermiş olabileceğini düşünüyor.

Olayın meydana gelmesinden sonra jandarma ekipleri Metin Cantürk ve Burhan Bozbey'in bir TIR ile İstanbul'a gitmek istediğini, ancak sürücüsünün Havsa ilçesi girişinde indirdiğini tespit etti.

Bunun üzerine Edirne İl Jandarma Komutanı Albay Selman Kömürcü'nün emir ve komutasındaki çok sayıda asker,ilçede geniş çaplı bir araştırma başlattı ve iki firariyi olaydan 7 saat sonra Havsa Otagarı'nda tespit etti. Firarilerden Burhan Bozbey'i otagarda yakalanırken, jandarmaların geldiğini gören diğer firari Metin Cantürk kaçarak otogar yakınındaki Kuzucu Deresi'nin köprü altına saklanmak istedi.

Ancak Cantürk, yatağı bataklık olan dereye girince kendi imkanları ile çıkamadı ve boğazına kadar battı. Bu sırada jandarma ekipleri bataklığa batan ve ölmek üzere olan firariyi buldu ve güçlükle dışarıya çıkarttı. Ardından ise Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

Hastanede tedavi altında bulunan Cantürk'ün sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin ardından tekrar cezaevine gönderileceği öğrenildi. Diğer firari Burhan Bozbey ise cezaevine teslim edildi. Firari durumdaki Hüseyin Efe'nin ise tel örgüleri aştıktan sonra Metin Cantürk ve Burhan Bozbey'den ayrıldığı ve tek başına kaçışını sürdürdüğü öğrenildi.

Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Selami Hatipoğlu ise olayla ilgili soruşturma başlattı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan referandum sonucuna ilişkin ilk açıklama geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Türkiye, sadece iki kişiden birini memnun eden kararlarla yoluna devam edemez. CHP olarak siyasi mücadelemize devam edeceğiz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, halk oylaması sonuçlarına ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına Basketbol Milli Takımını, gösterdiği başarıdan dolayı kutlayarak başladı.

Uzun bir referandum süreci yaşadıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, ortaya çıkan tabloya saygı duymak gerektiğini söyledi.

CHP olarak siyasi mücadelelerine devam edeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Türkiye, sadece iki kişiden birini memnun eden kararlarla yoluna devam edemez'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, oy kullanamaması ile ilgili olarak da ''Elbette ki böyle bir tablonun ortaya çıkması doğru değildir, burada gerçekten partili arkadaşlarımı üzdüysem, özür dilerim'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, erken seçim ile ilgili bir soruya ise ''O konuda kararı Adalet ve Kalkınma Partisi verecek. Parlamentoda sayısal çoğunlukları var. Erken seçim olursa biz erken seçime de hazırız tabi'' yanıtını verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Sonuca baktığımızda görüyoruz ki bu anayasa değişiklikleriyle AKP iktidarı, tamamen kendisine bağlı yargı mekanizması kurma yolunda çok önemli bir adım atmış olmaktadır'' dedi.

Demokrasilerde nihai karar mercinin halk olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, halkın iradesine saygı gösterilmesinin her siyasetçi için temel görev olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, ''Yurttaşlarımızın ortaya koyduğu iradeyi saygıyla karşılıyor, bu referandum sürecinden çıkarılacak derslerin Türkiye'de demokrasinin gelişimi açısından yararlı olmasını diliyorum'' dedi.

Halkın iradesine saygı gösterilmesinin önemli bir koşulunun, iradenin serbestçe şekillenmesi için uygun ortamın yaratılması olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''Bütün devlet olanaklarının taraflı bir şekilde kullanıldığı, 'bitaraf olan bertaraf olur' zihniyetiyle kamuoyunun yoğun baskı altına alındığı bir süreci yaşadık. İktidar gücünden yurttaşların özgür iradelerine ipotek koyulmaya çalışıldı, baskıyla yönlendirildi'' diye konuştu.

''Ne yazık ki AKP iktidarı demokrasi ahlakı açısından hiç de iyi bir sınav veremedi, kampanya sırasında sınıfta kaldı'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sonuca baktığımızda görüyoruz ki bu anayasa değişiklikleriyle AKP iktidarı tamamen kendisine bağlı yargı mekanizması kurma yolunda çok önemli bir adım atmış olmaktadır. CHP olarak AKP'nin yargı üzerindeki baskısını artırmaya yönelik tüm adımlarının karşısına dikilmeye ve bu konuda yurttaşlarımızı uyarmaya bundan sonra da aynı sorumluluk ve kararlılıkla devam edeceğiz.

Bugün ortaya çıkan sonuç, referandumun demokrasiyi zayıflatan iki kutuplu bir siyasete hizmet ettiğini ortaya koymuştur. Kutuplaşmaya dayalı bu gergin siyasi ortamdan çıkmadan sağlıklı bir demokrasiye kavuşmamız mümkün değildir.

Referandumda oy kullanan yurttaşlarımızın yüzde 42'si bu anayasa paketine hayır oyu vermiş, seçmenlerin yüzde 23'ü de oylamaya katılmamıştır. Bu azımsanacak bir oran değildir.''

-''YÜZDE 42'DE ÇOK ÖNEMLİ PAYIMIZ VAR''-

Referandumdan elde edilen yüzde 42'lik ''hayır'' oyunda CHP'nin çok önemli bir payı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 2 ay içinde 70 ilde 201 ilçede mitingler yaptıklarını ve halkla buluştuklarını belirterek, sonucun alınmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.

Kılıçdaroğlu, ''Bu akşam ortaya çıkan halk iradesine elbette saygı gösteriyoruz. Ama bilinmelidir ki Türkiye yalnızca iki kişiden birinin belirlediği kararlar ve düzenlemelerle yoluna devam edemez, etmemelidir'' dedi.

CHP olarak ülkenin açlık, yoksulluk, eğitim, sağlık, güvenlik, adalet gibi gerçek sorunlarına çözüm üretecek somut proje ve politikalara odaklanmak mecburiyetinde olduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi karış karış gezme, halkla bütünleşme, yurttaşlarla birlikte sorunlara çözümler üretme kararlılıklarının süreceğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Evet' ve 'Hayır' oyu kullanan farklı partiler vardı. Dolayısıyla bunu bir partinin başarısı veya başarısızlığı olarak ortaya koymanın doğru olmadığı kanaatindeyim'' dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında referandum sonuçlarını değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin ''Sonuçlara bakarak CHP'yi başarılı görüyor musunuz? şeklindeki bir soru üzerine şunları söyledi:

''Sonucu yüzde 42'lik bir sonuç bizim açımızdan güzel bir sonuç. Elbette ki referandumun 'Hayır' oyuyla sonuçlanmasını isterdik ama sonuçta, kampanyada yaptığımız çabaları hepiniz biliyorsunuz, gösterdiğimiz çabalara yakından tanık oldunuz. Elimizden gelen çabayı gösterdik ama halkın iradesine hepimiz saygı göstereceğiz. Ama bu şu anlama gelmesin. Biz bundan sonra da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. CHP sadece 'hayır' oyunu kullanan parti değil, başka partiler de 'hayır' oyu kullandı. 'Evet' oyu kullanan sadece AKP değil, diğer partiler de kullandı. 'Evet' ve 'Hayır' oyu kullanan farklı partiler vardı.

Dolayısıyla bunu bir partinin başarısı veya başarısızlığı olarak ortaya koymanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Ama biz bu süreçte gerçekten olağanüstü çaba gösterdik, bundan sonraki süreçte de zaten seçim sürecine giriyoruz, aynı çalışmalarımızı sürdüreceğiz.''

-OY KULLANAMAMASI-

Kılıçdaroğlu, ''Oy kullanamaması ile ilgili bir soru üzerine de şöyle konuştu:

''Ben siyasete atılırken halka hiç bir zaman yalan söylemeyeceğime söz verdim. Bugün partimizden bir açıklama yapıldı. Benim, İstanbul Anakent Belediyesi için İstanbul'da kaydım vardı. İstanbul'da kaydımın olduğunu ben de biliyordum, orada oyumu kullanmıştım ama benim bilgimin dışında hangi gerekçeden olduğunu bilemediğim bir gerekçeyle gidiliyor ve orada adresimin değiştirildiğine dair tutanak tutuluyor ve kaydım siliniyor. Ve ben bunu çok sonra öğreniyorum. Oysa ben de her yurttaş gibi kaydımın olduğunu gidip oy kullanacağımı düşünüyordum. Elbetteki böyle bir tablonun ortaya çıkması doğru değildir, güzel bir tablo değildir, bu konuda eğer gerçekten partili arkadaşlarımı üzdüysem, buradan da özür dilerim ama şunu açık yüreklilikle söyleyeyim, bizim de çalışmamız gerekti. Özellikle benim çalışmam lazımdı. Ama bu yoğun trafik içerisinde seçmen kütüklerine bakamadım. Ben de nüfus cüzdanımla gidip oy kullanacağımı düşünüyordum ona göre hareket ettim.''

Kılıçdaroğlu, ''oyunuzu kullanamayacağınızı ne zaman öğrendiniz'' şeklindeki bir soruya ise ''son iki günde'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''YSK ile görüştünüz mü? şeklindeki soruya da ''Arkadaşlarım bazı temaslarda bulundular ancak 'kütükler kapatıldığı için herhangi bir işlem yapılamayacağını' bildirdiler'' yanıtını verdi.

MHP'nin güçlü olduğu illerde 'Hayır' sonucunun çıkmadığı ifade edilerek, ''MHP'nin kampanyaya yeterince katkı sağladığını düşünüyor musunuz?'' şeklindeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, bir başka siyasi parti ile ilgili yorum yapmanın doğru olmayacağını söyledi.

-HİÇ BİR PARTİ 70 İL VE 200'Ü AŞKIN İLÇEYE GİTMEDİ-

Kılıçdaroğlu, ''CHP olarak biz AKP dahil bütün siyasi partilerden daha yoğun çalışma sergiledik. Bunu kamuoyu da biliyor. Hiç bir siyasi parti 70 ile ve 200'ü aşkın ilçeye gitmedi ama biz gittik'' dedi.

Bir gazetecinin ''Siz açıklama yapmadan önce, fısıltı gazetesi işlemeye başladı, 'Kemal Bey istifa edecek, MYK üyeleri ikna etmeye çalışıyor' söylentisi yayıldı, buna bir cevap vermek ister misiniz?'' sorusu üzerine, Kılıçdaroğlu, ''Yok arkadaşlar öyle bir şey. Yoldaydım, MYK'da arkadaşlar toplansın, ben de gelince bir basın toplantısı yapacağım, bana da bir taslak metin hazırlanırsa onu da gözden geçiririm demiştim, olay bu'' dedi.

Bir erken seçim beklentisi olup olmadığına ilişkin, bir soruyu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ''O konuda kararı AKP verecek. Parlamentoda sayısal olarak onların çoğunluğu var, erken seçim olursa biz erken seçime de hazırız tabii'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, 'Başbakan yeni bir anayasanın işaretini de verdi, 'uzlaşma' diyor, böyle bir sürece katkı verir misiniz?' yönündeki soruyu yanıtlarken, ''Eğer uzlaşma kültürü gelişirse sayın Başbakan da dayatmadan vazgeçerse, elbette biz de katkı veririz'' dedi.

''Hayır oylarının oranını kişisel başarı ya da başarısızlık olarak değerlendirip değerlendirmediğine'' ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:

''Referandum sürecinden önce de sonra da bunun CHP için bir başarı yada başarısızlık olacağı şeklinde bir yorum yapmadım, bundan da özenle kaçındım. Hatta şunu söyledim. 'Hayır' çıksa da bunu CHP açısından başarı olarak görmeyeceğiz, sonuçta yurttaşlarımızın tercihidir' Bu bir siyasi seçim değil, halk oylaması ama bu halk oylaması gerçekten objektif yapıldı mı? Hayır. Toplumun büyük kısmı baskı altına alındı. Tarafsız kalanlar ciddi baskı altına alındı. Başbakan ve bakanlar ciddi baskılar yaptı, bunların hepsini biliyoruz. Ama sonuçta, biz yüzde 42 'Hayır' oyu alınmasında büyük katkı sağladık.''

Kılıçdaroğlu, referandum ile ilgili geniş bir değerlendirme yapacaklarını da belirtti.

Kılıçdaroğlu, oy kullanamaması ile ilgili ''kimin sorumlu'' olduğu yönündeki bir soruya ilişkin şunları söyledi:

''Ben kimseyi sorumlu tutmak istemiyorum. Bir yurttaş olarak benim bakmam gerekiyordu ama yoğun tempo içerisinde bakma şansım olmadı. Ben nasıl olsa bir yerde kaydım var... Ama bu isimler benim iradem dışında siliniyor bana bilgi dahi verilmiyor. Bu benim demokrasi açısından da doğru bulmadığım bir tablo. Ama bu tabloyla karşı karşıya kaldık.''

-''BENİM HABERİM YOK, MUHTARIN HABERİ YOK''-

Kılıçdaroğlu, seçmen kaydını kontrol etme gereği duyup duymadığına ilişkin bir soru üzerine de ''Kontrol gereği duymadım. Böyle bir tabloyla karşılaşacağımızı düşünmüyordum'' dedi.

Seçmen kaydının bilinçli olarak silinip silinmediği yönündeki bir soru üzerine, ''Bu konuda zaten açıklama yaptık. Oraya giden polis arkadaşlar kimin talimatıyla gitti, buyurun araştırın. Orada kaydım siliniyor, bana bilgi verilmiyor. Muhtarın haberi yok. Nasıl oluyor bu tablo?'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, ''Referandum sonucuna baktığınızda Türkiye'yi nasıl günler bekliyor'' yönündeki soru üzerine şunları kaydetti:

''Süreci hemen çok karamsar bir hava içinde değerlendirmek istemiyorum. Çünkü sayın Başbakan daha önce de, seçimlerden sonra bugün yaptığı bir konuşmanın benzerini yapmıştı. Herkese çiçekler dağıtmıştı fakat daha sonra çok baskıcı bir sürecin içine girdik. Bugün sayın başbakan olumlu mesajlar verdi, ilk yerel seçimlerden sonra verdiği mesajdan sonra içine girdiği tutumdan vazgeçer. Uzlaşmacı bir tavır sergilerse bundan memnun oluruz.

Yeni anayasa diyor ama 2012'den sonra diyor. İsteğimiz, baskının egemen olmadığı bir toplumu oluşturmaktır. Bu konuda önümüzdeki günlerde daha net tutumlar bekleyeceğiz Hükümetten.''

-''BAŞBAKANIN ÖZÜR DİLEMESİNİ İSTEDİM''-

Başbakan Erdoğan'ın türban konusunun çözümüne ilişkin 'eğer samimilerse 13 Eylül sabahı gelin beraber hareket edelim' yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

''O soruya yanıt verdim daha önce. Televizyon ekranlarında da yanıt verdim. Önce sayın Başbakanın benden özür dilemesini ve bana oy veren seçmenlerimden özür dilemesini istedim ve açık yüreklilikle şunu söyledim, bana 'parlamentoda bir gıdım su vermeyiz' diye açıklama yapan sayın Başbakan'ın benden ve seçmenlerimden özür dilemediği sürece bizim onunla aynı masaya oturma şansımız olmayacaktır.''

Kılıçdaroğlu, 13 Eylül'de CHP yönetiminde değişiklik olacağı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de ''Hayır biz yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz, elde ettiğimiz sonuçlar bizim açımızdan çok yeterli olmasa bile kendimiz için olumlu görüyoruz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, BDP'nin boykot kararı ve bunun sandığa yansımasına ilişkin soruyu yanıtlarken de demokrasi açısından doğru olanın sandığa gitmek olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, ancak bir siyasi partinin bu yönde aldığı karara da saygı duymak gerektiğini ifade ederek, ''Demokrasilerde oy verip vermemek gibi boykot da demokrasinin bir gereği olarak ortaya çıkıyor'' dedi.

Bir gazetecinin doğuda tek 'Hayır' çıkan ilin memleketi Tunceli olduğunun hatırlatması üzerine de ''Bütün Tuncelililere teşekkür ediyorum. Onlar 12 Eylül 1982 Anayasasına da en yüksek 'hayır' oyu veren illerden birisiydi zaten. Bilinçli bir kent'' diye konuştu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, referandumda oy kullanmaya gitmeyerek, BDP'nin boykot kararını destekleyen Diyarbakırlı seçmenin para cezasını kendisinin ödeyeceğini söyledi. 851.241 seçmenin bulunduğu Diyarbakır'da 296.245 kişi oy kullandı. 22 TL'lik cezayı, 554.996 seçmenin ödemesi gerekiyor. Yani Osman Baydemir kendi cebinden 12 milyon 209 bin 912 lira ödeyecek. Eski parayla 12 trilyon 209 milyar lira. Maaşının buna yetmeyeceğini söyleyen Baydemir ise çözümü buldu: Diyarbakır'da kampanya yapmak.

Ülkücülere de çağrıda bulunan Baydemir, “Eğer Başbakan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli bedel ödemek zorunda kalırsa, önce beni boğsunlar, sonra bu üçünü boğsunlar” dedi.

Başkan Osman Baydemir, 2006 yılında Koşuyolu Parkı'nda termos içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu ölen 7'si çocuk 10 kişi için bugün düzenlenen anmaya katıldı. Patlamanın olduğu yerdeki ‘Yaşam Anıtı’ önünde konuşan Baydemir, Hakkari'de geçen 9 PKK'lının öldürülmesine tepki gösterdi. Baydemir, “Eylemsiz ortama rağmen Hakkari'de yaşamını yitiren 9 insanın anne ile babaları ve toplumun acısını, Türkiye'nin Batı yakası hissederse Kürtler de Reşadiye'deki acıyı hissederse ki, hissetti, o zaman barışın önünü açarız” dedi.

“YENİ BİR SAYFA AÇIYORUZ”

Anma etkinliğinin ardından referandum ve PKK'nın 20 Eylül'de sona erecek ‘eylemsizlik’ kararını değerlendiren Baydemir, yine tartışma yaratacak sözler söyledi. Referandumun bütün farklılıklara hayırlı olmasını temenni eden Baydemir, referandum bittiği için gönül rahatlığıyla ‘hayır’ kelimesini kullanabileceklerini söyledi. Baydemir, Diyarbakır ve Güneydoğu'dan çıkan sonuçları değerlendirirken, “Rabbime binlerce kez şükürler olsun ki, Diyarbakır halkının huzurunda, halkımın huzurunda ve insanlığın huzurunda mahcup olmadık. Bize mahcubiyet duygusunu yaşatmayan Diyarbakır halkına içtenlikle teşekkürlerimi iletmek istiyorum. O süreçte yaşananlar, söylenenler, o sürecin kendi içindeki mecrasına aittir. Şimdi yeni bir sayfayı hep birlikte açıyoruz” dedi.

“PARA CEZALARINI BEN ÖDEYECEĞİM”

Sandıktan çıkan sonuçların, hükümete, muhalefete, kamu otoritelerine ve kendilerine büyük ödevler çıkardığını anlatan Baydemir, referandum sonuçlarının müzakereyi işaret ettiğini savundu. Diyarbakır'da sandık başına gitmeyen seçmen oranının yüzde 66 olduğunu hatırlatan Baydemir, bunun kendisi için de bir eğiti boyutu olduğunu anlattı. Sandık başına gidenlerin hepsine saygı duyduğunu dile getiren Baydemir, “Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bir kısmının ‘yeşil kartım iptal olur’, ‘para cezasını ödeyemem’ kaygısı ve endişesiyle gittiğini biliyorum. Yoksulluk ve yoksunluğun insanın hür iradesi üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu bir kez daha görmüş bulunuyoruz. ‘Para cezası gelirse ben ne yaparım’ diyen bütün vatandaşlarıma ben diyorum ki; ben ödeyeceğim. Gerçi benim maaşım da buna yetmez ama. Sözümün eriyim ve sözümün arkasındayım. Elimden geleni yaparım. O 22 lirayı öderim. Kampanya yaparız Diyarbakır'da” diye konuştu.
Baydemir, bir soru üzerine, “Korktuğum için sandığa gitmedim” diyenler çıkarsa onların elini öpeceğini bildirirken, “Tek bir Allah'ın kulu korktuğu için sandık başına gitmemezlik yapmadı. Bu Diyarbakır halkının iradesine bir hakarettir. Ben dahil kim Diyarbakır halkını tehdit ederse, Diyarbakır halkı onun karşısında diklenir. Aslında bunu bana bakarak da okuyabilirsiniz. Diyarbakır korku duvarını yıkmıştır” karşılığını verdi.

KILIÇDAROĞLU'NA TEŞEKKÜR

Baydemir, CHP liderinin oy kullanamadığı hatırlatılınca, “Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür ediyorum. Hakikaten 1 oy bir oydur. Türkiye’nin yüzdeliğine katkıda bulundular” yanıtını verdi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, terör örgütü PKK'nın ‘eylemsizlik' kararına 20 Eylül'de son vereceği hatırlatılınca, “21'inci Yüzyıl'da Kürt sorununda şiddet, kavga, silahlı eylem veya silahlı askeri operasyon veya Kürt legal siyasetçilerine yönelik siyasi operasyonlar, savaş ve çatışma koşullarının aktiviteleridir. Bunların tamamı miadını doldurmuştur. Ölen her insan, ister asker, ister polis, ister sivil olsun, ister gerilla olsun, ben birey olarak yüreğimden bir parça yitiriyorum” dedi.

Başkan Baydemir, bütün yaşamın eylemsizliğin sürekli hale getirilmesi, kalıcılaşması, hatta tamamen silahsızlandırılması konusunda çaba üzerine kurgulaması gerektiğini söyledi.

ÜLKÜCÜLERE KARDEŞLİK ÇAĞRISI

Baydemir, Türkiye'deki ülkücülere, Kemalist'lere, cemaatlere, aydınlara, yazarlara, akademisyenlere, kaaat oluşturuculara açık ve net, ‘Kardeşleşme çağrısında' bulunmak istediğini anlatırken, “Kardeşlik tek taraflı olmuyor maalesef. Buna bir yanıt verilmesi lazım. Gelin bir kez daha halkımızın bize verdiği bu imkanı, fırsatı kaçırmayalım, değerlendirelim” diye konuştu.

Baydemir, askeri operasyonların Kürt sorunun çözümüne katkı sunmayacağını bildirirken sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eylemsizliğin olduğu bir ortam içerisinde, askeri operasyon yapmak, insanının yaşamına kastetmek, çözüme katkı, barışa katkı sunmaz. Kendi adıma hazırım. Yeter ki bu el havada bırakılmasın. Yeter ki bir kez daha Kürtlerin iradesi dışlanmasın. 21 Eylül'deki Türkiye, 3 ay öncesinin Türkiye’si olmamalıdır. Bu iş 1 haftalık mesele değildir. İstenirse hükümet CHP, MHP ve bürokrasi 24 saatte eylemsizliği sürekli hale getirebilir. Bunun zemin ve koşulları vardır. Mücadele legal sahaya taşınabilir. Haklar ve özgürlükler mücadelesi legallite içinde yürütülebilir. Bunun koşullarını yaratmak hükümet ve aynı zamanda CHP ve MHP'nin görevidir. Buna katkı sunmaya bütün hücrelerimizle, moleküllerimizle açığız. 21 Eylül'den sonra tek gerillanın, askerin yaşamını yitirmeyeceği, tek bir kadının dul kalmayacağı bir zemini, bunun garantisini oluşturmamız lazım. Gelin hep beraber pozitif bakalım. Hükümetin kolundan tutup ceketinden çekelim. MHP ve CHP'yi de, sermayeyi bırakmayalım. Milliyetçilik askerin ölümüne göz yummak değildir. Kemalizm bu ülkenin bir tarafının bombardımana tutulmasına seyirci kalmak değildir. Dindar Müslümanlık bu coğrafyada insanların duygusal kopuşa gitmesine müsaade etmek, buna seyirci kalmak değildir.”

Baydemir, akan kanın durdurması, kardeş kavgasını sona erdirmede adım ve cesaret gerektiğini belirtirken, “Sayın başbakan, sayın Kılıçdaroğlu, sayın Bahçeli bedel ödemek zorunda kalırsa, örneğin bu insanlarımızı birileri gelip dar ağacına götürürse rabbim önce benden emanetini alsın. Önce beni dar ağacına götürsün. Önce beni boğsunlar sonra bu üçünü boğsunlar. Eğer samimi ve dürüstlerse eğer kararlılarsa, biz onlar yerine de bedel ödemeye hazırız” dedi.

Adana'da bayramın birinci günü akrabaları ile bayramlaşacaklarını söyleyerek Yüreğir İlçesi'ndeki evlerinden ayrıldıktan sonrabir daha kendilerinden haber alınamayan kuzenler Derya (16) ve Ceylan Kurtoğlu (14) akşam saatlerinde evlerine döndü.

Erol ŞENNUR / ADANA (AHT)

Adana'nın Yüreğir İlçesi'ne bağlı Camili Köyü'nde yaşayan lise öğrencisi Derya ile ortaöğretim öğrencisi Ceylan, bayramın birinci günü ailelerine birlikte bayramlaşmak için Adana da ki yakınlarını ziyarete gideceklerini söyleyip evden ayrıldı. Ceylan, dizüstü bilgisayar ile kardeşine ait kumbarayı açıp içinde bulunan bir miktar parayı aldıktan sonra kuzeni Derya ile birlikte evden çıktı.

Aileler, akşam kızlarının eve gelmemesi üzerine paniğe kapılan aileler, kızlarını gidebileceklerini yakınlarını aradı. "Bize gelmediler" cevabını alan aileler kızlarını aramaya başladı. Polis tarafından Adana'daki ailelerine teslim eden genç kızların, iki gün boyunca Adana'daki arkadaşlarında kaldıklarını ve bugün Mersin'e gittiklerini söyledikleri öğrenildi.

PARALARI BİTİNCE YARDIM İSTEMİŞLER

Cep telefonlarını zaman zaman açık tutmalarına rağmen yapılan aramalara yanıt kızların bulunması için Cumhuriyet Savcılığı'na dilekçe verdiklerini belirten yakınları sıkıntılı bayram geçirirken, kızların izine Mersin'deki bir otelde rastlandı. Polis tarafından Adana'daki ailelerine teslim eden genç kızların, iki gün boyunca Adana'daki arkadaşlarında kaldıktan sonra Mersin'e gittiklerini paraları bitince polisten Adana'ya dönmek için yardım istedikleri anlaşıldı.

İstanbul'da etkili olan sağanak yağış, anayasa değişikliğine ilişkin oy kullanmak için sandık başına giden vatandaşlara zor anlar yaşattı.



İstanbul'da Ramazan Bayramı süresince etkili olan güneşli hava yerini sağanak yağışa bıraktı. Sağanak yağışla birlikte hava sıcaklığında hissedilir oranda düşüş yaşandı. Anayasa değişikliği için oy kullanmak üzere evlerinden çıkan bazı vatandaşlar yağmura hazırlıksız yakalandı. Seçmenler, ıslanmamak için oy kullanacakları okullara koşmak zorunda kaldı. Bazı vatandaşlar ise oylarını kullandıktan sonra okul önlerinde yağmurun dinmesini bekledi.






Referandumda oy kullanabilmek üzere kimliklerini değiştirmek için son günü bekleyen vatandaşlar ise kimlik değiştirme merkezleri önünde beklerken yağmura yakalandı. Yağmur altında bekleyen vatandaşlar, kimliklerini değiştirdikten sonra oy kullanacaklarını belirtti. Taksim'de gezen bazı vatandaşlar da, "Oyumuzu kullandık, gezmeye geldik. Ama yağmur başladı, geriye döneceğiz" dedi.

Alınan bilgiye göre, Akdeniz ilçesindeki Yeni Hal Mahallesi'nde bulunan Mimar Sinan İlköğretim Okulu'na gelen küçük bir grup, vatandaşlar oy kullandığı sırada Molotof kokteyli attı. Molotof kokteyllerinden biri okulun bahçesine diğeri de giriş kapısının önüne düştü. Okulda herhangi bir zarar meydana gelmedi.

Gruptakiler ayrıca okul önünde bulunan 33 RK 288 plakalı kamyonet ile 33 EH 733 plakalı otomobile de Molotof kokteyli attılar, bir ekmek satış kulübesine de zarar vererek kaçtılar. İtfaiyenin müdahale ederek söndürdüğü araçlardan biri kullanılamaz hale geldi, diğeri ise kısmen yandı.

Bu arada Şevket Sümer Mahallesi'ndeki Hatice Uluğ İlköğretim Okulu da zaman zaman taşlandı.

Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin okul çevresinde aldığı önlemler sürüyor.

AA

Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde oturan lise ikinci sınıf öğrencisi H.S. (17), bayramın birinci günü sabaha karşı kanama ve şiddetli karın ağrısı şikayetiyle Bodrum Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

İlk müdahalede, genç kızın 7.5 aylık hamile olduğu ve bebeğin kanda zehirleme yaptığı tespit edildi. Sezaryenle hayata tutunan H.S., bir erkek bebek dünyaya getirdi. H.S.’nin sürekli bol giysiler giyerek hamileliğini 7.5 ay boyunca ailesinden gizlediği bildirildi. H.S.’nin henüz kendinde olmadığı için ifade veremediği, ailesinin ise aralarında eski sevgili Ç.A.’nın da bulunduğu 3 kişiden şikayetçi olduğu kaydedildi.
H.S.’yi hamile bıraktığı gerekçesiyle, aynı okulun son sınıfında okuyan erkek arkadaşı 18 yaşındaki Ç.A. gözaltına alındı. H.S.’nin babası Z.S., “Kızım bir gençlik hatası yapıp Ç.A. ile birlikte olmuş. Çocuğun babası Ç.A.’dır. Polis, Ç.A.’yı gözaltına aldı. Bir baba olarak onur savaşı veriyorum” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, her yıl yaklaşık 1 milyon kişi intihar sonucu hayatını kaybediyor, her üç saniyede bir kişi intihar girişiminde bulunuyor. Türkiye'de ürtücü bir tablo ortaya çıktı. Son 30 yılda intihar edenlerin sayısı yüzde 440 arttı.

Her gün yaklaşık 3 bin kişi intihar ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, her yıl yaklaşık 1 milyon kişi intihar sonucu hayatını kaybediyor, her üç saniyede bir kişi intihar girişiminde bulunuyor.

Türkiye'de de durum farklı değil. Son 30 yılda intihar edenlerin sayısı yüzde 440 artış gösterdi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Doç. Dr. Doğan Yeşilbursa, son 10 yılda Türkiye'de toplam 25 bin kişinin intihar sonucu hayatını kaybettiğini ve genç yaşta intihar oranlarının giderek arttığına dikkati çekiyor.

