Çamyuva Belediyesi Şokta

ANTALYA’nın Kemer İlçesi’ne bağlı Çamyuva Belde Belediyesi’nin 16 yıllık çaycısı, evli ve 2 çocuk babası 45 yaşındaki Tevfik Orçan, çay ocağında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi.
Çamyuva Belediyesi’nin kurulduğu 1994 yılından bu yana çaycı olarak çalışan Tevfik Orçan, bugün saat 07.30 sıralarında çay ocağını açtı. Bir süre sonra Orçan’ı çay ocağı önünde yerde hareketsiz yatarken gören bir temizlik görevlisinin durumu bildirmesi üzerine belediyeye sağlık ekibi çağırıldı. Sağlık ekibi, Orçan’ın öldüğünü belirledi. Orçan’ın ölüm haberini öğrenen Çamyuva Belediye Başkanı CHP’li Ahmet Can ve belediye çalışanları, gözyaşlarına engel olamadı.

Yağmur nedeniyle belediyeye ıslanmış halde gelen Orçan’ı, ısınmak için elektrikli ısıtıcının fişini prize takmak isterken elektrik çarptığı tahmin ediliyor. Kemer Cumhuriyet Savcısı ve Çamyuva İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin olay yerindeki incelemelerinin ardından Orçan’ın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

‘ÇOK GÜLDÜK BİRİMİZ ÖLECEK Mİ?’
Çay ocağında elektrik atkımına kapılarak yaşamını yitiren Çamyuva Belediyesi çaycısı Tevfik Orçan’ın, dün öğleden sonra çalışma arkadaşlarıyla belediye binasında şakalaştığı, yapılan esprilere uzun süre kahkahalarla gülmesinin ardından, “Çok güldük. Bu durum hayra alamet değil, birimiz ölecek mi yoksa” dediği ortaya çıktı.

Kaynak habergo

Yeni Yıl Mesajı

Çamyuva Belediye Başkanı Ahmet Can’ın yeni yıl mesajı:

Yeni yılın tüm dünya insanlığına savaşsız, barış içinde huzur ve mutluluk getirmesi temennisiyle, Çamyuva lı hemşerilerimin yeni yılını kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Ahmet Can

Mavili koylara çıkan tarihi yollar

Denizin içindeki Phaselis Antik Kenti kalıntılarının üzerinden yüzerek kumsala çıktık. Çam ağaçlarının gölgelediği, etrafı harabelerle dolu antik yoldan, tarihin sırlarla dolu atmosferini hissederek yürüdük. Yolun sonunda bir sürpriz bekliyordu; mavilikler içinde bir koy daha!..
Tekneyle Phaselis’e doğru yol alırken, bir yandan hafif hafif dalgalanan Akdeniz’i, bir yandan sırtını Olimpos (Tahtalı) dağına yaslamış Kemer ve Çamyuva sahillerini, yolumuzun üstüne çıkıveren minik koyları seyrediyoruz. Karadan ve denizden gidilebilen bu antik kent, Antalya’ya 58 kilometre, Kemer’e 15 kilometre mesafede.
Uzaklardan yalçın tepeleriyle heybetli görünen Bey Dağlarına bakarken, çevresi çam-sedir-sandal ağacı-makilerle dolu tepeciklerle kuşatılmış koya giriyoruz. Demirleyen tekneden Phaselis’in lacivertli mavili ışıl ışıl denizine atıyor kendini herkes. Koyu çepeçevre ince bir şerit gibi saran kumsala ayak basıyoruz ve iğneli yapraklarını-kozalaklarını denize doğru sarkıtmış çamların altından geçerek antik kentin sokaklarına dalıyoruz.
GÜL PARFÜMÜ KOKAN LİKYALI KADINLAR
Rehberimiz Tolga Bey, Hadrianus Kapısı’nı anlatırken, ben adeta o çağa ışınlanıyorum. Başındaki defne yapraklarından yapılmış tacın altından görünen kıvırcık saçları, kemerli burnu ve sert bakışlarıyla Roma İmparatoru Hadrianus’un, iri kıyım gövdesiyle, üstündeki sarılmış sarmalanmış elbisesini savurarak, kemerli kapıdan girerek yürüdüğünü görür gibi oluyorum. Bu heykellerle süslü sokakta, uçuşan elbiseler giymiş gül parfümü kokan hoş kadınlar, dükkanlara girip-çıkıyor.“ Tiyatro kısmına geldik” sesiyle kendime geliyorum. Tiyatro, mitolojide tanrıların yeri olarak anlatılan Olympos (Tahtalı) dağını tam karşıdan görecek şekilde yapılmış. Orada tanrılar oturmuş mu bilinmez ama, tepesinde bulutlar gezen dağ çok etkileyici.
Caddeden ilerleyerek, antik çağda askeri liman olarak kullanılan başka bir koya ulaşıyoruz. Tarihle iç içe, yüzen-güneşlenen-balık tutan tatilciler var. Tepelerin başlarındaki ve kıyıdaki çam ağaçları denizi seyrediyor. Bu görünüm bana Cevat Çapan’ın şu dizelerini çağrıştırıyor;

Dağın eteklerinde orman,
Çam, sedir, ulu çınarlar,
Birbirini seyrediyor aynasında denizin,
Çamlar pürleriyle suskun,
Sedirlerin gözleri uzakta,
“Ölünceye kadar seninim,” diyor denize
Kendi gölgesinde yanan bir çınar..