İntihar edenler için aslında tehlike çanları önceden çalıyor. İntihar edenlerin yüzde 90'ına psikiyatrik tanı konuluyor. Ancak yalnızca dört kişiden biri sağlık kuruluşuna gidiyor, destek alıyor.

Üstelik bu kişilerin yüzde 75'e yakını intihar edeceğini etrafındakilere ya doğrudan söylüyor ya da ima ediyor.

İntiharın başlıca sebepleri neler?

Tek bir neden yok, gerekçe birden fazla. Ama asıl sorun ruhsal hastalıklar. Gerekçelerin başında kişisel ilişkilerdeki sorunlar geliyor. Ekonomik kayıplar, yalnızlık, başarısızlık, aile içi çatışmalar gibi hayatı zorlaştıran gerekçeler ruhsal hastalıklarla birleşince intihara eğilimi artırabiliyor.

İntiharlar tüm dünyada en çok 15-24 yaş grubu arasında görülüyor. Türkiye'de intihar edenlerin yüzde 25'i bu yaş grubunda. Yani gençler risk altında.

Uzmanlar, intiharların tümüyle önüne geçilemese de azaltmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Risk gruplarına yönelik tarama programları, kriz müdahale servisleri, telefon ve internet servis hatları oluşturulması riski azaltabilir.

Mersin’in Mezitli İlçesi Plaza Sitesi’nin kapıcılığını yapan Ahmet Önen (35) ve Nuran Önen (32) çiftinin kızı Ebru Önen, bayram nedeni ile kuaföre giderek saçlarını düz, küt kestirdi. Aynı sitede oturan 12 yaşındaki S.Ö., Ebru’nun saçlarını kendisi gibi kestirdiğini görünce kıskançlık krizine girdi. S.Ö., giriş katının merdivenlerinde karşılaştığı Ebru Önen ile ‘Sen kapıcının kızısın. Sizler kapıcısınız. Saçlarını benim gibi nasıl kestirirsin? diyerek tartıştıktan sonra itti. Dengesini kaybeden Ebru Önen merdivenlerden yuvarlanarak apartmanın giriş kapısının camından dışarıya fırladı.

Olayda çeşitli yerlerinden yaralanan Ebru Önen, ailesinin haber vermesi ile olay yerine gelen ambulansla Mersin Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı. Sağ bacağına 35 dikiş atılan, ayağı kırık olduğu için de alçıya alınan küçük kızın yürüyememe tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirten annesi Nuran Önen şunları söyledi, “Olaydan önce S.Ö. kapımıza sürekli gelerek ‘sizler kapıcısınız’ diyerek küçük görüyor, alay ediyordu. ‘Çocuktur’ diye bir şey demedik. Ancak kızım bayram için saçlarını kestirince bu kötü olay yaşındı. Fakir olmak suç mu? Kapıcı olmak suç mu? Savcılığa suç duyurusunda bulunduk.” Yaşı küçük olduğu için gözaltına alınmayan S.Ö.’nün bayramı farklı bir saç modeliyle geçirmek istediği, kendisiyle aynı saç modelini yaptırdığı için Ebru Önen’i kıskandığını söylediği belirtildi.

Konya'da, fotoğraf çektirirken gölete düşen 4 arkadaştan 3'ü suda boğuldu.

Ramazan Bayramı nedeniyle bir araya gelen 9 arkadaş otomobilleri ile merkez Meram ilçesi Dutlukırı Mevkiinde etrafı tel örgülerle çevrili tatlı su göletine gitti.

Fotoğraf çektirmek isteyen Mehmet Aydın (20), kardeşi Emrah Aydın (17), arkadaşları Mehmet Ali Konyalı (17) ve Hüseyin Tosun (18) fotoğraf çektirirken ayakları kayarak 5 metre yükseklikten gölete düştü.

Suda çırpınmaya başlayan 4 kişiye diğer arkadaşları araçlarından getirdikleri demir halatı atarak kurtarmaya çalıştı. Mehmet Aydın, halatı tutarak sudan çıkarken zeminin balçık olması nedeniyle 3 kişi kayboldu. Suda kaybolan arkadaşları bulunması için itfaiye ve dalgıçlar çağırıldı.

Su yüzeyinde görünmeyen Mehmet Aydın, Mehmet Ali Konyalı ve Hüseyin Tosun'un cesedi, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü'ne bağlı 3 dalgıç tarafından birbirlerine yakın yerde bulunarak çıkarıldı.

Bartın Ramazan Bayramına kanlı başladı. Kızını kaçıranlara aracı olan aileye pusu atan Şerafettin Ocakcı, 3 kişiyi hunharca öldürdü.

BARTIN (İHA) - Bartın'dan bayramın 1. günü gecesi yaşanan olayda 3 kişi hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, Çakır Ömer Ağa Köyü'nde meydana gelen olayda, bir süre önce kızı kaçan Şerefatten Ocakcı, bayram günü köyde kan döktü. Kızını kaçıranlara aracı olanların önünü 74 M 0101 plakalı minibüsü ile kesen Ocakcı, karşı yönden gelen 67 AU 782 plakalı otomobile çarparak, otomobili geri geriye sürüklemeye başladı. Sürüklenen otomobil yaklaşık 60 metre sürüklenerek, yolun kenarındaki boşluğa düşünce durdu. Bu sırada

minibüsten inen Şerafettin Ocakcı, belinden çıkarttığı 7.65 çapındaki ruhsatsız tabanca ile otomobile ateş etmeye başladı. Otomobilde bulunan 10 yaşındaki Abdullah Hızarcı, babası Halil ve annesi Semiha Hızarcı, Şerafettin Ocakcı'nın silahından çıkan mermilerle yaralandı.

ÖLMEDİKLERİNİ GÖRÜNCE ŞARJÖR DEĞİŞTİRDİ

Şerafettin Ocakcı, 1 şarjör mermiyi otomobildekilerin üzerine boşalttı. Otomobildekilerin ölmediğini gören Ocakcı, cebinden başka bir şarjör daha çıkartarak silahına taktı ve silahını yeniden ateşledi. Otomobilin içinde kaçamayan 3 kişi Ocakcı'nın silahından çıkan mermilerle ağır yaralandı. Köyde bunlar olurken, kimse durumu fark etmedi. Bir süre sonra 1 kişinin olayı görmesi üzerine 112 Acil Servise haber verildi. Acil Servis ekiplerinin olay yerine gelmesi sonucu otomobilde bulunan ve ağır yaralı

oldukları tespit edilen 3 kişi otomobilden çıkartıldı. Sağlık ekibi ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Hayati tehlikeleri bulunan 3 kişi bölgeye sevk edilen 2 ambulans ile Bartın Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 3 kişi yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

OLAY YERİNDEKİ MANZARA DEHŞET VERİCİ

Çakır Ömer Ağa Köyü'nde yaşanan bu olay görenlerin tüylerini ürpertti. Minibüsü, otomobilin üstüne süren Şerafettin Ocakcı'nın cinayeti işlemeye ne kadar kararlı olduğu olay yerinde bulunan boş mermi kovanlarından anlaşıldı. Ocakcı, silahını otomobilin ön ve yan camlarına doğru doğrultarak, ateşledi. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri cinayetin yaşandığı bölgede yaptığı araştırmada, otomobil içinde 5 adet kovan, otomobilin dışında ise 7 adet olmak üzere toplam 12 boş kovan buldu. Jandarma, Şerafettin

Ocakcı'nın, otomobili yaklaşık 50-60 metre sürüklediğini tespit etti. Otomobilin içindeki kanlar ve cinayetten geri kalan manzara köylüleri bile şaşkına çevirdi. Ölen 3 kişinin yaklaşık yüz metre ilerideki evlerinde bulunan akrabaları ise olaydan habersizdi.

3 kişiyi pusu kurarak öldüren Şerafettin Ocakcı, jandarma ve polis tarafından her yerde aranıyor. Minibüs şoförü olan Şerafettin Ocakcı'nın cinayeti nasıl işlediği ve yaşanan olayların ortaya çıkması için jandarma geniş çaplı operasyon başlattı. Olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı da soruşturma başlattı.

Bartın Ramazan Bayramına kanlı başladı. Kızını kaçıranlara aracı olan aileye pusu atan Şerafettin Ocakcı, 3 kişiyi hunharca öldürdü.
Güncelleme:10 Eylül 2010 08:42

BARTIN (İHA) - Bartın'dan bayramın 1. günü gecesi yaşanan olayda 3 kişi hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, Çakır Ömer Ağa Köyü'nde meydana gelen olayda, bir süre önce kızı kaçan Şerefatten Ocakcı, bayram günü köyde kan döktü. Kızını kaçıranlara aracı olanların önünü 74 M 0101 plakalı minibüsü ile kesen Ocakcı, karşı yönden gelen 67 AU 782 plakalı otomobile çarparak, otomobili geri geriye sürüklemeye başladı. Sürüklenen otomobil yaklaşık 60 metre sürüklenerek, yolun kenarındaki boşluğa düşünce durdu. Bu sırada

minibüsten inen Şerafettin Ocakcı, belinden çıkarttığı 7.65 çapındaki ruhsatsız tabanca ile otomobile ateş etmeye başladı. Otomobilde bulunan 10 yaşındaki Abdullah Hızarcı, babası Halil ve annesi Semiha Hızarcı, Şerafettin Ocakcı'nın silahından çıkan mermilerle yaralandı.

ÖLMEDİKLERİNİ GÖRÜNCE ŞARJÖR DEĞİŞTİRDİ

Şerafettin Ocakcı, 1 şarjör mermiyi otomobildekilerin üzerine boşalttı. Otomobildekilerin ölmediğini gören Ocakcı, cebinden başka bir şarjör daha çıkartarak silahına taktı ve silahını yeniden ateşledi. Otomobilin içinde kaçamayan 3 kişi Ocakcı'nın silahından çıkan mermilerle ağır yaralandı. Köyde bunlar olurken, kimse durumu fark etmedi. Bir süre sonra 1 kişinin olayı görmesi üzerine 112 Acil Servise haber verildi. Acil Servis ekiplerinin olay yerine gelmesi sonucu otomobilde bulunan ve ağır yaralı

oldukları tespit edilen 3 kişi otomobilden çıkartıldı. Sağlık ekibi ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Hayati tehlikeleri bulunan 3 kişi bölgeye sevk edilen 2 ambulans ile Bartın Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 3 kişi yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

OLAY YERİNDEKİ MANZARA DEHŞET VERİCİ

Çakır Ömer Ağa Köyü'nde yaşanan bu olay görenlerin tüylerini ürpertti. Minibüsü, otomobilin üstüne süren Şerafettin Ocakcı'nın cinayeti işlemeye ne kadar kararlı olduğu olay yerinde bulunan boş mermi kovanlarından anlaşıldı. Ocakcı, silahını otomobilin ön ve yan camlarına doğru doğrultarak, ateşledi. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri cinayetin yaşandığı bölgede yaptığı araştırmada, otomobil içinde 5 adet kovan, otomobilin dışında ise 7 adet olmak üzere toplam 12 boş kovan buldu. Jandarma, Şerafettin

Ocakcı'nın, otomobili yaklaşık 50-60 metre sürüklediğini tespit etti. Otomobilin içindeki kanlar ve cinayetten geri kalan manzara köylüleri bile şaşkına çevirdi. Ölen 3 kişinin yaklaşık yüz metre ilerideki evlerinde bulunan akrabaları ise olaydan habersizdi.

3 kişiyi pusu kurarak öldüren Şerafettin Ocakcı, jandarma ve polis tarafından her yerde aranıyor. Minibüs şoförü olan Şerafettin Ocakcı'nın cinayeti nasıl işlediği ve yaşanan olayların ortaya çıkması için jandarma geniş çaplı operasyon başlattı. Olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı da soruşturma başlattı.

Rusya'nın güneydeki Kuzey Osetya bölgesinde düzenlenen intihar saldırısında 17 kişi öldü.
Güncelleme:09 Eylül 2010 18:40 camyuva.tk

 

Rusya’nın Kuzey Osetya bölgesindeki bir pazar alanına düzenlenen bombalı saldırıda en az 17 kişi öldü.

 

Kuzey Osteya'nın başkenti Vladikavkaz'da büyük bir pazar alanındaki bir otomobilde meydana gelen patlamada 130'dan fazla kişinin de yaralandığı bildirildi.

 

Yerel yetkililer patlamanın nedeninin intihar saldırısı olduğunu belirtirken, Rus yetkililerin de terör saldırısı soruşturması başlattığı ifade edildi.

Kuzey Osetya'da nüfusun çoğunluğunu Ortodoks Hıristiyanlar oluşturuyor.

 

Nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Kuzey Osetya'nın komşuları Çeçenistan, İnguş ve Dağıstan cumhuriyetlerinde aşırı dinciler sık sık saldırılar düzenliyor.

Kuzey Osetya'da 2004 yılında, Çeçen teröristlerin Beslan kentinde bir okulda yüzlerce kişiyi rehin almasından sonra Rus güvenlik güçlerinin düzenlediği  operasyonda yarısı çocuk olmak üzere 331 kişi ölmüştü.

AA

Antalya'da, beş yıl önce boşandığı eşiyle Ramazan Bayramı nedeniyle barışmak isteyen şahıs, dehşet saçtı.
Güncelleme:09 Eylül 2010 17:06

ANTALYA (İHA) - Olay, Antalya'da dün akşam saatlerinde Çağlayan Mahallesinde bir binanın dördüncü katında meydana geldi. H.K. isimli şahıs, 5 yıl önce boşandığı eşi C.K.'nın evine giderek bayram öncesi barışmak istedi. Antalya Kredi Yurtlar Kurumu'nda çalıştığı öğrenilen H.K., eski eşini barışmaya ikna etmeye çalıştı. Eşinin barışmak istememesi üzerine H.K., eşinin ellerini ve ayaklarını iple bağlayarak darp etmeye başladı. Eşinin üzerine ispirto döken H.K., eşini 15 saat boyunca rehin aldı. Gece sabaha kadar elleri ve ayakları bağlı kadının yanında nöbet tutan Kuş, sabah saatlerinde de mutfak tüpünü açtı. Evi havaya uçurmakla tehdit eden H.K.'nın bir anlık dalgınlığından yararlanan C.K., ellerini çözdükten sonra evden kaçmayı başardı.

Evden çıktıktan sonra apartmanın zemin katında bulunan bir kuaföre sığınan C.K., polise haber verdi. Olay yerine çok sayıda polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ve polis ekiplerinin geldiğini gören zanlı H.K., evin kapılarını kilitleyip eşyaları kapının arkasına yığdıktan sonra evi ateşe verdi. Alevlerin bir anda evi kaplamasının ardından itfaiye ekipleri kapıyı kırarak yangına müdahale etti. Bu sırada kasık bölgesi yanan zanlı H.K. polis tarafından evden çıkarıldı. Ayakları ve vücudunun çeşitli yerlerinde yanık bulunan zanlı, Medical Park Hastanesi'ne sevk edilerek tedaviye alındı. Dumandan etkilenen bir polis memuru ise ayakta tedavi gördü.

Saatler süren esaretin ardından kaçarak kurtulmayı başaran ve sinir krizleri geçiren C.K. ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

BİTKİN HALİ VARDI

C.K.'nın sığındığı kuaförün sahibi Hakan S., "Bitkin bir şekilde yanımıza geldi. Kocasının dün akşamdan beri kendisini rehin aldığını üzerine ispirto döküp yakmakla tehdit ettiğini anlattı. Kadını aynı zamanda darp etmiş. Yüzünde darp izleri vardı. Psikolojik sorunları varmış. Hatta kendi işyerini silahla bastığını duyduk. Dün akşam barışmak için kadının evine gitmiş. Barışmak istemeyince rehin almış" dedi.

Merkel, çizdiği Hz. Muhammed karikatürleriyle Müslümanlar'ın tepkisiyle karşılaşan Danimarkalı karikatüriste ödül verdi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2005 yılında çizdiği Hz. Muhammed karikatürleriyle Müslümanlar'ın tepkisiyle karşılaşan Danimarkalı karikatürist Kurt Westergaard'a, dün akşam Berlin'de düzenleden törende 'M100 Sanssouci Colloguium' adlı medya ödülünü verdi.

11 Eylül saldırılarının yıldönümünde yüzlerce Kuran yakmaya hazırlanan fanatik papaz Terry Jones’un yarattığı tartışma Müslüman ülkeleri ayaklandırmışken, beklenmedik bir çıkış da Almanya ‘dan geldi. Yaptığı karikatürle Müslümanlar'ı kızdıran ve 2005 yılından beri tehdit altında yaşamını sürdüren Kurt Westergaard, ödülünü Almanya Başbakanı Angela Merkel'in elinden aldı. Çizdiği karikatürle İslam dünyasının tepkisini alan Kurt Westergaard'ın ödülünün, Ramazan Bayramı'na saatler kala verilmesi ise dikkat çekti.

Kurt Westergaard, Avrupa'nın yüz önemli medya yapımcılarından oluşan Uluslararası Medya Kongresi (Internationalen Medienkongeresses) tarafından, ‘M100 Sanssouci Colloguium’ adlı medya ödülüne layık görüldü.
Kurt Westergaard'ın ödülünü Angela Merkel´in elinden alması Alman medyasında ses getirirken, Bild Gazetesi, ‘Merkel'den cesaretli çıkış’ yorumunu yaptı. Tören salonunda sahneye çıkarak Kurt Westergaard'a ödülünü bizzat veren Merkel'in, olay karikatüristi tebrik ettiği ve düşünce ve medya özgürlüğüne dikkat çektiği belirtildi.

Bild, sayfasına taşıdığı ödül haberinde, 75 yaşındaki Kurt Westergaard'ın, “Bugün benim için büyük bir gün. Angela Merkel'e teşekkür ediyorum. Ayrıca sürekli benimle dayanışma içinde olan eşime, teşekkür ediyorum. Yaşananları, geri almak imkansız” şeklindeki ifadelerini aktardı.

Ödül törenine 160’a aşkın medya mensubunun katıldığını belirten Bild, Kurt Westergaard'ün karikatür krizinden sonra yüzlerce protesto yürüyüşünün yapıldığı ve Kurt Westergaard'ın da yüzlerce kez tehdit aldığını yazdı.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından düzenlenen basın açıklamasının ardından polise taşla saldıran gruba, polis biber gazıyla müdahale etti. Olaylarda, biber gazından etkilenen BDP'li Milletvekilleri Özdal Üçer ve Fatma Kurtulan, partililerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı.

Cemal AŞAN / VAN (AHT)

Hakkari'de terör örgütü PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonda 9 teröristin etkisiz hale getirilmesini bahane eden, aralarında BDP Van milletvekilleri Özdal Üçer ile Fatma Kurtulan'ın da bulunduğu bir grup, Van BDP İl Binası önünde toplanarak basın açıklamasında bulundu.

Üçer ve BDP Van İl Başkanı Cüneyt Caniş'in yaptığı açıklamanın ardından terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan lehine slogan atan grup, Cumhuriyet Caddesi'nde güvenlik önlemi alan polis ekiplerine taşla saldırdı. Polisin tüm ikazlarına rağmen ara sokaklarda ateş yakarak, taş atmaya devam eden göstericiler, caddedeki iş yerlerinin camını kırdı. Bu sırada, bayram alışverişine çıkan vatandaşların da göstericilerin arasında kaldığı olaylarda, özellikle kadın ve çocuklar büyük panik yaşadı. Güvenlik güçleri, olayların büyümesi üzerine göstericilere, biber gazıyla müdahalede bulundu. Esnafın kepenk kapattığı olaylarda, biber gazından etkilenen milletvekilleri Üçer ve Kurtulan, partililerin yardımıyla caddeden geçen özel bir otomobile bindirilerek, hastaneye kaldırıldı.

''VAN VALİSİ HANGİ CEHENNEMDE ONU DA BİLMİYORUZ''

Polis, ara sokaklara dağılan ve yollara barikat kurarak, ateş yakan göstericileri dağıtmaya çalıştı ancak barikat kuran göstericiler Toplumsal Olaylara Müdahale Aracını (TOMA) da ateşe verdi. Sağ arka tekeri yanan TOMA, kullanılmaz hale geldi. Olaylarda, ilk belirlemelere göre 5 kişinin gözaltına alındı. Olayların ardından bir basın açıklaması yapan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, "Bugün Van'da bir devlet terörü yaşandı. Güvenlik güçleri esnafların dükkanlarına saldırdı. Bu olayların ardından Van Valisi'nin derhal istifa etmesi lazım. Biz bu olayların hesabını soracağız. 4 saattir Van Valisi'ni aramamıza rağmen kendisine ulaşamadık. Van'da bu olaylar yaşanırken, Van Valisi hangi cehennemde onu da bilmiyoruz" dedi.

37 ülkede, beta bloklayıcıları gibi standart tedavi yöntemleri kullanmış olan 6 bin 500 kişi üzerinde, iki yıl boyunca yapılan araştırmaya göre ivabradin etken maddeli ilaçlar, kalp yetmezliğinden ölüm riskini yüzde 26 oranında azaltıyor.


Araştırma sonuçları, İsveç'in başkenti Stockholm'de düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin kongresinde açıklandı.


İvabradin, beta bloklayıcılarının tersine, kalp ritmini azaltırken, tansiyonu da düşürmüyor.


Londra'daki Royal Brompton Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Martin Cowie, kalp rahatsızlıkları bulunan hastalara bu ilaçların verilmesiyle İngiltere'de yılda en az 10 bin ölümün engellenebileceğini söyledi.


BBC'ye açıklamalarda bulunan Cowie, İngiltere'deki her dört kişiden birinin, hayatlarının bir döneminde kalp hastalığı geçirme riski taşıdığını belirtti.

'Ek araştırma şart'


Cowie, ilacın nabzı düşürerek kalbin üzerindeki yükü azalttığını kaydetti.


Martin Cowie, 'Geçmişte bunu beta bloklayıcıları adlı ilaçlarla yapıyorduk. Ancak çok sayıda hasta, astımları olduğu ya da tansiyonlarını düşürdüğü için bu ilaçları kullanamıyor. Bu ilaç tansiyonu düşürmeden ve astım hastalarını etkilemeden nabzı düşürüyor. Dolayısıyla bu doktorlar için heyecan verici, yeni bir seçenek.' dedi.


Ancak Cowie, bu ilacın herkese göre olmadığını, sadece ciddi kalp rahatsızlıkları bulunanlara tavsiye edildiğini vurguladı.


California Üniversitesi'nden kardiyoloji uzmanı Dr. John Teerlink ise, bulgulara ihtiyatlı yaklaşılması çağrısında bulundu.


Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyleyen Teerlink, 'Bu sonuçların insanlara genel olarak nasıl yansıtılabileceğiyle ilgili çok fazla soru işareti var. Bu sorunların çözülmesi için de daha çok çalışma yapılmalı.' dedi.


İngiltere Kalp Derneği'nden Profesör Peter Weissberg de, Teerlink'in daha fazla çalışma yapılması çağrısına destek verdi.

İsveç’in başkenti Stockholm’deki Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin kongresinde konuşan Prof. Dr. Martin Cowie, balık yağı kapsüllerinin kalbe iyi geldiğini ve çok sayıda kalp hastasını iyileştirebileceğini öne sürdü. Yapılan istatistiklere göre balık yağı kapsülü kullanan kalp hastası 500 bin kişiden 10 bini ölümcül bir kriz yaşamıyor.


Prof. Cowie, balık yağı kapsüllerinin ayrıca düzenli kullanıldığı takdirde, nefes darlığı ve hafıza problemlerine de faydası olduğunu açıkladı. Geçmişte yapılan çalışmalardan balık yağı, soya fasulyesi, kabak çekirdeği ve cevizde de bulunan Omega-3 yağ asidinin doğal bir damar koruyucu olduğu ve kalp hastası olanların onda birini bu hastalıklardan koruduğu biliniyor.

haberturk

İngiltere’de yayınlanan “X Factor” adlı şarkı yarışmasında, Abbey Johnstone adlı yarışmacı partneri Lisa Parker’a canlı yayında yumruk attı.

Jüri üyesi Simon Cowell, Johnstone ile Parker’a yarışma tarihindeki en kötü performansa sahip olduklarını söyledi. Lisa Parker ise Johnstone’nun jüri üyesi Louis Walsh’tan hoşlandığı yanıtını verdi. Kendini kaybeden Johnstone, kendisiyle ilgili bu açıklamayı yapan Parker’a canlı yayında yumruk attı.

Sakinleştikten sonra hatasını kabul eden yarışmacı, zaman zaman öfkesini kontrol edemediğini söyledi.

Kadıköy'de kişi sokak ortasında tartıştığı kişi tarafından bacaklarından vuruldu. Zanlının, kız kardeşinin evden kaçmasına aracı olduğu gerekçesiyle şahsı vurduğu öne sürüldü.

İSTANBUL



Fikirtepe Mahallesi Kaya Sokak'ta meydana gelen olayda, konfeksiyon işiyle uğraştığı öğrenilen M.E (37), sokakta rastladığı A.A. ile tartışmaya başladı. Bir süre sonra tartışma kavgaya dönüştü. Kavga esnasında A.A., belindeki silahı çekerek M.E'ye ateş etmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerine üç kurşun isabet eden M.E yere yığılırken, zanlı Kadıköy istikametine doğru kaçarak izini kaybettirdi. Olayı gören vatandaşlar hemen polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.



Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, kaçan zanlının yakalanması için çalışma başlattı. Polislerin yaptığı ilkyardımın ardından olay yerine gelen sağlık ekipleri M.E'nin açık yaralarına tampon yaptı. M.E, ambulansa konularak Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılırken hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.


Olay yerinde inceleme yapan uzman ekipler, 9 milimetre çapında 3 adet boş kovan buldu. Bir görgü tanığı olayı gerçekleştireni tam olarak görmediğini belirterek, "Yukarıdan gelirken üç el silah sesi duydum. Buraya gelince yaralıyı gördüm. Daha sonra polisler ve ambulans geldi. Yaralıya müdahale ettiler" şeklinde konuştu.


Öte yandan, M.E'yi vuran şahsın, kız kardeşinin, M.E'nin işlettiği konfeksiyon atölyesinde çalıştığı, bir süre önce ise yaşı küçük olmasına rağmen evlenmek için evden kaçtığı öne sürüldü. A.A'nın bu olaydan dolayı M.E'yi sorumlu tuttuğu, bu nedenle de kendisini kurşunladığı iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

MHP'de 12 Eylül'deki anayasa değişiklik paketine destek verenlerin sayısı artıyor...
Güncelleme:06 Eylül 2010 17:23
Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun'un referandumda 'evet' kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül'de anayasa değişiklik paketine 'evet' diyeceklerini açıkladı.

''Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin'' darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, ''Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHP'yi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir.'' denildi.

MHP Kurulucular Kurulu üyeleri, rahmetli Alparslan Türkeş'in ''En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır.'' sözünden hareketle 12 Eylül'de evet kararını aldıklarını açıkladılar. Kurucular Kurulu üyelerinin yaptığı açıklamada, hayır kampanyasını yürüten bugünkü MHP yönetiminin tavrına bir anlam verilemediğine de dikkat çekildi.

MHP Kurucular Kurulu üyeleri olarak basın vasıtasıylaanayasa değişikliğikonusundaki fikirlerini milletle paylaşma gereği duyulduğuna işaret edilen açıklamada, "1924 Anayasası'nda tayin edilmiş olan 'milletin kayıtsız şartsız egemenliğini' 1961 Anayasası ile millet dışında CHP ve sol ideologlar tarafından 'yetkili organlar tabiri ile' yeni ortaklar getirilmiştir. Bu, çok partili düzene geçtikten sonra, aziz milletimiz tarafından asla tek başına iktidar verilmeyen CHP'yi ve sol güçleri seçimsiz, millet iradesi olmadan, millete rağmen daimi iktidar yapma projesidir. Nitekim 1961 seçimlerinde CHP'nin tek başına iktidara gelecek oyu alamaması üzerine bu durum, İnönü'nün damadı Metin Toker'in Ulus Gazetesi'ndeki makalesinde de 'Seçimi tek başına kazanamamak o kadar önemli değil, Türkiye'de iktidar olmak için ordu, Anayasa Mahkemesi, üniversite, Danıştay, Yargıtay gibi devlet kuruluşlarına da hâkim olmak gerekir.' denilerek açıkça ifade edilmiştir. Türk milliyetçileri, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in liderliğinde CHP ve sol ortaklarının kurduğu bu oligarşik düzene karşı, sadece ve sadece millet iradesini esas alarak MHP'yi kurmuşlardır." ifadelerine yer verildi.

"MHP'nin milli iradeyi hakim kılmak üzerine yürüttüğü mücadele, emperyalist güçlere 'bizim çocuklar' diye tabir edilen darbeciler tarafından,12 Eylül1980'de hunharca akamete uğratılmıştır." denilen açıklama şöyle devam etti:"Türk gençleri; sağcısı-solcusu, ülkücüsü-devrimcisi, Sünnisi-Alevisi, önce darbe ortamının hazırlanması amacıyla birbirlerine kırdırılmış, darbeden sonra da işkencehanelerde kırılmış, heder edilmişlerdir. 'Bu millet cahil, 30-40 sene daha bu milleti askeri idare ile yönetmek lazım, bu millet için demokrasi henüz erken' diyerek milletin 1961 Anayasası'na nazaran daha çok devre dışı bırakıldığı, dışlandığı otokratik bir düzen kurmuşlardır. Bütün bu gelişmelere karşı Ülkücüler merhum Başbuğ liderliğinde MHP'yi yeniden ihya etmiş, millet iradesini hâkim kılma mücadelelerini yılmadan sürdürmüş ve onun vefatına kadar da bu çizgisini muhafaza etmişlerdir. Ne var ki; Başbuğumuzun vefatından sonra yönetime gelen şimdiki kadro bin bir zorluklar ve emeklerle yeniden kurduğumuz partimizin ülkücü misyonunu, kuruluş felsefesini terk ederek darbeciler ile aynı safta yer almıştır.''

''BAŞBUĞ DARBE ANAYASASI'NIN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEDİ''
Merhum Başbuğ'un tavrının darbe anayasasının değiştirilmesinden yana olduğu vurgulanan açıklamada, "Rahmetli Başbuğumuzun; 1982 Anayasası'nı değiştirme taahhüdüne dahi itibar edip güven oyu verdiği görmezden gelinerek, 'hayır' cephesinde yer alınması biz kurucuları derinden yaralamaktadır. Her fırsatta vatan hainlerini, teröristleri affetmeyi, genel aflar ile salıvermeyi gelenek haline getirmiş CHP ve bölücü sol blok ile MHP'mizin aynı safta yer almasını içimize sindirmemiz mümkün değildir. Darbe anayasasına karşı, ancak ve ancak milletin iradesi ve egemenliğini esas alan alternatif anayasayı herkesten önce üretmesi gereken MHP yönetiminin, darbecilerin anayasasını savunmaları kabul edebileceğimiz bir hal olamaz.'' görüşlerine yer verildi.

''EVET DEMEK AK PARTİ'YE 'EVET' ANLAMINA GELMEZ''
Açıklamada, 'evet' demeninAK Partiiktidarına değil, yeni bir anayasaya 'evet' anlamı taşıyacağı belirtildi. ''Yeterli de olmayan bu anayasa değişikliğine 'evet' demek asla ve kat'a AKP'ye destek vermek demek değildir.' denilen açıklamada, ''Sadece milletin ve onun iradesinin yanında yer almaktır. Bu anayasa değişikliğinin kimler tarafından yapıldığının önemi yoktur. AKP'ye muhalefetimiz, 'iyi yaptığı sürece takdir, kötü yaptığı zaman ihtar etmek' esası üzerinden devam etmektedir.'' ifadeleri yer aldı.

''MHP, BÖLÜCÜLERİN VE DARBE YANLILARININ SAFINDA OLMAMALI''
Kurucular Kurulu, MHP yönetimine de uyarılarda bulunarak bölücülerin ve darbe yanlısı partilerin yanında yer alınmaması gerektiğini ifade ettiler. Açıklamada; ''Biz Kurucular Kurulu üyeleri; MHP yönetimini yarım asra yaklaşan geçmişimiz, mücadelemiz ev misyonumuzu hatırlayarak darbeciler ve bölücülerin safını terk edip, milletimiz ve onun iradesi yanında yer almaya davet ediyoruz.'' denildi

''BAŞBUĞ'UN TAVRI DEMOKRASİDEN YANAYDI''
''Rahmetli Başbuğumuzun sık sık vurguladığı gibi "en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha iyidir." diyen Kurucular Kurulu üyeleri, MHP'nin kurucusu Başbuğ gibi demokrasiden yana tavır konulmasını istediler.

Açıklamada, MHP Kurucular Kurulu üyelerinden şunların isimleri yer aldı: "Naci Meriç, Kemal İnandı, Hüseyin Ünlüer, Hayrettin Başeğmez, Mehmet Zeybek, Niyazi Ahıska, Fikret Fırat, Ahmet Özsoy, Ali Sağır, Aziz Mecit, İbrahim Faruk Evirgen, Mehmet Gümüştaş, Mehmet Küçükince, Durak Körük, Seyit Mehmet Topçu, Şahin Türkboyları."

CİHAN

Fransa'da, güvenlik güçlerinin yaşamına kast eden saldırılar düzenleyen göçmenlerin vatandaşlık haklarının ellerinden alınmasını öngören bir yasa tasarısı için hazırlık başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, adalet, içişleri ile göç ve uyumdan sorumlu bakanlarla bugün Elysee Sarayı'nda konuyu görüşmek üzere biraraya geldi.

Görüşmeden sonra yapılan açıklamada, polis ve jandarma gibi güvenlik güçlerinin yaşamlarına kast eden, silahlı saldırıda bulunan ve 10 yıldan az bir süredir vatandaşlık statüsüne sahip göçmenlerin ellerinden bu hakkın alınması için bir yasa tasarısı hazırlanacağı bildirildi.

Açıklamada, tasarının hazırlığına en kısa zamanda başlanacağı kaydedildi.

Bu arada, vatandaşlık hakkının alınmasıyla ilgili yasa tasarısının, çok eşli yaşayan ve kızlarının sünnet edilmesi için baskı yapan göçmenleri kapsamayacağı belirtildi.

Basında çıkan haberlerde, bir karısı peçeli çarşaf giyen ve çok eşli yaşadığı anlaşılan Kuzey Afrikalı bir kişinin, bütün eşleri ve çocukları için ''devletten haksız yere mali yardım aldığının'' ortaya çıkması üzerine, bu tür suçları işleyenlerin vatandaşlık haklarının da ellerinden alınacağı iddia edilmişti.

Fransa genelinde cumartesi günü düzenlenen gösterilerde, Romanların toplu sınırdışı edilmesi ve göçmenlerin vatandaşlık haklarının elinden alınmasını öngören tasarı protesto edilmişti.

Fransız hukukçular, hükümetin bu konuda hazırlayacağı tasarıya, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor.

AA

Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Avukat Hakan Topbaş, kredi kartları aidatının geriye dönük kaç yıllık alınabileceğini araştırdı. Topbaş’ın araştırmasına göre, mevzuata göre kredi kartı aidatında, geriye dönük 10 yıla kadar geri isteme hakkı bulunuyor. Yani bir müşteri, son 10 yılda ödediği aidatların tamamını geri isteyebilecek. Star'ın haberine göre, bunun için kredi kartı sahibinin izleyeceği yol şöyle:

• Bankaya bir iadeli taahhütlü mektup ile aidatların ödenmesi için ihtar gönderilecek.

• Banka, ihtarınıza olumsuz cevap verir veya hiç cevap vermezse, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne dava açılacak.

• Dava açmak için bir dilekçe vermeniz yeterli oluyor. Mahkeme için ücret ödenmesi de gerekmiyor. Hakem heyeti, dilekçenizi en geç üç ay içinde sonuçlandıracak. Eğer lehinizde karar çıkarsa, her yıl için 35 lira geri ödeme yapılacak.

Kiriş Villa Park yönetimine bağlı görevliler ile bazı site sakinleri arasında sürtüşme devam ediyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında evlerinin kapılarının zorlanarak veya anahtar uydurularak açıldığını, elektrik ve sularının kesildiğini ve kötü muameleye maruz kaldıklarını ileri süren site sakinlerinden biri, bu kez de kendilerine zor kullanılarak siteye sokulmadığını, diğeri ise yönetimin küçük köpeğini bahane ederek gece gündüz rahatsız edildiğini iddia ederek karakola başvurdu. Siteyi satın alan şirketin sahibinin Cumartesi akşamı 21:00'de karakola bir hakimle birlikte geldiği iddiası da hadisenin ilginç bulunan bir boyutu olarak değerlendirildi. Site yönetiminin, 99 yıl kullanma hakkı olan site sakinlerini yıldırmaya çalıştığı öne sürülüyor.

Yönetim değişti huzursuzluk başladı

Oturdukları villaları Kiriş Otelcilik ve Turizm A.Ş.'dan 99 yıllığına kiralayan 100'den fazla site sakininin bir bölümü, kurucu şirketin iflas etmesi ve bu şirkete ait hakların Mert İnşaat tarafından satın alınmasından bir süre sonra huzurlarının kalmadığını ileri sürüyor. Temmuz ayında sitede patlak veren olaylarda, tatillerini geçirmek için evlerine gelen bazı site sakinleri, kapılarının zorlandığını içeriye girildiğini, elektrik ve sularının kesildiğini belirterek polise başvurmuştu. Adliyeye de intikal eden şikayetlerin sonucu beklenirken, geçtiğimiz hafta sonu, Kiriş Villa Park, yeniden olaylara ve şikayetlere konu oldu. Daha önce annesine ait dairenin kapısı açılarak içeriye girildiğini, elektrik ve sularının kesildiğini belirten Aynur Gönültaş, elektriklerinin hala kesik olduğunu belirttiği eve gitmesi site güvenliği tarafından zorla engellenince polisten yardım istedi.

Site içinde polis ekibiyle gitti

Site görevlilerinden birinin kolundan tutup sürükleyerek engellemek istediğini söyleyen Aynur Gönültaş, olay yerine gelen polise durumu anlattı. Polislerle de tartışan site güvenliği, sonunda kadının içeriye girmesine izin verdi. Aynur Gönültaş, kendisini tartaklayan kişilerin site içinde de saldırabileceğini söyleyip polisten kendisini korumasını istedi. Bunun üzerine polis ekibi, Aynur Gönültaş'ı annesinin evine kadar götürdü.

Kolu morardı rapor aldı

Aynur Gönültaş, annesinin evini kontrol ettikten sonra Kemer Merkez Karakol Amirliği'ne gelerek karşılaştığı muameleyle ilgili olarak görevlilerden şikayetçi oldu. Polis, Aynur Gönültaş'ı rapor için hastaneye sevkederken, şikayet edilen site görevlilerini de karakola davet ederek ifadelerini aldı. Aynur Gönültaş, hasta annesi Zöhre Başaran bir gün sonra evine döneceği için durumu kontrol etmeye geldiğini belirterek, "Site güvenliği içeriye almak istemedi, annemin vekaletnamesi ile evini kontrol etmeye geldiğimi söyledim, kolumdan tutup sürükleyerek dışarıya çıkarmaya çalıştılar, kolum mosmor oldu, şikayetçiyim" diye konuştu.

Savcılk tespit yaptırdı

Site sakinlerinin elektrik ve sularının kesildiği konusundaki şikayetleri üzerine, Kemer Cumhuriyet Savcılığı TEDAŞ ve GATAB'tan görevlilerin durumu tespit etmeleri talimatını verdi. Bu görevliler sitede bulunan ilgili dairelerde tespit yaparken, Site görevlilerinin izin vermek istemediği, polislerin fotoğraflarını çekmeye çalıştıkları ancak savcılığın talimatının yerine getirildiği öğrenildi. Bazı site görevlileri ifade için karakola davet edildi.

Villa Park Patronu karakola Hakimle mi geldi?

Geçtiğimiz Cumartesi günü meydana gelen olayda, karakolda ifadeler alınırken saat 21:00 sıralarında Kiriş Villa Park Sahibi Hüseyin Gündoğdu'nun Kemer Adliyesi Hakimlerinden İbrahim Özbek'le birlikte karakola geldiği ve Özbek'in görevli polislerle konuştuktan sonra dışarıya çıktığı ve Hüseyin Gündoğdu'yu beklediği öne sürüldü.

"Lokum" sorunu da karakolluk

Dışişleri'nden emekli Gönül Gilmour da aynı sıralarda villa park güvenliği ve Hüseyin Gündoğdu ile sorun yaşıyordu. Köpeği "Lokum" üzerinden rahatsız edildiğini söyleyen Gönül Gilmour, "Komşularımdan imza topladım, hepsi Lokum'u seviyor ve kendileri için bir sorun olmadığını söylüyor. Küçücük köpeğim bahane edilerek hayatım cehenneme çevriliyor. Geceyarısı kapım yumruklanarak korkutuluyorum. Tehdit ediliyorum" diye karakola başvurdu.

Site yönetiminin amacı ne?

Gönül Gilmour, "Biz rahmetli eşimle birlikte emekli olduktan sonra huzurlu bir yaşam sürmek tatilimizi böyle güzel bir yerde geçirmek için ilk villa alanlardanız. Yıllarca aidatımızı da ödedik, elektrik su paramızı da.Kimse bizi siteye sokmamaya teşebbüs etmedi, elektriğimizi suyumuzu kesmedi. Ancak yeni yönetim aidatı 10 kat artırdığı gibi yıllık peşin olarak hemen istedi. Tabii herkes bunu hemen ödeyemedi. Bu kişileri siteye sokmamak, elektrik ve sularını kesmek huzurumuzu bozdu. Buna karşı çıktığımız için özellikle kadın ve yalnız, yaşlı kişilerin üzerine gidiliyor. Benim köpeğim bahane ediliyor, bir başkasının elektrik parası bahane ediliyor. Artık buraya tatile gelmek yerine, İstanbul'daki evime dönmek bana tatil gibi olacak" şeklinde konuşuyor.

Aidat 100 Mark'tı, 450 Euro oldu

Kiriş Villa Park'tan 99 yıllığına ev kiralayan ve bunun için yüz binlerce lira ödeyen yaklaşık 100 kişinin büyük bölümünün hakları ve yapılan sözleşme, tapuya şerh düşülmüş durumda. Yapılan sözleşmeye göre kiracılar site alanlarının bakımı, onarımı, düzenlemesi, jeneratör, bahçe ve çevre düzenlemesi, güvenlik hizmetleri için 100 DM aylık gider katılım payını ödemekle yükümlü. Buna karşın, daha önceki yönetimin yaklaşık 150-200 Euro civarında tahsil ettiği bu aidatların, yeni yönetim tarafından 400-450 Euro'ya çıkarılması ve üstelik emlak vergisi talep etmesi site sakinlerinin tepkisine sebep oldu.

Birçoğu yabancı uyruklu ve yaz aylarında villalara gelen site sakinleri, geçen dönemlerde ödemelerini tartışmalara ve çirkin olaylara mahal verilmeden ödediklerini ancak yeni yönetimin bu konuları bir baskıya dönüştürdüğünü bunun arkasında başka amaçlar olabileceğini belirtiyorlar. Çoğunluğunu yabancı uyrukluların oluşturduğu 40 civarında kiracının sözleşmesinin tapuya şerh düşülmemiş olması, bu durumdaki site sakinlerinin durumunu belirsizleştiriyor. Siteyi satın alan şirketin sitedeki 99 yıllık kiracılar hakkında bazı yasal işlemler yapıp yapmadığı öğrenilemedi.

Rus çocukların kumdan kalesi de yıkıldı

Haberi yayına hazırladığımız dakikalarda Kiriş Villarından gelen son gelişmede ise, bir rus aileye mensup çocukların sahilde yaptıkları kumdan kalenin Hüseyin Gündoğdu'nun talimatıyla yıkılarak açılan çukurun doldurulması, sitedeki huzursuzluğa çocukların da katıldığını gözler önüne serdi.

Site yönetiminde kim söz sahibi?

Tapuya da şerh düşülen kiralama sözleşmesinin 8/2 maddesinde, şirket ve site sakinlerince kurulacak idare yönetiminden söz ediliyor. Bilindiği kadarıyla şu anda Kiriş Park Villalarında şirket dışında bir site yönetimi bulunmuyor ve site sakinleri temsil edilmiyor. Site sakinlerinin de yönetimde söz sahibi olmalarının sorunları çözebileceğine inanılıyor.

Çamyuva Belediyesi tarafından düzenlenen sünnet şöleninde 20 çocuk erkekliğe ilk adımı attı.  Sünnet olacak çocukların tüm ihtiyaçları Belediye tarafından karşılanırken, 15 Eylül 2010 Çarşamba günü düzenlenecek olan Sünnet Şöleninde de çeşitli hediyeler verilecek.
Çamyuva Bekir Okan Sağlık Ocağında gerçekleştirilen sünnet öncesi bazı çocuklar korkudan ağlarken, bazılarıysa her şeyden habersiz sünnet kıyafetleri içinde Sağlık Ocağı bahçesinde oyun oynayarak sıralarının gelmesini beklediler.
Sünnet öncesi çocuklar ve aileleri ile tek tek sohbet eden Belediye Başkanı Ahmet CAN, “Bu yıl 20 çocuğumuzu sünnet ettiriyoruz. Çocuklarımızın yanında olarak Ailelerine bir katkımız olsun istedik. 15 Eylül 2010 Çarşamba günü de düzenlenecek olan şölenimizde çeşitli eğlencelerle çocuklarımızı eğlendireceğiz. Tüm Halkımızı Şölenimize bekleriz.”dedi.
Belediye Başkanı Ahmet CAN her çocukla tek tek ilgilenerek onlara destek oldu.  1 gün süreyle çocuklar belediye tarafından belirlenen Çamyuva Bekir Okan Sağlık Ocağında hijyenik ortamda sünnet ettirildi.
Çocuklardan bazıları güle oynaya sünnet olurken, bazı çocuklar da ağlamaktan gözyaşlarına boğuldu. Ağlayan çocukları aileleri ve Başkan CAN teselli etti.
Çocuklarını sünnet ettiren ailelerde çocuklarını sünnet ettirdikleri için gururlu ve mutlu olduklarını söyleyerek Belediye Başkanı Ahmet CAN’a teşekkür etti.

Bir beyin tümörü, beyinde anormal hücrelerin büyümesi ya da kitlelenmesidir. Birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılan beyin tümörleri beyinde oluşan   Bir beyin tümörü, beyinde anormal hücrelerin büyümesi ya da kitlelenmesidir. Birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılan beyin tümörleri beyinde oluşan ya da daha sık rastlandığı şekliyle başka bir organda başlayıp beyne metastaz yapan tümörlerdir.Erkeklerde ve beyaz ırkta sık görülen bu rahatsızlığa istatistiklere göre 60 yaş üstü kişilerde ve 8 yaş altı çocuklarda daha sık rastlanmaktadır.
TEŞHİSİ
Genellikle birkaç adımda gerçekleşir. Görme-duyma-denge koordinasyonunu ve refleksleri kontrol eden doktorunu bu nörolojik muayene sonunda bilgisayarlı tomografi taraması manyetik rezonans görüntüleme anjiyogram, kafatası rontgeni gibi bir takım tetkikleri uygun görebilir. Beyin metabolizması ve beyin içindeki kan akışını inceleyen başka testler de vardır fakat kesin sonuç biyopsi ve patolojik
BELİRTİLERİ
1- Başağrısı
2- Kusma (Fışkırır tarzda)
3- Sara tarzında bayılma nöbetleri
4- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
5- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma

A.A.      5 Eylül 2010
O afişleri yaptıranı bulduk
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “türbanı rahibe kıyafetine benzeten” afişlerin CHP'li Avcılar Belediye Başkanı tarafından yaptırıldığını söyledi.

Atalay, bazı bilbordlara asılan ve “türbanı rahibe kıyafetine benzeten” afişlerle ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu afişlerin partisince asılmadığını ifade ederek konuyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik “hakaret içeren” sözler sarf ettiğini söyledi. Atalay, CHP İl Başkanı Berhan Şimşek'in de afişleri kendilerinin asmadığı yönünde açıklamalarda bulunduğunu da hatırlattı.

İçişleri Bakanlığı olarak afişleri kimlerin astığını belirlediklerini belirten Atalay, “Biz bunu bulduk. Bu afişler CHP'li Avcılar Belediye Başkanı tarafından yaptırılmış. Nerede basıldığını bulduk, kime sipariş edildiğini bulduk, ne kadar bastırıldığını bulduk. Bu kişilerin hepsi konuştular. Bilbordlara asanlar da konuştular. Bunu yapan Avcıların CHP'li başkanı” diye konuştu.

Afişler asılırken CHP İl Belediye Meclis Üyesi Ali Oral'ın da bizzat başında bulunduğunu ifade eden Atalay, şunları kaydetti:

“Biz CHP'lilere diyoruz ki, 'Bunu siz yaptınız. Birinizin yaptığından diğerinin haberi olmayabilir. Veya haberiniz var, böyle gösteriyorsunuz ama utanmadan Başbakanımıza zavallı tabirini kullanıyorsunuz. Gelin özür dileyin.' Bunu isim isim ben açıklıyorum. Kimlerin yaptığını, hangi matbaada basıldığını, kimler tarafından asıldığını, İstanbul Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci'nin bizzat matbaalarla görüşerek bunu sipariş ettiğini, biz bunları açıklıyoruz.”
Kılıçdaroğlu ve Şimşek'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti'den özür dilemesini isteyen Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu CHP, kendi içlerinde birtakım numaralar çevirirler, oyunlar oynarlar. Bunun suçlusu olarak Hükümeti gösterirler. Genel Sekreterleri telefonu açıkta bırakır, karşıdaki gazeteci dinler. Ondan sonra vay 'Hükümet bizim genel merkezimizi, genel sekreterimizi dinletiyor' diye suçlamalarda bulunurlar. Hep böyle, kara kampanya. Şimdi CHP yine aynen o kara kampanyasını yürütüyor. Biz insanları ahlaklı, edepli olmaya, dürüst politika yapmaya davet ediyoruz. Şu Ramazan ayında hakaretlerle, kara kampanyalarla halk oylaması çalışması yürütmesinler, dürüstçe çalışsınlar.”

Bakan Atalay, Ak Parti'nin referandum kampanyasının sadece Anayasa değişiklik paketini anlatmaya yönelik olduğunu, kimseye hakaret içermediğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu'nun “AK Parti bilbordları paraları nereden buluyor?” yönündeki sözlerine de değinen Bakan Atalay, bu paraların Devletin oy oranları doğrultusunda siyasi partilere verdiği yardımlar olduğunu söyledi. Atalay, aynı yardımdan CHP'nin de yararlandığını ifade etti.
CHP'nin dürüst politika yapmadığını ifade eden Bakan Atalay, “Görüyorsunuz, şu iki günde yaptıklarının bile dürüstlük ile hiç ilgisi yok. CHP'nin mayasında bu var. Öyle bir genel başkanın değişmesi ile falan CHP'nin mayası değişmez. CHP bildiğiniz statükonun koruyucusu, geleneksel aynı bildiğiniz CHP'dir” değerlendirmesinde bulundu.

Tecavüzden tutuklanan şahıs, 3 gün sonra 'delil yok' diye serbest bırakılmıştı
Güncelleme:05 Eylül 2010 09:21

Edirne’de 14 yaşındaki G.K. kendisine tecavüz ettiğini ileri sürdüğü 23 yaşındaki erkek arkadaşının, konulduğu cezaevinden 3 gün sonra salıverilmesi üzerine balkondan atlayarak intihar etti.

Edirne’de bu yıl liseye başlamaya hazırlanan 14 yaşındaki G.K. adlı kız, geçtiğimiz mayıs ayında 23 yaşındaki erkek arkadaşının tecavüzüne uğradı. Uğradığı tecavüzün ardından bunalıma giren G.K., bir süre sonra durumu ailesine anlattı.

Olayla ilgili yapılan soruşturma sonunda G.K.’nin erkek arkadaşı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak iddiaya göre; yapılan itiraz üzerine 3 gün sonra “delil yetersizliğinden” serbest bırakıldı.

“Tecavüzcüsünün” serbest bırakılmasının ardından G.K.’nin psikolojisi bozuldu. Girdiği bunalım nedeniyle birkaç kez bileklerini keserek intihar girişiminde bulunan G.K., önceki akşam Edirne Fatih Mahallesi’ndeki evlerinde ailesiyle birlikte iftar yaptı.

KURTARILAMADI

Aile yemek masasında sohbet ederken, G.K. bir anda ayağa kalkıp herkesin gözü önünde balkondan atladı. Anne ve babasının şaşkın bakışları arasında ölüme atlayan G.K. 3. kattan beton zemine çakıldı. En yakın hastaneye kaldırılan 14 yaşındaki G.K. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, intihar olayının ardından soruşturma başlattı.

Kocaeli'nin bir ilçesindeki cezaevinde rüşvet karşılığı tutuklu ve hükümlüleri evlerine bile götürüp aileleriyle buluşturduğu belirlenen iki gardiyan tutuklandı.
Güncelleme:03 Eylül 2010 18:51 camyuva.tk

Cezaevi’nde görevli iki infaz koruma memurunun rüşvet karşılığında tutuklu ve hükümlülerin telefon dahil tüm ihtiyaçlarını karşıladığı, ayrıca bazılarını da cezaevi aracını servis olarak kullanıp evlerinde aileleriyle görüştürdükleri ortaya çıktı. İnfaz koruma memurlarının evinde ayrıca 78 pasaport ve evlenme cüzanı da bulundu.

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık Şube Müdürlüğü ekipleri, Cezaevi’nde görevli bazı infaz koruma memurlarının tutuklu ve hükümlülerin yakınlarından rüşvet alarak, cezaevine telefon dahil birçok sokulması yasak cihaz ve ihtiyaç maddeleri getirdiklerini belirledi. Cezaevi görevlilerini takibe alan ekipler, bazı tutuklu ve hükümlülerin yakınlarından rüşvet almalarını da gizli kamerayla görüntüledi. Polis araştırmaları sırasında ayrıca, nakledilen veya bir yere götürülüp getirilmekte olan bazı tutuklu ve hükümlüleri, gardiyanların cezaevi aracını servis olarak kullanıp evlerine götürerek aileleriyle buluşturduklarını da tespit edildi.

Tüm bilgi ve belgeler ile dökümanlara ulaşan polis gerçekleştirdiği operasyonda infaz koruma memurlarından 47 yaşındaki İkramettin İpek, 41 yaşındaki Hatay Yasavur, bu işlerde aracılık yaptığı ileri sürülen Zehra Akdağ, İmam Türkan, Gürhan Sancar, Fatih Palu’yu gözaltına aldı.

Gizli kamerada, tutuklu ve hükümlülerin yakınlarından para alırken görüntüleri de bulunan infaz koruma memurlarından İkramettin İpek’e ayrıca Mercedes marka bir otomobil de hediye edildiği anlaşıldı. Ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ayrıca 78 pasaport ve evlenme cüzdanları da bulundu.

Adliyeye sevkedilen infaz koruma memurları İkramettin İpek ve Hatay Yasavur bugün tutuklanarak cezaevine gönderilirken, aracılık yaptığı ileri sürülen diğer kişiler ise tutuksuz yargılanmak kaydıyla serbest bırakıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda halka seslendi
Güncelleme:03 Eylül 2010 18:46

Erdoğan'ın konuşmasından önce milletvekilleri ve bakanlar tek tek anons edilerek kürsüye çağrıldı. Konuşmadan önce İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve bölgeden birçok milletvekili teker teker anons edilerek sahneye çağrıldı.Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı miting için çevre illerden de takviye kuvvet getirildi.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Buradan tüm Diyarbakır’a sevgilerimi saygılarımı yolluyorum.

Bugün sizlere yüreğimi açmak, sizlerle gönül diliyle sohbet etmek istiyorum. Bizim Diyarbakır’a ayrı bir sevdamız ayrı bir muhabbetimiz var.

Demokrasi yoksa orada ekonomi de gelişmez, adalet de olmaz.. 12 Eylül demokrasiye büyük darbe vurdu.

Bu kardeşiniz Siirt'te bir şiir okudu olanlar oldu.  1997'de Siirt'te şiir okuduğum için hüküm giyip cezaevinde yattım, umutsuzluğa kapılmadım.

Hapisteki günlerimde demokrasiye olan ihtiyacı daha da iyi anladım. Özgürlüğün kıymetini anladım, demokrasiye olan ihtiyacı daha fazla hissettim. O gün bazı gazeteler 'muhtar bile olamaz' diye başlık attılar. Bizi yok saydılar. Millete hizmet etme tavrımızı küçümsediler.

AHMET KAYA'NIN GURBETTE VEFATINI UNUTMAYIZ

İnancından dolayı, ibadetinden dolayı, başındaki örtüden dolayı dışlanmanın ne olduğunu biz çok iyi biliriz.

Biz yoksulluğu biliriz. Yasakların ne olduğunu çok iyi biliriz.

Bir gece yarısı sokak ortasında ensesine kurşun sıkılarak katledilen faili meçhullerin acısını çok iyi biliriz.

Evi basılıp tarumar edilmek nedir çok iyi biliriz. Köy meydanına toplanan köylülere uygulanan şiddeti biliriz.

Hapisteki oğlunun yanına gidip kendi diliyle konuşamayan annenin acısını iyi biliriz.

Hakkari’de sabah ezanını okuduktan sonra saldırıya uğrayan vefat eden İmamın acısını biz biliriz. Oğlunu şehit veren Çorumlu annenin gözyaşı bizim ciğerimize akar.

Oğlunu terör örgütüne kaptırmış annenin göz yaşı bizim ciğerimizi akar.

Ape Musa’nın acısını, Orhan Miroğlu’nun acısını biz unutamayız.

Şivan Perver’in hasretini görmezden gelemeyiz. Ahmet Kaya’nın gurbette vefatını hatırımızdan çıkaramayız.

Çünkü biz bu toprakların çocuklarıyız. Çünkü biz bir gün Edirneli, İstanbullu, Yozgatlıyız, Hakkariliyiz, Diyarbakırlıyız, Diyarbakır’ın evladıyız. Hepimiz aynı gelecek için yürüyoruz, hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedik, demokrasiye inandık,

BU ŞEHİRDE YALAN SÖYLEYEN O YALANIN ALTINDA EZİLİR

AK Parti Türkiye'yi demokratikleştirme hareketidir,  özgürleştirme mücadelesidir. 12 Eylül referandumu için verdiğimiz demokrasi mücadelesi boşa gitmeyecektir. Diyarbakır ilim ve medeniyet şehri, bu şehre gelip yalan söyleyen o yalanın altında ezilir.

Birlik siyaseti Türkiye'nin bütünlüğüne hizmet ediyor, Biz Türkiye'nin partisiyiz, 73 milyonun partisiyiz. Kumsalların partisi CHP, şu anda zaten kumsaldalar.

Biz söz verip sözünü unutanlardan olmadık, her yerde farklı konuşmak bizim kitabımızda yok. Biz gönül diliyle konuşuyoruz. Biz verdiği sözü unutanlardan olmadık, Diyarbakır'a gelip sonradan sırtını dönenlerden olmadık.

BAHÇELİ VE BDP'YE CEVAP

Birileri yazıp çiziyor, “Başbakan Diyarbakır’da ne konuşacak?” diyorlar.

Burada BDP, Erzurum’da da Bahçeli işi gücü bırakmış bize konuşma metni yazma derdine düşmüş.

Sayın Bahçeli sen bize konuşma metni yazmayı bırak söyleyecek sözün varsa buraya Diyarbakır’a gel.

Söyleyeceğini şu Diyarbakır Meydanı’nda söyle. Diyarbakır’ın güzel insanıyla gönül bağı kurabiliyorsan gel burada konuş. Hariçten gazel okumakla bu işler olmuyor.

SİZİ SEVİYORUZ BE...

Biz Türkiye’nin partisiyiz. Belli bir etniğin belli bir bölgenin değil. 73 milyonun partisiyiz.

Birileri için ediyorlar, “Filanca etnik unsurun partisi” diyorlar

CHP için ne diyorlar “kumsalların partisi” diyorlar. Kumsalların partisi CHGP şu anda zaten kumsaldalar.

81 ilde 80’inde milletvekilimiz var hedef 81’de 81. Neden çünkü bizi sizi seviyoruz be…

2011 seçimlerinden sonra daha geniş bir Anayasa'nın temellerini atıyoruz. Yani şimdi kapıyı açıyoruz kapıyı.

Kardeşliğimizi bozmak isteyenlere karşı 12 Eylül bir manifestodur.

05’TE NE DEDİYSEK ARKASINDA OLDUK

Bu Başbakan doğuda ayrı batıda ayrı, kuzeyde ayrı, güneyde ayrı konuşan başbakan değildir.

Biz söz verip sözünü unutanlardan olmadık. Gönül diliyle konuşuyoruz. Diyarbakır’a gelip sonra sırtını dönenlerden olmadık.

2005 yılında burada ne dediysek onurumuzla, şerefimizle onun arkasında durduk.

Demokratikleşme bir zihniyet devrimini gerektirir. Eğer bu zihniyeti değiştirmezseniz hiçbir şey değişmez.

Onun için önce zihniyeti değiştirdik. İnsana bakışı değiştirdik. Ezberleri bozarak işe başladık. Baskıya dışlamaya direndik.