Bu koyun arka kısmında kıyısı harabelerle dolu küçük bir koy ve denize doğru dizi dizi uzayıp giden su kemerleri gözümüze çarpıyor. Deniz-orman-tarih ahengini fotoğraflamak için çalışırken, oltayı denize atmış bir tatilci ve kızının, balık yakalama keyfinin objektifime takılması çok hoşuma gidiyor.
ZENGİN LİKYA KENTİ PHASELİS
690 yılında Rodoslular tarafından kurulmuş, ticarette ve denizcilikte başarılı Phaselis, yaban gülünden yapılan parfümü ile ün yapmış. Bu zengin Likya Kenti, tarih boyunca Perslerin, Mısırlıların, Romalıların ve Arapların hakimiyeti altına girmiş. Kentin bugünkü kalıntıları, Roma ve Bizans dönemine ait. Phaselis’e hizmette bulunan Roma İmparatoru Hadrianus’un adına yapılan anıtsal kemerli kapı, agora ve heykellerin kalıntılarını görmek mümkün. Yarımada üzerine kurulmuş kentte üç liman bulunuyor. Kuzey ve Güney limanları birbirine, 125 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde bir caddeyle bağlanmış. Kenarları heykellerle süslenmiş taş yolun iki yanına, agora, gymnasium, hamam ve dükkanlar sıralanmış. Kanalizasyon ve drenaj sistemi de bulunan bu gelişmiş kentte, su kemerleri ve sur kalıntıları da dikkati çekiyor. Caddeden taş merdivenlerle çıkılan tiyatro, yarımadanın en yüksek tepesine kurulmuş.

Çamyuvanın Tarihçesi

20Beldemiz Çamyuva 1944 yılına dek Kemer’in bir mahallesiydi ve o zamanki mahalle adı Ağva idi.
Ağva mahallesi Kemer’den ayrılarak köy oldu. Beldemizin bitişiğinde bulunan AĞVA(Su)deresinden dolayı bu adı almıştır.  (Ağva kelimesi İtalyanca’da su anlamına gelmektedir.) 1961 yılında bir yasa ile Türkçe olmayan yerleşim birimlerinin adları değiştirilerek yerine Çamyuva adı verildi.

Böylece beldemiz  Çamyuva adını aldı. 1992 Yılında Belediye olan Çamyuva Beldesi ilk defa 1994 Yerel Seçimlerinde Belediye olmuştur. Çamyuva Beldemizin 3 adet mahallesi vardır. Bunlar Merkez Mahallesi, Uzunçınar Mahallesi ve Sarıören Mahallesi’dir.

Beldemiz, Antalya’nın güney batısında, yurdumuzun güneyinde ve Akdeniz Bölgesindedir. Doğusunda Akdeniz, batısında Tahtalı dağı, güneyinde Ağva deresi (bu dere Kemer ile sınırını teşkil etmektedir.
ve güneyinde Phaselis antik kentiyle Tekirova Beldesi bulunmaktadır.Beldemizin yüzölçümü 2.000.000.m2.dır.
Nüfusu 10.000 civarında olup, yaz sezonunda 30.000’i  bulmaktadır. Beldemiz Çamyuva parlak güneşi, yılın sekiz ayında denizden yararlanmaya olanak veren iklimi, çevreyi saran dağları, doğal güzelliği, antik izleri ile ünlüdür.
İlçe merkezine 8 km. şehir merkezine 50 km. uzaklıkta bulunan beldemizde nadide kumsalımız denize nispet yaparcasına ikinci bir güzellik sergilemektedir.
Haziran ayının ortalarına kadar o kumsalların üzerinde güneşlenip terlerken zaman zaman tahtalı dağının
başındaki bembeyaz kara bakıp kışın serinliğini, yüreğimizin kuytu bir köşesinde hisseder, sırtımızda güneşin sıcaklığı ayaklarınızda denizin sarhoşluğu, yüreğinizde karın serinliği bambaşka düşlere dalar
gidersiniz.Yaylaları; Yaylara yapılan safari gezileri , geziler sırasında yayla köylerinde ikram edilen soğutulmuş buz gibi bir bardak ayranı, suyu ayrı bir lezzet ayrı bir güzelliktir.

Gökyüzünün kaybolduğu, çınar ve çam ormanlarının sizi yeşil bir fanus gibi sardığı yeşillikler içinde geleceğin umutlarına, aşkların en güzeline götüren ikinci bir belde yoktur.El değmemiş doğal güzellikleri, güneşi, denizi, kumu, gezdikçe tanıdıkça sizi asırlar öncesine götüren tarihi zenginlikleri ile Olimpos’un Phaselis’i birkaç
sayfa ile anlatılamaz.Dalından koparılan dünyanın en güzel portakalı, narı, seradan ellerinizle topladığınız sebzeleri, başında bekleyerek sağılanı aldığınız sütü, kümesten aldığınız birkaç yumurtası, bu doğal güzelliklerinin yanı sıra, inşa edilmiş süper konaklama tesisleri, her bütçeye cevap veren mütavazi pansiyonları, zengini, cahili, uleması, yerlisi yabancısı, çarşısı pazarı, polikliniği, kliniği hiçbir fark gözetmeden sadece insan olgusunun düşünülüp yaşandığı bir beldedir Çamyuva.Daha ne söylenebilir, sokaktaki köpeğine, bahçesinde, parkında oynayan çocuğuna, bin bir çeşit ağacına, çiçeğine, kuşuna, toprağına, taşına soluduğumuz her pislikten yoksun havasına candan gülen insanına tutkun olmamak elde değil.
Kısacası Çamyuva’yı tanımak, Çamyuva’da yaşamak bir sevdadır.