“ŞİMDİ KAPIYI AÇIYORUZ, YENİ ANAYASA 2011’DEN SONRA”

Bu anayasa değişikliği ile her şey bitmiyor. 2011 seçimlerinden sonra daha geniş tabanlı yeni bir anayasanın temellerini atıyoruz. Yani şimdi kapıyı açıyoruz kapıyı.

Ayrımcılık yapan anlayışları hep karşımıza aldık. Kardeşliğimiz bozmak isteyenlere karşı 12 Eylül bir manifestodur.

Partiyi kurmak için buraya geldiğimizde bize “olağanüstü hali kaldır yeter” dediler. Şimdi kimse olağanüstü hali hatırlamıyor çünkü her şey normale döndü.

Dediler ki 'DGM’leri kaldırın.' Kaldırdık ama o da unutuldu. Neden çünkü hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.

“KÜRTÇE TV YAYINI YARIM SAATTEN 24 SAATE ÇIKTI”

Devletin televizyonu günde yarım saat yayın yapıyordu. Biz ne yaptık devletin bir kanalını 24 saat Kürtçe yayın yapar hale getirdik.

Suça itilen çocuklarla ilgili yasayı düzenleyerek bu çocukların cezaevinden çıkmasını sağladık mı. Bütün bunları yoğun çalışmalarımızla sağladık.

“KİMSEYİ TEHDİT ETMEDİK”

Muhalefet lideri bize atfen diyor ki biz halka“Evet oyu vermezseniz Yeşil Kartı kaldıracağız” diyormuşuz.

İstanbul’da afişler asmışlar diyorlar ki “Rahibe kıyafetine evet.”

Yani benim başörtülü bacımın kıyafetini rahibe kıyafetiyle özdeşleştiren anlayış.

Bugüne kadar ne ben ne de arkadaşlarım yeşil karta ve herhangi bir konuya ilişkin bir tehdidimiz olmamıştır olamaz.

Biz seçimlerin boykot edilmesini de anti demokratik bir yaklaşım olarak görüyoruz.

Sizler buradan seçtiğiniz milletvekillerini neden gönderiyorsunuz “Gidin bizim haklarımızı koruyun” diye.

“HANİ ZILGIT”

Hava yolunu, halkın yolu haline getirdik. 5 milyon kapasiteli yeni havaalanı terminalini en kısa sürede hizmete açacağız. Hani zılgıt.

“DİYARBAKIR CEZAEVİNİ YIKACAĞIZ”

Diyarbakır Cezaevi'ni kapatıyoruz. İlk işimiz yeni cezaevini yapıyoruz. Bitireceğiz ve o biter bitmez o malum cezaevini yıkacağız.

Orası artık varlığı ile sürekli bize 12 Eylül’ü hatırlatmasın istiyoruz. İnşallah bu da bize nasip olacak.

12 Eylül’ü yapanlar işkence yok derken Diyarbakır Cezaevi'nden göğe feryatlar yükseliyordu.

Tek kişilk hücrelerde 20 kişiyi nasıl istiflediklerini kitaplar yazıyor. Ölmek için Allah’a yalvardılar. Şimdi biz bu ayıplara son verdik son veriyoruz.

Allah’ın izniyle bu 12 Eylül bunlara son vermenin adı olacak.

Sandıklara gideceğiz değil mi. Tehditler bizleri yıldırmayacak. Yıldırırsa o özgür Türkiye’ye kavuşamayız.

ERGENEKON'UN AVUKATI CHP

Danıştay’a bir saldırı oldu hemen ardından faturayı bize kesmek istediler.

Cenaze törenlerini mitinge çevirdiler. Bakanlarımıza saldırdılar. Bütün yönlendirmelere rağmen olayın üzerine cesaretle gittik. Arkadan ne çıktı Ergenekon çıktı.

Bu Ergenekon’un avukatı kim, CHP.

TEKİRDAĞ’ın Marmara Ereğlisi İlçesi’nde 16 yaşındaki S.V.’nin banyoda bileklerini keserek intihar girişimi, bir tecavüzü ortaya çıkarttı. S.V. hastanede yapılan tedavisinin ardından taburcu edilirken, tecavüz şüphelisi 23 yaşındaki M.E. tutuklanarak cezaevine kondu.

Yaz tatillerini geçirmek için Fransa’dan ailesi ile birlikte Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi ilçesi’ne bağlı Yeniçiftlik Beldesi’ndeki yazlıklarına gelen S.V., bir mayo dükkanında çalışan M.E. ile tanıştı. Anne ve babası günübirlik İstanbul’daki evlerine gitmesi üzerine S.V. ile M.E. geçen hafta bir çay bahçesinde buluştu.

İkili daha sonra M.E.,’nin babasına ait mayo dükkanına gitti. Ancak M.E. babasının işyerinde S.V.’ye tecavüz etti. Tecavüz sonrası bekaretini kaybeden S.V. evine gitti ve banyoya girerek jiletle bileklerini keserek intihar girişiminde bulundu. İstanbul’dan eve gelen ailesi, banyoda kanlar içinde bulduğu kızlarını hastaneye kaldırdı. S.V. burada uğradığı tecavüz sonrası intihar etmek istediğini söyledi. Bunun üzerine polis ekipleri şüpheli M.E.’yi gözaltına aldı.

Psikolog eşliğinde ifadesi alınan S.V. başından geçenleri anlattı. Mağdur S.V. ifadesinde, M.E.’nin kendisini tehdit ederek mayo dükkanına götürdüğünü belirterek, “Burada sigaraya benzer bir şey yaktı. Ama sigara değildi, esrardı sanırım. İçmeye başladı. Bana da içmemi söyledi. Ancak ben kabul etmememe rağmen zorla içirdi. Daha sonra soyunma kabini içine girdi beni de kolumdan çekerek içeri soktu. Kabinin içinde yatağa benzer şey vardı ve beni onun üzerine yatırarak, dövmekle tehdit etti. Andından da bana zorla tecavüz etti. Çok korktuğum için sesimi de çıkartamadım. Daha sonra M.E. üzerini giydi bana da ‘sen de üzerini giy ve yarın saat 10.00’da burada ol’ dedi. Ben hemen üzerimi giyip dükkandan çıktım ve eve gittim. Evde banyoya girerek, jiletle iki bileğimi de keserek intihar etmeye kalktım. Bunu M.E.’den kurtulmak için yaptım. M.E.’den şikayetçiyim” dedi.

Polisteki ifadesinin ardından mahkemeye sevk edilen ve suçlamaları kabul etmeyen M.E., ‘küçük çocuğun cinsel istismarı ve tecavüz’ suçundan tutuklanarak Silivri L Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Olaydan sonra ise S.V. ailesi ile birlikte Fransa’ya döndü

Irak’taki muharip güçlerini geri çeken ABD, bu ülkedeki ağır teçhizatını geri çekmek için Türkiye’den transit geçiş izni talep etti.
Güncelleme:03 Eylül 2010 10:22

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Michael Mullen’ın bugün Ankara’ya gelerek bu konudaki isteğini aktaracağı, ancak hükümetin “tezkere gerekebileceği” gerekçesiyle silahlı teçhizatın geçmesine karşı olduğu öğrenildi. Mullen’ın gündemindeki diğer konunun da “Türkiye’ye erken uyarı sistemi ve füze bataryası konuşlandırma” olduğu belirtildi.

Mullen ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in bugün yapacağı görüşmede “silahların transit geçişi” konusu ele alınacak. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu başkanlığındaki Türk heyetiyle geçtiğimiz günlerde süren pazarlığın ardından Türk tarafının silah geçişini veto ederek, sadece askeri teknik cihazların geçişine izin verdiği kamuoyuna yansımış, ancak Dışişleri Bakanlığı iddiaları yalanlamıştı. Buna rağmen, Mullen’ın silah geçişine de izin verilmesi konusunda girişimlerde bulunacağı ve Koşaner’den hükümeti bu konuda ikna etmesini isteyeceği iddia edildi. ABD’nin, Irak’ın kuzeyi üzerinden Türkiye’ye getireceği askeri malzemeleri, bir güvenlik koridorundan karayoluyla İskenderun ve Mersin limanlarına indirmeyi planladığı, Pentagon’un alternatif güzergâh olarak da Ürdün’ü değerlendirdiği öğrenildi.

“1 Mart” deneyimini yaşayan hükümetin eğiliminin ise, tezkere gerekebileceği ihtimaline karşılık “ABD’ye sadece silahsız teçhizat için izin verilmesi” yönünde olduğu iddia edildi. ABD’nin Türkiye üzerinden geçirmeyi planladığı ağır teçhizat arasında tank, ağır zırhlı araçlar, uzun menzilli toplar, mobil radarlar ve hava savunma sistemleri de bulunuyor. Ancak Türkiye’nin “silahsız teçhizat” konusunda ısrar etmesi halinde bu teçhizatın silah taşımayan askeri nakliye araçları, radarlar ve lojistik malzemelerle sınırlı kalabileceği kaydediliyor.

Füze kalkanına katkı

Görüşmelerde, 19 - 20 Kasım’da yapılacak NATO Zirvesi öncesi, ABD’nin İran’a yönelik caydırıcı etkisi olması maksadıyla Türkiye’de füze savunma sistemleri konuşlandırmak için taleplerinin de gündeme gelmesi bekleniyor. Bu taleplere daha önce soğuk yaklaşan Ankara’nın cevap vermemesi halinde ise sistemlerin Romanya ve Bulgaristan’a yerleştirileceği belirtiliyor. Mullen’ın temasları sırasında Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığıyla mücadele, Koşaner’in “eksik çalıştığı”na dikkat çektiği üçlü mekanizma ve Afganistan’da Türkiye’nin yürüttüğü Kâbil Bölge Komutanlığı görev süresinin bir yıl daha uzatılması da konuşulacak konular arasında bulunuyor.

‘Tezkere gerekir’

TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP’li Onur Öymen, Anayasa’nın 92. maddesine göre, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisinin TBMM’de olduğuna, bu nedenle ABD muharip unsurlarının Irak’ı Türkiye üzerinden terk etmesi için Meclis’te bir tezkerenin kabul edilmesi gerektiğine işaret etti. Öymen, “Sadece ağır teçhizatın Türkiye’den geçmesi durumunda tezkere gerekmeyebilir, ancak buna da bakılmalı. Çünkü ağır teçhizat bir askeri unsurla gelecektir. TBMM’yi bu süreçte aradan çıkarmak doğru olmayacaktır” dedi.

İstanbul Sarıyer’deki lüks sitede 13 yaşındaki kuzenini kurtarmak için girdiği havuzda elektrik akımına kapılan Haliç Üniversitesi öğrencisi Hüseyin Can Menekşe (20), 33 gündür verdiği yaşam savaşını önceki gün kaybetti.

Hüseyin Can Menekşe, çok sevdiği Beşiktaş’ın forması ve hayalini kurduğu Mustang otomobilin oyuncağı ile dün son yolculuğuna uğurlandı.

Rumelifeneri Yeni Cami’de yapılan cenaze töreninde, talihsiz gencin tabutunun yanına ağabeyi Erdoğan Menekşe’nin yaptırdığı “Abisinin kralı” yazılı bir çelenk konuldu. Baba Ferhan Menekşe, site yönetimini suçlayarak “Havuzda çok düşük maliyetli bir cihazın bulunmaması kabul edilir bir şey değil. Oğlum göz göre göre öldü” dedi.

Aydın'da, taşeron firmaya bağlı çalıştığı hastanedeki soyunma odasına cep telefonu yerleştirerek çalışanları görüntüleyen personel tutuklandı.

Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nin ikinci katında bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Servisi'nde meydana geldi. Kendisinin servisteki soyunma odasında üstünü değiştirirken görüntülerinin bir personel tarafından kaydedildiği ve hastanedeki diğer çalışanlara gösterildiği yönünde aldığı duyum üzerine harekete geçen bir servis hemşiresi, aynı serviste birlikte çalıştıkları ve taşeron firmaya bağlı çalışan S.A. isimli temizlik görevlisinden şikayetçi oldu.

Hemşirenin şikayeti üzerine temizlik görevlisini gözaltına alan polis ekipleri, S.A'ya ait cep telefonunda yaptıkları incelemede, şikayetçi hemşireye ait soyunma odasında gizlice kaydedilmiş görüntüler ile birlikte bir takım porno videolar ele geçirdi. Sağlık personellerini üzerlerini değiştirirken gizlice görüntüleyen S.A.'nın aynı serviste çalışan hemşire ve bayan doktorların kullandığı soyunma odasına kameralı cep telefonunu bir ilaç kutusu içerisine yerleştirerek gizlediği iddia edildi.

S.A.'ya ait cep telefonunda soyunma görüntüleri ortaya çıkan hemşireyle birlikte aynı serviste görev yapan diğer sağlık görevlilerinin Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunması üzerine hakkında işlem başlatılan temizlik görevlisi, Aydın Adliyesine sevk edildi. Çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanan S.A., Aydın E Tipi Kapalı Cezaevi'ne konuldu.

SEVİMSİZ BİR OLAY YAŞADIK
Yaşanan olayı sevimsiz olarak değerlendiren ADÜ Rektörü Prof. Dr. Şükrü Boylu, olayın duyulmasının ardından söz konusu şahsın işine hemen son verildiğini belirterek, "Olayı duyunca büyük bir şok yaşadık. Hepimiz bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Bölge hastanesi konumunda olan hastanemizde çok sayıda personel çalışıyor. Bir de bu şahıs bizim değil temizlik firmasının görevlisi. İşe alınan çok sayıda kişinin durumunu bilmemiz bazen mümkün olmuyor. Zaten şikayet üzerine hemen tutuklanmış ve hukuki olarak gereken yapılıyor. Camiamıza geçmiş olsun diliyorum ve bir daha böyle şeylerin yaşanmamasını temenni ediyorum" dedi.

Artık iki yastıklı yataklarımız var ama önemli olan birmiş gibi yaşamak.

Evlilik büyük bir heyecanla başlanan, asla birbirini seven iki insanın başbaşa yürütemediği, ailelerin, çevrenin, arkadaş ve belki de komşuların bile dahil olduğu büyük bir kurumdur. Nikah masasında evet diyen çiftler, zaman geçtikçe birbirlerine hayır demeye başlarlar. Zorunluluklar, sorumluluklar, yaşam kavgası işin içine karışır ve gelip aşkın ortasına otururlar. Ardından kavgalar ve ayrılıklar yaşanmaya başlar.

Evliliğe hazırlanırken, bu kurumun birden fazla boyutu olduğunu bilmek gerekir. Evliliğin sosyal boyutu, kuralları, rolleri, duygusal boyutu vardır. Evlilikte sorunlar yaşayan çiftlerin en önemli sorunlarının başında iletişim gelir. Daha doğrusu iletişimsizlik! İşte bu noktada devreye girmesi gereken kişilerin duygusal zekalarıdır.

Duygusal zeka, karşı tarafı anlayabilme, algılayabilme ve aynı zamanda kendini ifade edebilme becerisidir. Şöyle bir düşünürseniz, çevremizde insanları genellikle ikiye ayırırız. Mantıklılar ve duygusallar! Mantık ağırlıklı kişileri överek yüceltir, duygusal tepkileri yoğun olanları ise nedense küçümseriz. Oysa atladığımız detay şudur, alınan her kararın altında duygular yatar. İnsan, kendine yapılan eyleme karşılık vermeden önce duygularına başvurur. Duygusundan aldığı mesajla düşüncesini geliştirir ve düşüncesini eyleme döker.

Yüksektopuklar'ın haberine göre, evlilikte empati kurmak, duygusal zekayı geliştirerek yaşamın içine yerleştirmek son derece önemlidir. Kendinizi karşınızdaki insanın yerine koymayı, onun gözlerinden, onun aklından dünyaya ve olaylara bakmayı öğrenebildiğinizde; iletişimde büyük bir adım atmış olursunuz.

Eleştirmek herkesin en kolay yapabildiği eylemlerden biridir. Ancak evliliği mutlu yürütmeyi sağlayan eleştirmek yerine, karşı tarafın duygularına karşı açık ve duyarlı olabilmektir. Hayatın koşuşturması çok yorucu olsa da birbirine zaman ayırabilmek gerekir. Aynı evde yaşayan ama yabancılaşmış çiftler, zamanla ayrılığa davetiye çıkarırlar.

Sorunlar yaşamın içinde hep var olacaktır. Evli olun ya da olmayın, problemler doğduğunuz gün başlar ve ölene kadar sizinle beraber gelir. Bu hayatın gerçeğidir. Evlilikte de mutlaka sıkıntılar olacaktır. Her karşılaştığınız sorunda ayrılmak, havlu atmak, kaçıp gitmek yerine; baş etmenin yollarını öğrenmek gerekir. Duygusal zekanızı kullanmayı öğrenin ve eşinize de bu yeteneğini keşfetmesi yolunda yardımcı olun. Unutmayın ki, evliliği sorunlar değil, bu sorunlara gösterdiğiniz davranış biçiminiz bitirir!

Op. Dr. Asena Ayar, "Gebelikten önce kadınların yaptırması gereken testler" hakkında bilgi verdi.

Çiftler bebek planı yapmaya başladıklarında, anne adaylarının en az 3 ay öncesinde doktoruna başvurması ve gerekli testleri yaptırması önemlidir.

Çiftler Artık Daha Bilinçli
Eskiden çiftler hamile olduklarını öğrendikten sonra doktora başvururdu. Artık çiftler hayatlarındaki en önemli kararı, yani "bebek sahibi olma" kararını verdikten sonra hemen doktora başvuruyorlar. Doğru olan da bu... Çünkü sağlıklı bir gebelik dönemi, rahat bir doğum ve sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek için, 3 ay öncesinde doktora başvurmak önemlidir.

İlk Görüşmede Yapılacaklar
Öncelikle aileden gelen genetik bir hastalığın olup olmadığı sorgulanır. Anne ve baba adayının ailelerinde genetik geçiş gösteren bir hastalık ya da doğum anomalisi varsa, Genetik Merkezi'nden danışmanlık almaları sağlanır.

Gebelik Öncesi Yapılması Gereken Rutin Testler
Tam kan sayımı
Tam idrar tahlili
Açlık kan şekeri
Hepatit B ile ilgili testler
Kızamıkçık, toksoplazma, CMV ile ilgili testler
Diabet açısından risk değerlendirmesi
Tiroid fonksiyonu testleri
Tansiyon ölçümü

Gebelik öncesi yapılacak olan bu testler ve tetkikler, küçük çaplı bir check up olarak değerlendirilebilir. Bu rutin testlerin amacı; doğumda ya da doğum sonrasında normal dışı durumların ortaya çıkma riskini azaltmak, gebe kalmadan önce tedavi gerektiren rahatsızlıkları belirlemek ve tedavilerini yapmaktır.

Gebelik Öncesi Öneriler
Rutin jinekolojik muayene yapılmalıdır. Vajinal enfeksiyon varsa tedavi edilmeli, pap smear taraması yapılmalıdır
Sigara ve diğer bağımlılıklar en kısa zamanda bırakılmalıdır.
Alkol kullanımı tamamen kesilmelidir.
Diyabet varsa kan şekeri kontrol altında tutulmalıdır.
Tetanos ve grip aşısı önerilmelidir
Test sonuçlarında Kızamıkçık için bağışıklık tespit edilemediyse gebelik öncesi dönemde aşı önerilebilir. (Aşıdan sonra 3 ay süreyle gebe kalmamak gerekir)
Stresten mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
Beslenme düzenlenmelidir. ( Kafein ve suni tatlandırıcılardan uzak durmak, bakteri üretebilecek az pişmiş yumurta, iyi yıkanmamış salata, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri gibi yiyecekler tüketmemek gerekir)
Doktora danışmadan ilaç kullanılmamalıdır.
Radyasyondan uzak durulmalıdır.
Hamile kalmadan 1-2 ay öncesinde folik asit takviyesine başlanmalıdır.

Kedi Besleyenler, Dikkat!
Evinde kedi besleyenlerin dikkat etmesi gereken bir nokta da Toksoplazma enfeksiyonudur. Özellikle kedi besleyen kişilerde, kedinin bakımı esnasında, kedi dışkısından insana bulaşan toksoplazma, gebelik esasında enfeksiyon oluşturabilir ve bu enfeksiyon doğmamış bebeğe geçebilir. Ayrıca az pişmiş etlerden de toksoplazma paraziti alınabilir. Bunun sonucunda bebekte ortaya çıkan enfeksiyon; düşük doğumlara, bebekte göz ve beyin gibi organların hasarına, bebekte gelişme geriliğine neden olabilir.

Bu durumdan korunmak için;
Etleri yemeden önce iyice pişirmek,
Meyve ve sebzeleri yemeden önce iyice yıkamak,
Çıplak elle ete dokunmamak
Anne adaylarının kedilerle yakın temasta bulunmamaları ya da dışkılarını temizlerken bir eldiven kullanıp, sonrasında ellerini iyice yıkamaları gerekmektedir.

Mother&Baby

Suriye’deki Rus üssünü ziyaret için bu ülkeye giden generalin Çeçen militanlar tarafından infaz edildiği iddia ediliyor.

Bir dönem tüm dünyaya korku salan Sovyet İstihbarat Teşkilatı KGB, Sovyetler’in dağılmasının ardından dış istihbarat FSB ve askeri istihbarat teşkilatı GRU ile varlığını sürdürdü. Dünyanın dört bir yanında Rusya muhalifleri, Çeçen militanlar ve rejim karşıtlarına düzenlenecek suikastlar, kontra-istihbarat eylem planları hep GRU tarafından yapıldı. Özellikle 2000 yılından sonra Türkiye, Azerbaycan, Avusturya ve Katar’da öldürülen Çeçen liderler GRU komandoları tarafından infaz edildi. Bu infazlar için emri veren ise GRU’nun Çeçenistan operasyonlarının başındaki teşkilatın iki numaralı ismi General Yuri Ivanov’du.

Boynundaki haçtan tanıdılar
Vatan'ın haberine göre, 52 yaşındaki Ivanov, Ağustos ayının başında Rusya’nın Suriye’nin Tartus kentinde 2011 yılında hizmete girecek olan askeri üssünde incelemelerde bulunmak üzere yanında korumalarıyla birlikte bu ülkeye gitti. Ardından Suriye istihbaratı yetkilieriyle görüşmek üzere Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın da ailesiyle birlikte tatil yaptığı Lazkiye kentine gitti. Ancak burada ortadan kayboldu. 10 gün boyunca kayıp olarak aranan Rus generalin cesedi, 16 Ağustos’ta Hatay’ın Çevlik Köyü’nde kıyıya vurdu ve Türk köylüler tarafından bulundu. Ceset o kadar deforme olmuştu ki kimlik tespiti yapmak imkansızdı. Kimliğin belirlenmesini sağlayacak tek detay boynundaki haçlı kolyeydi. Dışişleri tarafından boynunda haç olduğu belirtilen bir şahsın cesedinin kıyıya vurduğu bilgisi komşu ülkelere bildirildi. Ruslar, bu cesedin kayıp generale ait olabileceği kuşkusuyla Hatay’a geldiklerinde kimlik tespiti gerçekleşti.

Yüzme ve dalışta uzmandı
Rus basınına göre Volga Nehri kıyısında doğan ve yüzme ve dalış konusunda uzman olan generalin boğulmuş olma ihtimali çok düşük. Komsomolska Pravda gazetesinin iddiasına göre Rus General infaz emrini verdiği Çeçenler tarafından kaçırılıp öldürülmüş olabilir. İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen Debka sitesine göre de Rus generalin korumalarının bilgisi olmadan tek başına denize girip boğulma ihtimali çok düşük. Yüzerken boğulmuş olsa bile korumalarının bu durumu fark edip cesedini mutlaka denizden çıkarmış olması gerekirdi. Korumaların deniz kenarında baygın halde bulunduğuna yönelik iddialar da Çeçen suikastı iddiasını güçlendiriyor.

% 22
Kommersant gazetesinin haberine göre Rus halkının sadece yüzde 22’si Rus generalin bir kaza sonucu öldüğüne inanıyor.

ESRARENGİZ ÖLÜM
Suriye’deki Lazkiye Plajı Ağustos’ta tatilcilerin uğrak yeri olduğu için bir boğulma vakasının gözlerden uzak gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığı iddia ediliyor.

EMRİYLE TÜRKİYE’DE 3 ÇEÇEN LİDERİ İNFAZ EDİLMİŞTİ
GRU tarafından dünya çapında Çeçen militanların lider kadrosuna yönelik düzenlenen suikast eylemleri 2000’li yılların başında hız kazandı. 2001-2009 yılları arasında 9 Çeçen militan elit GRU komandoları tarafından suikasta uğradı.
1- Magomed Kariyev: 22 Mayıs 2001 Azerbaycan
2- Hızır Talhadov: 11 Kasım 2002 Azerbaycan
3- Vaha İbrahimov: 7 Eylül 2003 Azerbaycan
4- Zelimhan Yandarbayev: 13 Şubat 2004 Katar
5- Gazi Edilsultanov: 6 Eylül 2008 Türkiye
6- İslam Canibekov: 9 Aralık 2008 Türkiye
7- Umar İsrailov: 13 Ocak 2009 Avusturya
8- Ali Osaev: 26 Ocak 2009 Türkiye

FSB’DEN 7 KAT FAZLA AJAN GRU’DA ÇALIŞIYOR
Rusya ordusuna bağlı olarak faaliyet gösteren GRU 1927 yılında dönemin Sovyet lideri Joseph Stalin tarafından kuruldu. Amacı yurt dışına kaçan SSCB muhaliflerini ortadan kaldırmaktı. Örgüt Lev Troçki’yi 5 milyon dolara mal olan kovalamaca sonunda öldürmeyi başardı. 10 yıl önceki verilere göre GRU bünyesinde 25 bin ajan çalışıyor.

*Rus Askeri İstihbaratı GRU Rusya’nın en büyük casus teşkilatı... Ajan sayısı Rus Dış İstihbaratı FSB’den 7 kat daha fazla.

*Rus casus uyduları GRU’nun kontrolünde.

*Çeçenistan Dağıstan gibi bölgelerdeki sınırötesi suikast operasyonları GRU’ya bağlı elit komando ajanlar tarafından gerçekleştriliyor.

*Türkiye’de infaz edilen Çeçen liderlerin de GRU ajanları tarafından öldürüldüğü sanılıyor.

‘Suriye’de güçlü bir Çeçen diasporası var’
Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş: "Hatay’da cesedi bulunan Rus ajanının durumunu çok net bir konu değil. Olayın Suriye’de yaşanmış olması dikkatlari çekiyor. Bu durumda Suriye’nin önemi şu. Suriye’de çok güçlü bir Çeçen diasporası var. Ceylanpınar’ın karşısına düşen Kamışpınar bölgesinde Çeçenler oldukça yoğun. 100-150 bin civarında bir nüfus var. Suriye’deki Çerkezler çok teşkilatlı ve örgütlü, aynı zamanda da çok güçlü. Suriye’deki Çerkezler arasında Rusya çok eski zamandan beri irtibatlı. Komünizm zamanında bir tek Suriye Çerkezleri Rusya ile irtibat kurabiliyordu. Rusya buradan birçok Çeçen genci alarak Rusya’da komünist okullarında yetiştirdi ve tekrar Suriye’ye göndererek kullanmaya başladı. Komünist rejiminin yıkılmasından sonra ise Suriye Çeçenlerinde Rus aleyhtarı bir görüş oluştu. Suriye’deki Çeçenler arasında dini değerlerine sıkı sıkıya bağlı ve bu bağlılığın gerektirdiği şekilde Çeçenistan’ın mücadelesini destekleyen önemli isimler var. Bir isim telaffuz etmek mümkün değil ama bu Rus ajanın öldürülmesinde bu isilerin rolü olmuş olabilir. Bir görüşme için çağırılıp tuzağa düşürülmüş olabilir. Son derece teşkilatlı Çerkez Derneği var. Son derece etkilidir, çok teşkilatlı ve örgütlüdür, o örgütlü yapının içerisinde birtakım sıkıntılar var.”

30 Ağustos Zafer Bayramı nın 88. yıldönümü tüm yurtta olduğu gibi Çamyuva’da da coşkuyla kutlandı.
Sabah saat 08.30 da Cumhuriyet Alanı ndaki Atatürk Anıtı na çelenk konulmasıyla başlayan törende, göndere çekilen bayrak eşliğinde İstiklal Marşı okundu ve şehitler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Cumhuriyet meydanındaki Atatürk anıtına çelenk konulmasıyla başlayan törene, Belediye Başkanı Ahmet Can, Belediye Meclis Üyeleri,  Jandarma karakol komutanı Jandarma Astsubay kıdemli Başçavuş Fatih Uranlı, Chp Belde Teşkilatı Başkanı Ali SÜRMELİ, Rukiye Koç İlköğretim Okulu Müdürü Necmettin DEMİR ve, Silkar İlköğretim Okul Müdürü Mustafa ÖZKAYNAK ve öğrenciler, Çamyuva Bekir Okan Sağlık Ocağı Doktorları ve Personeli ile ayrıca vatandaşlar katıldı.
Belediye Başkanı Ahmet CAN “ 30 Ağustos Türk Milletinin, vatan sevgisini ve bağımsızlık tutkusunu tüm dünyaya gösterdiği, tarihe altın harflerle yazdığı zaferlerden biridir. Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kahraman komutanı Ğazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşları başta olmak üzere vatanı bağımsızlığa ulaştıran tüm gazi ve şehitleri saygı ve rahmetle anıyoruz” dedi.
Beldedeki iki okulun öğrencilerinin günün anlam ve önemi ile ilgili hazırladıkları şiirleri okumasının ardından kutlamalar sona erdi.

Çamyuva Belediye Başkanı Ahmet CAN Antalya İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Fethi Bayçin Huzurevinde Kalan Yaşlılarla İftar Yemeğinde Bir Araya Geldiler.
Çamyuva Riva Zena Otelde verilen iftar yemeğine yaklaşık 50 huzurevi sakini, Meclis üyelerimiz ve Çamyuva sakinlerinden bazı vatandaşlar katıldı.
İftar yemeği öncesi Belediye Başkanı Ahmet CAN, eşi ve Meclis Üyeleri her masayı tek tek gezerek yaşlılarla sohbet ettiler.
İftar yemeği ile hatırlanmanın sevincini yaşayan ve güzel bir akşam geçiren,  mutlulukları gözlerinden okunan huzurevi sakinleri de Belediye Başkanı Ahmet Can’a teşekkürlerini ilettiler.
Çamyuva Belediye Başkanı Ahmet CAN’da “Ramazan ayı nedeniyle bize bu dünyayı emanet eden, bizi yetiştiren yaşlılarımızla bir araya geldik. Ramazan ayı iyilik, güzellik ve bereket ayıdır. Büyüklerimiz olarak sizlerle birlikte bu güzel Ramazan akşamında bir arada bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz. İyi ki varsınız" dedi.
Antalya İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Fethi Bayçin Huzurevi Müdürü Hüseyin KARATAŞ’ta bu güzel organizasyon için Belediye Başkanı Ahmet CAN’a ve yaşlılarımızla ilgilenen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Kemer Belediyesi ve Medical Park Hastanesi işbirliği ile Kemer Cumhuriyet Meydanında  ücretsiz olarak göz taraması yapılırken göz muayenesinden geçirilen vatandaşlara  göz sağlığı ve gözlük kullanımı hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.Cumhuriyet Meydanında oluşturulan muayene alanında göz kusurları ile ilgili değerler veren otorefraktometre cihazı ile vatandaşlar testten geçirildi. Test için başvuran vatandaşlar belediyenin vermiş olduğu hizmetten dolayı memnuniyetlerini dile getirirlerken sağlık hizmetlerinin devam etmesini istediler.
Göz taraması yaptıran vatandaşları ziyaret eden Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül, " Sağlığımız en büyük zenginliğimizdir bunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Vatandaşlarımızın sadece kamu hizmetleri ile değil sağlık konularında da her zaman yanındayız.  Bu bağlamda sağlık kuruluşları ile ortaklaşa olarak ücretsiz göz sağlığına yönelik sağlık taramalarına devam ediyoruz. Önümüzdeki ay başlatacağımız yeni bir uygulama ile de Antalya’ya hastanelere giden vatandaşlarımız için ‘’Antalya Hastane Servisi ‘’ ne başlıyoruz. Hafta içi her gün olmak üzere vatandaşlarımızın Antalya’da bulunan hastanelere kolay ulaşımlarını sağlamış olacağız. Dedi.

Kemer Belediyesi Kemer Lisesine bir fotokopi makinesi ve 4 adet Prodüksiyon makinesi hediye etti.
Daha önce de ilçede bulunan okullara değişik yardımlarda bulunduklarını belirten Belediye Başkanı Mustafa Gül, yardımlarının süreceğini belirterek, "Bu okullardan çıkacak gençlerin Kemer e, vatana faydalı birer birey olmaları için elimizden geleni yapacağız." dedi.
Bazı sıkıntılardan dolayı bu yıl okullara gereken ilgiyi gösteremediklerini ifade eden Başkan Gül, şunları ifade etti: "Ama artık biz gençlerimizin eğitimine katkı sağlamak için gerekli çalışmaları yapmaya başladık. Okullarda bulunması gereken ama eksik olan malzemeleri tamamlamak için bundan sonra var gücümüzle çalışacağız. Biliyoruz ki genç arkadaşlar onlar için sarf ettiğimiz gayreti görecek ve bu bilinçle çalışarak daha iyi yerlere gelecekler, daha başarılı olacaklar. Daha önce söylediğimiz Aslanbucak Mahallesi nde bir öğretmen evi. Çalışmalarımız devam ediyor. Yaz tatilinden sonra okullar açılırken Aslan bucak’ta atıl durumda bulunan Eski İlköğretim Okulunu yeniden tadilatını yapmaya başladık. Biliyorsunuz Genel’de Kemer’de çalışan insanlar turizmle ilgili alanlarda çalışıyorlar hepsi maaşlı ama çocuklarını bırakacak özel anaokulları var onlarında ücretleri çok yüksek. Bizde Aslan bucaktaki okulu tadilatını bitirip, 3 ve 6 yaş gruplarına açarak eğitime hazırlayacağız. Dedi.
EĞİTİMİE TAM DESTEK HEP DESTEK
Bir gazetecinin sorusunu cevaplayan Başkan Gül; bunlar bizim asli görevlerimiz bu okullar bizim. Bizler sadece yaptığımız yardımlarla Okul Aile birliklerinin işlerini hafifletiyoruz. Okul aile birlikleri yine var olacaklar ama kapı kapı dolaşıp para veya okul ihtiyaçları için malzeme toplamayacaklar. Çalışmalarımız devam ediyor. Belediye ye ait dükkanlar ve iş yerleri var geçmişte olduğu gibi bu dükkanların ve işyerlerin kiraları okullara aktarılıyordu. Ama yaklaşık 10 yıl önce bu sistem kaldırıldı. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor yaptığımız yardımların yanı sıra Kemer’de eğitim veren okullarımıza dernek kurarak birer ikişer dükkan ve işyerlerinin kiralarını vereceğiz. Dedi.
Prodüksiyon makinesi ve Fotokopi makinesi için Başkan Gül e teşekkür eden Kemer Lisesi Müdürü Ömer Yalınkılıç "Benim hayal ettiklerim yavaş yavaş olmaya başladı. Okulumuzun boya ve badana işleri halen devam ediyor. Okullara yardımlarını esirgemeyen Başkanımıza ve ekibine teşekkürlerini sunuyorum. Eminim bu yaptıklarınızı görecek ve ileride sizin yaptıklarınızı örnek alacaklar." diye konuştu.
Kemer Lisesine, Fotokopi makinesi ve 4 adet projeksiyon sistemi teslimi sırasında konuşan Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül “Okullara desteğimiz devam edecek. Bize sadece ihtiyaç duydukları ürünü bildirsinler yeter.” Dedi.
OKULLARAMIZA YARDIMLARIMIZ ARTARAK DEVAM EDİYOR

Kemer lisesi, Kemer Anadolu Lisesi, Kiriş Şeker İlköğretim Okulu, Hacı Hafize Saygan Hakkı Saygan İlköğretim Okulunda çalışmaların devam ettiğini belirten Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül “Biz eğitime çok önem veriyoruz. Amacımız çocuklarımızın bir satır fazla bir şey öğrenmesi. Bu nedenle elimizden gelen yardımı yapacağız.
Kemer Lisesine bir fotokopi makinesi, 4 adet projeksiyon sistemi ve güvenlik kamera sistemi ile iç cephe duvarlarının boyanma işini yapıyoruz. Anadolu Lisemizin birtakım eksikleri vardı onları gideriyoruz. Öğrenci dolaplarını teslim ettik, internet hatlarını döşedik. Okullarımızın eksikleri ne varsa elimizden geldiğince yardım ediyoruz. Kısmetse Aslanbucakta bir Öğretmen Evi yapmak için hazırlıklarımıza başladık.
Geçmişte birde Okullarımızın güçlenmesi için bize ait dükkânların gelirlerini okullarımıza bırakmıştık. Bu sistemi tekrar getirmek için çalışmalarımız devam ediyor. Okullarımız bizim geleceğimiz olan çocuklarımızı eğiten en önemli kurumlarımız.” Dedi. Okul servisleriyle alakalı ise “Kemer içi dolaşım ihalesinin en önemli şartlarından biriside Okul servisinin yapılmasıdır. Geçen yıl yapıldığı gibi bu yılda yıllık ücret karşılığı taşıma yapılacak. Bu konuda yüklenici firma üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini düşünüyorum.” Dedi.
Yapılan yardımlar konusunda memnuniyetlerini dile getiren Kemer Lisesi Müdürü Ömer Yalınkılıç
“sayın Başkanım Mustafa Gül Beye eğitime karşı gösterdikleri alakadan dolayı çok teşekkür ediyorum. Okulumuzun giderilmesi gereken ne eksiği varsa sağ olsunlar hepsini giderdiler. Buraya tayinim çıkıp ta geldiğimde beklemediğim bir okul ile karşılaştım. Tam neler yapabiliriz diye düşünürken annemin vefatı nedeniyle gitmek zorunda kaldım.
Geriye döndüğümde bir de baktım ki Kemer Belediyesi yapmayı düşündüğümüz, eksik olarak gördüğümüz ne varsa bize bırakmadan yapmış.
Keşke bütün herkes aynı hassasiyette olsa. Bu güzel çalışmalardan dolayı Kemer Belediye Başkanı Sayın Mustafa Gül Beye çok teşekkür ederim.” Dedi.

Başkan Gül; “Buraya tatil gelen herkes bizim misafirimizdir” Çünkü biz doğayı denizi tabiatı satıp para kazanıyoruz. Buraya gelen insanlarında mutlu olması gerekiyor ve de mutlu gitmesi gerekiyor. Bunun hangi ülkeden olduğu için bizim için çok önemli değil. Dedi.
Kazakistan’dan 3 çocuklarıyla birlikte  Göynük Beldesine tatile gelen Almas ve Diana Karçiava adlı çift, Acenteler arasında problem yaşanması nedeniyle kaldıkları otelden çıkarılmasını Gazetelerden okuyan Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül sahip çıktı.
Bu gün AA Kemer Muhabiri aracılığı ile turistlerle görüşen Başkan Gül Almas ve Diana Karçiava ve çocuklarını Göynük’teki otelden aldırarak kendisine ait otelde ağırlıyor.  
Türkiye’de okuyup üniversite bitiren ve ülkelerinde bir dergide çalışan Diana ve Almas Karçiava çifti, Kemer’e bağlı Göynük beldesinde Queen Elizabeth Otel’de  tatil yapmak için rezervasyon yaptırmışlardı. Bunun için 10 gün tatil yapmak üzere Janaat Travel adlı seyahat acentesine 5 bin dolar ödeyen Karçiava çifti, 7 gün önce tatillerini geçirmek üzere Kemer e geldi. Kazak çift ve 3 çocuğu, Göynük Beldesi ndeki Queen Elizabeth Otel e yerleşti. Kazak tur firması Janaat Travel in Türkiye de çalıştığı seyahat acentesi olan Tursal ın rehberleri çiftten para istedi. Kazak çift, Kazakistan daki acenteye ödedikleri paranın makbuzunu göstermelerine rağmen Tursal ın rehberleri kendilerine ödeme yapılmadığını söyledi. Bunun üzerine iki defa ödeme yapmayacaklarını belirten çift otelde mahsur kalmışlardı.
Duyarlılığından dolayı Başkan Gül’e ve AA ajansı muhabirine teşekkür ederiz
Tatilleri zehir olan Diana  yaptığı açıklamada; Başkan Gül ve sizin duyarlılığınıza binlerce teşekkür ederim. Bizim ikinci vatanımız olan Türkiye’ye. Türkiye’de üniversiteyi bitirdikten 4 defa Kemer’e geldik ve biz Kemer’i çok seviyoruz. Tatil bundan sonra çocuklarımız için bizim için tatil önemli değil. Geldiğimiz günden bugüne kadar moralimiz çok bozuktu, ama şimdi kendimize geldik başkana ve sizlere teşekkür ederim. Dedi.
Eşi Almas Karaçiva ise duygularını şöyle açıkladı. Türkiye için bu durum çok üzücüdür. Kimi suçlayacağımızı bilemiyoruz. Biz paramızı ödedik acente ile otel arasında bir problem varsa bunu bilemem ama insanları mağdur etmesinler. Ben ve eşim Türkiye’de okuduk burası bizim ikinci vatanımız. “çocuklarımız çok küçük, onlar olmasa başımızın çaresine bakarız” ama  şunu da eklemek isterim 7 gündür tatilimiz zehir oldu bir defa olsun denize girmedik. Ama bu olumsuzluklara yoğun işlerinin arasında bizleri kaldığımız otelden aldırıp kendi otelinde misafir eden Sayın Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül’e eşim ve kendi adıma teşekkür ediyorum. Böyle duyarlı Türk insanının olması beni son derece mutlu etti. Hele hele bir de “misafirimizsiniz hiçbir ücret ödemenize gerek yok” demesi beni ayrıca mutlu etti. Dedi.
Başkan Gül buraya gelen herkes bizim misafirimizdir
Başkan Gül ise yaptığı açıklamada; kim olduklarını da bilmiyoruz. Buraya tatil gelen herkes bizim misafirimizdir. Çünkü biz doğayı denizi tabiatı satıp para kazanıyoruz. Buraya gelen insanlarında mutlu olması gerekiyor ve de mutlu gitmesi gerekiyor. Bunun hangi ülkeden olduğu için bizim için çok önemli değil. Biz burada idarecilik yapmasak bile çekirdekten yetişen bir turizmci olaraktan böyle şeylerin çok başımıza geldiğini biliyoruz ve de yaşadık. Ve de geçmişte otelimizde konuk ederekten geçiştirdik. Kemer’de eski bir otelci olduğum ve de kendilerinin kaldığı otelden daha küçük bir otel ama, neticede insanların mutlu olduğu yerdir. Bizde bu tür olan insanları mutlu etmeye çalıştık. Bu günde tesadüfen gazeteden okudum ortada üç tane çocuk var çok üzüldüm ve sizi aradım bu turistlerle diyalog kurabilirimsiniz diye? sizde duyarlılık gösterip Göynük beldesine kadar gidip turistlerle diyalog kurdunuz. Artık onlar ülkemizden ayrılana kadar her şekilde bizim misafirimiz elimizden ve gücümüzün yettiği kadar otelde her türlü ağırlamaya çalışacağız. Önemli olan Kemer’i severekten ayrılmaktır. Çünkü buraya tatile gelmişler o sevgilerinin azalmaması. Her yıl Kemer’de görmek istiyoruz. Dünyanın her yerinde böyle şeyler oluyor, kendi ülkelerinde de oluyor Türkiye’de de oluyor. İnsanları sokakta bırakabiliyorlar. Bu konuda Sayın Antalya Valimizde çok duyarlı. Kendisi ile gidip görüştüğümüzde bu tür yardımların yapılması gerektiğini söylemişti. Biliyorsunuz bundan 1,5 ay önce Antalya’da bir acente iflas etti. Sayın Valimiz o da da çok büyük bir gayret gösterdi. Turistlerin otellerde kalmasını ve ülkelerine mutlu bir şekilde dönmelerini sağladı. Onun için Antalya bölgesinde turizm bölgesinde birileri idarecilik yapıyorsa bunlar yapılması gereken bir şey. Baştan söylediğim gibi biz o insanların sayesinde para kazanıyoruz ve bununda belirli bölümlerini zor durumda kalan ve ihtiyacı olan insanlara yardımcı olma mecburiyetimiz var. Dedi.

30 Ağustos sade bir tarih değil; bağımsızlık ve yurt aşkıyla şahlanan Türk ulusunun Atatürk ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı nı kazandığı, Cumhuriyet in temeline 30 Ağustos sade bir tarih değil; bağımsızlık ve yurt aşkıyla şahlanan Türk ulusunun Atatürk ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı nı kazandığı, Cumhuriyet in temeline
ilk harcı koyduğu gün...
30 Ağustos Zafer Bayramı nın 88. yıl dönümü törenlerle kutlandı.Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirildi. Anıta çelenk sunumuyla başlayan törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Tören, Jandarma Üsteğmen Serkan Aktay ın konuşmasının ardından sona erdi.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı nın okunmasının ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Jandarma Başçavuş Cem Bozkurt yaptı. Konuşmasında 30 Ağustos un ülkeyi istilaya kalkışan düşmanlara karşı verilen amansız mücadelenin zaferle sonuçlandığı gün olduğunu hatırlatan Bozkurt, 88 yıldır bu büyük zaferin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi.

Üsküdar'da üniversite öğrencisi genç kız yaşamına son vermek için önce bileklerini kesti daha sonra aşırı dozda ilaç içti.
Güncelleme:31 Ağustos 2010 19:12 camyuva tk
Doğalgaz vanasını da açan genç kızın imdadına apartmana yayılan doğalgaz kokusunu hissederek kapıyı kıran komşusu Muhsin Maytap yetişti. Hastaneye götürülerek tedaviye alınan genç kızın neden yaşamına son vermeye çalıştığı sorusu esrarını koruyor.

Üsküdar Acıbadem Mahallesi Uzunçayır Sokak numara 22'de bulunan Huzur Apartmanı'nda bugün 13.30 sularında meydana gelen olay, apartman sakinlerinin iddialarına göre şöyle gelişti: Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Fatma Yıldırım'ın (23) kaldığı daireden yoğun doğalgaz kokusunun yayılması üzerine, aynı apartmanda oturan Muhsin Maytap, önce dairenin doğalgaz vanasını kapattı. Kapıyı açan olmaması üzerine Maytap, apartmanın bodrumundan aldığı kazmayı manivela olarak kullandı ve çelik kapıyı açmayı başardı. Dairenin mutfağında yüzü koyun ve kanlar içinde yatan genç kız, hemen apartmanın bahçesine çıkarıldı. Vatandaşlar 112 Hızır Acil Servisi ile polise haber verdi.

İLAÇ DA İÇMİŞ
Bilincini kaybetmediği gözlenen Yıldırım'ın vatandaşların sorularına yanıt vermediği dikkat çekti. Yıldırım'ın birlikte yaşadığı bir kız arkadaşı sağlık ekibi ilk müdahaleyi yaptığı sırada bahçeye geldi. Bu kişi basın mensuplarının konuyla ilgili sorularına yanıt vermezken, olayın bir intihar teşebbüsü olmadığını belirtti .Ambulansa konularak Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen Yıldırım, tedaviye alındı. İki bileğinde yüzeysel kesik bulunan Yıldırım'ın çok sayıda ilaçlar içtiği, daha sonra da mutfağa giderek doğalgaz vanasını açtığı belirlendi. Midesi yıkanan Yıldırım'ın hayati tehlikesinin bulunmadığı, neden intihar teşebbüsünde bulunduğuna dair sorulara da yanıt vermediği öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

DHA

Türkiye ile yıllardır Roj TV yüzünden gerilim yaşayan Danimarka, televizyona terörü destekleme suçundan dava açtı.
Güncelleme:31 Ağustos 2010 19:20 camyuva.tk

Danimarka Başsavcısı Joergen Steen Soerensen, Roj TV'nin terör örgütü PKK'nın eylemlerini desteklediğini söyledi.

Danimarka'da stüdyoları olmayan Roj TV, bu ülkeden aldığı lisansla yayın yapıyor.

Danimarka, 2004 yılında Türkiye'nin başvurusuyla televizyon hakkında soruşturma başlatmıştı. Danimarka'nın Roj TV'yi kapatma taleplerini dikkate almaması Ankara'da rahatsızlık yaratıyordu.

Danimarka basınında, polisin elinde Roj TV ile PKK arasında bağlantı olduğuna dair belgeler bulunduğu ancak bunun hasıraltı edildiği ortaya çıkmıştı.

DHA   30 Ağustos 2010 saat 15:51 camyuva.tk
Tacizi şikayet eden kadın öğretmen sürüldü
GAZİANTEP Hatice- Mustafa Gençten Ticaret Meslek Lisesi’nde Müdür Vekili Fatih Ç.’yi kendisini taciz ettiği gerekçesiyle şikayet eden Müdür Yardımcısı Aysun U. İslahiye İlçesi’ne tayin edilirken, şikayetçi olduğu Müdür Vekili kınama cezasına çarptırıldı.

Müdür Vekili Fatih Ç.’den 2006 yılında aynı gerekçeyle şikayetçi olan başka bir kadın öğretmenin de sürgün edildiği ortaya çıktı.

Müdür Yardımcısı Aysun U., 17 Ağustos’ta Karşıyaka Polis Merkezi’ne giderek Müdür Vekili Fatih Ç.’nin kendisine, “Eşinden yeni boşandın, cinsel ihtiyaçların vardır” diyerek tacizde bulunduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Bu olaydan iki gün sonra da Fatih Ç., Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu’na Aysun U., hakkında ‘görevini savsakladığı’ gerekçesiyle şikayet dilekçesi verdi. Taciz edildiğini ileri süren Aysun U., Gaziantep Adliyesi’nde de iddialarını tekrar dile getirirken, Fatih Ç.’nin kendisini kastederek ‘Onun rehber öğretmenle okulda yediği haltları biliyorum’ diyerek iftira attığını da ileri sürdü. Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Karşıyaka Polis Merkezi’nde ifadesi alınan Fatih Ç. ise, “Aysun U. beni odasına çağırarak komplo kurmak istedi. Ancak, gitmedim ve komplo gerçekleşmedi. Benden önceki müdür vekili Hakan Bozgeyik de taciz iddiasıyla görevinden alınmıştı ve okulumuzdan ayrılırken bana, ‘Aysun hocaya dikkat et. Her şeye dili döner, bana komplo kuran odur’ demişti” diyerek suçlamayı kabul etmedi.

ESKİ MÜDÜR VEKİLİ YALANLADI

Ancak, Müdür Vekili Fatih Ç.’nin Aysun U.’yu suçlamak için ismini verdiği eski müdür vekili Hakan Bozgeyik, Fatih Ç.’nin iddialarını yalanladı. Bozgeyik’in ifadesinde Fatih Ç.’ye Aysun U. ile ilgili öyle bir beyanda bulunmadığını, kendisinin görev yerinin değiştirilmesinde de Aysun U.’nun bir faktörünün olmadığını, kendisine bu kişinin komplo kurduğu yolunda da bir beyanının olmadığını ileri sürdü.

Bu gelişmelerin ardından Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından görevlendirilen müfettişlerin raporu doğrultusunda, taciz şikayetinde bulunan Aysun U., İslahiye İlçesi’ne atanırken, Müdür Vekili Fatih Ç. ise kınama cezası aldı.

4 YIL ÖNCE DE TACİZ ŞİKAYETİ

Bu arada hakkında yardımcısının taciz suçlamasında bulunduğu Fatih Ç.’den, 2006 yılında 19 Mayıs Lisesi’nde yine müdür vekili olduğu dönemde İngilizce öğretmeni U.Ü.’nün de taciz iddiasıyla şikayetçi olduğu, 3 ay süren soruşturmanın ardından son olayda olduğu gibi taciz şikayetinde bulunan kadın öğretmenin Araban İlçesi’nin Elif Beldesi’ne tayininin çıkarıldığı, Fatih Ç.’nin ise makamını koruduğu ortaya çıktı. Söz konusu taciz suçlamasında bulunan U.Ü.’nün babasının da öğretmen olduğu, 4 yıl önceki bu soruşturma sırasında müfettişlerin okuldaki öğretmenlere, “Müdürünüz size nasıl yaklaşıyor, Size hangi gözle bakıyor, Size bakışı hangi hissi uyandırıyor, seks ya da cinsellikle ilgili konuşuyor mu?” gibi sorular yönelttiği belirtildi.

SUÇSUZ İSE NİYE KINAMA VERDİNİZ?

İslahiye’ye tayin edilen Aysun U.’nun babası Hasan U., kızının haksız bir işleme tabi tutulduğunu savunarak şöyle dedi:
“Milli Eğitim Müdürlüğü olayı kapatmak için haksız bir uygulama yaptı. Madem müdür bey suçsuz, niye kınama cezası veriliyor. Mağdur olan görevinden uzaklaştırılıyor, suçlu olan yerinde oturuyor, bu nasıl uygulama? Kızım şu anda henüz tayin kararını tebellüğ etmedi. Salı günü kendisine yeni görev yeri tebliğ edilecekmiş. Ancak, bu haksız uygulamanın iptali için idare mahkemesine yürütmenin durdurulması için dava açacağız ve bu işin peşini bırakmayıp, yasal tüm haklarımızı kullanacağız.”

MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ: ÖNCEKİ İDDİADAN HABERİM YOK

Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serin tayini doğrularken, Müdür Vekili Fatih Ç. ile ilgili daha önce de taciz suçlamasıyla şikayetçi olunduğu ve soruşturma yapıldığından bilgisinin olmadığını, müfettişlerin de bu konuyu raporlarında belirtmediğini ifade ederek şunları söyledi:
“Müfettişlerimiz Müdür Vekili Fatih Ç.’nin yardımcısı için ‘O kadınlığını ve dişiliğini kullanıyor, yapması gereken işleri başkalarına yaptırıyor’ şeklinde hakarette bulunduğu için kınama, Aysun A.’nın ise kendisinin taciz edildiğiyle ilgili iddialarını ispatlayamadığı için maaştan kesme ile cezalandırılmasını kararlaştırdı. Bu durumda iki yöneticinin aynı okulda görev yapmasının uygun olamayacağını dikkate alarak bayan öğretmenimizi, münhal kadro bulunmaması nedeniyle İslahiye’ye tayin ettik. Fatih Ç. ile ilgili 2006’da da taciz iddiasıyla inceleme başlatıldığından haberim yok. Müfettişler de onu raporlarına yazmamışlar. Dosyasını tekrar inceleyeceğim. Eğer ceza almışsa gereğini yaparız. Ama almamışsa yapacak birşey yok. Fakat, ilgili arkadaşımız şu anda o suçlamadan bir ceza aldı. Bundan sonra başka bir iddia gündeme gelir ve kanıtlanırsa gereği yapılır.”

 

Cem EMİR- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, (DHA)   30 Ağustos 2010 Saat:15:47
Diyarbakır’da 30 Ağustos gerginliği
DİYARBAKIR’da 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında askerler, ‘Güçlü ordu, güçlü Türkiye’ ve ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganlar attı. AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Baki Aksoy protokol alanında kendisine yer ayrılmadığı gerekçesiyle tören alanını terk etti.

VAN'DA BDP'Lİ BAŞKAN TÖRENE KATILMADI

Protokolde kendisine yer ayrılmadığı gerekçesiyle, Ak Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Baki Aksoy görevlilerle tartışarak tören alanını terk etti.

Diyarbakır’daki 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları, Anıtpark’ta Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başladı. Törene Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Metin Kılavuz, 7’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Zeki Çolak, 2’inci Hava Kuvveti Komutanı Korgeneral Akın Öztürk ile Ak Parti Diyarbakır milletvekilleri İhsan Aslan, Abdurrahman Kurt, Ali İhsan Merdanoğlu katıldı.

Orduevinde askeri erkanın tebrikleri kabul etmesinin ardından, protokol Diyarbakır Valiliği önündeki tören alanına geldi. Bu arada geçit töreni için yerlerini alan askeri birlikler, ‘Güçlü ordu, güçlü Türkiye’, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganları attı.

Ak Parti’Lİ BAŞKAN TÖREN ALANINI TERK ETTİ

Tören alanına gelen Ak Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Baki Aksoy, protokol kısmında kendisine yer ayrılmadığını görünce görevlilerle tartıştı. Oldukça sinirlendiği gözlenen Aksoy, “Madem yer ayırmayacaksanız davetiye göndermeyin” diyerek tepkisini gösterdi. Yaşanan kısa tartışmanın ardından AK Partili Aksoy, tören alanına terk etti.

Askeri bandonun gösterisinin ardından, Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, 7’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Zeki Çolak, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanvekili Metin Kılavuz, kutlamalara katılan vatandaşları ve birlikleri selamladı. Törende, askeri birlikler ve zırhlı araçların geçişinin yanı sıra 2’inci Hava Kuvvetine bağlı F-16 uçakları ile Sikorsky helikopterler tören alanı üzerinden uçuş yaptı.

KURMAY YÜZBAŞININ KONUŞMASI

Törende konuşan Kurmay Yüzbaşı Hamza Mermer, 30 Ağustos zaferinin, ülkeyi parçalamak ve milleti esaret altına almak, hatta yok etmek isteyen güçlerin sinsi planların yırtılıp atıldığı gün olduğunu söyledi. Yüzbaşı Mermer, “30 Ağustos zaferi, bu toprakların hakiki ve sonsuza kadar tek sahibi olan yüce Türk milletinin ve kahraman Türk ordusunun, bağımsızlığı ve hürriyeti söz konusu olduğunda nasıl şahlandığının tüm dünyaya gösterildiği, yeni Türkiye Cumhuriyeti devletinin temellerinin atıldığı, Türk birlik ve beraberliğinin kudret ve kabiliyetinin nelere muktedir olduğunun tüm dünyaya öğretildiği, tarihte bir benzeri bulunmayan büyük bir zaferdir” dedi.

Kutlamaların ardından, protokol üyeleriyle vedalaşan komutanlar, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanvekili Metin Kılavuz’un elini sıkmadan tören alanından ayrıldı.

Aydın'da törenlerin yapıldığı Atatürk Meydanı'nda, Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş ile CHP Aydın Milletvekili Fatih Atay arasında tartışma yaşandı.
Güncelleme:30 Ağustos 2010 14:37

Protokolde yerini alan Vali Coş, protokol üyeleriyle tokalaşırken, elini uzattığı CHP Aydın Milletvekili Fatih Atay, valinin elini sıkmadı. Vali Coş'un törene geç kaldığını öne süren Atay, “Sen padişah mısın? Nasıl gecikiyorsun? Bu kadar insan seni mi bekleyecek? Bugün 30 Ağustos, bir devlet töreni. Bu devlet töreninde, devletin valisi ol' diye tepki gösterdi.

Vali Coş, protokoldeki yerinden ayrılarak diğer milletvekilleriyle birlikte bulunan Fatih Atay'ın yanına gitti ve “Hayır ben kendimi padişah zannetmiyorum. Ben ne dediğimin farkındayım. Hükümet ve devletin temsilcisiyim, valisiyim” cevabını verdi.

Atay, “Burada ne işin var? Hükümetin töreni değil, devletin töreni” diyerek Vali Coş ile tartışmaya devam etti. Çelenk koyma töreninin ardından Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanlığına yapılan ziyaret sırasında da ikilinin tartıştığı öğrenildi.

KUVAYI MİLLİYE DERNEĞİNE ALKIŞ

Aydın İstasyon Meydanı'nda Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Arif Çetin ve Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun vatandaşların bayramını kutlamasının ardından, Jandarma Albay Hakan Genç, günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı.

Konuşmanın ardından halk oyunları gösterisi sergilendi, askeri birlikler geçit töreni düzenledi. Bu arada geçit törenine genç kızların da efe kıyafeti giyerek yer aldığı Kuvayı Milliye Derneği üyeleri büyük alkış aldı.

Aydın'daki törenler Jandarma Bölge Komutanlığına ait askeri malzeme sergisinin gezilmesiyle son buldu. Törenlere MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Recep Taner, CHP Milletvekili Fatih Atay da katıldı.

VALİ COŞ'TAN AÇIKLAMA

Bu arada yaşanan olay ile ilgili tören sonunda Vali Coş, gazetecilere yaptığı açıklamada, tören alanına gelir gelmez önce protokolle selamlaştığını belirterek, “Arkadaşlarımızın elini sıktık, bayramlarını kutladık. Ama söz konusu şahıs, farklı şeyler söylemek istedi. Orada bir siyasi gösteri yapmak istedi. Tabi bu günün anlam ve önemine uygun düşmeyen bir yaklaşımdı. Fevkalade üzüldük. Törenin saygınlığına ve o ortama uygun düşmeyen şeyler yaşandı. İnsanların küskünlükleri, dargınlıkları ve husumetleri olabilir. Ama bunların yeri bayram alanı, tören alanı değildir” diye konuştu.

'İLK KARŞILAŞMAMIZDA HESAP SORACAKTIM”

CHP Aydın Milletvekili Atay'da yaptığı açıklamada, tartışma yaşandığını doğrulayarak, “Bugün burada, törende bir olay yaşandı. Olayda daha önce Aydın Valisinin yapmış olduğu uygulamalar nedeniyle bir basın toplantısı yaparak kendisini eleştirmiştim. Kendisi bana verdiği cevapta, sizin de kameralarınızla çektiğiniz açıklamalarında, bana 'ördek' demişti. Kendisine de bu açıklamadan sonra yaptığım yazılı açıklamada da bir milletvekiline 'ördek' demenin ne demek olduğunu, ilk karşılaşmamızda bunun hesabını soracağımı beyan etmiştim. Bugün de ilk karşılaşmamız oldu” diye konuştu.

Atay, Vali Coş ile Garnizon Komutanlığında da tartışma yaşandığını belirterek, Coş'a gereken cevabı verdiğini kaydetti.

Monocle dergisi, dünya liderleri için bir karne hazırladı. Başbakan Erdoğan listenin beşinci sırasında yer aldı.
Güncelleme:30 Ağustos 2010 14:37 Camyuva Tk
İngiltere’nin önde gelen dergilerinden Monocle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı dünya liderlerini değerlendirdiği sıralamada 5. sırada konumladı.
 
Dergi Eylül ayı sayısında dünya liderlerinin başarısı, icraatları ve geleceğine ilişkin bir karne hazırladı. NTVMSNBC'nin haberine göre; karneye göre Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva A notunu alarak sıralamanın başına yerleşti. 2. sırada ise B+ ile ABD Başkanı Barack Obama yer aldı.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise B notu ile beşinci sırada bulunuyor. Dergi Türk ekonomisinin gidişatının çok iyi olduğuna dikkat çekerek, 2010 yılında GSYH’nın %6,8 oranında artmasının öngörüldüğüne işaret etti, ancak işsizliğin hala çok yüksek olduğuna da vurgu yaptı.
 
ERDOĞAN'I BEKLEYEN SORUNLAR NELER?
Erdoğan’ın karşı karşıya kaldığı sorunlar bölümünde Türkiye’yi bir bölgesel güç haline getirmeye niyetliği olduğunu yazan dergi, Erdoğan’ın bunu yaparken, eski dost ve müttefik ülkelerin ayaklarına basmadan bu hedefine ulaşmasının zor olduğuna işaret etti.
 
KIZGINLIĞI ÜLKESİNDE PUAN KAZANDIRIYOR
Erdoğan’ın liderlik göstergesine de değinen dergi, Başbakan’ın Batı’nın iki yüzlü politikalarına tahammülsüzlüğü ve buna bağlı olarak kızgınlığını dile getirmesinin ülke içeriisnde kendisine puan kazandırdığına dikkat çekiyor.
 
EM KÖTÜ YANI OTORİTER YÖNETİMİ
Erdoğan’ın en kötü yanının da otoriter bir yönetim tarzına sahip olup, çok çabuk sinirlenebilen bir lider olduğuna işaret ediyor.
 
Erdoğan’ın Türkiye’de hala çok popüler bir lider olduğuna işaret eden dergi, "Muhafazakar seçmen onu bir kahraman olarak görüyor, liberaller de AB yolunda gerçekleştirdiği reformlardan dolayı kendisine saygı duyuyor" diye yazdı. Ancak laik kesimin, Erdoğan’ın Türkiye’yi siyasal İslam'a doğru yönlendirdiği düşüncesi ile kaygı duyduğu da dile getirildi.
 
"Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumu açısından Erdoğan iyi bir lider mi?" sorusuna ise dergi "Ha-vet" cevabını veriyor. Türkiye’yi bir bölgesel güç haline getirmeye çalışan Erdoğan’ın bu çalışmaları kalıcı kılıp kılmayacağının önem taşıdığına işaret ediyor.
 
Sıralamada Erdoğan’ın önünde bulunan Lula da Silva’nın en kötü yanının, Küba ve İran konularında insan haklarını hiç gündeme getirmemesi olduğu söyleniyor.
 
2. sırada yer alan ABD Başkanı Barack Obama’nın seçmenler nezninde saygınığının hala yüksek olmasına karşın, uluslararası ilişkilerde Bush’un söyleminden uzaklamış olmasına rağmen Afganistan ve Guantanamo konusunda hala Bush’un eylemleri ile örtüşen bir tutum sergilediğine dikkat çekiliyor.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gerisinde yer alan liderler arasında 8. sırada Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, 9. sırada Jose Luis Zapatero, 13. sırada Almanya Başbakan’ı Angela Merkel, 14. sırada Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve 15. sırada İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi yer alıyor.

Genelkurmay eski Başkanı Büyükanıt ve ailesinin şahsi hesap ve bilgilerinin bulunduğu ‘’Çok Gizli’’ dosya Ankara’ya gönderildi.
Güncelleme:30 Ağustos 2010 14:29

Dosya Avukatlara da verilmedi ve  ‘’Çok Gizli’’ kaydıyla bilirkişiye havale edildi.

Ergenekon davasını sürdüren İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesince, eski bakan Fikri Sağlar-Büyükanıt tazminat davasına bakan Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen dosya Avukatlara verilmedi ve yine ‘’Çok Gizli’’ kaydıyla bilirkişiye havale edildi.

Kültür eski Bakanı Fikri Sağlar GAZETEPORT’a, "Dosya geldi ancak gizlilik kaydı ile bizim Avukatınıza verilmedi. Doğrudan bilirkişiye havale edildi. Bu dosyadaki bilgiler ile bizim iddialarımız arasında bir paralellik bulunduğu gerekçesiyle dosyayı talep etmiştik’’ dedi.

Bilirkişi dosyayı inceleyerek mahkemeye bir rapor sunacak.

17 BİN LİRALIK DAVA

Fikri Sağlar, ‘’Başbakan Dolmabahçe görüşmesinde; Bayan Büyükanıt’ın yapmış olduğu harcamaları içeren bir dosyayı Genelkurmay başkanının önüne koymuş’’ diye yazmış ve Büyükanıt ile davalık olmuştu.

Dava sonucu Sağlar 17 bin lira tazminat ödemeye mahkum oldu ancak Yargıtay kararı bozdu. Dava yeniden ele alınırken bu kez Sağlar ve avukatları, Ergenekon zanlısı emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un evinde bulunduğu öne sürülen Büyükanıt ailesinin mal varlığı ve harcamalarına ilişkin dosyanın istenmesini talep etmişlerdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de, Ergenekon davası evrakları arasındaki dosyayı Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdi.

Ergenekon iddianamesinde bu konuda ‘’Şüpheli M.Şener Eruygur'un genel başkanlığını yaptığı ADD Genel Merkezi, Genel Başkan odasında ele geçirilen 5 no'lu CD içerisinde 'Org. Büyükanıt' isimli klasör içerisinde 5 adet klasör, bir adet pdf, iki adet word dosyası olduğu görülmüştür. Aynı bilgi ve belgelerin şüpheli A.Hurşit Tolon'un Ankara’daki adresinde ele geçirilen ELBA marka, ALI0043 seri numaralı CD içerisinde de olduğu tespit edilmiştir” deniliyor. (Gazeteport)

Elektronik ağ", trafik cezaları ve köprü-otoyollardan kaçak geçenlere kesilen cezaların tahsilinde yeni bir dönem başlatacak.
Güncelleme:30 Ağustos 2010 14:22 çamyuva tk
ANKARA (A.A) - Gelir İdaresine her yıl 7 milyona yakın trafik ceza tutanağı geliyor, 2006 yılı başından bu yana kesilen trafik cezalarının toplamı da 3 milyar 79 milyon lirayı buluyor.

Gelir İdaresi Başkanlığından edinilen bilgiye göre, büyük şehirlerde kurulan kameralı takip sistemiyle birlikte trafik cezalarında meydana gelen artış, cezaların tahsiline yönelik işlemlerinin on line ortamda yürütülmesine dönük çalışmaları da hızlandırdı.

İlgili kuruluşlar nezdinde yürütülen çalışmalara göre, trafik para cezaları, köprü ve otoyollardan kaçak geçenlere uygulanan geçiş ücreti idari para cezaları ve Karayolları Taşıma Kanunu İdari Para cezalarının manuel bilgi girişi yerine ''Emniyet, Karayolları ve Gelir İdaresi arasında kurulacak Elektronik Ağ'' ile takip ve tahsili projesi yıl sonuna kadar tamamlanacak.

Elektronik ağa yönelik altyapı oluşturulurken, yıl sonuna kadar belirlenecek bir bölgede on line ceza sisteminin test çalışması da gerçekleştirilecek.

-SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?-

Mevcut sistemde, trafik ceza tutanakları ile geçiş ücreti idari para cezaları, çuvallar halinde tebligat ve tahsilat için vergi dairelerine geliyor. Binlerce tutanağın sisteme işlenmesi çok uzun bir süreci gerektiriyor. Bu nedenle kesilen trafik cezalarının vatandaşa tebliğ edilmesi işlemi de bazı durumlarda 1,5-2 yılı buluyor.

Elektronik Ağ Projesinde, Gelir İdaresi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve PTT arasında elektronik bir ağ oluşturulacak.

Emniyetin ya da Karayollarının kestiği ceza tutanakları, elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezinde de görülecek. Başkanlık, vatandaşın bu cezaları 1 ay içinde ödeyip ödemediğine bakacak. Daha sonra tahsilat için harekete geçerek, tebligat ve tahsilat işlemlerini yürütecek.

Bu arada Gelir Vergisi ve diğer bir çok Kanunda değişiklik yapan 6009 sayılı Kanun ile Gelir İdaresi Başkanlığı ''Elektronik Tebligat'' uygulamasına geçecek. Elektronik tebligatın başlamasının ardından, trafik cezaları ile köprü ve otoyollardan kaçak geçenlere verilen cezalar için de elektronik tebligat devreye girecek.

Bu şekilde trafik cezaları ile geçiş ücreti idari para cezalarının çok daha hızlı şekilde tebliği ve tahsili sağlanacak.

Öte yandan Gelir İdaresi, mükellef cari hesabını da önümüzdeki dönemde uygulamaya koyacak. Söz konusu uygulama ile de diğer vergilerin yanı sıra motorlu taşıtlar vergisi ve trafik cezaları da, plaka bazında vergi ödeme noktalarında görülebilecek.

-TRAFİKTE 7 MİLYON CEZA-

Gelir İdaresi Başkanlığı yetkilileri, vergi dairelerine yılda yaklaşık 7 milyon adet ceza tutanağı geldiğini bildirdi.

Bunların sisteme girilmesinin çok sayıda personelin bu işle uğraşmasını gerektirdiğini kaydeden yetkililer, ''Bu ise vergi personelinin asıl görevlerini yapmasını sekteye uğratıyor. Tutanakların sisteme işlenmesi ciddi anlamda bir zaman kaybına neden oluyor. Elektronik Ağ Projesi ve on line takip ile bu sorun ortadan kalkacak ve vergi dairesi personeli, kendi işini yapacak'' dediler.

Bu arada Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2006 yılı başından bu yılın Temmuz ayı sonuna kadar geçen dönemde trafik kurallarına aykırı hareket edenlere 3 milyar 79 milyon 184 bin lira ceza kesildi.

Geçen yıl 921 milyon 539 bin lira olan ceza miktarı, bu yılın 7 ayında 558 milyon 556 bin lira olarak gerçekleşti.

2006 yılı başından bu yana tahsil edilen trafik cezası tutarı ise 1 milyar 978 milyon 182 bin lira oldu.

2006 yılında yüzde 60,5 olan tahsilat oranı, 2007 yılında yüzde 74,5, 2008 yılında yüzde 72,3, 2009 yılında ise yüzde 68,9 şeklinde belirlendi. Bu yılın 7 aylık döneminde ise trafik cezalarının yüzde 38,4'ü tahsil edildi.

2006 yılı başından bu yana trafikte kesilen cezası tutarı, bunların tahsil edilen bölümü ve tahsilat oranları şöyle:

Yıllar Kesilen Ceza Miktarı Tahsilat Miktarı Tahsilat Oranı

------- -------------------- ------------------ --------------

2006 330.081.000 199.669.000 60,5

2007 521.906.000 388.847.000 74,5

2008 747.102.000 540.203.000 72,3

2009 921.539.000 634.872.000 68,9

2010* 558.556.000 214.591.000 38,4

(*Ocak-Temmuz dönemi)

 

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda sabah saatlerinde savcılık tarafından inceleme başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının dinlenildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında (TİB) yeni bir inceleme yapılıyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, soruşturmayı yürüten Başsavcıvekili Nuri Yiğit, sabah saatlerinde TİB'e gitti.

İncelemede, soruşturma kapsamında bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda, öğrenilmesi ve açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilen bir takım teknik konuların araştırılacağı ve gözlemleneceği öğrenildi.

Buna ilişkin olarak yetkililerden bilgiler de alınacağı kaydedildi.

Soruşturma çerçevesinde, 29 Mart'ta, TİB'de, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda, geniş çaplı bir arama yapılmıştı.

Başsavcıvekili Nuri Yiğit ve konusunda uzman üç bilirkişi, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının daha önce dinlenip dinlenilmediği konusunda inceleme gerçekleştirmiş, bu kapsamda, TİB Başkanı Fethi Şimşek'in de aralarında bulunduğu yetkililerden bilgi almıştı.

İnceleme sırasında, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının dinlenip dinlenilmediğinin tespiti amacıyla Yargıtay tarafından verilen numaralardan uygulamalar yaptırılmış ve bu kayıtların sistemde nasıl kaydedildiği de gözlemlenmişti.

Fransız Haber Ajansı AFP, yaklaşık 150 Romanın bu sabah otobüslerle Romanya'ya sınırdışı edilmek üzere Roissy-Charles de Gaulle havaalanına götürüldüğünü duyurdu.

Göç ve Uyumdan Sorumlu Bakan Eric Besson, dün yaptığı açıklamada, perşembe günü Paris'ten 158, Lyon'dan 125 Romanın sınırdışı edileceğini söylemişti.

Fransa, ocak ayı başından bu yana 8 bin 133 Romanı sınırdışı etti.

Fransız hükümetin tavrı, Fransa'daki muhalefet ve sivil toplum örgütleriyle, AB Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin sert tepkisine yol açmıştı.

Öte yandan Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalist Grup, Fransız hükümetinin Romanları sınırdışı etmesine sert tepki gösterdi.

Sosyalist Grup Başkanı Martin Schulz tarafından yapılan açıklamada, Fransa'nın tavrı "korkunç" olarak nitelendi ve AB'nin, "Fransa'yı birliğin serbest dolaşım ilkesine ihlal ettiği" gerekçesiyle kınaması istendi.

Açıklamada, Fransız hükümeti, "popülist ve seçim kaygısıyla" bu tür bir uygulama içine girmekle suçlandı.

Sosyalist Grup Başkanı, AB Komisyonu ve AB Başkanının derhal duruma müdahale etmesini de istedi.

Fransız Haber Ajansı AFP, yaklaşık 150 Romanın bu sabah otobüslerle Romanya'ya sınırdışı edilmek üzere Roissy-Charles de Gaulle havaalanına götürüldüğünü duyurmuştu.

Göç ve Uyumdan Sorumlu Bakan Eric Besson, dün yaptığı açıklamada, perşembe günü Paris'ten 158, Lyon'dan 125 Romanın sınırdışı edileceğini söylemişti.

Fransa, ocak ayı başından bu yana 8 bin 133 Romanı sınırdışı etti. Fransız hükümetinin bu tavrı, Fransa'daki muhalefet ve sivil toplum örgütleriyle, AB Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin de sert tepkisine yol açmıştı.

HABERTÜRK Televizyonu'nda Ankara Temsilcisi Ünsal Ünlü'nün soruların yanıtlayan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Eskişehir Emniyet Müdürüyken "Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı bir kitap yazan ve merkeze alınan Hanefi Avcı'nın davranışını etik bulmadığını söyledi.

“ETİK BULMADIM”
Atalay: "Yaptığını etik bulmam, bunu görevden ayrıldıktan sonra, emekli olduktan sonra yapsaydı. İçinde bulunduğu teşkilatı böyle suçlamak doğru değil! İleri geri suçlamaları yanlış buluyoruz. Polis teşkilatı ikiye ayrılmış gibi bir şey yok. Somut iddialar olursa üzerine gidilir ama kamplara ayrışma iddiasını ciddi bulmayız. Öyle bir değerlendirmeye katılmam mümkün değil Eskişehir'e referandumdan önce yeni emniyet müdürü atarız" diye konuştu.

Referanduma sunulacak Anayasa değişikliklerinin Türkiye'yi büyüteceğini savunan Atalay, "Vatandaşlarımız içeriğini iyi incelesin" diyerek değişiklik paketinin halktan büyük destek göreceğini iddia etti. BDP'nin boykot kararını da değerlendiren Atalay şöyle konuştu:

"Bir siyasi partinin sandığa gitmeyin demesi çok trajiktir. Başkaları diyebilir ama bir siyasi parti sandıktan uzaklaştırıcı mesaj veriyorsa çok vahim. O partinin demokrasiden söz etmemesi lazım. Vatandaşın demokrasiden uzaklaştırılması çok yanlış. Siyaset sandığa gidin diye uğraşır. BDP'nin yaptığı çok yanlış. Kendileri bilir tabii ama tarihte çok kötü olur. Hanelerine de çok büyük bir yanlış olarak yazılır. Bu boykot tutmaz, tutmayacak göreceksiniz. Katılım konusunda bir sıkıntı yaşanmayacak. 2007'deki Anayasa oylamasında yüzde 66 katılım var. Yüzde 69 olumlu verdi. Ben bu referandumda yüzde 60'IN üzerinde evet bekliyorum"

“İKTİDARIN VALİSİYİZ KANINİ BİR TANIM”
Son olarak Iğdır Valisi'nin yaptığı "Biz iktidarın valisiyiz" açıklamasını da değerlendiren Beşir Atalay, bunun kanuni bir tanım olduğunu söyledi:

"Valilerin tabi olduğu kanunda açıkça8vali,devletin, hükümetin ve ayrı ayrı bakanların temsilcisidir) yazıyor. O valimizin yaptığını yanlış görmemek lazım, valinin bunu söylemesinde bir şey yok. Her bakan valiyle çalışır. Şunu da unutmamak gerek, önümüzdeki bir halkoylaması bir seçim değil. Kamu görevlileri görüş beyan edebilir. Bu bir halkoylaması bütün vatandaşları ilgilendiriyor, bu bir siyaset seçimi de değil. Vatandaşlar bu konuda rahat olmalı düşüncelerini ifade etmeli, geniş perspektiften bakmak lazım. Ancak valileri ayrı tutuyorum, görüş beyanlarını çok verimli bulmayız."

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMASI KABUL EDİLEMEZ”
Türkiye'nin Hrant Dink konusunda AİHM'de açılan davaya verdiği savunmanın kabul edilemez olduğunu söyleyen Atalay, dostane çözüm yaklaşımının bundan sonra da devam edeceğini açıkladı. Bakan Atalay canlı yayında polislerin askerlik durumuna ilişkin olarak da müjde verdi.

"Bu konuda Genelkurmay'la görüştüm, herkes şunu bilsin ki polislerimiz uzun dönem askerlik yapmayacak. Bu konuda hem karar hem kararlılık var. Polis zaten çok uzun süre eğitim görüyor ve askerle yanyana görev yapıyor. Biz üç alternatifli bir yasa tasarısı hazırladık ve sonbaharda bu iş bitecek. Genelkurmay'ın tek tip askerlik düzenlemesini bekliyoruz. O'nun içinde bu sorun da çözülecek"

 

 

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, emeklilikten hemen önce, bir ilke imza atacak;
Güncelleme:26 Ağustos 2010 16:11
Orgeneral Başbuğ, ilk kez ana muhalefet dışındaki bir siyasi partiye de veda ziyaretinde bulunacak.

MHP’ye yarın öğle saatlerinde veda ziyareti için gidecek olan Orgeneral Başbuğ, burada MHP Lideri Devlet Bahçeli ile görüşecek.

Daha önceki Genelkurmay Başkanları, ana muhalefet konumundaki CHP’ye veda ziyaretinde bulunmuşlar, ancak hiçbir genelkurmay başkanı benzer bir ziyareti MHP’ye gerçekleştirmemişti.

Önceki Genelkurmay Başkanlarından Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın ikisi de, CHP’ye veda ziyaretinde bulunmuş, bu çerçevede o dönemde CHP Lideri olan Deniz Baykal’la görüşmüşlerdi.

BDP’YE ZİYARET YOK
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, daha önce TBMM’de temsil edilen partilerden Ak Parti’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmüştü. Erdoğan, aynı zamanda Başbakan da olduğundan, Genelkurmay Başkanı Başbuğ bu ziyareti Başbakanlık’ta gerçekleştirmişti.

CHP’yi bugün, MHP’yi ise yarın ziyaret edecek olan Başbuğ, TBMM’de grubu bulunan bir başka partiye, BDP’ye ise ziyarette bulunmayacak.

Hürriyet

PKK’nın, Hantepe baskınında Docka marka ağır silah kullandı. Teröristlerin, tekerlekli ayağı ile birlikte 191 kiloya ulaşan bu silahları saldırı bölgesine nasıl getirdikleri tartışma yarattı.
Güncelleme:25 Ağustos 2010 14:25

PKK’nın, Hakkari’nn Çukurca bölgesindeki Hantepe baskınında Docka marka ağır silah kullandığının açıklanması, teröristlerin, tekerlekli ayağı ile birlikte 191 kiloya ulaşan bu silahları saldırı bölgesine nasıl getirdikleri tartışmasına yol açtı.

Genelkurmay Başkanlığının, Heron uçaklarının baskın öncesi görüntü aldığı halde müdahale edilmediği iddiasına ilişkin açıklamasında, ‘’Teröristlerin çevredeki hakim arazilerde mevzilendirdikleri Doçka silahları, bölgedeki helikopter faaliyetlerini tahdit etmiş, Doçka mevzilerinin yerlerinin tespit edilmesi üzerine, hava harekatı icra edilerek bu mevziler tahrip edilmiştir’’ denilmişti.

TEKERLEKLİ AYAKLA 191 KİLO

Daha önce Şemdinli'de 9 askerin şehit düştüğü saldırıda da kullanılan Docka’ların 2 bin 600 metre yüksekliğindeki dağlara, görünmeden nasıl çıkarıldığı da tartışılmıştı. Rus malı olan Docka’lar, tank, araba veya sehpa üzerine monte ediliyor.

Gövde ve namlu ağırlığı 34 kilogramı, en basit ayağı ise 25 kilogramı buluyor. Tekerlekli ayağı ise 157 kiloya ulaşıyor. Tekerlekli ayaklı bir Docka silahın toplam ağarlığı 191 kiloyu buluyor. Gövdesi, namlusu ve sehpası ayrı taşınan silahlar katırlarla taşınıyor.Silahlar dakikada 600 mermi atabiliyor ve 2 kilometre menzili bulunuyor.

Hükümet ile PKK arasında pazarlık yapıldığı iddiaları sürerken, CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın İmralı’da Öcalan ile 20 Temmuz’da görüştüğünü öne sürdü.
Güncelleme:25 Ağustos 2010 14:22

Seyhan, 20 Temmuz Salı günü MİT Müsteşarı Dr. Hakan Fidan’ın, İmralı’da Öcalan ile görüştüğünü iddia ederek, “MİT Müsteşarı’nın İmralı’ya giderken kayıt altında olmasın diye hava aracı kullanmadığı, deniz aracı kullandığı ve İmralı’ya giriş çıkışların kameralar dahil tüm kayıt cihazlarının kapatıldığı yönünde ciddi bilgiler ve kaynaklardan edindiğim somut bilgiler var. Eğer hükümet bunu yalanlarsa bu konudaki bilgilerimi kamuoyu ile paylaşacağım” dedi.

Başbakan Erdoğan’a sordu

Hükümet ile İmralı arasında görüşme yapıldığı yönündeki iddialar siyasi kulisleri hareketlendirirken CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, çarpıcı açıklamalarda bulundu. CHP’li Seyhan, 20 Temmuz Salı günü MİT Müsteşarı Dr. Hakan Fidan’ın yanına iki şahsı daha alarak İmralı’ya gittiği ve teröristbaşı Öcalan ile görüştüğü iddialarını bir süre önce Meclis gündemine taşımış ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a şu soruları sormuştu:

“20 Temmuz Salı günü MİT Müsteşarı Dr. Hakan Fidan’ın yanına iki şahsı daha alarak İmralı’ya gittiği ve Öcalan ile görüştüğü iddiaları doğru mudur? Bu gidiş esnasında helikopter yerine deniz araçlarının kullanıldığı ve adadaki kamera sisteminin kapalı durumuna getirildiği iddiaları doğru mudur?

Eğer bu ziyaret yapılmış ise niçin yapılmıştır? Ziyaret sırasında Abdullah Öcalan ile görüşülmüş müdür? Görüşülmüş ise bu görüşmenin içeriği nedir? Görüşme kamuoyundan neden gizlenmiştir? Görüşmeden Başbakan veya hükümet üyelerinden herhangi birisinin bilgisi var mıdır?”

BAŞBAKAN’DAN YANIT ALAMADI

Başbakan’dan sorularına yanıt alamadığını belirten Seyhan, “Cevap vermelerini bekliyorum. Cevap vermesi gereken Başbakan’dır. Bu görüşme neden saklanmış? Referandum süreci ile ilgisi var mıdır? Öcalan ile hükümet arasında bir pazarlığın aracı olarak MİT Müsteşarı mı kullanılmıştır? Eğer bu sorular aydınlığa kavuşturulmazsa, önergeme yanıt verilmezse, zannediyorum hükümet son derece perişan bir duruma düşer” dedi.

DETAYLARI AÇIKLARIM

Seyhan, Başbakan tarafından sorularına yanıt verilmemesi halinde görüşmenin yapıldığına dair elindeki bilgileri açıklayacağına işaret ederek, şöyle dedi:

“Görüşme konusundaki giriş ve çıkış detaylarını açıklarım. Bu konuda kaynaklarıma güveniyorum. Bu görüşme yapılmıştır. Kamera sistemi kapatılarak yapılmıştır. Ve bu görüşmeden de hükümetin bilgisi görüşme öncesinde vardır. Soru önergesini verdim, bekliyorum. Emin olmadığım soruları sormam. Hiçbir şekilde siyasetten nemalanmak amacıyla sansasyonel politikalar söylemem.”

“HÜKÜMETİN AĞZI İFTİRADAN İTİRAFA DÖNÜŞTÜ”

Başbakan’ın, “Devletin bazı kurumları vardır. Bazı münasebetler gerekirse devlet onu kendisi yapar. Hükümet terör örgütüyle masaya oturmaz” sözüne de Seyhan, “Hükümetin ağzı iftiradan itirafa dönmüştür” dedi.

MHP Genel  Başkanı Devlet Bahçeli, referandum programında Diyarbakır ziyaretinin olmadığını belirterek, "Bizim en ufak bir hatamız tüm Türkiye'ye mal olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Güncelleme:25 Ağustos 2010 14:20

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CNN TÜRK'te gazetecilerin sorularını yanıtladı.  İşte Devlet Bahçeli'nin çarpıcı açıklamaları...

Hükümet ile Öcalan arasında anlaşma var mı?

"PKK'nın Türkiye'yi nereye götürmek istedğini takip etmek zorundayız. 8 yıllık iktidarlarında PKK terörü zaman zaman yükseldi zaman zaman durdu. Medyada bildiğimiz bazı şahsiyetler AKP'nin açılım politikasını gerçekleştirmek için büyük bir gayret gösteriyorlar. Terör siyasallaştırılmaya çalışıyor. Son günlerde PKK'nın internet sayfalarına baktığınız zaman niyetlerin ne olduğunu görüyoruz.

Kandil'de bir çete mensubu bazı açıklamalar yapıyor, devletle görüştüğünü eylemsizlik kararı aldığını söylüyor. Biz bunları gündeme getirdik. Ve sorduk: Bu anlaşma var mı, içeriği nedir? Başbakan ise gerçeğin üstünü örterek, bize saldırmaya başladı.

Başbakan'ın danışmanı ise görüşmeyi açıkladı. Remzi Kartal da açıkladı. Başbakan dün bir televizyon programında görüşmelerin olduğunu söyledi. Biz bunları ifade ettik ve bunları takip ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Gül'ün terör ile ilgili sözleri ve demokratik özerklik ile temasın ilgisi var mı?

Başbakan'a inanmak isteriz, ama onun inandırıcı olması lazım. PKK açılımı net olarak anlatması lazım. Açılım ile nereye kadar gidebileciğini göstermesi lazım. PKK açılımında PKK talepleri ne oranda karşılanıyor. Bunları anlatması lazım. Bunlar saklanırsa PKK açılımın kamuoyunda tartışılması bölücü terörü cesaretlendiriyor. Örgüt yeni taleplerde bulunuyor. PKK dört coğrafyada birleşik Kürdistan kurmak istiyor. Hiç bir zaman bu talepten vazgeçmiyorlar. Ama bir aşama olarak demokratik özerklik talebini getirdiler. Bu talep doğdu. PKK taleplerine sessiz kalırsanız bunun önü aşılmaz. Yeni talepler gelir. Ta ki bağımsız Kürdistan'ın kurulmasına kadar.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Türkiye'deki her siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları anayasa değişikliğinden yana. Şu anda herkes bu  anayasadan şikayetçi. Anayasa tartışmasıyla millet oyalanıyor. Başbakan, anayasa değişikliği üzerinde samimi olsaydı, uzlaşma yolunu arardı. Biz de zaten anayasa değişikilği üzerinde çalışma yapılsın teklifinde bulunduk. Böyle samimi bir teklif varken, referandum yolunu tercih ediyorsunuz. Hükümet kimseyle görüşmeden bu anayasayı hazırladı. Uzlaşmaya gitmediklerine göre gizli bir gündemleri var. Açılım kapsamı ile anayasa değişikliği arasında bir ilişki var.

Anayasa Mahkemesi ve yargı iki önemli ayaktır. PKK taleplerine Anayasa'da yer vermek için çalışıyorlar. Amaç PKK açılımına hukuki zemin. AKP iktidarında özellikle gerilim stratejisi uygulanıyor, ülkenin kamplara, cepheye ayırmak istiyorlar. Yargıyı da yandaşlaştırmak için uğraş veriyorlar. Gelecekte sorgulanması gereken konularda AKP'yi kurtarmak için yargıyı yandaş hale getirmek için uğraşıyorlar.

PKK ile pazarlık konusunda "Açıklayın yoksa ben açıklarım" demiştiniz nedir bu?

Başbakan henüz açıklamadı. Şimdilik biz saklı tutuyoruz. Neler konuştuklarını biz biliyoruz. Pazarlığı ilk ifade eden Kandil'dir. Kandil'den gelen mesaja cevap vermiyorsun. Uluslararası bir anlaşmanın da ilişkisi olduğu anlaşılıyor. Bu aynı zamanda ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle de bağlantılı.

Başbakan'ın mitinglerde ülkücü harekete çağrı yapması. Dörtyol'daki olaylar.

Başbakan her konuyu istismar ediyor. Evet sonucunu almak için büyük bir panik içinde, öfke ile hareket ediyor. Türk milleti kavgayı sevmiyor. Başbakan, MHP'yi tahrik etmeye çalışıyor. MHP'liler 12 Eylül'de çok çekti. Gazetelerde eski ülkücülerle konuşup, evet dediklerini haber yapıyorlar. Buradan da ülkücülerin evet diyeciği hesabını çıkıyorlar. Bunlar yalandır, iftiradır. Ülkücü camiayı kandıracaklarını zannediyorlar. Özellikle bu röportajlar Zaman, Bugün ve Vakit gazetesinde çıkıyor.  Dörtyol'daki olaylar endişe verici. bu olaylar yaygınlaşırsa ülkeyi kargaşaya götürür. Dörtyol ve İnegöl olayları çok yönlü araştırılmak zorunda, MHP'lilerden hiç biri Türkiye'yi iç çatışmaya götürmeyecektir.

Demokratik özerklik talebi.. Ne yapmak gerekir?

Bireysel talepler ile PKK'yı ayırmak gerekir. Birinci amaç PKK'yı kökünden kazımaktır. Onların teslimini gerçekleştirmektir.

Sizin dönemde Öcalan'ın asılmaması yönünde aldığınız karar stratejik bir karar mıydı?

Öcalan'ın teslim edildiği tarih 15 Şubat. İdam kararının veriliş tarihi 31 Mayıs'tır. İdam kararı verilir verilmez idam  edilsin mi edilmesin mi tartışması başladı. 7 saat 20 dakika boyunca tartıştık ve sonunda Öcalan ile ilgili karar çıktı. O dönem Süleyman Demirel'i de ziyaret ettim. İdam edilirse ne olur, idam edilmezses ne olur diye. Ben hala idam edilmesinden yanayım. O zaman karar infaz edilseydi, bugün böyle olmazdı.

Referandum

Referandumda evet oyu çıkması halinde Başbakan'ın ayağı yerden kesilir, zaten hep havada. Ayrıca PKK terörü cesaretlenir.

Diyarbakır'a gidecek misiniz?

Bu referandumda programın yok. En son 2001'de gittim. Hassasiyetlere önem veriyoruz. Bizim en ufak bir hatamız tüm Türkiye'ye mal olabilir. O yüzden ne zaman nereye gideciğimizi hesaplamak lazım.

Erdoğan ile görüşme... Güvenlik zirvesi olacak mı?

Liderlerin bir araya gelip uzlaşma yolunu bulmak lazım. Ama bugünkü iktidarda bu şans yok. Ben sayın Başbakan ile görüşmeyi düşünmüyorum. Terör zirvesi olmayacak Sayın Başbakan ile...

Okul masraflarını çıkarmak için İstanbul Ataşehir’de çalıştığı lise inşaatında tahta kalıp söken Ömer Çetin üçüncü kattan düşerek can verdi.
Güncelleme:25 Ağustos 2010 09:35

Ailesi Ağrı’da yaşayan Çetin, Muğla Üniversitesi Çağdaş Türk Edebiyatı Bölümü 2. sınıf öğrencisiydi ve 30 lira yevmiye karşılığında inşaatta çalışıyordu Ömer Çetin (23) Ağrı’nın Tutak İlçesi’ne bağlı Daldalık Köyü’nde üniversiteyi kazanan 3-4 kişiden biriydi. Tüm maddi sıkıntılara rağmen okuyacaktı.

Çalışma azmiyle Muğla Üniversitesi’nde Çağdaş Türk Edebiyatı Bölümü’nü kazanan ve okulun 2 yılını tamamlayan Çetin, yaz tatillerinde ziyaret ettiği köyünde yine maddi imkânsızlıklar nedeniyle fazla kalamadı. Harçlığını kazanmak, ailesine katkıda bulunmak için şehir dışına gitti.

İstanbul Ataşehir’deki Rotary Lisesi’nin inşaatında vasıfsız işçi olarak çalışmaya başlayan Ömer Çetin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü kontrolünde yürütülen inşaatta bir ayını doldurdu. Dün sabah ise elindeki keserle 4’üncü kattaki kalıpları sökerken dengesini kaybetti. Yaklaşık 15 metreden beton zemine düşüp, yaşamını yitirdi.

3 YIL ÖNCE EVLERİ GÖÇTÜ

Tutak İlçesi’ne 7 kilometre uzaklıktaki Daldalık Köyü’nde yaşayan Çetin Ailesi’nin iki kızı evlenip evden ayrılmış, geriye Ömer ile iki kız kardeşi kalmıştı. 3 yıl önce, taş ve kerpiçten evleri şiddetli yağmurlar nedeniyle göçünce bir yakınlarının evine sığınmışlardı. İnşaatlarda çalışan baba Fahrettin’in kazandığı paradan başka gelirleri de yoktu. Tüm olumsuzluklara rağmen ilkokulu köyde okuduktan sonra her gün 7 kilometre yol giderek ortaokulu ve liseyi bitirmişti Ömer. 2 yıl önce de üniversiteyi kazanmıştı. Üniversiteyi bitirip iş bulacak, ailesine bakacaktı. Bu yıl da böylece bitti ve yaz tatili başladı. Ömer önce köyüne gitti, ailesiyle hasret giderdi. Ancak bir süre sonra babasına yük olmamak için iş aramaya başladı. Fakat iş bulamayınca İstanbul’da çalışan arkadaşlarına telefon edip, “Okul harçlığımı çıkartmam lazım. Acil iş arıyorum” dedi.

İNŞAATTA YATIYORDU

Arkadaşlarının cesaretlendirmesiyle İstanbul’a gelen Ömer, inşaatta çalışmaya başladı. Vasıfsız işçi olduğu için günde 30 TL yevmiye alıyordu. Ömer’in ölümünden sonra arkadaşları, “İstanbul’da akrabaları vardı. Ama yol parası vermesin, para biriktirebilsin diye inşaatta kalıyordu. Sabah beraber kahvaltı yapmıştık. Çok üzgünüz” diyebildi.

Ömer Çetin’in ölüm haberini alınca annesi Herdem ve iki kız kardeşi sinir krizi geçirdi. Baba Fahrettin Çetin ise “Oğlum gözümün bebeğiydi. Dün gece içimde bir sıkıntı vardı. Allah böyle bir acıyı düşmanıma bile yaşatmasın. Öpüp, koklayarak gönderdiğim oğlumun cansız bedenini köyüme getireceğim” dedi.

ÜNİVERSİTEDEN TAZİYE

Muğla Üniversitesi Rektörlüğü de öğrencileri Ömer için taziye mesajı yayınladı. Rektör Vekili Prof. Dr. İbrahim Yokaş imzalı taziyede, “Öğrencimiz arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle ve çevresiyle çok uyumluydu. Öğrencilerimizin çoğu yaz sezonunda okul harçlıklarını biriktirmek için çalışıyor. Birçok öğrencimiz turizm sektöründe çalışıyor. Keşke Ömer de daha farklı bir işte çalışsaydı. İnşaatta çalışmak zorunda kalmış. Bir üniversite öğrencisi amele gibi inşaatta çalışmamalı. Ama bu ülkenin gerçekleri var. Çok üzüldük” ifadeleri yer aldı. Ömer’in cenazesi, bugün köyünde toprağa verilecek.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde, alkol alıp barın balkonundan piste atlayan İngiliz turist, Hollandalı kadın turistin yaralanmasına neden oldu.
Güncelleme:24 Ağustos 2010 09:39 Camyuva Tk haber güncellemesi
Olay Bodrum’un Gümbet Mahallesi’ndeki bir barda meydana geldi. Barda bir süre alkol alan ve barın içindeki balkon bölümüne çıkan İngiliz turist M.D, buradan turistlerin dans ettiği piste atladı.

O sırada pistte dans eden turistlerin üzerine düşen M.D, Hollanda vatandaşı Akkelien Vander Web’in (20) yaralanmasına neden oldu.

Vander Web, olay yerine gelen ambulansla önce Gümbet’teki bir polikliniğe, ardından ilçedeki bir özel hastaneye sevk edildi.

Hollandalı turistin burada yapılan muayenesinde sağ bacağında kırıklar, belinde ve göğüs bölümünde zedelenme oluştuğu, tedavisinin sürdüğü bildirildi.

2 İNGİLİZ TURİST GÖZALTINA ALINDI
Olayla ilgili çalışma başlatan polis, M.D ve arkadaşı İngiliz uyruklu A.M.’yi gözaltına aldı. Zanlılar Bodrum Devlet Hastanesinde yapılan sağlık kontrolünün ardından Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Zanlıların yapılan sağlık kontrolünde alkollü olduklarının tespit edildiği, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldıkları öğrenildi.

Kemer’de, Jandarma tarafından Kemer ilçe merkezi, Çamyuva, Tekirova ve Göynük beldelerinde 9 ayrı adrese eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda turistlere esrar ve eroin satışı yaptıkları tespit edilen, aralarında örgüt lideri Bülent Y.’nin de bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. 9 kişiden 7’si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi


Kemer İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, üç aydır sürdürdükleri teknik takip sonucu, Kemer ilçe merkezi ve Kemer’e bağlı Çamyuva, Tekirova ve Göynük beldelerinde 9 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.
Çok sayıda Jandarma ekibinin katıldığı operasyonlarda, 1,5 kg esrar maddesinin yanı sıra 310 gr. eroin maddesi ele geçirildi.
Örgüt lideri 36 yaşındaki Bülent Y. ile birlikte, T.E, E.E., E.T., F.H., S.T., N.A., A.Y. ve C.Y. isimli zanlılar yakalanarak gözaltına alındı.
Alınan bilgiye göre, yakalanan organize suç örgütü, bazı animasyon ekipleri ve ilçe genelinde yer alan gece kulüpleri aracılığı ile turistlere uyuşturucu madde satışı gerçekleştiriyordu.
Örgüt üyelerinin dışında, örgüte aracılık ettikleri düşünülen aralarında bazı otellerin animasyon ekiplerinin de bulunduğu 80’e yakın zanlının ifadesine başvurulduğu da öğrenildi.
Gözaltına alınan 9 kişi, Jandarma ekipleri tarafından yapılan sorgulamalarının ardından, dün öğleden sonra Kemer Adliyesi’ne sevk edildi.
Kemer Adliyesi’nde Savcılık’ta ifadelerinin alınmasının ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen zanlılardan 7’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İran, Buşehr’de ilk nükleer reaktörünü faaliyete soktuktan saatler sonra, askeri teknolojisinin en yeni ürünlerini tanıtarak başta İsrail olmak üzere Batı’ya gözdağı verdi.
Güncelleme:23 Ağustos 2010 05:10

Dünyada en büyük ilgiyi, Hz. Ali’nin lakabı olan “Kerrar” adı verilen ve İsrail’e kadar uçup bomba bırakabilecek kapasitede olduğu öne sürülen insansız uçak çekti.

RUSYA tarafından Buşehr’de kurulan ilk nükleer reaktörünü önceki gün faaliyete geçiren İran, silahlarıyla da gözdağı verdi. İşte Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Tahran’daki “Savunma Sanayi Günü” törenlerinde tanıttığı İran’ın yerli teknoloji ürünleri:

İran’ın Heron’u Kerrar: Tahran’ın “İsrail’in Heron’una cevabı” olarak tanıtılan 4 metrelik “Kerrar” (Vurucu) adlı ilk uzun menzilli insansız savaş uçağı, ismini Hz. Ali’nin lakabından alıyor. Savunma Bakanı Ahmed Vahidi’nin açıklamasına göre 1000 km menzilli Kerrar, yüksek irtifada uçup hedefi bombalayabiliyor. Buşehr ile İsrail arasındaki mesafe de 1000 km kadar.

Kanatsız füze Kıyam: İran’ın denemelerine başladığı bir diğer silah, “Kıyam” (Yükseliş) adlı karadan karaya füze. Vahidi, füzenin kanatsız olarak tasarlandığını, bu yüzden havada imha edilmesinin zor olduğunu vurguladı. İlk denemenin videosunda, füzenin üstünde “kayıp imam” Mehdi’nin isminin yazdığı görülüyor ve tekbir sesleri duyuluyor.

Casus uydu Tuluğ: İran önümüzdeki birkaç günde de bir dizi silahı test edecek. Bunlardan ‘Fatih 110’un üçüncü nesli olan füze 150-200 kilometre menzilli. Ayrıca “Seraj” (Lamba) ve “Zülfikar” adlı füze taşıyan iki hücumbot da ilk kez tanıtılacak. İran, bu ay ilk casus uydusu ‘Tuluğ’u da yörüngeye göndermeyi planlıyor. Batı’yı asıl endişelendiren ise bu uyduyu taşıyacak olan “Simurg” adlı uzun menzilli yeni İran füzesi. İsrail’in füze kalkanı programının eski başkanı Uzi Rubin, “Bu deneme başarılı olursa İran hem casus uyduya sahip olacak, hem de kıtalararası balistik füze atabileceğini kanıtlayacak” dedi.

NYT, Blackwater’in bir olayda silahları İran’a köpek maması konteynerleri içinde soktuğunu yazdı.
Güncelleme:21 Ağustos 2010 21:41 camyuva
NEW YORK (ANKA) – The New York Times gazetesi, Irak’ta elde ettiği başarıların yanısıra “şiddet uygulamak, rüşvet, ihracat kurallarını ihlal etmek” gibi suçlamalarla da karşı karşıya kalan Blackwater özel güvenlik şirketinin 42 milyon dolar cezaya çarptırıldığını yazdı. Gazete bu şirket tarafından Irak’a bir bölümü “köpek maması” konteynerleriyle gizlenenerek silah taşındığını belirtirken, Irak’a götürülen silahlardan bazılarının PKK’nın eline geçip geçmediği konusunun araştırıldığını bildirdi.

The New York Times’ta yer alan habere göre geçmişte Blackwater Worldwide adıyla tanınan ve uzun bir süredir uygunsuz eylemlerde bulunduğuna ilişkin suçlamalarla karşılaşan özel güvenlik şirketi ABD dışişleri bakanlığıyla, ABD ihracat denetim rejimini yüzlerce kez ihlal ettiği gerekçesiyle 42 milyon dolar ceza ödeme konusunda uzlaştı. İhlaller arasında Afganistan’a illegal silah ihracatı, Sudan’ın güneyindeki birliklerin eğitimi için yetkisiz olarak planlar hazırlamak ve Tayvan polisi için “sniper” eğitimi vermek gibi eylemler bulunuyor. NYT’ye göre henüz kamuoyuna açıklanmaya ceza uzlaşmasına, şimdiki adı Xe Services olan firmayla dışişleri bakanlığı arasında uzun süren görüşmeler sonucunda ulaşıldı.

ABD dışişleri bakanlığı ihracat denetim sistemi, belirli askeri teknolojilerin ya da askeri teknolojilerle ilgili bilgilerin diğer ülkelere ihracı için hükümet onayı aranmasını gerektiriyor. Ancak Blackwater, ABD’nin bu alandaki düzenlemelerine bağlı olmayan kimi yabancı örgüt ve hükümetlerle eğitim sözleşmeleri imzalama arayışına girdi.

KÖPEK MAMASI KONTEYNERİNDE SİLAH!

NYT haberinde, “Hükümete göre firma aynı zamanda, Irak ve Afganistan’daki personelinin yararlanması için otomatik silah ve diğer askeri ekipmanı, ihracat denetim rejimini ihlal ederek gönderdi ve kimi durumlarda bu eylemlerini gizleme arayışına girdi. Bir olayda, Blackwater silahları Irak’a köpek maması konteynerlerinin içinde gizlenmiş bir şekilde gönderdi. Firmanın Irak’a silah nakliyatıyla ilgili federal bir araştırma, daha geniş çaplı bir federal soruşturmayı gerekli kıldığına inanılan iki eski Blackwater çalışanının suçlanmasına yolaçmıştı” denildi. Habere şöyle devam edildi:

“Dedektiflerin, Irak’a gönderilen silahlardan bazılarının karaborsada satılıp satılmadığını ve sonunda Türkiye’nin bir terörist örgüt saydığı Kürt isyancı grup Kürdistan İşçi Partisi ya da P.K.K.’nın eline düşüp düşmediğini araştırdığı bildiriliyor. Türk yetkililerin ABD’ye örgütten Amerikan silahları ele geçirildiğine ilişkin şikâyette bulunduğu belirtiliyor.

2008 yılında, Blackwater’ın etkinliklerine ilişkin federal bir soruşturma başladıktan sonra, şirket ihracat yasalarıyla ilgili ‘pekçok hatalı işlem’ yaptığını kabul etmiş, firmanın kurallara uyup uymadığını denetlemek için harici bir uzmanlar kurulu oluşturulmuştu.”

 

Kahramanmaraş’ta öz kızına fuhuş yaptırdığı iddiası ile gözaltına alınan 56 yaşındaki Z.Y. tutuklandı.
Güncelleme:20 Ağustos 2010 19:45
Ahlak polisi ekipleri, Ertuğrul Gazi Mahallesi Senem Ayşe Caddesi üzerindeki bir evde fuhuş yapıldığı ihbarı üzerine harekete geçti.

Eve gece baskın yapan ekipler, Z.Y.’yi, eşinden ayrı yaşayan kızı 21 yaşındaki Z.Ç.’yi erkeklere pazarlamaya çalışırken yakaladı. Annesinden şikayetçi olmayan Z.Ç., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Suçlamaları kabul etmeyen Z.Y. ise sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.

DHA

Fenerbahçe ile Paok arasında Selanik'te oynanan karşılaşma kadar stat dışında yaşanan olaylar da çok konuşulacak..
Güncelleme:20 Ağustos 2010 14:35

1990'lı yıllarda 'Kardak' kriziyle depreşen Türk Yunan düşmanlığı 1999 Marmara depremiyle yerini dostluğa bırakıyordu..Zeytin dalı karşılıklı uzanmış, özellikle de İsmail Cem'in girişimleriyle komşuluk ilişkileri pekiştirilmişti. Ancak özellikle dünkü PAOK-Fenerbahçe maçı öncesi sonrası yaşanan olaylar 'komşuluk' ilişkisinin 'göstermelik' olduğunu kanıtlar nitelikteydi...

İşte geceden görmedikleriniz duymadıklarınız;

Gerek vize sıkıntısı gerekse Ramazan ayında olunması nedeniyle Fenerbahçe yandaşı pek ilgi göstermemişti UEFA Avrupa Ligi play-off lk maçına. Gerek İstanbul gerekse Avrupa'nın çeşitli kentlerinden 'sadece' 150 Sarı Lacivertli yandaş Toumba Stadı'na gelebilmişti.. Yunanistan'ın en ateşli, Avrupa'nın da sayılı taraftar gruplarından olan PAOK'lular, Fenerbahçe taraftarını karşısında görünce komşuluk ilişkilerini askıya almıştı...

Sarı Lacivertliler stadyuma yaklaşırken otobanda motosikletli Yunan taraftarlarınca taciz ediliyor polis de bu enstantenelere seyirci kalıyordu..Hatta otoban üzerinde yine Türklere hakaret dolu pankartlar görmezden geliniyordu..

Toumba Stadı'na varıldığında ise İstanbul'dan özel olarak getirtilen Atatürk pankartı PAOK kulübü tarafından görevlendirilen 'özel güvenlik' tarafından 'No

Kemal no Atatürk' denilerek içeri alınmıyor..Akabinde de pankart bu özel görevliler tarafından ne yazık ki çiğneniyordu...

Hatta bu özel güvenlikler Türk bayraklarını da Fenerbahçe taraftarının elinden alıp Yunanlı seyircilere vermeye çalışıyordu..Amaç belliydi tahrik..

150 kişiyle psikolojik bir savaş veren Fenerbahçe taraftarına 90 dakika boyunca yabancı madde yağıyordu Türk dostu PAOKlulardan..Hatta öyle ki ekranlara yansımayan bir başka karede ise çok sayıda PAOK'lunun tribünden atlayarak Fenerbaçe taraftarına saldırmaya çalışması yer alıyordu...

PAOK'lu taraftarların üzerinde çok sayıda Beşiktaş forması atkısı bulunması da gözlerden kaçmayan bir başka noktaydı...

Türk dostu PAOK'luların tacizi 1-0 sona eren maçtan saatler sonra da devam ediyordu.. Yoğun güvenlik önlemi altında Tükiye'ye doğru yola çıkan Sarı Lacivertli taraftarı taşıyan otobüs Yunanistan'ın en güzel tatil kentlerinden Kavala'da sabaha karşı taşlandı...Otobüsün camları kırılırken, komuşada gerginlik bir kat daha arttıyordu.. Yol üzerinde ve özellikle Türk kenti olarak bilinen Gümilcine'de PAOK taraftarının olduğu yönünde haberler ise emniyetin varlığı ile geceyi karanlığa teslim ediyordu..

Gözler 26 Ağustos'ta yapılacak rövanş karşılaşmasına çevrildi...


 

Çin'in güneybatısı, şiddetli yağışların neden olduğu seller ve heyelanlarla boğuşuyor. Bir köprünün yolcu treni geçişi sırasında yıkılması panik yarattı, ancak olayda hayatını kaybeden olmadı. Çin yaz başından beri muson yağmurlarının yol açtığı sellerde ölenlerin sayısı 2 bini aşmış durumda. Selin ortasında mahsur kalanları kurtarmak içinse zamana karşı yarış veriliyor. Siçuan eyaletinde çok sayıda yerleşim birimi ve tarım alanını su bastı. Azgın suyun ortasında kalanların imdadına koşan kurtarma ekipleri de zaman zaman zor anlar yaşadı. Özellikle buldozerin üzerinde mahsur kalan bir kişiyi kurtarmak için uzun süre uğraş verildi. Yine Siçuan eyaletinde yolcu trenin geçisi sırasında bir köprünün yıkılmasıyla korku dolu saatler yaşandı. Yolcuların tahliye edilmesinden sadece iki dakika sonra vagonlar nehre yuvarlandı. Olayda şans eseri can kaybı yaşanmadı. Bölgede mahsur kalanların bir bölümü botlarla tahliye edilirken, bir bölümü de kendi olanaklarıyla kurtulmaya çalıştı. Yaz başından beri Çin'i etkisi altına alan selde ölenlerin sayısı 2 bin'i aşarken, zararın milyarlarca dolar olduğu tahmin ediliyor.

Suudi Arabistan'da bir Şeriat mahkemesi, bir adamın doktorlar tarafından felç edilerek cezalandırılmasına hükmetti!
Güncelleme:20 Ağustos 2010 13:10
22 yaşındaki Abdülaziz El Mutairi, iki yıl önce cezaya çarptırılan adamın saldırısına uğramıştı. Bu kavga sonucunda felç kaldı ve daha sonra da bir bacağını kaybetti.
 
Kardeşi Halid, Associated Press ajansına yaptığı açıklamada kardeşi Abdülaziz'in ülkenin kuzeybatısındaki Tabuk'taki Şeriat mahkemesi hakiminden adı açıklanmayan saldırgana da aynı cezanın verilmesini talep ettiğini anlattı.
 
Bunun üzerine Suudi hakim, birkaç hastaneden suçlunun belkemiğine zarar vererek felç bırakılmasını istedi. Hastanelerden biri bunun mümkün olduğu yanıtını verdi. Ama ameliyatın daha donanımlı başka bir tesiste yapılması gerektiğini söyledi. Suudi gazeteleri başkent Riyad'daki bir hastanenin ise bu isteği etik gerekçelerle reddettiğini yazdı.
 
Haberde iki hastanenin idari yetkilileri ve Tabuk'taki Şeriat mahkemesi perşembeden itibaren haftasonu tatilinde olduğu için yorum alınamadığı kaydedilirken, Tabuk'taki Kral Halid hastanesine ait tıbbi raporun bir kopyasının ele geçirildiği belirtildi.
 
Suudi gazetesi Okaz, Şeriat mahkemesi hakiminin adını Süleyman El Yusuf olarak açıkladı.
 
Abdülaziz'in kardeşi Halid, hakimin en az iki hastaneden cerrahların saldırganın belkemiğine onu felç edecek şekilde zarar verip veremeyecekleri konusunda bilgi istediğini söyledi.
 
Halid, saldırganın 14 ay hapis cezasına çarptırıldığını, fakat afla yedi ay sonra çıktığını ve daha sonra öğretmen olduğunu anlattı. Halid, "İslami kurallara göre yasal hakkımızı istiyoruz. Allah'ın kelamından daha iyi bir kelam yok, göze göz..." diyor.

Irak’ta ‘Yeni Şafak’: 7.5 yıllık işgalin ardından dün son ABD muharip askerlerinin çekildiği Irak’ta güvenlik taşeronlara devrediliyor. 1 Eylül itibariyle Irak’ta Özgürlük Operasyonu son bulacak yerine “Yeni Şafak” Operasyonu başlayacak.


Kuzey Irak’ta iki karakol: Irak’ta kalan 50 bin ABD’li asker, 2011 Ekim’e kadar Irak’a destek verecek. Sonrasında 7 bin özel güvenlik görevlisi, Amerikan çıkarlarını koruyacak. Kuzey Irak’ta ise peşmerge-Arap çatışmasına karşı iki karakol kurulacak.

ABD Başkanı Barack Obama’nın bu ay sonuna kadar muharip operasyonlara son verme politikası kapsamında 40 bin kişiden oluşan son muharip birlik dün Irak’tan Kuveyt sınırları içine sevinç çığlıklarıyla girerken ülkede yeni ve belirsiz bir dönem başlıyor.
Ülkede Irak ordusunu eğitmek için kalan ve 2011 ekim ayı sonunda çekilecek 56 bin asker artık sadece kendilerini korumak için ya da Irak devletinin talebiyle askeri faaliyette bulunacak. “Peki onlar da çekildiğinde ne olacak” sorusuna New York Times Gazetesi’ne hükümetin konuyla ilgili planını anlatan yetkililer cevap verdi. Plana göre, son Amerikan askeri de Irak’tan çıktığında Dışişleri Bakanlığı Irak polisinin eğitimini üstlenecek. Bu görev de büyük oranda taşeronlarca gerçekleştirilecek.
En gergin bölge Kuzey Irak
Kuzey Irak’ta etnik ve mezhepsel gerilim nedeniyle Kürt Peşmergelerle Irak ordusu arasında olası bir çatışmayı önlemek için ise iki yeni 100 milyon dolarlık karakol kurulması öngörülüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, El Kaide ve İran destekli çok sayıda militandan ülkedeki sivilleri korumak için özel güvenlik görevlilerinin sayısını ikiye katlayarak 7 bine çıkarmayı planlıyor. Taşeronlar ordu gibi hareket edecek. Dışişleri Bakanlığı ayrıca daha önce sivil ölümlerine adı karışan Blackwater gibi özel güvenlik şirketlerine karşı hassasiyeti göze alarak güvenlik taşeronlarının hiçbir bağışıklığı olmadığını, dışişleri yetkililerince gözleneceklerini ve Irak hükümetince kayıt altına alınacaklarını vurguluyor. 

18’inde geldi 25’inde döndü

Er Luke Dill, 2003’te Irak’a giren ilk askerlerden biriydi. 18 yaşındaydı. Bindikleri Humvee araçların altını çelik yelekle kaplamışlardı. Bombalara dayanıklı Stryker zırhlı araçla Irak’ı terk eden Çavuş Dill (25), Irak’ta görev aldığı için onur duyduğunu söylüyor.

Basına karartma uygulandı

Bağdat’ın yakınlarındaki Özgürlük ve Taji Kampı’ndaki 4’üncü Stryker Tugayı ve 2’nci Piyade Bölüğü, 360 aracı ve 1200 askeriyle 600 km’lik yolu iki günde kaydetti. Askerlere, tıpkı ülkeye girerken olduğu gibi yine iliştirilmiş basın mensupları eşlik etti. Konvoya yönelik saldırı riskini asgaride tutmak için basın askerler Kuveyt sınırına yaklaşıncaya kadar yayınlarını geciktirdi.

ABD’nin özel ordusu

Kale gibi 5 binada üstlenecek bu özel birlikler radarla düşmanın roket saldırılarını bildirecek, yol kenarına yerleştirilmiş bombaları arayacak, insansız keşif uçakları uçuracak hatta zor durumdaki sivillere yardım etmek için acil tepki güçleri oluşturacak

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, acil hastalardan kamu ve özel hastanelerin hiçbir şekilde para talep edemeyeceğini belirtti.
Güncelleme:19Ağustos 2010 23:18
Akdağ, "Vatandaşımız haklarının farkında olsun, asla boyunlarını bükmesinler. Böyle durumlarda 184 numaralı telefonu arayarak mağduriyetlerini bize bildirsinler. Vatandaştan para talep edilmesi durumu hastanenin ruhsatının iptal edilmesine ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu hastanelerle sözleşmelerini iptaline gidebileceği bir süreçtir." dedi.
 
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, öğle saatlerinde Erzurum'a geldi. Vali Sebahattin Öztürk ve vali yardımcıları tarafından karşılanan Bakan Akdağ, valilik makamında basın açıklamasında bulundu. Acil hastalara nasıl davranılacağıyla ilgili genelgeye bir takım ilaveler yapılarak yeni bir genelge yayınlandığını kaydeden Bakan Akdağ, sosyal güvencesi olsun olmasın acil hastalardan hiçbir sağlık kuruluşunun para talep edemeyeceğini söyledi. Özel veya kamu hastanelerinin bu kurala uymak zorunda olduğunu ifade eden Bakan Akdağ, mağdur olan vatandaşın 184 numaralı telefonda şikâyetlerini bildirmelerini söyledi. Vatandaşın haklarının farkında olmasını isteyen Bakan Akdağ, "Artık Türkiye'de hiçbir vatandaş acil bir hastalığı için hastaneye gittiğinde hastaneden geri çevrilemez. Kendisinden herhangi bir ücret istenemez. Tedavileri yapılıncaya kadar kendisinden 'evrak getir sonra işini yapalım' denilemez. Acil bir hasta özel hastaneye dahi götürülse vatandaştan herhangi bir para talep edilemez. Sosyal güvencesi olan vatandaşın ödemesini Sosyal Güvenlik Kurumu yapar. Acil hastaları, yoğun bakım hastaları için ilave bir parayı hiçbirhastanevatandaştan alamaz. Sosyal güvenliği yoksa vatandaşın verilen hizmetin karşılığıyla ilgili hususları ya sosyal yardımlaşmaya ya da belediyelere yazılmaktadır. Bunu ilgili kurumlar yapacak." Şeklinde konuştu.
 
Acil hastalar için herhangi bir para istemeninTürkiyeCumhuriyeti'nde mümkün olmadığının altını çizen Bakan Recep Akdağ sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu kim yapıyorsa suç işlemektedir. Anayasayı, kanunları, yönetmelikleri göz ardı etmektedir. Türkiye, acil hasta vatandaşına sahip çıkma anlamında tüm dünyaya örnek olabilecek sosyal devlet anlayışını otaya koymuştur. Mağdur olan bu durumdaki vatandaşlara parasını geri ödettiriyoruz. Bunu tekrarlayan hastaneyi uyarıyoruz. Kurala uymayan ve tekrarlayan özel hastanelerin ruhsat iptali ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bu hastanelerle sözleşmelerini iptale gidebileceği bir süreçtir."
 
CİHAN

ABD'de yapılan bir kamuoyu araştırmasında, vatandaşların beşte birinin Başkan Barack Obama'nın Müslüman olduğunu sandığının belirlenmesinin ardından, Beyaz Saray'dan...
Güncelleme:19 Ağustos 2010 22:48
WASHINGTON (A.A) -  ABD'de yapılan bir kamuoyu araştırmasında, vatandaşların beşte birinin Başkan Barack Obama'nın Müslüman olduğunu sandığının belirlenmesinin ardından, Beyaz Saray'dan ''Başkan Hıristiyandır'' açıklaması yapıldı.

Beyaz Saray sözcüsü Bill Burton, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Başkan Obama'nın her gün dua eden bir Hıristiyan olduğunu'' kaydetti.Burton, birçok Amerikalının ekonomi, Irak ve Afganistan'daki savaşlarla ilgilendiğini, ''Başkan'ın hangi dinden olduğu yönündeki birçok haberi okumadığını'' belirtti. Sözcü, ''Başkan açıkça Hıristiyandır. Her gün dua eder'' dedi.

Pew Araştırma Merkezinin yaptığı anket sonucunda, düzenli olarak kiliseye gitmesine ve defalarca Hristiyan olduğunu söylemesine karşın, Obama'nın gerçekte Müslüman olduğuna inananların sayısının arttığı belirlenmişti.

ANTALYA'da 12 yaşındaki kız çocuğu M.E., geceyi sevgilisinin evinde geçirdiği için kendisiyle tartışan annesi 35 yaşındaki E.E.'yi bıçakla yaraladı.
Güncelleme:19 Ağustos 2010 22:11
Olay bugün saat 15.00 sıralarında Zerdalilik Mahallesi, 1407 Sokak'taki Çağdaş Apartmanı'nda meydana geldi. Annesi E.E. ile birlikte yaşayan M.E., iddiaya göre dün gece erkek arkadaşının evinde kaldı. Öğle saatlerinde eve dönen M.E. ile annesi tartışmaya başladı. Tartışma sonunda M.E. annesini bacağından bıçakla yaraladı. Komşuları tarafından çağrılan taksiyle Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürülen E.E. tedaviye alınırken, polisi arayan kızı, "Annemi bıçakladım. Gelip beni alın" dedi. M.E. kız gözlem altına alınırken, yarası ağır olmayan E.E., tedavisinin ardından taburcu edildi.

M.E. kendisini görüntüleyen gazetecilere, "Beni sinir etti, annemi bıçakladım. Dün gece sevgilimle birlikte kaldım. Aslında annem eve gelmeyeceğimi biliyordu, ama benimle bu yüzden kavga etmeye başladı. Ben de bıçakladım" dedi.

Yenikapı Polis Merkezi'ne götürülen ve eşinden daha önce boşandığı belirtilen E.E., "Kızımla tartıştık, beni bıçakladı. Ama insan evladından nasıl şikayetçi olur? Ben şikayetçi olmak istemiyorum" dedi.
M.E., sağlık kontrolünün ardından Çocuk Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi.

 

AK Parti'den yapılan açıklamada PKK ile müzakere idiasının gerçeği yansıtmadığı belirtildi.
Güncelleme:19 Ağustos 2010 16:07

AK Parti'den yapılan açıklamada PKK ile müzakere idiasının gerçeği yansıtmadığı ve illegal bir örgütle masaya oturulmasının mümkün olmadığı kaydedildi.

PKK ile müzakere iddiasının referandum sürecini etkilemeye dönük bir spekülasyon olduğu ifade edildi.
Partinin internet sitesinden yapılan açıklama şöyle:

Son günlerde bazı basın yayın organlarında, PKK kaynaklarına dayalı olarak, Abdullah Öcalan'la, PKK ile uzlaşıldığı, anlaşıldığı yönünde haber ve yorumlar yer almaktadır.

Tüm halkımız şunu çok iyi bilmelidir ki, AK PARTi'nin ve AK PARTi hükümetinin illegal bir örgütle masaya oturması, müzakere yapması söz konusu değildir ve olamaz. Bu konu ile ilgili tüm söylenenler ve yazılıp çizilenler, halkoylaması sürecini olumsuz etkilemeye ve vatandaşlarımızın kafasını karıştırmaya yönelik spekülasyonlardan ibarettir.

Halkımızın, bazı muhalefet partilerinin ve onların uzantısı olan medya organlarının AK PARTi'ye yönelik bu hasmane tutumunu açıklamalarımız çerçevesinde değerlendireceğinden şüphemiz yoktur.

PKK'lı hackerlara 40 yıl hapis talebi
Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla Mart ayında 13 ilde yapılan operasyonda yakalanan ve terör örgütü adına hackerlik yaptıkları ileri sürülen 12'si tutuklu 20 kişi hakkında, 40 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı.
Hazırlanan 324 sayfalık iddianamede, sanıkların, devlet bürokratları, askeri yetkililer, polis ve parti yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 bin 800 kişiye ait mail veFacebooksayfalarını çökerttiği kaydedildi. Kamuya ait sitelerin de sanıklar tarafından çökertildiği belirtilen iddianamede, kendilerine 'Sanal Gerilla' adını veren grubun, faaliyetleriniterörörgütünün güdümünde yürüttükleri ileri sürüldü.

Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, hackerlerin, güvenlik birimleri, e-devlet, POLNET gibi kurumların kendi aralarında iletişimini sağlayan, bilgi ve verilerin yüklendiği ağlara saldırı düzenledikleri ifade edildi.

İddianamede, hackerların insansız hava araçlarını düşürmek için hazırlık yaptıklarının altı çizildi. Atina'da yaşayan ve rumuz kullanan bir kişinin, Heron'ların düşürülmesine yönelik çalışma yapılması konusunda sanıklarla yaptığı görüşmeler de iddianamede yer aldı. Sanıklardan birinin, Batman'da yayın yapan bir yerel televizyonun uydu frekanslarından Heron'ların frekanslarına girmeye çalıştığı da iddia edildi.

Sanıklar hakkında, terör örgütü adına suç işlemek, örgüt propagandası yapmak ve bilişim sistemindeki verileri bozmak suçlarından 40 yıla kadar hapis isteniyor.

CİHAN

Çin'de 40 yaşında bir adamın burnunda küçücük bir sivilce çıktı. Maddi imkansızlıklardan hastaneye gidemeyince, sivilce bir ura dönüşerek bütün yüzünü kapladı.
Güncelleme:19 Ağustos 2010 17:34

Çin'in Jilin eyaletinde 40 yaşındaki Fei Jiajun adlı adamın burnunda geçtiğimiz yıl eylül ayında küçük bir sivilce çıktı. Sivilce gün geçtikçe büyümeye başladı. Fei maddi imkansızlıklar nedeniyle hastaneye gidemedi. Sivilce kısa bir süre içinde dev bir ura dönüşerek bütün yüzünü kapattı. Burnunda yumruk büyüklüğünde bir ur oluşan Fei'nin hastane masraflarını bir sağlık kurumu üstlendi. Şimdi Fei eski sağlıklı günlerine dönmeyi bekliyor.

19 madencinin can verdiği ocağın sahibi Nurullah Ercan, ailelere Ramazan paketi ve para dağıttı. Karşılığında da 'Davadan çekilin' baskısı yaptı
Güncelleme:19 Ağustos 2010 17:50
Bursa'da 19 işçiye mezar olan maden faciasında yeni bir skandal patlak verdi. Patronların yardım karşılığında da 'Davadan çekilin' baskısı yaptığı iddia edildi.
Bükköy Madencilik'te geçtiğimiz Aralık ayında yaşanan grizu faciasında 19 işçi hayatını kaybetti. İşçi yakınları maden sahibi Nurullah Ercan hakkında 5.5 milyon TL tazminat ve ceza davası açtı. Ercan ile birlikte 7 kişinin tutuksuz, 3 kişinin ise tutuklu yargılandığı dava dün görüldü. Sanıkların 20 yıla kadar hapsi istenen dava ertelenirken, şok gelişmeler yaşandı. 2 işçi yakını Ercan'ın vereceği 95 bin TL karşılığında davadan çekildi. Skandal bununla da sınırlı kalmadı. Madende oğlunu kaybeden Güldanur Kurt, "Yardım paketiyle evimize gelip şikayetimizden vazgeçmemizi istiyorlar" iddiasında bulundu. Baskılardan bıktığını söyleyen Kurt, "Ercan'ın parasını değil tutuklanmasını istiyoruz" dedi.

Otomotiv sanayi firmaları 2010 Ocak-Temmuz döneminde 645 bin 22 adet araç üretimi gerçekleştirdi. 7 aylık toplam araç üretimi bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 32 arttı. İhracat da aynı dönemde yüzde 34 artış kaydetti.
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) verilerine göre, temmuz ayında toplam 83 bin 795 adet araç üretildi. 2010'un ilk yedi ayında 645 bin 22 adet araç üretimi gerçekleştiren otomotiv sanayi firmaları, aynı dönemde 359 bin 998 otomobil, 244 bin 950 kamyonet, 8 bin 208 minibüs, 8 bin 453 büyük kamyon, 2 bin 912 otobüs ve bin 342 midibüs üretimi yaptı. Traktör imalatı da 17 bin 471 adet oldu.

TEMMUZ AYI ÜRETİMİ YÜZDE 5 DÜŞTÜ

Geçen yıl ocak-temmuz aylarında ekonomik kriz nedeniyle 488 bin 525 araç üreten otomotiv firmaları, bu yıl aynı dönemde üretimi yüzde 32 artırdı. Temmuz ayı üretimi ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 azaldı.

Otomotiv sanayi firmalarının geçen ayki toplam kapasite kullanımı yüzde 64 oldu. Yedi aylık toplam kapasite kullanımı ise yüzde 71'i gördü. Bu yıl ocak-temmuz döneminde kapasite kullanımı hafif araçlarda yüzde 73, otobüste yüzde 59, traktörde yüzde 66, midibüste yüzde 18 ve kamyonda yüzde 34 olarak gerçekleşti. Otomobilde; 7 aylık süreçte 192 bin 696 araç üreten Oyak Renault yüzde 54'lük payıyla üretimde ilk sırayı aldı. İkinci sırada 68 bin 594 araç üreten Tofaş, üçüncü sırada ise 46 bin 4 araç üreten Toyota Türkiye yer aldı.

ÜRETİM VE İHRACAT LİDERİ OYAK RENAULT

Bu yıl Ocak-Temmuz döneminde 645 bin 22 adet araç üretimi gerçekleştiren otomotiv sanayi firmaları, aynı dönemde 466 bin 532 adet araç ihracatı yaptı. Geçen yıl aynı dönemde 346 bin 869 adet olan toplam araç ihracatı, bu yıl yüzde 34 arttı. Bu yıl ocak-temmuz döneminin üretim lideri olan Oyak Renault,

157 bin 109 adet araç ihracatıyla ilk sırada yer aldı. 124 bin 635 araç ihracatıyla Tofaş ikinci sırayı, 95 bin 140 araçla Ford Otosan ise üçüncü sırayı aldı. Toyota Türkiye de aynı dönemde 42 bin 587 araç ihracatıyla dördüncü sırada yerini aldı.

Gülten Kışanak’tan Erdoğan’ın Diyarbakır mitingine gönderme
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gülten Kışanak, referandum ile ilgili aldıkları ''boykot'' kararından vazgeçmediklerini söyledi.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, referandumda aldıkları boykot kararını Siirt'te partililere anlattı. Kışanak, taleplerinin sadece partileri için değil Türkiye’nin Avrupa standartlarında demokrasiye ulaşması için şart olduğunu belirterek, “Biz hükümetten artık laf değil icraat bekliyoruz. Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır mitinginde söyleyeceği sözler çok önemli” dedi.

PKK'nın ateşkes kararı önemlidir
BDP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışınak, 12 Eylül'de yapılacak referandumla ilgili çalışmalarını Siirt’te sürdürdü. Parti binasında basın toplantısı düzenleyen Kışanak, aldıkları boykot kararını anlattı. Kışanak, Türkiye’nin Kürt sorunu dahil tüm sorunlarının yeni sivil, çoğunlukçu bir anayasa yapılarak aşılabileceğine inandıklarını söyledi. PKK’nın son günlerde aldığı eylemsizlik kararıyla, partilerinin boykot tavrının değişmediğini anlatan Kışanak, şöyle dedi:

“PKK'nın son günlerde eylemsizlik kararı almasıyla birlikte yeniden kamuoyunda BDP’nin tavrını değiştireceğine dair gerçeği yansıtmayan haberler yer almakta. Biz boykot kararı aldığımız dönemde yaklaşık 4 ay geçmişi var, bu boykot kararının. O dönemde zaten PKK eylemsizlik halindeydi. Henüz 1 Haziran süreci başlamamıştı. Henüz PKK eylemsizlik kararını bozmamıştı. Onun için tabi ki şunu gözetiyoruz, bekliyoruz, istiyoruz ve temel talebimizdir. PKK’nın ilan ettiği eylemsizlik kararı barışa şans tanıyan, çözüme kapı aralayan çok önemli bir karardır. Mutlaka buna Ankara’da, hükümet de devlet de olumlu bir yanıt vermelidir. Buna verilecek olan olumlu yaklaşım bizi çözüme götürecek, bizi barışa götürecektir. Diyalog ve müzakerelerin başlaması bu ülkenin birçok sorunlarının çözülmesine kapı aralayacaktır, fırsat sunacaktır.”

Başbakan'ın söyleyecekleri çok önemli
PKK’nın eylemsizlik kararını fırsat olarak değerlendiren Kışanak, bu fırsatın Türkiye’nin tüm demokrasi güçleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ancak bunu boykot kararından vazgeçerek yapmayacaklarının altını çizen Kışanak, “BDP’nin boykot tavrından vazgeçmesi bu ülkede diyalog ve müzakere sürecinin başlamasına katkı sunacak bir politika değildir. Buna katkı sunması gereken, bunun önünü açması gereken Ankara’dır, hükümettir, devlettir. Biz artık hükümetten laf değil icraat bekliyoruz. Bu konuda kamuoyunda çıkan demeçler var. Sayın Başbakan’ın Diyarbakır mitinginde söyleyeceği sözler çok önemli” diye konuştu.

ABD'de salmonella salgınına neden olduğu anlaşılan 380 milyon yumurta toplatılıyor.
Güncelleme:19 Ağustos 2010 17:00

ABD'de salmonella alarmı verildi. Son aylarda çok sayıda salmonella vakasına rastlandı.

Hastalığın yumurtadan bulaştığının anlaşılması üzerine, sağlık yetkilileri 380 milyon yumurtanın raflardan toplatılması talimatı verdi.

Kuzey Carolina, Minnesota, Kaliforniya eyaletlerinde 270'den fazla kişi salmonella teşhisiyle tedavi altına alındı.

Ülkede fabrika, market ve restoranlarda da geniş çaplı inceleme yapılıyor.

20 SENENİN EN BÜYÜK SALGINI

Uzmanlar bunun son 20 senede görülen en büyük salgınlardan biri olabileceği uyarısında bulunuyor.

Salmonella bakterisi içeren gıdaları tüketen kişilerde, 8-72 saat içinde ishal, kusma, ateş, mide ve baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.

Salmonella bakterisi gıda zehirlenmesinin en sık görülen nedeni.

Resmi kayıtlara göre ABD'de 1999 yılından bu yana gıda zehirlenmesi 5 bin kişinin ölümüne yol açtı.

Tel Aviv’deki Büyükelçilik binamıza giren Filistinli, konsolosu rehin almak istemişti. TRT Türk Kudüs Temsilcisi Fatih Er de saldırganın binaya girme yolunu izleyerek Büyükelçilik binasına girerdi, güvenlik zafiyetini ortaya çıkardı.
Önceki akşam Türkiye’nin Tel Aviv’deki Büyükelçilik binasına, bıçak ve gaz bidonu ile gireren Filistinli Nedim Encaz muavin konsolosu rehin almak istemişti.

TRT Türk Kudüs Temsilcisi Fatih Er de saldırganın binaya girme yolunu izleyerek Büyükelçilik binasına girdi ve güvenlik zafiyetini gözler önüne serdi.

"SKANDALI ORTAYA ÇIKARDI"

Filistinli saldırganın kullandığı yolu izleyerek Tel Aviv’deki Türkiye Büyükelçilik binasına giren TRT Türk Kudüs Muhabiri Fatih Er, ciddi anlamda diplomatik ve siyasi krizler yaşadığımız İsrail’deki Büyükelçilik binasına elini kolunu sallayan herkesin girebildiği skandalını ortaya çıkarmış oldu.

BÜYÜKELÇİLİĞE UYGULAMALI GİRİŞ

Büyükelçilik binasına giriş anı TRT kamerası tarafından saniye saniye kaydedilen Fatih Er, hiçbir engelle karşılaşmadı. Bir gün önce Filistinli bir saldırganın içeri girmesine rağmen hiç bir güvenlik önlemi alınmayan Büyükelçiliğe rahatlıkla girebilen Fatih Er, Filistinli saldırganın kullandığı binaya giriş yollarını anlatırken, atladığı ve tırmandığı duvarlardan geçti.

Bina etrafına yerleştirilen güvenlik kameralarının kendisini görmediğini anlatan Fatih Er'in, Büyükelçiliğe uygulamalı ve engelsiz giriş haberi dün TRT Türk kanalında yayınlandı. SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Haber 7’nin elde ettiği bilgilere, Büyükelçilik binasının yol geçen hanına döndüğünü ortaya çıkaran
haberden sonra, Dışişleri Bakanlığı’nın harekete geçtiği ve  Tel Aviv’deki Büyük Elçilik görevlileri hakkında güvenlik zafiyetinden dolayı soruşturma başlatılacağı öğrenildi.

Eşinin 'iftarda yiyecek bir şey yok' sözünün ardından intihar eden Hacı Örüç'un ailesine gıda yardımı yapıldı.
Güncelleme:19 Ağustos 2010 14:12

Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’nde iftar saatinde geldiği evinde eşinin, “Yemek yapacak birşey yoktu, yemek yok” sözleri üzerine bunalıma girip intihar eden Hacı Örüç’ün (40) evine, öldükten sonra yardım geldi. Silvan belediyesi aileye, kuru gıda yardımında bulunurken, 4 çocuğuyla ortada kaan Hediye Örüç, büyük üzüntü yaşıyor.

Silvan’da üç tekerlekli el arabasıyla zaman zaman sebze ve meyve satarak, zaman zaman da hamallık yaparak geçimini sağlayan 4 çocuk babası Hacı Örüç’ü intihara sürükleyen olay, 4 gün önce meydana geldi. Günlerdir hiç bir iş yapamayan, evine yiyecek getiremeyen Örüç, iftarını açmak için geldiği evinde eşi Hediye Örüç’e yemekte ne olduğunu sorunca, “Yemek yapacak bir şey yoktu, yemek yok” karşılığını alınca, bunalıma girdi. Çocuklarını sarılıp bir süre ağlayan Örüç, daha sonra evin mutfak-banyo bölümüne geçip, kendisini iple tavana astı. Eşi bir süre sonra merak edip odaya girdiğinde Hacı Örüç’ü ipi keserek indirip, kamşularının yardımıyla hastaneye götürdü. Ancak, Örüç, kaldırıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan tüm müdahaleye rağmen önceki akşam yaşamını yitirdi.

ÖLDÜKTEN SONRA YARDIM GELDİ

Hacı Örüç’ün dramının DHA'nın haberiyle gündeme gelmesinin ardından Silvan’ın BDP’li belediyesi tarafından aileye şeker, zeytin, makarna, margarin ve un gibi kuru gıda yardımında bulunuldu. Türkiye’nin dört bir yanından arayan yardımseverler de Örüç ailesine yardım etmek için girişimde bulundu.

Örüç, ailesinin yaşadığı Bağlar Mahallesi sakinleri de aralarında topladıkarı 1500 TL’lik yardımı Hediye Örüç’e teslim etti.

Eşinin intiharının ardından aylık 100 TL kira ödedikleri evde çocukları ilköğretim okulu 4’üncü sınıf öğrencisi Sadaka (11), bu yıl okula başlayacak Ayşe (7), Ahmet (5) ve Abdulhamit (1) ile başbaşa kalan Hediye Örüç (37), büyük üzüntü yaşıyor.Anne Örüç, eşinin son 1 yıl içinde para kazanamadığını anlattı. Komşularının verdikleri yemeklerle karınlarını doyurduklarını söyleyen Örüç, “Komşularımız bize zaman zaman para, bazen yemek, bazen de çocuklarının giymediği giysileri getiriyordu. Bu yardımlarla geçiniyorduk. Eşim hem hasta, hem de güçsüzdü. Burnundan 3 kez ameliyat oldu. Ama yine de iyileşmedi. Mesleği de yoktu. Günübirlik işlere giderdi” dedi.

BİRLİKTE İNTİHARI DÜŞÜNMÜŞLER

Anne Örüç, yaşadıkları çaresizliği anlatırken, 15 gün önce eşi ile birlikte intihar etmekten bahsettiklerini söyledi. Çocukların uyuduğu sırada intihar konuştuklarını anlatan Örüç, “O akşam yine yemek bulamamıştık. Eşimle oturup ne yapabileceğimizi konuştuk. Ben intihar edeceğimi söyledim. Eşim de, ‘Sen etme. Ben çocuklara bakamam. Ben intihar edeceğim’ demişti. Uyuyan çocuklarımıza bakarak birlikte ağladık ve intihardan vazgeçmiştik” dedi.

ÇOCUKLAR EVE GİRMEYE KORKUYOR

Eşinin ipe asılı halini çocuklarıyla birlikte gördüklerini ve bu yüzden korkudan eve giremediklerini anlatan Edibe Örüç, şunları söyledi:

“İftar saatinde eşimi iple tavana asılı halde bulduk. Ben ve 4 çocuğum bunları gördük. Yanımızda kimse yoktu. Şimdi de yanımızda kimse yok ve hem ben hem çocuklarım içeri girmeye korkuyoruz. Çocuklarım içeri girdiklerinde bağırıyorlar. Babalarının ipe asılmış halini gördüklerini söylüyorlar. Ben de aynı şeyleri görüyorum. Kimim kimsem yok. 4 çocuğumla ortada kaldım. Eşimden bana kalan tek hatıra duvardaki fotoğrafı oldu.”

Magazin Manset

Resim
Cihangir'i topa tuttu
Perşembe, 09 Eylül 2010
Cihangir semtinde yaşayan oyuncu Akasya Asıltürkmen, 10 maddede Cihangir'i tanımladı.Güncelleme:09 Eylül 2010 19:05Son dönemin popülaritesi... Devamını oku...
Resim
Birincilik garanti
Salı, 14 Eylül 2010
2009’da Hadise’nin Eurovision’da dördüncü olduğu 'Düm Tek Tek' şarkısının bestecisi Sinan Akçıl, şimdi de kollarını Hande Yener... Devamını oku...
Resim
Oyunculuk eğitimimi sette aldım
Salı, 14 Eylül 2010
Oyunculuk eskiden beri istediğiniz bir iş miydi?Aslında oyunculuk benim için büyük bir şans oldu! Çocukken büyükelçi olmak istiyordum.... Devamını oku...
Resim
Yeni gelini dolandırdılar
Çarşamba, 12 Ekim 2011
Tolga Karel ile evlenen Günay Musayeva, geçtiğimiz günlerde dolandırıldığı iddiasıyla savcılığa başvurdu. Avukat Z.T.’nin kendisine... Devamını oku...
Resim
Demokrasi sanatı
Salı, 14 Eylül 2010
TÜRKİYE’nin sanatçıları pazar günü Türkiye’nin geleceği için sandık başındaydı. Referandum öncesi yeni Anayasa paketi hakkındaki... Devamını oku...
Resim
Zirve'de fazla tutunamadı
Perşembe, 09 Eylül 2010
Avrupa'nın En İyi Dans Müziği yarışmasında Demet Akalın zirveden indi...Güncelleme:09 Eylül 2010 19:402001'den beri her yıl eurodanceweb.... Devamını oku...
Resim
Beni tavuk gibi çiftleştiriyorlar
Salı, 14 Eylül 2010
Uzaylı' adlı şarkısıyla son günlerin en çok konuşulan ismi Hande Yener, hakkında çıkan dedikodulara isyan etti. 'Uzaylı' için çektiği... Devamını oku...
Resim
Artık o dudaklar da yok
Perşembe, 09 Eylül 2010
Sıkı bir diyete giren ve 20 kilo veren Seren Serengil dudaklarına yıllar önce enjekte ettirdiği yağları aldırdıGüncelleme:09 Eylül 2010... Devamını oku...
Resim
İzmirli'den Sezen Aksu'ya şok
Perşembe, 09 Eylül 2010
İzmir'de Sezen Aksu Sokağı'nda oturanlar, sanatçının adının sokaklarından kaldırılması için imza kampanyası başlattı.Güncelleme:08... Devamını oku...
Resim
Abdülhey vuruldu Polat zorda
Çarşamba, 27 Ekim 2010
Abdülhey ölüyor mu?Kurtlar Vadisi Pusu'da heyecan dorukta. Abdülhey çatışmada vuruluyor...Güncelleme:26 Ekim 2010 09:43Kurtlar Vadisi Pusu'da... Devamını oku...
Resim
Dekoltem düğmeleri zorluyor
Perşembe, 09 Eylül 2010
Şen Yuva'nın Ajans Mualla'sı Mehtap Bayri, seksi karakterinden çok memnunGüncelleme:09 Eylül 2010 19:36Ceyda Düvenci, Levent Üzümcü ve... Devamını oku...
Resim
Komedi Dükkanı'nda kriz çıktı
Cumartesi, 11 Eylül 2010
Komedi Dükkanı ekranlara dönmeden bir krizle sarsıldı...Güncelleme:11 Eylül 2010 17:10Komedi Dükkanı'nın yüzü merak edilen yönetmeni... Devamını oku...
Resim
Dürüst olsunlar
Perşembe, 09 Eylül 2010
İbrahim Tatlıses, Sibel Can ve Seda Sayan'dan sonra Tuğba Özay da, halı reklamı için kamera karşısına geçmeye... Devamını oku...
Resim
Herkes bu kasetin peşinde
Cuma, 17 Eylül 2010
Şu sıralar silikonları ve frikikleriyle gündemde olan The Hills dizisi oyuncusu Heidi Montag'ın, Playboy güzeli Karissa Shannon ile birlikte... Devamını oku...
Resim
Küçük Sırlar rekor kırdı
Cumartesi, 11 Eylül 2010
İzlesene.com'un verilerine göre internette bu yaz en çok ilgiyi 'Küçük Sırlar' gördü. Sabırsızlıkla beklenen dizi ise "Fatmagül'ün... Devamını oku...

Magazin

News image

Yeni gelini dolandırdılar

Tolga Karel ile evlenen Günay Musayeva, geçtiğimiz günlerde dolandırıldığı iddiasıyla savcılığa başvurdu. Avukat Z.T.’nin kendisine ...

Devamını Oku
News image

Abdülhey vuruldu Polat zorda

Abdülhey ölüyor mu?Kurtlar Vadisi Pusu'da heyecan dorukta. Abdülhey çatışmada vuruluyor...Güncelleme:26 Ekim 2010 09:43Kurtlar Vadisi Pusu'da ...

Devamını Oku
News image

Herkes bu kasetin peşinde

Şu sıralar silikonları ve frikikleriyle gündemde olan The Hills dizisi oyuncusu Heidi Montag'ın, Playboy güzeli ...

Devamını Oku
News image

Birincilik garanti

2009’da Hadise’nin Eurovision’da dördüncü olduğu 'Düm Tek Tek' şarkısının bestecisi Sinan Akçıl, şimdi de kollarını ...

Devamını Oku
News image

Oyunculuk eğitimimi sette aldım

Oyunculuk eskiden beri istediğiniz bir iş miydi?Aslında oyunculuk benim için büyük bir şans oldu! Çocukken ...

Devamını Oku
News image

Demokrasi sanatı

TÜRKİYE’nin sanatçıları pazar günü Türkiye’nin geleceği için sandık başındaydı. Referandum öncesi yeni Anayasa paketi hakkındaki ...

Devamını Oku
News image

Beni tavuk gibi çiftleştiriyorlar

Uzaylı' adlı şarkısıyla son günlerin en çok konuşulan ismi Hande Yener, hakkında çıkan dedikodulara isyan ...

Devamını Oku
News image

Kurtlar'a polis baskını

Başakşehir'de çekimleri devam eden Kurtlar Vadisi Filistin filminin bir sahnesinin yanlış anlaşılması sonucu polis harekete ...

Devamını Oku
News image

Küçük Sırlar rekor kırdı

İzlesene.com'un verilerine göre internette bu yaz en çok ilgiyi 'Küçük Sırlar' gördü. Sabırsızlıkla beklenen dizi ...

Devamını Oku
News image

Tutkudan avuçlarımın içi yanar

Hanımın Çiftliği'nde Gülizar karakteriyle tanıdığımız Evrim Solmaz ilginç açıklamalarda bulundu...Güncelleme:11 Eylül 2010 19:50Evrim Solmaz, yıllardır ...

Devamını Oku
next
prev
Yeni gelini dolandırdılar

Tolga Karel ile evlenen Günay Musayeva, geçtiğimiz günlerde dolandırıldığı iddiasıyla savcılığa başvurdu. Avukat Z.T.’nin kendisine Türkiye’de oturma ve çalışma izni alma vaadinde bulunduğunu, bunun karşılığında da 20 bin dolar istediğini belirten Musayeva, aradan beş ay geçmesine rağmen ne gerekli izinlerin alındığını ne de paranın iade edildiğini söyledi: “Kendisine paranın yanı sıra üniversite diploması dahil birçok resmi evrak da verdim. Çünkü bana resmi işlemler sırasında bunlara ihtiyacı olduğunu söyledi. Beş ay geçti aradan, para da yok ortada, evraklar da... Bu felaket ileride başkalarının da başına gelmesin diye hukuk savaşı başlattım.”

 

Facebook Paylaş

Bu Haberi Facebook Paylaş